Almanya Türk Toplumu (TGD), 30 yıllık geçmişini Berlin’de düzenlenen kapsamlı bir etkinlikle andı. Robert Bosch Vakfı’nın Berlin ofisinde gerçekleştirilen programa, TGD’nin eyalet temsilcilerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarından, akademiden ve kültür çevrelerinden çok sayıda isim katıldı.
Etkinlik, Alman müzisyen Petra Nachtmanova’nın saz performansıyla başladı. Gecenin moderasyonunu Özge Uslu ile Doğuş Albayrak üstlenirken, açılış konuşmasını Robert Bosch Vakfı adına Dr. Gordian Haas yaptı. Ardından kürsüye çıkan TGD Eş Başkanları Aslıhan Yeşilkaya-Yurtbay ve Gökay Sofuoğlu, Almanya’daki Türk toplumunun otuz yılda verdiği örgütlü mücadelenin altını çizerek, göç, siyasal katılım ve eşit yurttaşlık alanlarındaki çalışmaların süreceğini ifade etti.
Sofuoğlu, TGD’nin ortaya çıkış sürecinde Almanya’da Türk toplumunu hedef alan ırkçı saldırıların etkili olduğunu hatırlatarak, örgütün kuruluş gerekçesinin aradan geçen yıllara rağmen önemini yitirmediğinin altını çizdi.
"Biz" ve "siz" ayrıştırması
Gecenin ana konuşmacısı Prof. Dr. Dr. Michel Friedman, göçmen kökenli bireylerin karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmediğini vurgularken, demokrasinin temelinin karşılıklı saygı ve bireyin kendi yaşamı hakkında söz söyleyebilmesi olduğunu belirtti.
“Biz” ve “siz” ayrımının artık terk edilmesi gerektiğini ifade eden Friedman, üçüncü kuşak bireylerin hala göçmen olarak tanımlanmasının çifte standarda işaret ettiğini dile getirdi.
Friedman, ırkçılığın Almanya’da hala yapısal bir sorun olmaya devam ettiğini ifade etti.
Program, anlatıcı Dr. Neslihan Arol’un sahnelediği “Bir Meddah Yolculuğu” başlıklı performansla sona erdi.
ARTI49