Kaan Hızlı - ArşivliYorum
Geçen haftaki yazımızı biraz açalım, biraz daha detay verelim ve konuya hakim olmayan okuyucular ve ayrıntı severler için detaylı bir yazı çıkaralım.
Öncelikle yazımızda paylaştığımız görsellerin tamamı şahsi koleksiyonuma ait. Ben İstanbullu bir babanın Ankaralı bir annenin oğlu olarak Almanya'da doğdum. Türk siyasi tarihi ve Osmanlı dönemi Türk modernleşmesindeki muhalif nesiller ve reform hareketlerini araştırdım.
Türk modernleşmesi genel olarak belirli meslek gruplarında örgütlenmişti. Yeni Osmanlılar, gazeteci; Jön Türkler, Tıbbiyeli; İttihatçılar, subaydı. Çok sevdiğim iki yazardan biri güzel bir terim getirmişti lügata: "Beyaz Türkler". Okumuş, aydın, devlet yönetiminde kritik görevlerde olan asiller...
"ArşivliYorum" sizlerle!
Bu konularla ilgi de yaklaşık 18 yıldır derin bir kolleksiyon oluşturdum. Harp tarihi ve Türk-Alman ilişkileri üzerine İttihat ve Terakki Partisi, Enver paşa gibi özel isim ve siyasi hareketlere gönül verdim. Dönemine ait fotoğraflar, belgeler, kartpostal, mektup ve terekeler topladım. Çeşitli müzayede ve koleksiyonerlerle güzel ilişkiler sağladım. Türk-Alman ilişkileri konusunda kapsamlı belgeler topladım. Birinci Dünya Harbi önce Alman Dışişleri'ne bağlı Kaiserlich Deutsches General Konsulat Konstantinopel, yani İstanbul’daki Alman Elçiliği'ne bağlı İstanbul Tarabya'da bulunan Alman Konsolosluğu o yıllarda Türkiye ile ilişkilerini kapsayan 5 klasör belgeleyi, çok ilginç bir şekilde kolleksiyonuma katmayı başardım.
Yıllardır toplanan bu ilginç malzemelerin sadece teşhir edilmesi ve tozlu raflarda kalması tarih severler açısından çok dogru olmadığını düşündüğüm için paylaşmanın bir yolunu ararken ARTI49 ekibinin "ArşivliYorum" düşüncesi adı altında sizlerle paylaşmaya karar verdik.
İki devlet tek millet: Türkler ve Almanlar!
Aslında konuya Harp Madalyası ile başladık ama mevzu sandığımızdan çok daha derin. Tabii bunun bir de "Haç" olanı var, yani Demir Haç Madalyası... Bu iki madalya Türk-Alman ilişkilerinin askeri bağlamda nişanesi olmuş Türklere "Demir Haç", Almanlara "Tuğralı Harp Madalyası" takılmış ve bu iki toplum resmi olarak birlikte savaşmış.
Tabii bu konu Harp Tarihi adı altında araştırılması gereken bir konu. Türk-Alman ilişkileri sosyal, ekonomik, toplumsal ve kültürel başlıklar altında ayrı ayrı araştırıldığında bugün aslında iki devlet-tek millet deyimi Almanlar ile Türklere atfedilmiş olması gerekiyor.
Madalyaların önemi
Anlatayım: Osmanlı Madalya Nizamnamesi'ne göre Harp-Madalyası sağ göğsün üç parmak altına takılır. Demir Haç, yani Osmanlıca - Demir Şalip Nişanı, daha düzensiz rastgele takılmış olsa da Osmanlı Padişahı'ndan (Sultan), en önemli kurmay ve üst düzey askeri kadrolardan tutun da, devlet kadrolarında görevli memur ve bürokratlara verilmiş!
Çok ilginçtir ki elimde olan bir Alman Konsolosluk belgelerinden bir klasör, Nasyonal Sosyalistler'in yönetimi ele geçirdikleri dönem olan 1933-1945 tarihleri arasında Birinci Dünya Harbi'nde 1914-1918 Osmanlı Ordusu'nda görev yapmış, çeşitli Alman asker ve memur aileleri ölmüş dedeleri babaları, savaşın bitişi ile ve Almanya’ya apar topar dönmüş olmalarından dolayı alamadıkları madalyaları Konsolosluk ve Dışişlerinden tekrar talep etmişler. Bu talepler arasında Çanakkale'den bildiğimiz Liman Von Sanders'in (Der Löwe von Galipoli ) yaveri de var (Adjutant -Almanca Yaver).
"Askerden milletvekili olmaz!"
23 Nisan 1923'de Genç Cumhuriyet'in kurulması ile işler değişti. Tarih Kurumu, Dil Kurumu, İnkılaplar derken askeri Nizamname de değişti ve Mustafa Kemal "Askerden milletvekili olmaz" dedi. Kurtuluş Savaşı öncesi madalyaların takılması yasaklandı, Nizamname kapsamında Ankara hükümetinin verdiği İstiklal Harbi'ne bağlı İstiklal Madalyalarının takılması öngörüldü.
Osmanlı'da son ikiyüz yıl Devlet-i Aliye'nin -Osmanlı diye bir devlet yok- devleti Aliye'dir onun adı, son iki yüz yıl (Dağılma Dönemi) Hariciye yazışmaları (Dışişleri Bakanlığı yazışmaları) hem Fransızca'dır hem de yazışmalarda İstanbul yerine Konstantinopel ibaresi kullanılmıştır (Bu da belgelerle sabittir). Mustafa Kemal, ecnebi devlet yazışmalarında Konstantinopel antetli yazışmaların kesin suretle postane (PTT) kurumu tarafından mektupların bağlı oldukları Ülker’e iadesini istemiştir.
Almanlar Türklerle savaştı, İslam coğrafyası İngilizlerle bir oldu ve Türklere saldırdı
Almanlar da İslam'a ve İslami sembollere farklı bakıyordu. Alman Kralı İkinci Wilhelm, Müslümanlar adına elinde yeşil bayrakla at üstünde güdüde girdi ve cihad emretti. Almanlar; Çanakkale’de, Sina'da Trablusgarp’ta bizimle savaşırken, Filistin dahil olmak üzere İslam coğrafyası İngilizlerle bir oldu ve Türklere karşı savaştı. İngilizler buna "Kaç yüz yıllık ümmetçilik anlayışını kırdık, İslam coğrafyasını birbirine düşman ettik" dedi.
Araplar, Sina Çölü’nde Türk askerleriyle dolu tren vagonlarına saldırılar düzenlerken; Almanlar, Çanakkale Harbi’nde toplarımızı koruyan Seyit Onbaşı’nın o ünlü Fransız kruvazörünü vurduğu, uzun namlulu ve ürkütücü topları (Krupp Stahlwerke üretimi) dâhil olmak üzere, kullandığımız ağır ve hafif silahların büyük kısmını Osmanlı’ya vermişti.
Yazıyı yanıltıcı ama düşündürücü bir soruyla bitirelim:
1914’te Birinci Dünya Savaşı başladığında, 1 Kasım 1914’te Rus Çarlığı Devlet-i Aliyye’ye (Osmanlı’ya) savaş ilan etti.
1918’de Mondros Ateşkesi imzalandı.
1919’da ise Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışıyla Kurtuluş Savaşı başlıyor ve Kurtuluş Savaşı'nın ortalarında silah yeteriszliğimizi yine Ruslar gideriyor.
Peki, 1914’te bize savaş ilan eden Ruslar, 1919’da neden Kurtuluş Savaşı’nı kazanmamız için bize silah gönderdi?
Devletler arasında aşk olmaz
Şunu unutmamak gerekiyor, Almanya bizi sevmiyor, İngilizler kıskanıyor, yok Fransızlar bayılıyor, Araplar ihanet ediyor gibi düşünceler basit avam ve kısır bir düşüncedir. Devletler arasında sevgi, aşk ve duygusal davranışlar olmaz, ilişkiler konjektüreldir ve toplumsal, coğrafi, siyasi çıkarlara dayalıdır .
300 yıllık İslam coğrafyası hakimiyetinden Osmanlı ne petrol çıkarabildi, ne dilini, kültürünü yayabildi, ne de kalıcı bir hakimiyet kurabildi. Çünki Tekke ve Zaviyeler'den mühendis, düşünür, filolog, antropolog, sanatçı, filozof değil, HAFIZ ÇIKARDI!
Bütün sorunların temelinde Osmanlı'da yüzyıllar içerisinde tek güç dengesinin Osmanoğlu ailesinin keyfinden başka bir güce izin vermemesi ile bir Türk aristokrasisi kuramamış olmamız; bu topraklardan filozoflar, düşünürler çıkmadığı için 200 yıl Fransızlara, yaklaşık 70 yılda Almanlara mahkum olduk!
Kaan Hızlı
ARTI49