Alman polisi vurdukça, AKP’liler coşuyor

Alman polisi göstericileri dövdükçe #direnhamburg etiketi altında coşan AKP’liler, dükkanların yağmalanmasından ve insanların yaralanmasından zevk duyuyor. Ancak Almanya’da polis şiddeti olması, Türkiye’deki adaletsizliği hoş göstermeye yetmez.

OKTAN ERDİKMEN - Hamburg’da düzenlenen G-20 zirvesine protestolar ve Alman polisinin sert müdahalesi damgasını vurdu. Toplantıda ne konuşulduğundan ziyade, yağmalanan dükkanlar, yakılan arabalar, su sıkılan, coplanan gençler ön plandaydı.

Protestocuların çoğu barışçıl gösteri yanlısıydı ancak kendilerini kara blok olarak tanımlayan provokatif gruplar, olayları çığrından çıkardı. Dünyanın içinde bulunduğu adaletsiz durumun sorumlusu vahşi kapitalizmdir. Ancak bu şekilde protesto ederseniz, insanlar kapitalizmin iyi bir şey olduğunu düşünürler. 

Yüzlerce göstericinin ve polisin yaralandığı, yüzlerce kişinin gözaltına alındığı protestoların hedefinden saptığını, barışçıl grupların liderleri de kabul ediyor.

Alman polisinin sert müdahalesi ve basına bu görüntüleri yayımlamama çağrısı yapması demokrasiye aykırıdır. Ancak insanların yaralandığı, polisin su sıktığı görüntüleri zafer nidalarıyla #direnhamburg etiketiyle paylaşan AKP’lierin mutluluğu, insanlığa aykırıdır.

Hiçbir normal insan, yerlerde sürüklenen, dövülen göstericilerden, yağmalanan dükkanlardan ve yakılan arabalardan zevk almaz.

Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları ve yasakları savunacağım diye, Almanya’daki kötü örnekleri göstermek yanlıştır.

Kaldı ki, Türkiye’de 3 kişi bir araya gelince şarkı söylemeyi yasaklayan bir yönetim var. Alman hükümeti ise, Hamburg savaş alanına dönmesine rağmen protestoları yasaklamayı aklından geçirmiyor.

Bu görüntüleri izleyen AKP’lilerin, Gezi hareketinin ve Adalet Yürüyüşü’nün ne kadar barışçıl eylemler olduklarını görüp düşünmesi gerekirken, Alman polisinin sert müdahalesinden haz almaları akıl ve izanla açıklanacak bir durum değil. 

Türkiye’yi en iyi anlatan fotoğraf

Zirvenin Türkiye açısından nasıl geçtiğini ise bu fotoğraf çok güzel özetliyor.

Referandumda 2 oy fazla alacağım diye Avrupa’da kasten çıkarılan kavgaların, tutuklanan gazetecilerin, FETÖ’cü diye işten atılan solcuların, FETÖ’cü olmasına rağmen salıverilen damatların, referandumda çevrilen dolapların karşılığı olarak Avrupa Birliği kurumlarından rapor üstüne rapor, açıklama üstüne açıklama geliyor.

Biz bu dünyada yalnızız. 

Bir gün ABD’den, ertesi gün Rusya’dan yana sallanıp duruyoruz. 

Vatandaşa vize kalkacak diye bekliyoruz ama  bakanlarımız bile Avrupa’ya gelemiyor.

Cumhurbaşkanımızın konuşma yapması yasaklanıyor.

Konsoloslukta video çekerse, polis müdahalesiyle tehdit ediliyor. 

İnsanlarımızın yarısı ise Alman polisi vurdukça coşuyor, başka insanların yerlerde sürünmesinden, dayak yemesinden, dükkanların yağmalanmasından ve arabaların yakılmasından zevk duyuyor.

Onlar da biliyorlar ki, Türkiye’de adalet ve demokrasiden, basın özgürlüğünden eser kalmadı.

Bakın, Almanya’da da kalmadı diye seviniyorlar.

AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Hamburg Polisi medyaya çağrıda bulunuyor, 'lütfen görüntü almayın' diyor. Bakalım basın özgürlüğüne müdahale diye bağıranlar çıkacak mı?!?” diye Twit atıyor.

Evet Sayın Yeneroğlu, biz Türkiye’de de, Almanya’da da, Uganda’da da basın ve ifade özgürlüğünden yanayız. Bu durumda da “Basın özgürlüğüne müdahale” diye bağırıyoruz.

Peki siz Türkiye’deki haksızlıklara, hukuksuzluklara, baskılara sessiz kaldığınız için biraz olsun utanmıyor musunuz?

Avrupa Haberleri