AKP'liler Avrupa'da ırkçılara çalışıyor

Biri Alman vatandaşı olmuş, ’Ölümüne Reis’ diye bağırıyor, diğeri camide çocuklara silahlı gösteri yaptırıyor, Erdoğan onları arıyor, para gönderiyor. Bu kabadayılıkların bedelini, alın teriyle çalışan gurbetçi ödüyor.

OKTAN ERDİKMEN - Geçtiğimiz günlerde Almanya’da bir Diyanet camisinde, çocuklara askeri kamuflaj giydirilip, oyuncak silahlarla gösteri düzenlendi.

Almanya’daki tüm ırkçılar birleşip, Türklerin imajını nasıl yerle bir ederiz diye kongre yapsalar, herhalde bundan daha iyi bir fikir bulamazlardı.

Daha da kötüsü, birçok kişinin bu yapılanlara ‘Çocuklarımıza dinimizi, bayrağımızı öğretiyorlar’ diye destek olmasıydı. O yaşlarda bir çocuğun vatan, millet, bayrak gibi kavramları anlamasının mümkün olmadığını bilenlerse olayları endişeyle izlediler.

Diyanet zaten casusluk soruşturması, camilerde AKP propagandası yapılması gibi nedenlerle mercek altındaydı. Son olaylarsa bardağı taşıran damlalar oldu ve önümüzdeki günlerde eyaletlerdeki İslam din dersleri, federal bütçeden alınan proje destekleri (Almanya, 2016’da 3 milyon 270 bin avro vermişti), Türkiye’den gönderilen imamların durumu gibi birçok konuda olumsuz gelişmelerin yaşanacağını tahmin edebiliriz. 

Herford Camii yönetimi, olay ortaya çıkınca bundan haberleri olmadığını, etkinliği başkasının düzenlediğini iddia etti. Aslında durum buysa çok daha vahim. İnsanların çocuklarını emanet ettikleri bir kurumda, yöneticilerin haberi olmadan etkinlik yapmak daha büyük bir skandal olsa gerek.

‘Reis mesajı aldı, ölmeye gerek yok’

Haftanın bir diğer ilginç haberi de Stuttgart’ta gözaltına alınan bir vatandaşın, polis gözetiminde ‘Reisi seviyoruz, ölümüne Erdoğan’ diye haykırmasıydı. 

UETD’ciler hemen bu kişinin evine koştular. Maddi manevi destek teklif ettiler. 

Erdoğan, meclis kürsüsünden bu vatandaşa selam gönderdi. “20 Alman polisi 1 Türk’ü halledemiyor, niye? İman. İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür” dedi.

Yalnız bir sorun vardı. Bu vatandaş daha önce Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı olmuştu. Yani Reis için ölmeye hazırdı ama oy vermeye hazır değildi.  

Bir genç de Köln’de polis şiddetine uğradıktan sonra, karakolun kapısında video çekip Erdoğan’dan yardım istedi.

Türkiye’nin vatandaşına sahip çıkması görevi ancak burada iki temel sorun var. 

Birincisi, Avrupa’daki Erdoğan yanlılarının başları sıkışınca Türkiye’ye dönüp ‘Reis’ diye haykırmaları. Bu çok tehlikeli bir durum. Almanya’nın polisi var, savcısı var, hakimi var. Bunlarla sorun yaşarsan basını var, sivil toplum örgütü var. Bunları beğenmiyorsan kalkıp kendin bir tane kurarsın ve hakkını hukuk çerçevesinde ararsın. 

Ancak AKP’lilerin her fırsatta ‘Reis de reis’ diye bağırması ve Ankara’nın da ‘Yürüyün aslanlar’ diye gaz vermesi, zaten iyi durumda olmayan gurbetçileri daha da büyük sorunlarla karşı karşıya bırakıyor.

İkincisi sorun ise Türkiye’deki ekonomik kriz artık iyice hissedilmeye başlarken, borcunu ödeyemeyen, evine ekmek götüremeyen insanları umursamayan iktidarın, ‘Ölürüm, öldürürüm’ diyen gurbetçilere tek tek meclis kürsüsünden cevap vermesi.

Bu da ülke içerisindeki sorunları unutturmak ve herkesi başkomutan etrafında toparlayabilmek için, yeni bir dış düşman figürüne ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.

Aynı gün, Türkiye’de bir çiftçi borcunu ödeyemediği için haciz gönderen Ziraat Bankası’nın önünde sütleri dökerek protesto etti. ‘Yem alamıyorum, saman alamıyorum. Hayvanlarımı satamıyorum’ dedi. Erdoğan’a mektup yazmış, cevap alamamış. Bu protestodan sonra da onu görmezden gelecekler. Çünkü o çiftçi gerçek ve bu tablo AKP’lilerin kurmak istediği hayali dünya lideri konseptine uymuyor.

İşte bu yüzden diyorum ki, reis için ölmeyin.

İlla biri için ölecekseniz, o çiftçi için ölün.

Çünkü o çiftçi, vatanın ve bayrağın gerçek sahibidir. 

 

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.

Avrupa Haberleri