OSMAN GÜN - “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” diye bir atasözümüz vardır. Kısacası, deneysel kazanılan bilginin daha doğru olduğunu anlatmak için söylenmiş bir sözdür.
Buradan hareketle, 16 yıllık AKP iktidarının bize ödettiği bedeller olsa da, öğrendiğimiz şeylerin de azımsanmayacak düzeyde olduğunu ifade edebiliriz.
AKP’den laikliğin, liyakatın, adaletin, hukukun olmadığı bir yerde, demokrasiden söz edilemeyeceğini öğrendik.
Demokrasinin olmadığı bir yerde de, sağlıklı bir eğitim sistemi, sağlam bir ekonomi, sürekli bir kalkınma da olmaz.
Bu çerçevede, imam hatiplerde deizm fikrinin yaygınlaşması, hiç de garip karşılanmamalıdır. Mevcut sistem içerisinde eğitim o denli karmaşık bir yönetim altında ki, amaçlanandan farklı bir noktaya varılması çok doğaldır.
Türkiye’nin büyük bir kısmı, demokrasinin yüzde 51’in yüzde 49’u tahakkümü altına aldığı bir sistem olduğunu sanıyor. AKP, bu kitleye dayanarak meclis çoğunluğunu ele geçirdikten sonra, her şeyi yapma ve ülkeyi dilediği gibi yönetme hakkını kendinden görüyor.
AKP’nin demokrasi anlayışı o kadar sıkıntılı ki, kendi içinden en ufak bir eleştiriye bile tahammül edemiyor.
Sonuç olarak memleketin tüm çivileri söküldü ve insanların tutunacak bir dalı kalmadı. Tutunacak dalı kalmayan insanlarımız da akıllarını başlarına almaya başladılar.
Bugüne kadar kimsenin hayal bile edemeyeceği Millet İttifakı’nı, tutunacak dal olmaması hayata geçirdi.
Muhalefet partilerinde, artık son çare olarak aklın öne çıktığını görüyoruz. Bütün bunları öğrenmemiz için bin musibet geçirmemiz ve uzun bir toplumsal deneye tabii olmamız gerekiyormuş.
Şu anda büyük bir kurtarıcı olarak görülen Muharrem İnce de, son bir umut olarak çivisi çıkmış bir ülkeye umut vadediyor.
Ortaya çıkan rüzgar son derece olumlu bir şekilde siyaseti yönlendiriyor ancak sonrasını çok daha dikkatli düşünmek gerek.
Muharrem İnce, siyasette ortak akıldan, bilimsellikten söz ederek yeni bir dönemi başlattı. Bireysel yeteneklerini de çok iyi kullanıyor.
Ancak Türkiye’nin kurtuluşu seçimin kazanılmasıyla bitmeyecek. 24 Haziran’daki bir İnce zaferi, sadece yeni bir başlangıç olacak.
Sonrasında asıl kurtuluş ve düze çıkış, Millet İttifakı’na HDP’nin de destek vereceği bir hükümet modelinin toplumun tüm dinamiklerini yeniden aynı masaya oturtabilmesiyle sağlanabilir.
İttifak, Türkiye’yi yeniden bir araya getirip, farklı kutupları barıştırabildiği takdirde başarılı olabilir.
Unutulmamalıdır ki, demokrasinin ve iktisadi kalkınmanın altında, düşüncelerini, inançlarını, etnik kökenlerini koruyarak, hep birlikte yaşama kültürünü hayata geçirebilen insanlar vardır.