AKP ile AfD, farklı ülkelerde aynı menzile yürüyor

Türkiye'de AKP'yi iktidara getiren dinamikler, Almanya'da AfD'yi güçlü bir şeklide meclise taşıdı. AfD'nin başarısı, mülteci politikasından çok, Almanya'da ihmal edilen milyonların tepkisinden kaynaklanıyor.

OKTAN ERDİKMEN - AfD’nin yüzde 12,6 oyla meclise girmesi, 70 yıl aradan sonra federal meclise giren ‘Nazilerin’ başarısının nedenilerini tartışmaya açtı. Radikal sağ popülist partinin bu kadar destek görmesinin nedeni neydi?

40 yıl geriye dönüp baktığımızda, Avrupa’nın birçok ülkesinde sosyal demokrat iktidarların olduğu, Türkiye’de dağa taşa ‘Karaoğlan’ yazıldığı bir dönemi görüyoruz.

Sonrasında art arda yaşanan petrol krizleri, bütün dünyada liberal siyasetçilerin iş başına gelmesine neden oldu. İngiltere’de Thatcher, ABD’de Reagan, Türkiye’de ise Özal, vahşi kapitalizmin önündeki tüm engelleri kaldırdılar.

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte, artık Avrupa sermayesini korkutan bir komünizm tehdidi de ortadan kalkmış oluyordu. Böylelikle, sermayedarlar, sömürünün derecesini biraz daha arttıran politikalar uygulamak için fırsat buldular.

Aynı dönemde Çin başta olmak üzere, geç sanayileşen ülkeler küresel ekonominin nimetlerinden yararlanmaya başlamıştı. Üretim, en acımasız emek sömürüsünün yaşandığı bu ülkelere kaydı. Almanya, ABD, Fransa, Hollanda gibi gelişmiş ekonomilerin orta sınıfları ise üretimin yer değiştirmesi nedeniyle büyük ölçüde kayba uğradı.

Avrupa ve ABD orta sınıfının yaşam standartlarındaki düşüş, zaman içerisinde bu ülkelerde rüzgarın sağdan esmesine neden oldu.

Trump, Wilders, Le Pen gibi liderler, eski güzel günlere dönmek isteyen insanların desteğini aldı. Türkiye’de de Erdoğan, Osmanlı’nın eski güzel günlerini vadediyordu.

Bu ülkedeki siyasi kamplaşma, coğrafi açıdan da birbirine benziyordu. Donald Trump kıyı eyaletlerinde değil, iç kesimlerde başarılı oldu. İngiltere’de, İskoçya’da ve Türkiye’de de, seçim sonuçları haritası Almanya’daki gibi bölünmüş bir halde.

AfD’nin yükselişi

Almanya’da ırkçı parti AfD’nin yükselişinin sebebi sadece mülteci politikası değil. Seçmenler arasında CDU’nun göçmen politikasını beğenmeyenlerin oranı yüzde 55*. Ancak bu dönemde zenginle fakir arasındaki farkın arttığını düşünenlerin oranı daha yüksek: Yüzde 69.

CDU, Merkel’in  mülteci politikasıyla partisini merkeze çekerek sağı boş bıraktı. AfD bu boşluktan yararlanarak ortaya çıktı. Ancak asıl yükselişi, partilerin sosyal politikalar konusunda adım atmamasından sonra gerçekleşti. SPD, sosyal adalet ve işçi hakları için adım atmakta cesur davranamadı ve işçi oylarının önemli bir bölümünü kaybetti. 1998 yılında seçmenlerin yüzde 54'ü, SPD'nin ilk olarak sosyal adalet için çalıştığını düşünüyordu. Bu oran 2017'de yüzde 38'e düştü.

Sosyal demokratlar içerisinde gelenekçi bir kitle de var. Parti seçmenleri arasında, Almanya’nın ulusal sınırlar yerine, dünyaya açık bir ülke olarak konumlanmasını isteyenlerin oranı CDU’dan sadece 3 puan fazla.

Dolayısıyla Alman işçi kesimi, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi sağa kayıyor. 

Bu zamana kadar, ‘Almanya’daki Türkler neden Almanya’da sola, Türkiye’de sağa oy veriyor?’ sorusunun cevabını arıyorduk. Şimdi Almanya’daki ‘yoksul’ Almanlar da aşırı sağa oy vermeye başladılar.

Bunun temel sebebi ise hayal kırıklığı. AfD’ye hayal kırıklığı nedeniyle oy veren seçmenlerin oranı yüzde 61’i buluyor.

Merkez partiler, sosyal adaleti sağlayamadılar. Sol Parti’nin vaatleri ise inandırıcı gelmedi (Seçmenlerin yüzde 81’i sol partinin sorunları çözmediğini, sadece dile getirdiğini düşünüyor. Vaatlerini gerçekçi bulmayanların oranı ise yüzde 66).

Bu hayal kırıklığını ve insanların adam yerine konulmamasını, Türkiye’de AKP fırsata çevirmişti.

Almanya’da aynı şeyi yapan AfD oldu. Burada da yüzde 10 seçim barajı olsaydı, AfD, çok daha güçlü bir şekilde mecliste yer alabilirdi.

İnsanlara AfD’ye neden oy verdiklerini soruyorlar. Birçoğu, Alman kültürü, büyük Alman devleti, Müslümanların ve Yahudilerin Almanya’yı ele geçirmesi gibi argümanlarla cevap veriyor.

AfD yerine AKP, Alman yerine Türk, Müslüman yerine Hristiyan yazılır ve aynı araştırmalar Türkiye’de yapılırsa, oranların çok da fazla değişmediğini görürüz.

Bu açıdan bakıldığında, AfD ve AKP, farklı ülkelerde aynı sağ popülist menzile yürüyorlar.

Türkiye’de yoksullar, kendilerinden çok iyi şartlarda yaşayan 'elitlere', AKP’ye oy vererek bir tokat attılar. Şimdi Almanya’dakiler de aynısını yapıyor.

Bu ekonominin bedel ödettiği insanların isyanıdır.  Merkez partiler bu insanları adam yerine koymaz ve neye ihtiyaçları olduğuna kulak vermezlerse, aşırı sağ boşluğu doldurur.

Kadir Topbaş’ın dediği gibi:

“İnsan her şeyi affeder ama adam yerine konmamak affedilemez”.


* Bu yazıda kullanılan bütün anket sonuçları Infratest dimap araştırmasından alınmıştır.

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız

 

Avrupa Haberleri