M. HİCRAN AKKÖSE - Benim kaderimdir izlemek ve dinlemek. Gece yarısı arabamla dolunayın vurduğu yollarda ilerlerken buruk hatta ağlamaklıydım..."Ah kızım!" dedi babam ve onun 45 yıllık arkadaşı Rıdvan Amcam. Ellerini öpüp kaçayım derken, kaçmak şöyle dursun esir ettiler. Zaten beni görünce ya askerliklerini anlatırlar ya da Almanya ya gelişlerini.Develer Tellal, pireler berber iken biz o dönem Samsun cigarası içerken, vize aldığımızı İstanbul'dan Adana'ya santrala yazılıp anacına müjdeyi vermek için 4 saat beklerken ve cep telefonunun sadece kaptan Körk tarafından kullanıldığı zamanlarda geldik biz Almanya'ya. Senin gibi Nutella ekmek yiyerek büyümedik, bulursak ekmeğe salça sürer yerdik. Parfümümüz arab sabunuydu. Istanbulda basılan gazeteler bırak Tee Almanya'yı Bursaya bile zor ulaşırdı. Milleti akıl edemez diye düşündüklerinden olsa gerek Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın diye koyulan o uyarı yazısı ve televizyon bile yoktu o zamanlar. Telgraf bizim icin Wifi, Ipad, akıllı telefondu. Baban ilk geldiği gün dedi, Rıdvan amcam ve devam etti! "Elindeki üç kuruş parayı bana gösterip kardeş bu para beni Adanaya geri götürür mü" diye sordu. Sabret gardaş iki yıl sonra beraber gideriz dedim ama hiç kimsenin asla dönemediği yolculuktu bizimkisi. Yıllar önce para kazanmak için türkiyeden gidişimiz. ve para dışında her şeyi kaybedişimiz. Bayram sabahı ailece yapılan sabah kahvaltılarını, mahalle arasına kurulan seyyar lunaparklar, macunlar ve pamuk helvalar; el öpenlere el öpenlerin çok olsun diyen büyüklerimizi kaybettik, bizim çok olmayacaktı el öpenlerimiz. Çünkü her geçen bayram biraz daha azalacaktı öpülen eller. Bayram gelmiş kime ne anam garibem diye bir türkü duyulacaktı memleketten. Ve bayram bile bayram olduğuna pişman olacaktı belki. Bir ömürdü iki ülke arası. Hep bir gün bu hasret bitecek ve herkes köyüne geri dönecek diye süren, ama kimsenin hiçbir zaman köyüne dönemediği bir yolculuktu bizimkisi. Ah kızım şimdi sana çok doğal gelsede; dilini ve dinini bilmediğimiz sabahlara uyandık biz. En büyük lux, Kapıkule'den sonra düğün, bayram havasıydı bize. Ah kızım düğünler ve bayramlar memlekete taşındı önce. Sonra taşınmazlar arasına girdiler birer birer. Sizler burada evlenmeyi tercih ettiniz. Ne düğünler ne bayramlar ne çocuklar ne de torunlar taşınır oldu. Biz gurbeticiydik siz göçmen oldunuz ve günden güne, yavaş yavaş eridi birgün memlekete dönebilme hayalimiz.Ah kızım bıraktığım mahalle, komşular, arkadaşlar falan anamın, babamın, bacımın, gardaşımın öldüğü yalan; son söz benden olsun: Zenginlik gurbette yurttur; yoksulluk yurtta gurbet...
Ah kızım...
M. HİCRAN AKKÖSE - Benim kaderimdir izlemek ve dinlemek. Gece yarısı arabamla dolunayın vurduğu yollarda ilerlerken buruk hatta ağlamaklıydım..."Ah kızım!"...