AfD hükümete girerse ne mi olur? İyi düşünün!

Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) oyları yüzde 30’lara yaklaşıyor. Toplumun büyük çoğunluğunda bir tedirginlik, bir telaş var. Peki, insanların bu tedirginliklerinde haksız olduğunu söyleyebilir miyiz? Hayır.

Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) oyları yüzde 30’lara yaklaşıyor. Toplumun büyük çoğunluğunda bir tedirginlik, bir telaş var. Peki, insanların bu tedirginliklerinde haksız olduğunu söyleyebilir miyiz? Hayır.

AfD, iktidara gelirse ilk etapta Almanya’daki mevcut demokrasiye bir “çekidüzen” vereceğini, AB’den çıkacağını, zorunlu eğitimi kaldıracağını, zenginlerin vergisini artırmayacağını ve göçmenleri Almanya’dan sınır dışı edeceğini söylüyor.

Gerçi göçmenlerin büyük bir kısmı bu durumun farkında değilmiş gibi davranıyor ama bu durum başka bir yazının konusu.

Bir de politikacılar arasında, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) taraftarları ile bunların mahalli yöneticilerinden AfD ile belediyeler seviyesinde işbirliği yapılmasını savunanlar var. Bu kişiler genellikle kendi dar çevrelerinde kalıyorlar.

Esas tehlikeli olanlar ise bazı yazar-çizerler ve en önemlisi de her gece oturma odalarımıza kadar giren bazı televizyoncular. Bunların arasında öyle bir kesim var ki, her satırın başında AfD’li olmadığını belirtiyor, hemen ardından ise “Ama AfD kamuoyu yoklamalarında birinci parti, neredeyse yüzde 30 oy alıyor; partiler AfD ile aralarındaki siyasi bariyeri (Brandmauer) ve kırmızı çizgiyi kaldırmalı” diyerek açıkça diğer partilerin AfD ile ortak çalışması gerektiğini savunuyor. Özellikle de bir CDU-CSU-AfD koalisyonu kurulmasını istiyorlar.

Bu gönüllü AfD destekçilerine şu soruları sormak gerekir:

1- Siz gönüllü AfD destekçileri, yüzde 30 civarındaki bir oyun temsil edilmesini dikkate alıyorsunuz da Almanya’da en az yüzde 60-65 oranındaki seçmenin AfD ile bir koalisyon istemediğini, toplumda bu karşıtlık oranının daha da yüksek olduğunu neden görmüyorsunuz?

2- Siz gönüllü AfD destekçileri ve AfD ile belediyeler seviyesinde işbirliğinden yana olanlar, AfD, tüm göçmenleri geri göndermeyi hedefleyen “Remigration” (tersine göç) planını gerçekleştirirse:

  • Almanya Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) 1,2 trilyon avro daha azalacağını,
  • Uzun yol şoförlerinin yüzde 50’sinin, vatmanların yüzde 47’sinin olmayacağını,
  • Batı Almanya’daki eyaletlerde her beş doktordan, Doğu eyaletlerinin bazılarında ise her dört doktordan birinin —yani toplamda 121 bin doktorun— sistemden çekileceğini,
  • 550 bin göçmen sağlık çalışanının (hemşire, hastabakıcı), temizlik sektöründe çalışan yaklaşık 1 milyon 300-350 bin göçmenin sistemde yer almayacağını,
  • İnşaat, gıda maddeleri üretimi, perakende ve toptancılık gibi alanlardaki milyonlarca göçmenin yok olacağını,
  • Sonuç olarak Almanya’nın her alanda 1/3 oranında küçüleceğini ve AB içindeki bugünkü güçlü konumunu tamamen kaybedeceğini görmüyor musunuz? Yoksa sizler, uzlaştırma adına Almanya için felaket tellallığı mı yapıyorsunuz?

3- Remigrasyon sadece göçmenlerin Almanya’dan atılması demek değildir; bu hamle her alanda, özellikle de sosyal alanlarda köklü bir sistem değişikliği getirecektir. 83 milyonluk nüfus 26 milyon küçültülürse, o toplum çöker, kötürüm olur ve sakat kalır.

4- Bir de “Bir defa deneyelim, iktidara gelsinler, bakalım ne yapacaklar?” diyenler var. Bir defa geldikleri zaman ne yaptıklarının örnekleri hem Almanya tarihinde hem de başka ülkelerin tarihinde mevcuttur. Günümüzde bile bunun birçok örneği vardır. Bir defa gelirlerse; anayasayı hemen ortadan kaldırmasalar bile onu iğdiş edip kuşa çevirirler. Kolluk kuvvetlerini tamamen yasalardan uzak, kendilerine bağlı bir güç haline getirirler. Hukuk sistemini kendilerine bağlarlar.

Eğitim sistemini değiştireceklerini zaten şimdiden ilan ediyorlar. Daha neyi deneyeceksiniz? Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi?

Hadi 53-55 yıl sonra beni sürdüler diyelim; sizlere de bu faşizm karikatürlerine yamaklık etmek kalır...

Politika Haberleri