Avrupa Birliği, sınır dışı işlemlerini hızlandırmayı hedefleyen yeni düzenlemeler konusunda önemli bir uzlaşmaya vardı. Avrupa Parlamentosu temsilcileri ile üye ülkelerin hükümetleri arasında sağlanan anlaşma, reddedilen sığınma başvurularının ardından geri gönderilemeyen kişilerin, gelecekte Avrupa Birliği dışındaki özel merkezlerde tutulabilmesinin önünü açıyor.
Kıbrıs’ın yürüttüğü AB Konseyi Dönem Başkanlığı tarafından duyurulan uzlaşının yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Parlamentosu ile üye devletlerin son onayı gerekiyor. Ancak bu aşamanın genellikle resmi bir prosedür olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
AB dışındaki merkezler gündemde
Yeni düzenlemeye göre, sığınma başvurusu reddedilen ancak çeşitli nedenlerle menşe ülkelerine gönderilemeyen kişiler AB dışındaki özel “geri dönüş merkezlerine” sevk edilebilecek. Bu durum, ilgili ülkenin vatandaşını geri kabul etmemesi ya da sınır dışı edilmek istenen kişinin ülkesiyle diplomatik ilişkilerin bulunmaması gibi gerekçeleri kapsıyor.
Bu merkezlerin hangi ülkelerde kurulacağı henüz netleşmedi. Planın temel amacı, sınır dışı işlemlerinin sayısını artırmak ve Avrupa Birliği’nde ülkeden ayrılması gereken göçmenlerin oranını düşürmek.
Yeni kurallara göre refakatsiz çocukların sınır dışı edilmesi öngörülmüyor. Buna karşılık çocuklu aileler için bu uygulamanın mümkün olacağı ifade ediliyor.
Berlin üçüncü ülkelerle temas kuruyor
Plan kapsamında sınır dışı işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için ilgili üçüncü ülkeyle özel bir anlaşma yapılması gerekecek. Bu ülkelerin geri gönderilen kişileri kabul etmesi karşılığında mali destek veya vize kolaylıkları gibi avantajlar elde edebileceği değerlendiriliyor.
Almanya, bazı AB ülkeleriyle birlikte bu tür merkezlere ev sahipliği yapabilecek ülkelerle görüşmeler yürütüyor. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt de daha önce birçok kez “geri dönüş merkezleri” fikrine destek vermişti.
AB düzeyinde şimdiye kadar bu tür üçüncü ülke uygulamalarını düzenleyen ortak bir hukuki çerçeve bulunmuyordu. İtalya ise Arnavutluk ile yaptığı anlaşmayla hem sınır dışı gözaltı süreçlerini hem de bazı iltica işlemlerini bu ülkeye taşımayı hedeflemişti. Ancak uygulama açılan davalar nedeniyle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın önüne taşındı. Konuya ilişkin nihai karar henüz verilmedi.
Ruanda modeli başarısız olmuştu
Üçüncü ülkelere yalnızca sınır dışı işlemlerinin değil, tüm iltica süreçlerinin aktarılmasına yönelik girişimler daha önce de tartışma yaratmıştı. Birleşik Krallık’ın uygulamaya koymak istediği Ruanda modeli bunların en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
Söz konusu plan kapsamında sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesi ve koruma hakkı elde etmeleri halinde de burada kalmaları öngörülüyordu. Yaklaşık 830 milyon Euro maliyete rağmen proje, mahkeme kararları nedeniyle fiilen hayata geçirilemedi.
Öte yandan AB, geçen yılın sonunda tüm iltica sürecinin üçüncü ülkelere aktarılabilmesine yönelik hukuki zemini de kabul etmişti.
Gözaltı süresi uzatılıyor
Anlaşmada, reddedilen sığınmacıların sınır dışı süreçlerinde nasıl iş birliği yapmak zorunda olduklarına ilişkin hükümler de yer alıyor. Yetkililerle iş birliği yapmayan kişiler, tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalabilecek.
Ayrıca Avrupa genelinde sosyal yardımların azaltılması veya tamamen kesilmesi, seyahat belgelerine el konulması gibi yaptırımlar da uygulanabilecek.
Üye ülkelerde görevli makamların kaçma riski veya ulusal güvenlik tehdidi tespit etmesi halinde sınır dışı amaçlı gözaltı uygulanabilecek. Yeni düzenlemeyle birlikte gözaltı süresi de uzatılıyor. Müzakerelere yakın kaynaklara göre azami süre 24 aydan 30 aya çıkarılabilecek. Buna göre 24 aylık sürenin ardından özel durumlarda altı aylık ek uzatma mümkün olacak.
Avrupa Komisyonu verilerine göre 2025 yılında Avrupa Birliği’nde ülkeden ayrılması gereken göçmenlerin yaklaşık yüzde 28’i geri gönderildi. Bu oran önceki döneme göre artış gösterdi.
Aynı dönemde AB genelinde iltica başvurularında düzenli düşüş yaşandı. Almanya’da ise Federal Göç ve Mülteciler Dairesi verilerine göre mayıs ayında yapılan başvurular, koronavirüs salgını sırasında girişlerin ciddi ölçüde azaldığı 2020 yılından bu yana en düşük seviyeye geriledi.
AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex de düzensiz sınır geçişlerinde son dönemde belirgin bir düşüş kaydedildiğini bildirdi.
Yeni düzenlemeler üzerindeki uzlaşmadan önce Avrupa Halk Partisi’nin, Manfred Weber liderliğinde Avrupa Parlamentosu’ndaki sağ kanat partilerle ortak hareket ettiği belirtilmişti. Yapılan araştırmalar, bu iş birliğinin daha önce bilinenden daha kapsamlı olduğunu ortaya koymuştu.