Avrupa Birliği’nin eski araçlara yönelik hazırladığı yeni düzenleme, ikinci el otomobil piyasasında önemli değişikliklere yol açabilir. Brüksel’de yaklaşık üç yıldır üzerinde çalışılan "Ömrünü Tamamlamış Araçlar Yönetmeliği" nin 2026 yılında yürürlüğe girmesi planlanıyor. Otomotiv sektörü ise düzenlemenin ikinci el piyasasını daraltabileceği konusunda uyarıyor.
AB Çevre Bakanları, geçen yaz Avrupa Birliği Konseyi’nde taslak metin üzerinde ortak bir pozisyon belirlemişti. Düzenleme temel olarak araçların geri dönüşümünü artırmayı ve özellikle plastik gibi malzemeler için zorunlu geri dönüşüm kotaları getirmeyi hedefliyor.
İkinci el satışına yeni şart
Taslak düzenlemenin tartışma yaratan bölümlerinden biri ise ikinci el araç satışına ilişkin hükümler. Komisyon taslağındaki 25’inci maddeye göre, bir aracı satan kişi bunun hurda araç olmadığını kanıtlamak zorunda olacak.
Bu kural yalnızca ülke içindeki satışları değil, aynı zamanda başka ülkelere yapılan araç ihracatını da kapsayacak.
Bir aracın hurda olmadığı iki farklı şekilde belgelenebilecek:
Geçerli bir teknik muayene belgesinin (TÜV) sunulması
Bağımsız bir otomotiv uzmanı tarafından hazırlanan teknik rapor
İkinci seçenek ise özellikle eski araç sahipleri için maliyetli olabilir. Çünkü böyle bir ekspertiz raporunun binlerce Euro’ya kadar çıkabilecek masraflar doğurabileceği belirtiliyor. Bu durumda birçok eski araç için satışın ekonomik olarak anlamını yitirebileceği ifade ediliyor.
Eğer bu iki belgeden biri sunulamazsa araç yeniden tescil edilemeyecek veya başka bir ülkeye ihraç edilemeyecek. Bu da fiilen aracın ikinci el olarak satılamaması anlamına geliyor. Taslak metinde yalnızca özel kişiler arasında yapılan satışlar için bir istisna öngörülüyor.
Alman otomotiv sektörünü temsil eden Alman Motorlu Taşıtlar Birliği, düzenlemenin ciddi sonuçlar doğurabileceği görüşünde.
Elektrikli araç hedefiyle çelişen durum
AB’nin bu alanda bir hedef çatışması yaşadığı da dile getiriliyor. Bir yandan Brüksel yönetimi 2035’ten itibaren içten yanmalı motorlu araçların satışını yasaklamayı ve şirket araçlarında elektrikli otomobil kullanımını artırmayı planlıyor.
Eski araçların daha hızlı şekilde trafikten çekilmesi, teorik olarak daha fazla kişinin elektrikli otomobil satın almak zorunda kalmasına yol açabilir.
Ancak Avrupa Birliği aynı zamanda sürdürülebilirlik politikaları kapsamında “tamir hakkı” ilkesini de savunuyor. Otomotiv sektörüne göre bu durum piyasada karmaşık bir denge yaratıyor.
Almanya’da araçların ortalama yaşı da giderek yükseliyor. 2025 yılında ülkedeki otomobillerin ortalama yaşı 10,6 yıl olarak ölçüldü. Bu rakam, 2010 yılına göre yaklaşık iki yıl daha yüksek.
Siber güvenlik düzenlemesi de gündemde
İkinci el piyasasını etkileyebilecek bir başka düzenleme ise Avrupa Birliği’nden değil, Birleşmiş Milletler’den geliyor. UN R155 siber güvenlik yönetmeliği Temmuz 2024’te yürürlüğe girdi.
Bu düzenleme kapsamında tartışılan konulardan biri de “Siber güvenlik desteğinin sona ermesi” olarak adlandırılan EoCSS kavramı. Buna göre üreticilerin araç yazılımları için ne kadar süre güncelleme ve teknik destek sunması gerektiği tartışılıyor.
Alman Otomotiv Endüstrisi Birliği, üreticilerin bu desteği sınırsız şekilde sürdürmesinin teknik ve ekonomik açıdan mümkün olmadığını savunuyor.