Malezya kökenli bir kilise papazının oğlu olan Pannir, 2014 yılında küçük miktarda eroinle yakalanmasının ardından tutuklandı. Üç yıl sonra hakkında idam kararı verildi. Singapur yasalarına göre, 15 gramdan fazla eroin veya 500 gramdan fazla esrar bulundurmak, ölüm cezası anlamına geliyor.
Pannir, uyuşturucu taşıdığını bilmediğini öne sürerek kendini savundu. Ailesi yıllar boyunca onun hayatını kurtarmak için mücadele verdi. Avukatları çeşitli temyiz başvurularında bulundu, Cumhurbaşkanına yapılan af başvurusu da reddedildi. Pannir, çarşamba sabahı gün doğmadan kısa süre önce asılarak idam edildi. Singapur’daki ölüm cezası karşıtı bir aktivist, “52 gram için bir insanı öldürmek akıl almaz,” diyerek kararı sert bir dille eleştirdi.
Müziğe tutunarak direndi
Altı kardeşin üçüncüsü olan Pannir, mütevazı bir ailede büyüdü. Gençliğinde kilise korosunda müzikle ilgilendi. Arkadaşları onu sakin, yardımsever ve dindar biri olarak tanımlıyor. Cezaevindeyken şarkılar, şiirler ve mektuplar yazdı. Bu yazılarda hem ölüm hücresindeki acılarını hem de hayata tutunma umudunu dile getirdi. Bazı şarkıları, Malezyalı sanatçılar tarafından da seslendirildi.
Uluslararası tepkilere rağmen Singapur, uyuşturucuya karşı uyguladığı sert politikayı kararlılıkla sürdürüyor. Hükümet, bu yöntemle ülkeyi uyuşturucu suçlarından koruduğunu savunuyor. Ancak Amnesty International gibi insan hakları örgütleri bu yaklaşımı “sonuçsuz devlet zulmü” olarak tanımlıyor. Örgütlere göre, ölüm cezasının uyuşturucu kaçakçılığını önlediğine dair hiçbir somut kanıt bulunmuyor.
İki haftada ikinci infaz
Pannir, Singapur’da 2025 yılı içinde idam edilen 12’nci kişi oldu. Bunlardan dördü, tıpkı Pannir gibi Malezya vatandaşıydı. Sadece iki hafta önce, 25 Eylül'de bir diğer Malezyalı Datchinamurthy Kataiah idam edilmişti. Tüm idamların büyük çoğunluğu uyuşturucu suçlarına dayanıyor. Karşılaştırmak gerekirse, 2024 yılında toplamda dokuz kişi idam edilmişti. Şu an Singapur’da 40’tan fazla kişi idam edilmeyi bekliyor.