• BIST 108.884
  • Altın 273,317
  • Dolar 5,7543
  • Euro 6,3858
  • Berlin 4 °C
  • Frankfurt 3 °C
  • Paris 3 °C
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 11 °C
  • Stockholm 7 °C

"Kıbrıs Bizim İçin Namus Meselesiydi"

"Kıbrıs Bizim İçin Namus Meselesiydi"
Kıbrıs Gazisi Dilaver Boduroğlu:- "Belki hiç mermi atılmayacaktı, sessiz sedasız barış getirecektik. Ancak karşı taraftan mermi patlayınca işler değişti. Burada bir vatan savunması var. Kıbrıs bizim için namus meselesiydi"- "Dün Çanakkale'de, Sarıkamış'ta

İSTANBUL (AA) - KÜBRA KARA - Kıbrıs Gazisi Dilaver Boduroğlu, Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili, "Belki hiç mermi atılmayacaktı, sessiz sedasız barış getirecektik. Ancak karşı taraftan mermi patlayınca işler değişti. Kıbrıs bizim için namus meselesiydi." dedi.

66 yaşındaki Kıbrıs gazisi Boduroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 45 yıl önce 20 Temmuz'da gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nda yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Boduroğlu, "Ankara'da usta askerdim, rütbem çavuştu. Askerliğim bitmek üzereydi Kıbrıs Barış Harekatı düzenleneceği açıklandı. Biz dedik ki 'Kıbrıs'ın tümünü alacağız.' ve öyle bir duygu vardı ki 'Atina'yı da alacağız.' hissiyle hareket ediyorduk. Bilmediğin bir adaya gidiyorsun, oradaki askerin ne şekil olduğunu bilmiyorsun. Savaştı bu tabii, tatbikat değil. Hakiki mermi kullanıyorsun. Bunu anlatmak zor, yaşamak lazım o anları, farklı bir duygu. Burada bir vatan savunması var." diye konuştu.

Kıbrıs'a Girne'den girip Gazimağusa'ya doğru ilerlediklerini belirten Boduroğlu, "Kıbrıs'a gemiyle gittik. Bizim önümüzde mücahitler vardı, Rumların mevzilerine yakın bir şekildeydi onlar. Adaya sabahın erken saatlerinde vardık. Belki hiç mermi atılmayacaktı, sessiz sedasız barış getirecektik. Ancak karşı taraftan mermi patlayınca işler değişti. Kıbrıs bizim için namus meselesiydi. Sabahın ilk saatlerinde savaş başladı." ifadelerini kullandı.

- "Biz onlara barışı getirdik"

Kıbrıs'ta Türklere karşı yapılan zulümleri anlatan Boduroğlu, şunları kaydetti:

"Girne'de Rumlar ve Türkler iç içe yaşıyordu. Mesela bir evde Türk yaşıyor, yanındaki diğer evde ise Rum yaşıyordu. Ancak 1960'lı yıllarda ve daha önce de Rumlar devamlı katliam yapıyordu. Oradaki Türk halkını bezdirmişlerdi. Artık insanlar evinden çıkıp bahçesine gidemez hale gelmişti. Rumların ne derece katliam yaptıklarını, harekat öncesi bilmiyorduk. Biz daha sonra öğrendik yaptıkları katliamların boyutlarını. Önceden bilmiş olsaydık, belki de Kıbrıs'ın tümü bizimdi. Biz katliam yapmadık onlara barışı getirdik."

Birinci harekat bittikten sonra ikinci harekata da katıldığını söyleyen Boduroğlu, ikinci harekatı şöyle anlattı:

"Kıbrıs'ta ikinci harekat başladığında halk bizi sevgiyle karşılıyordu. Artık bekliyorlardı gelmemizi ama biraz da geç kalmıştık.

İkinci harekatta, bizim jetlerimiz Beşparmak Dağları'nın üzerine geldi. Önce bizim üzerimizden geçip sevgi gösterisi yaptılar. Çok farklı bir duyguydu. Ben de askerlere peksimet ve peynir dağıtıyordum kahvaltı olarak. Uçakların gelmesiyle ikinci harp başladı. Kara harekatına devam ediyorduk. Rumlar bize ateş ediyor, biz de onlara karşılık veriyorduk. NATO'ya bağlı hiçbir ülkeden yardım gelmedi Türkiye'ye. Sadece Kaddafi yardım etti, uçak silah gönderdi. Yani tek yardım eden Kaddafi'ydi.

Savaş esnasında çok farklı duygulara dalıyorsun. Ölümü falan düşünmüyorsun. Gereken ne ise o yapılacak. Burayı alacaktık. Ben de ölebilirim, arkadaşım da ölebilir ama önemli olan savaşı kazanmak. Ancak tabii sivil halk da vardı, yani pirinçle bulguru birbirinden ayıracaksın. Biz bunu başardık. Sivil halk zarar görmedi. Teslim aldıklarımıza iyi davrandık. Ben hemen hemen 3 ay orada kaldım. Harekat bittikten sonra zaten terhis günüm geçmişti. Bizim mangadan 2 asker şehit oldu, yaralı olanlar da vardı."

Esir alınan Rum askerlere iyi davranıldığını daha sonra onları ülkenin güneyine teslim ettiklerini ifade eden Boduroğlu, "Rumların bir lokantası vardı. Rum askerlerini orada topladık. Rumlarla Türkler değiştirilecekti. Rumları biz orada ağırladık, çocukları da vardı yanlarında. Su ikramı yaptık onlara. Hatta lokantanın dolaplarında dondurmalar vardı, onlara ikram ettik. Yemek hazırlayıp verdik. O zaman Hollanda ineği vardı ahırlarda, onları sağıp getirdik ve Rum ailelere verdik. Biz elimizden gelen her şeyi yaptık. Sonra onları Güney'e teslim ettik." dedi.

- "Kıbrıs'ta genç nesil gazileri bilmiyor"

Dilaver Bodur, 3 sene önce 30 Kıbrıs gazisiyle birlikte Kıbrıs'a gittiğini şöyle anlattı:

"1974'teki harekatta hiç unutmadığım bir yer vardı, Maraş bölgesindeki otomobil galerisi. İçerisi son model arabalarla doluydu. Maraş'ta birçok iş yeri ve ev de vardı. 3 sene önceki ziyaretimde tekrar Maraş bölgesini ziyaret ettik. Harabe haline dönmüş. Evlerin içerisinde incir ağacı büyümüş, camlardan dışarı ağaç dalları çıkmış. Unutamadığım o otomobil galerisindeki son model araçlar da hala duruyordu, tabii onlar da çürümüş vaziyetteydi.

Harekatın olduğu yıl 1974'te doğanlar bugün büyüdü, 45 yaşında oldu. Orada yaşayan büyüklerin, ailelerin çocuklarına neler yaşadıklarını anlatmaları lazım. Rumlar tarafından yapılan katliamların anlatılması lazım. Biz oraya resmi elbiseyle gittiğimizde halkın bir kısmı 'Bunlar kim?' diyordu. Yaşlıları ilgi gösterdi ancak genç nesil bilmiyordu."

- "Kıbrıs anahtar konumunda"

Kıbrıs'ın stratejik önemine değinen Boduroğlu, "Birçok ülkenin gözü Kıbrıs'ta. Orada bir hava üssü olmasını her devlet ister. Kıbrıs anahtar konumda ve o anahtar şu an Türkiye’nin elinde. Orada su yoktu, bugün Türkiye'den su gidiyor. Türk devleti onların arkasında. Kıbrıs üzerinde oynanan birçok oyun var. Bizim sahamızda, kendi denizimizde, doğal olan haklarımız var. Oradan çıkacak olan doğal gaz, petrol Kıbrıs halkına da faydalı olacaktır. Artık güçlü bir ülkeyiz." diye kaydetti.

Kıbrıs Gazisi Dilaver Boduroğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz darbe girişimini de şöyle değerlendirdi:

"15 Temmuz'da da şehit verdik, bir sürü arkadaşımız gazi oldu. Darbe girişiminde bulunanlar benim nazarımda vatan haini. Onlar Türk kanı taşımıyor. Ama yine dün Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Kıbrıs'ta, Dumlupınar'da olduğu gibi bugün de bayrağımız, vatanımız için canımızı seve seve veririz. 66 yaşındayım, göreve hazırız, gönüllü yine giderim. Güneydoğu’ya da giderim şu an. Savaş iyi bir şey mi? Değil ama vatanı, milleti, bayrağı korumamız lazım."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05