'Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde İstanbul Sözleşmesi Yeniden Ele Alınmalı'

'Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde İstanbul Sözleşmesi Yeniden Ele Alınmalı'

ADANA'da, Avukat Sernur Sayar, kadına yönelik şiddetin engellenebilmesi için hukukçular tarafından İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden ele alınıp, gerekli...

ADANA'da, Avukat Sernur Sayar, kadına yönelik şiddetin engellenebilmesi için hukukçular tarafından İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden ele alınıp, gerekli bilincin oluşturulması gerektiğini söyledi. Sayar, sözleşmenin Türkçe'ye yeniden çevrilmesinin hakim ve hukukçuların yasaları doğru şekilde uygulamaya alabilmesini sağlayacağına dikkat çekti.

Son günler artan kadına yönelik şiddet olaylarını değerlendiren Av. Sernur Sayar, bu konunun 6284 sayılı yasada ele alındığını kaydetti. 2011 yılında Avrupa Konseyi'nde imzaya alınan ve 2014'te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi'nin de 6284 sayılı yasayı tamamladığını belirtti. İstanbul Sözleşmesi'nin İngilizce orijinalinin yeniden Türkçe'ye çevrilmesi gerektiğini anlatan Sayar, konu hakkında şunları söyledi:

"Hakimlerin ve hukukçuların doğru şekilde yasaları uygulamaya alabilmesi gerekiyor. Çünkü İstanbul Sözleşmesi'nin genel amacı, evlilik birliğinden ziyade birlikte yaşamak, partnerlik ev içinde yaşanan şiddeti ifade etmektedir. Bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz hal ise aile içi şiddet. Şu durumda aile içi şiddet dediğimizde sanki evli olma şartı, aynı evde yaşama, evlilik birliğini devam ettirme şartını arıyor. 6284 sayılı yasada da bizler şiddet mağduru kadınlar için aile koruması aldırıyoruz. Fakat 6284 sayılı yasanın en büyük özelliği ekonomik, psikolojik ve fiziksel şiddetlerin önlenmesi. Toplumumuzda her nedense sadece 100 metre, 10 metre iş yerine ve konuta yaklaşmaması baz alınıyor. Bu süreçte delillerle 1- 2 aylık uzatılan dönemde kadınlar ne yiyip, ne içecekler? Biz hakimlerden ekonomik şiddete uğramaması açısından nafaka istediğimiz takdirde, hakimler bu konuyu reddedip, sadece bedenini korumak için karar veriyorlar. Kolluk gücü de kendi içinde bunu uygulamaya çalışıyor. Fakat mağdur tarafı biz genelde 6 ay koruma kararı isteriz, nedense 15 günlük ya da 1 aylık verirler. Bu kararın karşı tarafa tebliğ edilmesi lazım. Tebliğ edilmediği takdirde şiddet eğilimi devam ettiği süreç içinde "yeniden bu şiddet devam ediyor ve tekerrür ediyor" dememize rağmen dilekçelerimizde, dava açıldığında aile mahkemesinde, tebligat ulaşmamış tarafa, ulaşmadığı için suçun niteliğinin, kararın farkında değil. Suç tekerrür etti sayılmıyor diyerek ret almaktayız."

'KORUMA KARARINA RAĞMEN EKONOMİK ŞİDDET SÜRÜYOR'

Koruma kararıyla kadının fiziksel şiddetten kurtulmuş olsa da ekonomik şiddetin devam ettiğini kaydeden Sayar, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu süreçte ekonomik şiddet mağduriyeti devam eden kadın partnerinin dayağından, şiddetinden kurtulmuş ama neyle geçinecek? Ailesi zaten toplum baskısı nedeniyle boşanmasını veya ilişkisinin devam etmesini istiyor. Bu süreçte ne yapmamız lazım? Kadın evinin kirası, yemesi, mutfak masrafı buna benzer şeyler var. Bunları karşılayamayınca kadın şiddet gördüğü kişiye geri dönmek zorunda kalıyor. Kadın cinayetlerine baktığımızda ilk defa da kadın öldürülmüyor. 1'inci, 2'nci ve 3'üncü korumaların ardından tekrar barıştıktan sonra kadınlar öldürülüyor. Çünkü kadının gideceği yer yok, zaten adamın sonunda bilinci kapanıyor ve öldürüyor. Korumayı aldığımızda 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi, "psikolojik olarak telkinlerde bulunulsun" diyor. Kadın korumaya alıyor, çocuk evde dayakları görmüş, çocuğa psikolojik tedavi uygulanmıyor, kadına uygulanmıyor. Aynı zamanda sokakta gezen şiddet eğilimli adama da psikolojik destek uygulanmıyor. Oysa hakim kararını verirken, erkeğin ve kadının ve evde kimler varsa hüküm altına alırsa, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tedavi altına alınmasını uygularsa, erkek şiddetinin psikolojik olan tarafını düzenler hastalıksa tedavisi uygulanır ve normal hayatlarına devam ederler. 6284 sayılı yasa seminerlerle milletvekillerine, aile hekimlerine, din adamlarına, muhtarlara, belediye meclis üyeleri, belediye başkanlarına, hakimlere ve avukatlara yeniden hukukçular tarafından anlatılıp, seminerler düzenlenip bu maddelerinin varlığının ve uygulanması gerektiğinin anlatmamız gerekiyor. Ayrıca okul öncesi eğitimden başlayarak üniversiteye kadar zorunlu eğitim dersleri arasında öğrencilere öğretilip, gelen nesle bu şiddetin neden ve sonuçlarını anlatarak önlemimizi almış oluruz. Bir kadının veya erkeğin psikolojisini düzeltmeden şiddeti asla ortadan kaldıramayız. Yine kadınlar ölürler, yine bilinci kapanmış erkekler pişman bir kısmı, cezaevlerinde ömürlerini tüketirler ve aileler dağılır. Benim fikrim kanun maddelerini doğru uygularsak sadece beden korumasını değil, ruh ve sinir üzerine de tedaviler uygulatırsak şiddet gerçekten düzelir"

'ERKEKLER DE MAĞDURİYET YAŞIYOR'

Şiddetin illa fiziksel değil, sözlü olarak da yer aldığını ve kadınların bununla birlikte kolluk kuvvetlerine başvurduklarını ifade eden Sayar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kadın, bağırma, çağırmayla karakola gidiyor. Oradan savcılığa yönlendiriliyor. İfadeler alınıyor, koruma kararının ardından erkeğe deniyor ki, "sen bu eve 1 ay yaklaşmayacaksın'. Bu 1 ay içerisinde erkek nerede kalacak" ne yiyecek ve ne içeceK? Evinde özel eşyaları var. Takım elbisesi, gözlüğü, bilgisayarı var. Erkek şiddete uğrattığı kadından eşyalarını istiyor. Telefonla da konuşursa bu da suç, suçu tekerrür etmektir, iletişime geçmemesi gerekiyor. Karakola gidiyor, "biz karışamayız" diyorlar. Savcıya gidiyor, savcıda "ailenden biri gitsin alsın eşyanı" diyor. Erkekte bazı durumlarda, ciddi mağduriyete uğruyor. yaptığının haklılığı ya da haksızlığı demek değildir bu. Ama daha yargının süreci devam ederken, şiddet gördüğünü ispat edemeyen kadınlar, bu erkekleri uzun süre mağdur ediyorlar. Bunun çözümü yine aile mahkemesinin aldığı uzaklaştırma kararında karşı tarafın eşyalarını kolluk marifetiyle alabilme izni. 2-3 saat içinde kolluğun nezaretinde tutanaklarla özel eşyalarını, işle ilgili belgelerini alabilme yetkisini de kararında yazmalı. O kararla kolluğa gidip karşı taraf eşyalarını alabilsin ki onun da mağduriyetini engellememiz lazım. Bence erkeklerin de mağdur edilmemesi lazım. Bunu da gerekçeli kararda yazmak lazım."

DHA

HABERE YORUM KAT