İnternette Ve Sosyal Medyada Öne Çıkan Yurt Haberleri

İnternette Ve Sosyal Medyada Öne Çıkan Yurt Haberleri

MERSİN'de polis ekiplerinin "torbacı" diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda, kaçmak isterken 5'nci kattan yandaki 4 katlı...

'Uçan torbacı', ayağını kırınca yakalandı

MERSİN'de polis ekiplerinin "torbacı" diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda, kaçmak isterken 5'nci kattan yandaki 4 katlı binaya atlayan şüpheli, ayağında kırık oluşunca yakalandı.

İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, daha önce de uyuşturucu madde ticaretinden dosyası bulunan ve hakkında 7 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.A.'yı takibe aldı. Toroslar ilçesi Çavuşlu Mahallesi'nde polisleri fark eden şüpheli, kaçmaya başladı. Polislerden kaçarken 5 katlı bir binanın çatısına çıkan M.A., yakalanacağını anlayınca da yan tarafta bulunan 4 katlı binanın damına atladı. Ayağında kırık oluşan M.A., kıskıvrak yakalandı.

Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan M.A.'nın üzerinde, 3 pakette eroin ele geçirildi.

Ambulansla Mersin Şehir Hastanesi?ne kaldırılan M.A., tedavisinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

-Torbacının damdaki görüntüsü

-Torbacı damdan atlarken

-Torbacının düştüğü binanın görüntüsü

-Şehir Hastanesinden genel ve detay görüntü

==========================

Muğla'da yangın paniği; yangın merdiveni kilitli çıktı

MUĞLA'nın Menteşe ilçesinde, 4 katlı apartmanın 2'nci katındaki dairede elektrik kontağından çıkan yangın, itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. 2'nci katın kilitli olan yangın merdiveni itfaiye görevlilerince levyeyle kırılırken, apartman sakinleri kucaklarında bebekleri ile tahliye edildi.

Menteşe'nin Emirbeyazıt Mahallesi Ova Sokak'ta 4 katlı Güzide Apartmanı'nın 2'nci katındaki Süleyman Kılıç'a ait dairede, saat 12.30 sıralarında yangın çıktı. Kimsenin bulunmadığı daireden yükselen dumanı fark eden çevredekiler, itfaiye ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, bir yandan alevlere müdahalede bulunurken, diğer yandan apartman sakinlerinin tahliyesini gerçekleştirmeye çalıştı. Apartmanın 2'nci katındaki yangın merdivenin kapısının hırsızlık olaylarına karşı kilit olması nedeniyle itfaiye ekipleri tarafından levyeyle ile kırdı. Kapının kırılmasının ardından apartman sakinleri güvenli bir şekilde kucaklarında çocukları ve bebekleri ile birlikte tahliye edildi. Yangın, itfaiyenin çalışması sonucu yaklaşık 1saatte söndürüldü. Yapılan incelemede, yangının elektrik kontağından çıktığı tespit edildi. Yaşadığı korku yüzüne yansıyan apartman sakinlerinden Mustafa Ecevit (18), "Yangın sırasında kendi dairemizdeydim. Komşularımızdan birisi zilimizi çalıp, yangın olduğunu haber verdi. Apartmanın içinde dumanlar vardı. Hemen dışarı kaçtık" dedi. Aynı apartmanda oturan İdris Pala, "Araçlar kaldırımları işgal ediyor. Yayalar kaldırımda yürüyemiyor. İtfaiye araçları bile yangın bölgesine geldikleri zaman sıkıntı yaşadı. Yetkililerin bu konuyla ilgilenmesini istiyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- İtfaiye ekiplerinin yangını söndürme çalışmasından görüntü

- Levye ile yangın merdiveni kapısının kırılması

- Yangın merdivenden inen apartman sakinlerinden görüntü

- Apartman sakini Mustafa Ecevit röp.

- Apartman sakini İdris Pala ile röp.

=================================

9 asırdır depremlere meydan okuyor

ELAZIĞ'ın tarihi Harput Mahallesi'ndeki, 1156 yılında yapılan ve İtalya'daki dünyaca ünlü Pisa Kulesi'ni andıran Ulu Camisi'nin 7 derecelik eğime sahip minaresi, 6.8 büyüklüğündeki depremde etkilenmedi.

Harput'ta bulunan ve yüzyıllara meydan okuyan Ulu Camisi'nin, 1156 yılında Artuklu beylerinden Kara Arslan tarafından inşa edildiği biliniyor. Kesme taştan yapılan caminin Selçuklu motifleriyle bezeli minaresi de prizmal bir kaide üzerine taş örgüyle yapılmış. Çeşitli efsanelere de konu olan minare doğuya doğru 7 derecelik eğik durmasıyla ünlendi. Ulu Camisi ve minaresi, deprem fay hattı üzerinde bulunan Elazığ'da, şu ana kadar yaşanan depremlerde hasar almadı.

PİSA KULESİ'NDEN 20 YIL ÖNCE YAPILDI

Minarede, 24 Ocak'ta yaşanan 6.8 büyüklüğündeki Elazığ depreminden sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede zarar meydana gelmediği belirlendi. Ancak muhtemel depremlere ve diğer doğal etkilere karşı gerekli tedbirlerin belirlenmesi için "bilim heyeti" oluşturulmasına karar verildi.

Ulu Camisi'nin minaresi, yapımından 20 yıl sonra 1176'da inşaa edilen İtalya'daki Pisa Kulesi de dahil dünyada, ayaktaki en eğik kule tipi yapı olarak kabul ediliyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------

Ulu camisi

Caminin minaresi

Harput mahallesi

Genel ve detay görüntüler

===========================

Mehtap'ın yolda parçalanmış cesedi bulundu

ADANA'nın Ceyhan ilçesinde birlikte seyahat ettiği arkadaşına tuvalet ihtiyacı olduğunu belirtip otomobilden inen Mehtap Ateş'in (31) yol ortasında parçalanmış cesedi bulundu. Polis genç kadının kazaya kurban gittiği üzerinde duruyor.

Olay, saat 06.00 sıralarında D- 400 karayolu Çakaldere mevkiinde meydana geldi. Mehtap Ateş, Konya'dan Adana'nın Ceyhan ilçesine arkadaşı Murat A.'yı görmeye geldi. İkili otomobil ile il merkezine doğru giderken, iddiaya göre Ateş, tuvalet ihtiyacının olduğun söyleyip, arkadaşından otomobili durdurmasını istedi. Araçtan inip, uzaklaşan Ateş, geri dönmedi. Otomobilde bekleyen Murat A., arkadaşı dönmeyince inip aramaya başladı. Murat A., Çakaldere mevkiinde yolda ceset parçaları olduğunu fark etti. Kıyafetinden, cesedin arkadaşı Ateş'a ait olduğunu anlayan Murat A., durumu polise bildirdi. Olay yerine sevk edilen polis ekibi, genç kadının kimliği ve üzerine kan bulaşmış fotoğrafını buldu.

Genç kadının kazaya kurban gittiği üzerinde duran polis, olay yerinde incelemelerde bulundu.

İncelemenin ardından Mehtap Ateş'in parçalanmış cesedi, otopsi için Adli Tıp Kurumu'nun morguna kaldırıldı.

Murat A.'yı ifadesini almak için karakola götüren polis, olayla ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

- Yoldan görüntü

- Polis araçlarından görüntü

- Ambulanstan görüntü

- Polislerden görüntü

- Genç kadının üzeri kanlı fotoğrafı

- Yoldan geçen araçlar

- Genel ve detay görüntüler

========================

İlik nakli olması gereken Tolga için seferber oldular

SAKARYA'da, lösemi tedavisi gören Tolga Eray'ın (33) ihtiyacı olan ilik nakli için tüm şehirde seferberlik başlatıldı. Tolga Eray için uygun donörün bulunması için binlerce kişi kan bağışında bulundu.

Karasu Belediyesi'nde çalışan ve Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde lösemi tedavisi gören Tolga Eray'ın ihtiyacı olan iliğin bulunması için önce Karasu'da, ardından Hendek, Adapazarı ve Serdivan'da Türk Kızılayı tarafından kurulan stantlara binlerce vatandaş donör olmak için başvuruda bulundu. Sakarya genelinde başlatılan seferberlik çevre şehirlere de yayılırken, son olarak Serdivan'da bir alışveriş merkezinde Türk Kızılayı tarafından stant kuruldu. Vatandaşlar tarafından büyük ilgi gören kampanya için Tolga Eray'ın yakınları vatandaşlara teşekkür etti.

"SADECE TOLGA İÇİN DEĞİL"

Tolga Eray'ın ağabeyi Taylan Özgür Eray, "Sürecin başında sağlık durumu iyiydi. Tekrar nüksetti. Şu anda kemoterapi almaya başladı. Doktorlarımız artık ilik nakli olması gerektiğini söylüyor. Tolga için Sakarya'da kök hücre bağışında bulunanların sayısı hayli iyi. İlgili herkese çok teşekkür ederiz. Bağışlardan uygun donör bulunup bulunmayacağını henüz bilmiyoruz. Bizim duyarlı vatandaşlardan beklentimiz sadece Tolga için değil, ilik nakli olmak için bekleyen bütün hastalarımıza uygun donörün bulunması. İnşallah ülke genelinde duyarlılık sağlanır ve sayı hızla çoğalır" dedi.

BAĞIŞ İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDULAR

Kan bağışı yapan Doğan Çatalbaş, "Ülkemizde binlerce ilik nakli bekleyen hastamız var. Beş dakikanızı ayırarak bir insan kurtarabilirsiniz. Bütün vatandaşlarımızı ülkenin her yerinde Kızılay istasyonlarına giderek kök hücre bağışı yapmaya çağırıyorum" diye konuştu.

Kan bağışı yapan Onur Ahmetoğlu ise, "Vatandaşlarımız kök hücre bağışıyla organ bağışını karıştırıyorlar. Kök hücre bağışının kan bağışından hiçbir farkı yok. İlik nakli bekleyen hastalarımızın hayatına dokunmak çok kolay. Üç tüp kan vererek bir insana can olabilirsiniz. Tüm Türkiye'ye kök hücre bağışı yapmaya çağırıyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Muhabir Güven Hasbaş anons

Ağabey Taylan Özgür Eray röp.

Doğan Çatalbaş röp.

Onur Ahmetoğlu röp.

Detay

============================

Çanakkale'de kas hastası iki kardeş hayatı gözleriyle yaşıyor

ÇANAKKALE'de, Duchenne Müsküler Distrofi (DMD) kas hastası olan Hüseyin ve Hakan Demir kardeşler hayatlarını göz takip sistemiyle (eyetracking) yaşıyor. Koyu bir Beşiktaş taraftarı olan iki kardeş, göz takip sistemiyle göz hareketlerini izleyen bir kızılötesi kamera, kızılötesi ışık kaynağı ve bilgisayarla internet üzerinden gün boyu gündemi takip edip, film izliyor, sosyal medyadan arkadaşlarıyla görüşüyor. Kas hastalığı nedeniyle ellerini kullanamadığı için göz takip sistemini kullandığını belirten Hüseyin Demir, "Bilgisayarımı gözümle kontrol ediyorum. Bir internet sitesine göz takip sistemine gözümle verdiğim komutla girebiliyorum. Bu şekilde interneti ve sosyal medyayı aktif şekilde kullanıyorum. Göz takip sistemi hayatımı kolaylaştırdı" dedi. Hakan Demir ise "Ağabeyim gibi Göz Takip Sistemiyle vakit geçiriyorum. Çok güzel bir sistem. Bu sistem olmasaydı şu an hiçbir şey yapmazdım" diye konuştu.

Çanakkale merkeze bağlı Işıklar köyü Dörtyol mahallesinde yaşayan Reşat Demir (53) ve Naşide Demir (48)'in çocukları Hüseyin Demir 26, Hakan Demir ise 23 yıl önce dünyaya geldi. Hüseyin Demir, 8 yaşında yürümekte güçlük çekmeye başlayınca ailesi doktora götürdü. Bursa Çekirge Devlet Hastanesindeki tedavisi sırasında Hüseyin Demir'in DMD Kas hastası olduğu ortaya çıktı. Kardeşi Hakan Demir'e de yapılan kontroller sonucu 5 yaşında aynı hastalık teşhisi konuldu. 11 yaşındayken Hüseyin Demir yürüyemez hale geldi. 3 yıl sonra ise 8 yaşındayken kardeşi Hakan Demir yürüyemez hale geldi. Hastalığın ilerlemesiyle Hüseyin Demir 2014 yılında, kardeşi Hakan Demir ise 2016 yılında makineye bağlı olarak yaşamına devam etmeye başladı. Annesi Naşide Demir ile babası Reşat Demir, 24 saat çocuklarının başından ayrılmayarak bakımlarını yapıyor.

Hüseyin Demir 1.5 yıldır bir hayırsever tarafından bağışlanan 12 bin TL'lik göz takip sistemi, kardeşi Hakan Demir ise bir başka yardımsever tarafından bağışlanan 10 bin TL'lik göz takip sistemiyle hayatlarını yatağa bağlı olarak yaşamaya devam ediyor. Koyu bir Beşiktaş taraftarı olan ve ellerini dahi kullanamayan iki kardeş, göz takip sistemiyle, göz hareketlerini izleyen bir kızılötesi kamera, kızılötesi ışık kaynağı ve bilgisayarla internet üzerinden gün boyu gündemi takip edip, film izliyor. Sosyal medyadan arkadaşlarıyla görüşüyor. Aynı zamanda sosyal medyada açtıkları DMD Spor ve Engelsiz Spor gruplarında arkadaşlarıyla spor haberlerini takip edip, engelli arkadaşlarının spor faaliyetlerini bu grupta paylaşıyor.

'GÖZ TAKİP SİSTEMİ HAYATIMI KOLAYLAŞTIRDI'

Kas hastalığı nedeniyle ellerini kullanamadığı için göz takip sistemini kullandığını belirten Hüseyin Demir, "Bilgisayarımı gözümle kontrol ediyorum. Bir internet sitesine göz takip sistemi yardımıyla gözümle verdiğim komutla girebiliyorum. Bu şekilde interneti ve sosyal medyayı aktif şekilde kullanıyorum. Göz takip sistemi hayatımı kolaylaştırdı. DMD hastaları için çok güzel bir uygulama. Bu uygulama ile çok sayıda arkadaşımla iletişime de geçiyorum. Bu sistemin tüm DMD hastalarında olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu hastalıkta ellerinin kullanamayan birçok hasta var" dedi.

GLASSOUSE SİSTEMİNİ İSTİYOR

Göz takip sisteminin kullanmaya başlamasının ardından 5- 6 kas hastası arkadaşıyla DMD spor sayfası açtıklarını da belirten Hüseyin Demir, şunları söyledi:

"Bu sayfamızda spor haberlerini paylaşıyoruz. Maçları izliyoruz. Spor camiasından da bize destek olmalarını bekliyoruz. Ayrıca "engelsiz spor" diye de bir grubumuz var. Bu sayfadan da engelli kardeşlerimizin sporlarını anlatıyoruz, haberlerini yapıyoruz. YouTube kanalımızda bunları paylaşıyoruz. Ancak bu göz takip sistemiyle Photoshop yapamıyorum. Glassouse diye bir farklı sistem var. Böyle bir sistemi kullanmak benim için güzel olacak. Onun alınmasını istiyorum. O sistemle çizim yapmak, çizim üzerinden güzel tasarımlar yapmak istiyorum. Bu konuda yardım ederseniz çok sevinirim."

'BU SİSTEM OLMASAYDI HİÇ BİRŞEY YAPAMAZDIM'

Kendisinin ağabeyi gibi koyu bir Beşiktaş taraftarı olduğunu belirten kas hastası Hakan Demir ise, "Ağabeyim gibi Göz Takip Sistemiyle vakit geçiriyorum. Çok güzel bir sistem. Bu sistem olmasaydı şu an hiçbir şey yapmazdım" diye konuştu.

'ÖKSÜRÜK MAKİNESİNİN SSK KAPSAMINDA ALINMASINI İSTİYORUZ'

24 saat boyunca kas hastası çocuklarının başından ayrılmadığını ifade eden baba Reşat Demir, "Çocuklarımızın vücudunda yaralar oluşmasın diye 4- 5 defa pozisyon değiştiriyoruz. Değiştirmeksek, yatak yarası olur. Sabah ilk olarak aspire yapıyoruz. Sonra Hüseyin'e mama, Hakan'a kahvaltısını veriyoruz. Önlerine bilgisayarlarını getiriyoruz, açıyoruz. Bilgisayarlarında arkadaşlarıyla yazışıyorlar. Çocukların başında muhakkak birisinin olması gerekiyor. Ayrıca bizim olmazsa olmazımız öksürük makinesi. Kas hastası kardeşlerimizi biz 20'li yaşlarda balgam ve nefes tıkanmasından kaybediyoruz. Bu öksürük makinesinin SSK kapsamında alınmasını istiyoruz. Çünkü bu cihaz SSK kapsamında alınmadığı için 35 bin TL. Hasta yakınlarının yüzde 90'ı bu yüzden bu cihazı alamıyor. Türkiye'de kas hastalıkları bölümleri istiyoruz. Bize bakan nöroloji, göğüs, kardiyoloji yani biz hastaneye gittiğimiz zaman kas hastalıkları bölümünde 3 tane doktorun aynı anda muayene olmak, görünmek istiyoruz. Çanakkale'de de böyle kas hastalıkları bölümünün açılmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------------

-Göz takip sistemiyle hayatını yaşayan Hüseyin ve Hakan Demir kardeşlerden genel ve detay görüntüler.

-Göz takip sistemiyle interneti kullanan kardeşlerden genel ve detay görüntüler.

-Göz takip sisteminden detay görüntüler.

-Hüseyin Demir ile röp.

-Hakan Demir ile röp.

-Reşat Demir ile röp.

===========================

Okullarını yenileyen Türkleri unutmayan Sırp öğrenciler Elazığ'daki depremzedeler için yardım kampanyası başlattı

SIRBİSTAN'da okullarını yenileyen Türkleri unutmayan Sırp öğrenciler, Elazığ'daki depremzedeler için yardım kampanyası başlattı.

Sırbistan'ın güneybatısındaki Prijepolje şehrindeki Çirko İlköğretim Okulu ve anaokulu Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve RUMELİSİAD Başkanvekili Zarif Alp'ın katkılarıyla 2015 yılında yeniden yapıldı. Türklerin bu yardımını unutmayan Sırp öğrenciler, Elazığ'da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremin ardından harekete geçti. Deprem haberini alır almaz kolları sıvayan Prijepolje Çirko İlköğretim Okulu öğrencileri ve öğretmenleri anlamlı bir kampanya başlattı. Depremde hayatını kaybedenlerin aileleri ve evsiz kalanlar için öğretmenler ve öğrenciler yardım kampanyasının startını verdi. Yaklaşık 500 öğrencinin eğitim gördüğü okulda öğrenciler ve öğretmenler hafta sonuna kadar banka hesaplarına para yatıracak. Toplanan maddi yardımlar daha sonra Elazığ'daki ailelere gönderilecek.

Konu hakkında açıklama yapan RUMELİSİAD Başkanvekili Zarif Alp, "2015 yılında Sırbistan'daki okulu restore ettik. Proje 2 yıllık süreçte bittikten sonra oradaki öğrencilerin mutluluğunu gördük. Daha sonra Elazığ depremi ile ilgili bizlerle beraber olmak istediler. Yapılan okulun ardından Türk halkıyla gurur duydular. Geçmişte atılan her adım, her el geçmişle kalmıyor. Mutlaka sizin, yaşadığınız şehrin karşısına çıkıyor. Bizler, bu tür çalışmaları bundan sonra da RUMELİSİAD olarak göstereceğiz. Bankalara hesap numarası açarak kendi harçlıklarını koyarak, yardım kampanyası düzenlemişler. Kampanya hafta sonuna kadar devam edecek. Toplanan yardımları Elazığ'a göndereceklerini söylediler" dedi.

"O KÜÇÜK YÜREKLERİN TÜRKİYE'NİN YANINNDA OLMASI ANLAMLI"

Sırbistan'ın sancak bölgesinde bulunan okulda güzel bir yardım kampanyasının başlatıldığını söyleyen AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Esgin ise, "Bu okulda okuyan öğrenciler, okulu yaptıran Türkiye'nin hatırasına yardım kampanyası düzenliyorlar. O küçük yüreklerin Türkiye'nin yanında olması son derece anlamlı ve önemliydi. Bu konu bana aktarıldığında gerçekten duygulandım. Balkanlarla tarihi kültürel değerlerimiz, hatıralarımız var" diye konuştu.

"İNSANLARIN MUTLU GÜNLERİ DE ACI GÜNLERİ DE PAYLAŞMASI ÇOK GÜZEL"

Yapılan yardım kampanyası hakkında açıklama yapan okulun öğrencilerinden Emilia Potejitsa, "Biz başlarına gelen musibetten dolayı depremzedelere yardım etmeye karar verdik. İnsanların bu şekilde birbirini düşünmesi ve mutlu günleri de acı günleri de paylaşmaları çok güzeldir" dedi.

Yardım yaparak minnet borcunu ödemeye çalıştıklarını ifade eden Teodara Nestroviç ise, "Biz bu vesileyle onlarla dayanışmak istedik. Her ne kadar onlara, onların bize yaptıkları iyiliği yapamazsak da biz sembolik de olsa yardım toplayıp elimizden geldiğince depremzedelere yardım etmeye çalışacağız. Çünkü bu okulu bize bağışlayan onların halkıdır" açıklamasında bulundu.

"TÜRK HALKININ DERDİYLE DERTLENDİĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN KAMPANYA BAŞLATTIK"

Toplanacak yardımın sembolik olduğunu ama asıl amaçlarının depremzedelerin yanında olduklarını göstermek için böyle bir kampanyaya imza attıklarını söyleyen Okul Müdürü Belkisa Beganoviç ise, "Okulumuz daha güzel ve daha kaliteli eğitim faaliyetleri yapsın, öğrencilerimiz de okuldan, derslerden zevk alsın diye dostumuz ve eski öğrencimiz Zarif Alp her zaman yanımızda olup okulumuzu yeniden inşa etti. Onun yanı sıra Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Türkiye'nin en büyük işadamları dernekleri arasında yer alan RUMELİSİAD Derneği ve Türkiye Hükümeti her zaman yanımızda olup okulumuza büyük yatırımlar yapmıştır. Biz de tüm bu dostlarımıza ve dost kurumlarımıza şükranlarımızı sunmak ve depremden dolayı Türkiye halkının derdiyle dertlendiğimizi göstermek için bir yardım kampanyası başlattık. Tabi ki toplayacağımız yardımlar sembolik yardımlardan ibarettir. Biz de dediğim gibi bu sembolik yardımlarımızla onları unutmadığımızı ve onların yanında olduğumuzu göstereceğiz" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------------

-Sırp öğrencilerin ve okul müdüresinin röportajları (Okul çekimi)

-RUMELİSİAD yönetimi ve Milletvekili Mustafa Esgin'in videoyu izlemesi

-RUMELİSİAD Başkanvekili Zarif Alp röportaj

-Ak Parti Milletvekili Mustafa Esgin Röportaj

-Detaylar

===================================

Motosikletli hamile kadına çarptı

AYDIN'ın Nazilli ilçesinde, yolun karşısına geçmeye çalışan 3 aylık hamile Nazife S. ile ona çarpan motosikletli kazada yaralandı. Kaza anı ise güvenlik kamerasınca görüntülendi.

Kaza, dün saat 14.00 sıralarında, Hürriyet Caddesi'nde meydana geldi. Mehmet Tunç yönetimindeki 35 AGD 615 plakalı motosikletle, yolun karşısına geçmeye çalışan 3 aylık hamile Nazife S.'ye çarptı. Güvenlik kamerasınca görüntülenen o anlarda, hamile Nazife S. ile yere düşen kasksız motosikletli Tunç yaralandı. Nazilli Devlet Hastanesi'ne ambulansla kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Polis, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------

- Kazayla ilgili kamera görüntüsü

- Motosikletin hamile kadna çarpması ve bayanın yerde sürüklenmesinden görüntü

==================================

Depremde herkes kaçarken, garson servise devam etti (ÖZEL)

ELAZIĞ'ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremin yıkım ile ölümlere neden olduğu Malatya'da, sarsıntı sırasında bir künefeci dükkanındaki müşteriler can havliyle dışarı koşarken, garson Turgut Barlak, siparişleri masalara dağıtmaya devam etti. Müşterilerin kaçtığı anda, Barlak'ın servise devam etmesi iş yerinin güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.

Sivrice merkezli 6.8'lik depremin güçlü hissedildiği ve çok sayıda binanın yıkıldığı, can kayıplarının yaşandığı Malatya'daki bir künefeci dükkanında çalışan garsonun soğuk kanlı davranışları güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntüde, deprem başlar başlamaz müşteriler koşarak dışarı çıkıyor. Garson Turgut Barlak ise elindeki tepside olan siparişleri, masalara dağıtmaya devam ediyor. Siparişlerin dağıtımını bitirdikten sonra dışarı kaçıyor.

'DEPREM BEN DE ŞOK ETKİSİ YARATTI'

Garson Turgut Barlak, deprem anında işine odaklandığını söyleyerek, "Deprem olduğunu ilk anda hissetmedim. Müşteriler bağırmaya başladılar, panik yaptılar. O an biraz hızlandım, tepsideki siparişleri boşaltmak için. Sonra ben de kaçtım. İlk başta deprem, ben de şok etkisi yarattı. Müşterilerin kalkıp kaçmaya başlamsıyla heyecanıp ve korkup kaçtım" dedi.

İşletme sahibi Yücel Altuğ ise deprem akşamı müşteri yoğunluğu olduğunu, depremi hissettikleri andan itibaren müşterileri dışarıya çıkardıklarını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------------

- Deprem anı güvenlik kameraları

- Muhabirin güvenlik kamerasıyla birlikte anonsu

- Turgut Barlak'ın çalışma görüntüsü

- Turgut Barlak röp.

- Yücel Altuğ röp.

- Genel ve detay görüntüler,

====================

Minibüs şarampole yuvarlandı: 9 yaralı

DÜZCE'de, TEM Otoyolu'nda yoldan çıkan minibüsün şarampole yuvarlanması sonucu 9 kişi yaralandı.

Kaza saat 09.00 sıralarında TEM Otoyolu Gümüşova rampaları mevkiinde meydana geldi. Ankara istikametine gitmekte olan Gökhan Özen idaresindeki 06 DJD 27 plakalı minibüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerleri aşarak şarampole yuvarlandı. Yaklaşık 30 metre aşağı uçan minibüs içerisinde bulunan sürücü Gökhan Özen, araçta bulunan Recep Karadağ, Bilcan Kübra Özen, Birgül Özen, Ümit Alper Karadağ, Gülnaz Karadağ, Hazal Karadağ, Bengisu Karadağ ve Songül Özen yaralandı. Kazayı görenlerin haber vermesi üzerine itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekipleri geldi. Yaralanan 9 kişi vatandaşların da yardımıyla ambulanslara taşındı. Hastanelere kaldırılan 9 kişi tedavi altına alındı. Kazayla ilgili olarak inceleme başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------

Kaza yapan aracın görüntüsü

Kazada yaralanan şahıslara müdahale görüntüsü

Kazada yaralanan kişilerin rampadan çıkarılırken görüntüsü ve detaylar

============================

Samsun-Ordu karayolunda heyelan (1)

ORDU'da Karadeniz Sahil Yolu'nda heyelan meydana geldi. 2 kişinin yaralandığı heyelanda, Samsun-Ordu karayolu ulaşıma kapandı.

Karadeniz Sahil Yolu'nda yüksek kesimden kayan toprak ve kaya parçaları nedeniyle Samsun-Ordu karayolu ulaşıma kapandı. Heyelanda 2 kişi yaralanırken, karayolunda uzun araç kuyrukları oluştu. Bölgeye çok sayıda itfaiye ve kurtarma ekibi sevk edildi.

GÖRÜNTÜLER GEÇİLİYOR

================================

Samsun-Ordu karayolunda heyelan (2)

2 YAYA YARALANDI

Ordu'da Karadeniz Sahil Yolu'nda meydana gelen heyelanda, Samsun-Ordu karayolu ulaşıma kapandı. Yolun yüksek kesimden kayan toprak ve kaya parçaları altında kalan 2 yaya, itfaiye, polis ve sağlık ekiplerince bulunduğu yerden çıkarıldı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalede bulunduğu yaralılar ambulansla, hastane kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Ulaşımın çevre yolundan verildiği bölgede, belediye ve karayolları ekipleri yolu ulaşıma açmak için iş makineleri eşliğinde çalışma başlattı.

Öte yandan Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Coşkun Alp de bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

================================

Yüzündeki yanık izleri nedeniyle evden çıkamayan Miraç, tedavi olmak istiyor

KONYA'nın Kulu ilçesinde 9 yıl önce marangozhanede çırak olarak çalışırken sobaya döktüğü tinerin patlaması sonucu vücudunun yüzde 69'u yanan Miraç Tehik (23), yüzündeki yanıklar nedeniyle evden çıkamıyor. Miraç Tehik, özel bir hastanede ameliyat olması gerektiğini, bunun için de 450 bin liraya ihtiyacı olduğunu belirterek, "Çekinmeden gezmek, normal hayatıma dönmek istiyorum" dedi.

Kulu'da liseyi bırakıp bir marangozhanede çırak olarak çalışmaya başlayan Miraç Tehik, 2011 yılının Mart ayında atölyede kömür sobasını tiner döküp tutuşturmak istedi. Bu sırada patlama meydana geldi. Ağır yaralanan Tehik, Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Vücudunun yüzde 69'luk bölümünde ikinci ve üçüncü derece yanıklar oluşan Miraç Tehik, 4,5 ay yoğun bakımda kaldı. Tehik geçen süre zarfında 45 operasyon geçirdi. Ancak yapılan operasyonlar yüzündeki yanık izlerini gideremedi. Miraç Tehik'in ameliyat olabilmesi için ise 450 bin liraya ihtiyacı var.

'ÇEKİNMEDEN GEZMEK İSTİYORUM'

Müstakil evlerinin bahçesinden dışarı çıkamayan Miraç Tehik, özel hastanede 5 operasyon geçirmesi gerektiğini belirterek, "Özel hastaneye gönderildim, tedavimin devam etmesi için yüklü para istendi. 9 yıldır tedavi olamıyorum, babam inşaat işçisi aldığı asgari ücret ile 9 kişilik aileye zor bakıyor. Özel hastanede yapılacak olan ameliyatlar pahalı olduğu için karşılayamadık. Ben de artık normal hayatıma dönmek istiyorum. Çekinmeden gezmek istiyorum. Normal hayat sürmek istiyorum" dedi.

CUMHURBAŞKANINDAN YARDIM İSTEDİ

Oğlunu tedavi ettiremediklerini söyleyen Ebu Bekir Tehik ise, "Oğlum yüzde 70 dolaylarında ikinci ve üçüncü derecede yandı. Birçok tedavi gördü, fakat tedavinin pahalı olması dolayısıyla gücümüz yetmiyor, tedaviye devam edemiyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca lütfen bize yardım edin, sesimizi duyun. Oğlum da diğer gençler gibi gezmek istiyor. Yuva kurmak istiyor. Onun da doğal hakkı, çocuğum doğuştan böyle değildi, bir türlü kabullenemedi. Askere alınmadı, çürük raporu alınca çok üzüldü, kabullenemedi. Ben çocuğumun sağlığını istiyorum, onun da vatana yararlı bir birey olmasını istiyorum, bunun için de yardımlarınızı bekliyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------------

-Miraç Tehik'in evinin bahçesinde görüntüsü

-Detaylar

-Ailesiyle oturması

-Miraç Tehik röp

-Baba Ebu Bekir Tehik röp

==============================

Kahramanmaraşlıları 2 ton zayıflattılar (ÖZEL)

KAHRAMANMARAŞ'ta Necip Fazıl Şehir Hastanesi'nde açılan "Obezite Merkezi'; zayıflamak isteyenleri ameliyatsız, aç bırakmadan uyguladığı 9 aylık bir programla zayıflatıyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Nuri Öksüz, merkezin büyük bir ilgi gördüğünü ve merkeze 2019'da 446 kişinin başvurduğunu belirterek, "2019'da merkezimize başvuran hastalarımız 2 ton 22 kilo verdiler" dedi.

Kahramanmaraş'ta aşırı kilolarından kurtulup zayıflamak isteyenler, gittikleri Necip Fazıl Şehir Hastanesi'nde Obezite Merkezi'ne yönlendiriliyor. Merkezin en önemli özelliği ise, sorumlu doktor Kübra Cırık Demirdöğen gözetimindeki psikolog, fizyoterapist, diyetisyen ve diğer sağlık personellerinden oluşan ekibin, kendilerine müracaat eden kişileri ameliyatsız zayıflatmak.

'BAŞARILI SONUÇLAR ALIYORUZ'

İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Nuri Öksüz, obezitenin sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın sağlık sorunu olduğunu söyledi. Küresel anlamda halk sağlığı sorununa gelen ve dünyada 700 milyon kişinin obeziteden muzdarip olduğunu ifade eden Öksüz, fazla kilolarından kurtulmak isteyenleri sağlıklı bir şekilde zayıflatmak adına Obezite Merkezi'ni açtıklarını belirtti. Öksüz, "Buraya başvuran hastalarımızı 5 tane uzman hekimimi muayene ediyor. 5 uzman muayenesinden sonra gerekli tüm tetkikler yapılıyor, ondan sonra 9 aylık bir programa alıyoruz. Bu tedavinin içerisinde davranış terapisi, farkındalık temelli terapiler, diyet tedavileri ile bir bütüncül yaklaşımla hastaya yaklaşıyoruz. Ve son 2 yıldan beri bayağı başarılı sonuçlar aldık" dedi.

'TEDAVİ BAŞARILI OLMAZSA CERRAHİ YÖNTEME BAŞVURUYORUZ'

İnsanların sadece yemekten değil, yaşadıkları çeşitli hastalıklardan dolayı kullandıkları ilaçlardan kaynaklı olarak da kilo alabildiğini, bu nedenle merkeze gelen hastalara bir bütün olarak bakıp ona göre tedavi uygulandığını kaydeden Dr. Ali Nuri Öksüz, şöyle devam etti:

"Necip Fazıl Şehir Hastanesi'nde öncelikli tedavimiz cerrahi değil. Önce diyet tedavilerini, farkındalık ve davranış temelli tedavilerimizi burada yapıyoruz. 2018 ve 2019 yılının değerlendirmesini yaptığımız zaman 2018'de 308 hasta, 2019'da 446 hasta bize başvurmuş. verilen kilolar da bayağı var. 2018'de hastalarımız toplam 1 ton 300 kilo, 2019 yılında da 2 ton 22 kilo bir kilo vermiş durumdalar. Bu tedaviler denedikten sonra eğer hastalarımız kilo veremezlerse o zaman cerrahlarımız uygun olan hastalarda deniyor. Normalde bizim prensibimiz önce anatomik yapıyı bozmamak. Normal anatomi içerisinde bu tedaviler deneniyor. Eğer başarılı olunmazsa cerrahi yöntemlere başvuruluyor. O da kişinin rızası ve uygun vakalarda oluyor."

CIRIK: AMACIMIZ; HASTALARI İDEAL KİLOLARINA DÜŞÜRÜP BU KİLOLARINI KORUMALARINI SAĞLAMAK

Merkezin sorumlu hekimi Kübra Cırık Demirdöğen ise zayıflamak isteyenlerin belirli bir eğitim programıyla zayıflattıklarını söyledi. Demirdöğen, "Hastaları 9 aylık bir programa dahil ediyoruz. Bu programda fizyoterapist, diyetisyen ve psikoloğumuz var. Grup eğitimlerine giriyorlar. Bu eğitimlerde bizim esas amacımız bilinç değişimi, davranış değişimi oluşturmak, hastaları ideal kilolarına düşürmek ve düştükten sonra da bu kilolarını korumalarını sağlamak. Genelde hastalar diyet yaptıklarında kilo veriyorlar ama sonrasında tekrar kilo alıyorlar. Çünkü sağlıklı bir kilo veremiyorlar, genelde kas kaybı oluyor. Burada özellikle "Kas kaybı olmasın, yağdan kayıp olsun" diye fizyoterapistimiz fiziksel aktiviteyi arttırıyor, yürüyüş öneriyor, diyetisyenimiz aç bırakmadan hastalara doğru beslenmeyi öğretiyor. Psikoloğumuz var ve yeme bozukluğu olan ancak farkında olmayan hastalarımızı ona yönlendiriyoruz. Mesela "Ben hiç yemek yemiyorum" diyor ama aslında devamlı bir şeyler atıştırıyor. Böyle yemek yeme bozukluğu olan hastalarımızı belirleyip bunlara tedavi uyguluyor, farkındalık oluşturuyor. İdeal kilolarına düştükten sonra da bu kilolarını korumalarını sağlıyoruz. Buradan mezun olduktan sonra da bu sağlıklı kilolarıyla hayatlarına devam etmelerini istiyoruz" diye konuştu.

'HASTALARIMIZI AÇ BIRAKMIYORUZ'

Merkezin diyetisyeni Şerife Acay Dokuyucu da, merkeze gelenlere beslenmeyi öğrettiklerini, bu kapsamda sağlıklı yemek tarifleri ve pişirme teknikleri verdiklerini söyledi. Dokuyucu, şöyle konuştu:

"Asıl sıkıntımız bizim, sağlıklı beslenmeyi öğrenemememiz. Burada sağlıklı beslenmeyi kişilere gerek eğitimlerle, gerek yemek tarifleriyle sağlıklı beslenmeyi oturtmaya çalışıyoruz. Mesela tarif derslerimizde sebze tüketimini artırmaya çalışıyorum çünkü günlük 45 porsiyon sebze yememiz gerekiyor ama tüketilmiyor. Mesela brokoliden bir pizza yaptık. Mücveri normalde hep kabaktan yaparız, bol yağda kızartırız böyle alışmışız. Pişirme teknikleri dersimizde bunu fırında yapmayı öğretiyoruz ve bunun çok da lezzetli olduğunu görüyorlar. Pırasadan mücver yaptık ve pırasayı bu haliyle sevdiklerini görüyoruz. Hastalarımızı aç bırakmıyoruz, genelde kişiler ondan korkuyorlar. Hatta ilk görüşmelerinde ben yemeleri gereken şeyler anlatırken "Ben bu kadar şeyi gerçekten yiyecek miyim?" diyerek çok şaşırıyorlar. Gerçekten o kadar şeyi yiyerek doğru da yaparlarsa, pişirme tekniklerine dikkat ederek vücudumuzun neye ihtiyacı varsa onu alarak zayıfladıklarını görünce hem çok seviniyorlar hem de doymuş oluyorlar. Böyle olunca zaten uzun süre devam ettirilebiliyor. Yoksa kişi aç kalsın, 1- 2 hafta devam ettirebilirsin, sonra vücut mutlaka seni yedirir. Yanlış şeyler yedirir, şekerin düşer bu sefer tatlıya düşebilirsin. Bu gibi şeyler istemiyoruz. Uzun sürdürülebilir beslenme modelini danışanlarımıza oturtturmaya çalışıyoruz."

'PSİKOLOJİK SIKINTILAR GİDERİLİNCE DAHA KOLAY KİLO VERİYORLAR'

Obezite Merkezi'nin psikoloğu Sude Sucu ise zayıflama insan psikolojisinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, "Obezite merkezine gelen hastaların büyük bir çoğunluğunda psikolojik sıkıntılar onları o duruma getiriyor. Öyle olduğu için o psikolojik sıkıntılar giderildikten ve olumsuz alışkanlıklar geçirildikten sonra daha kolay kilo veriyorlar. Burada kişilerin motivasyonları, olumsuz duygu ve düşünceleri, umutsuzlukları, depresyonları üzerinde ilerleyerek kilo vermelerine yardımcı oluyoruz" diye konuştu.

Merkezin birim koordinatörü Funda Erzurum da cinsiyet ve yaş ayrımı olmaksızın hizmet verildiğini ancak kendilerine başvuranların büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu söyledi. Erzurum, "Bayan başvurumuz daha fazla, erkek başvurumuz 27 tane şu an. Yaş sınırımız olmadığı için çocuk da alıyoruz. Şu an 4 tane çocuğumuz var. Yavaş yavaş duyulmaya başladı ve katılımlarımız oluyor" dedi.

'HİÇ AÇLIK TATMADIK'

Zayıflamak için merkeze gelenler ise hem programdan, hem de personelin ilgisinden memnun. Bunlardan biri olan 28 yaşındaki Zeynep Kübra Saçma, merkeze başvurduğunda 95 kiloda olduğunu, 6 ayda 20 kilo vererek 75'e düştüğünü söyledi. 75'i hayal bile edemediğini belirten Saçma, 3 aylık bir eğitim sürecinin daha olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

"Hiçbir zaman baskı, disiplin asla görmedik, açlık hiç tatmadık. Yani normalde yediğimizden bile bazen oldu fazla yediğimiz oldu. Çünkü yememiz gereken şeylerden, sağlıksız yiyeceklerin bizi doyurmadığını, sağlıklı yediğimiz şeyler yerine sağlıklı yediğimi sürece çok doyduğumuzu fark ettik. Mesela "Nasıl kilo verdin, diyet listen de ne var?" diye soran arkadaşımıza "Bizim hiç diyet listemiz olmadı" dedim, çok şaşırdılar. Biz neyden ne kadar yememiz gerektiğini öğrendik, neyin ne yerine geçtiğini, aslında biz yemek yediğimizi zannederken sadece en basit örneğiyle ekmek yediğimizi öğrendik. Burası Obezite Merkezi olarak geçse bile biz psikoloji olarak, yeme içme alışkanlığı olarak, günlük yaşantımızda egzersizler ve hareket etme olarak biz sağlıklı yaşamayı öğreniyoruz burada. Ben buraya Obezite Merkezi demeyi çok sevmiyorum, sağlıklı yaşam merkezi demeyi daha çok tercih ediyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------

- Ali Nuri Öksüz ve eğitime katılanlar

- Öksüz ile röp.

- Öksüz, merkez personeliyle birlikte

- Öksüz'ün Zeynep Kübra Saçma ile sohbet etmesi

- Zeynep Kübra Saçma ile röp.

- Saçma'nın diyet yemeğini göstermesi

- Eğitimden detay

- Kübra Cırık Demirdöğen ile röp.

- Diyet yemeklerinden detay

- Şerife Acay Dokuycu'nun eğitim vermesi

- Dokuyucu ile röp.

- Dokuyucu ve diyet yemekleri

- Funda Erzurum ile röp.

- Suda Sucu ile röp.

================================

Tokat'ta yaban kedisi fotokapanla görüntülendi

TOKAT'ın Erbaa ilçesinde doğada rastlanması zor olan, nesli tehlike altındaki yaban kedisi (Felis silvestris), yaban hayatı araştırmaları yapan Kenan Kesmez'in (38) kurduğu fotokapanla görüntülendi.

İstanbul'da özel bir şirkette bilgisayar teknikeri olarak çalışan evli ve 2 çocuk babası Kenan Kesmez, memleketi Tokat'ın Erbaa ilçesinde yaban hayatını araştırmaları yapmaya karar verdi. Kesmez 9 ay önce Canik Dağı eteklerine araştırmalarına yardımcı olması için güneş enerjisi ile çalışan ve kaydettiği görüntüleri internet aracılığıyla aktaran bir fotokapan sistemi kurdu. Vatandaşların da istedikleri an video paylaşım sitesi üzerinden canlı izleyebileceği sistemle 30 Ocak günü doğada görüntülemesi zor olan yaban kedisi kameralara yansıdı. Fotokapan yakınlarında bir süre gezinen yaban kedisi daha sonra uzaklaştı.

Sistemin ARGE çalışmalarına 2 yıl önce başladığını ifade eden Kenan Kesmez, bu sayede nesli tehlike altında olan ve kolay kolay kameralara yakalanmayan yaban kedisini canlı olarak izleyebildiklerini söyledi.

Görüntü Dökümü:

-Fotokapan görüntüsü

-Yaban kedisinin görüntüleri

-Kenan Kesmez'in konuşması

DHA

HABERE YORUM KAT