İnternet Ve Sosyal Medyada Öne Çıkan Yurt Haberleri 

İnternet Ve Sosyal Medyada Öne Çıkan Yurt Haberleri 

BALIKESİR'in Ayvalık ilçesinde, Saim A., yurt dışında yaşayan komşusunun balkonunda yatan kediyi önce keserle kovaladı ardından zehirlemek istedi.

Kediye önce keser attı, sonra zehirlemeye çalıştı

BALIKESİR'in Ayvalık ilçesinde, Saim A., yurt dışında yaşayan komşusunun balkonunda yatan kediyi önce keserle kovaladı ardından zehirlemek istedi. Kedinin su içmesi için konulan kaplara zehir olduğu öne sürülen sıvıyı boşaltırken güvenlik kamerası tarafından görüntülenen Saim A. hakkında Mucize Patiler Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği şikayetçi oldu.

Ayvalık ilçesine bağlı Altınova Mahallesi'ndeki yazlık sitede yaşanan olayda, Saim A., yurt dışında yaşayan komşusunun balkonuna girerek, yatan kediye keser fırlattı. Kedi can havliyle kaçtı. Yaklaşık 5 dakika sonra da zehir olduğu öne sürülen sıvıyı kedinin su içmesi için konulan kaplara boşalttı. Yurt dışında yaşayan ev sahibi Sevgi Pulat ise yaşananları güvenlik kamerasından görüp, komşularından yardım istedi. Komşular kapları boşaltarak, kediyi zehirlenmekten kurtardı. Görüntüleri de hayvan derneklerine ulaştırdı.

Mucize Patiler Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği, olayı yargıya taşıdı. Dernek Başkanı İlker Görgün, "Derneğimize gönderilen görüntüler bizi derinden yaralamıştır. Balıkesir'in Ayvalık ilçesine Bağlı Altınova'da Saim A. adlı kişi, önce komşunun kapısında yatan kediye keser fırlatıp, daha sonra hayvanların suç içtiği kaplara kimyasal bir madde koyarak, hayvanları zehirlemeye çalıştığı açık ve net şekilde görüyoruz. Daha önce bu sitede birçok kedinin zehirlendiği söylenmektedir. Bir an evvel bu şahsın davranışlarına son verilmesi ve tedavi edilmesi gerekiyor. Eğer tedavi edilmez ise ileride daha farklı sonuçlara neden olabilecek durumlarla karşılaşılabilir. Bir an önce hayvanlara şiddete hapis cezası gelmesini istiyoruzö dedi.

Mucize Patiler Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Meryem Karayaşar da, "Derneğimize gelen görüntüler karşısında şok olduk. Şahsın kedileri keserle kovaladığı, daha sonra sularına zehirleyecek tarzda kimyasallar kattığı bilgisi bize ulaştı. Gerekli şikayetler yapıldı. Ben bir psikolog olarak bu olayın psikolojik yönünü çok önemli buluyorum. Bu şekilde fikirler üreten bir zihniyetin, ileride insanlara da zarar verme olasılığı oldukça yüksektir. Bu nedenle bizler bu olayın takipçisi olacağızö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Kediye keser atılma ve kaplara kimyasal konulma anından güvenlikkamerası görüntüsü

-Psikolog Meryem Karayaşar açıklaması

=======================

Çöpte bulanan bebeğe "Duru" ismi verildi, anne koruma altına alındı

GAZİANTEP'te, kağıt toplayıcısı 2 kardeş tarafından çöp konteynerinde bulunarak hastaneye götürülen bebeğe hemşireler, "Duru" ismini verdi. Polis tarafından gözaltına alınan, ifadesinde bebeği evlilik dışı ilişkiden dünyaya getirdiğini, ailesinden korktuğu için de çöp kutusuna bıraktığını söyleyen anne, kadın sığınma evine yerleştirildi.

Dün öğle saatlerinde Aydınlar Mahallesi'nde atık kağıt toplayan 2 kardeş, çöp konteynerinde çarşafa sarılı yeni doğmuş kız bebek buldu. Kardeşler yaşadığını anladıkları bebeği yakında bulunan özel hastaneye götürüp, doktorlara teslim etti. Yaklaşık 24 saat önce doğduğu tahmin edilen bebek tedaviye alındı. Sağlık durumu iyiye giden bebeğe, hemşireler Duru ismini verdi.

Bebeğe, bakımlarının yapılmasının ardından isim konulduğunu söyleye hastane müdürü Cengiz Bayram, "Hemşire arkadaşlar banyosunu, pansumanını ve bakımını yaptılar. Burada 20 tane annesi var. Her biri bebeğimize bakıp, besliyor. Şu anda emin ellerde, umarım buradan çıkınca da aynı şefkat gösterilir. Gerçekten talihsiz bir durum bu bebeği çöp atar gibi atmışlar. Toplum olarak hepimiz suçluyuz. Bebeği getiren iki arkadaş montlarını sarmışlardı. Bu yaptıklarından dolayı onları ödüllendirmek istedik. Almak istemediklerini ve bunun insanlık görevi olduğunu söylediler. Biz ısrar ederek onlara küçük miktarda bir destekte bulunduk" dedi.

DURUMU İYİYE GİDİYOR

Bebeğin durumunun düne göre daha iyi olduğunu ifade eden Neonotoloji Uzmanı Prof. Dr. Ercan Sivaslı da, "Bebeğimizin durumu düne göre daha iyi. Vücudunda ve kafasında, geçirdiği travmalara bağlı bazı sıkıntılar var, onları halletmeye çalışıyoruz. Yüzünün derisi yüzülmüş, bir yere sürtünme gibi duruyor. Ama tedavisi yapılıyor ve iyiye gidiyor" diye konuştu.

ANNESİ BULUNDU İFADESİ ALINDI

Öte yandan polis ekipleri bebeğin annesini tespit ederek, yakaladı. Kimliği açıklanmayan annenin, ifadesinde, bebeği evlilik dışı ilişkiden dünyaya getirdiğini ve ailesinden korktuğu için çöp kutusuna bıraktığını söylediği öğrenildi. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan anne, kadın sığınma evinde koruma altına alındı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

- Bebek

- Yoğun Bakım

- Çalışanların bebekle ilgilenmesi

- Ercan Sivaslı ile röp.

- Cengiz Bayram ile röp.

- Genel ve detay görüntüler

=============================

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çomaklı istifa ettiğini açıkladı

ESKİŞEHİR Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, ciddi sağlık sorunları olduğunu bildirerek, YÖK ve Cumhurbaşkanlığı'na istifasını sunduğunu açıkladı. Rektör Çomaklı, "Benim sağlık sorunum çok ciddi boyutlara ulaştı. YÖK Başkanı ve Cumhurbaşkanı'mızdan affımı isteyerek, istifamı sundum. Benim 3 çocuğum var, bu nedenle sağlığım çok önemli" dedi.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, internet üzerinden yapılan Açık Öğretim Fakültesi sınavları hakkında bilgi vermek için basın toplantısı düzenledi. Sınavların yerli ve milli sınav sistemiyle yapıldığını anlatan Rektör Prof. Dr. Çomaklı, 8 ay önce eski bir rahatsızlığının nüksettiğini bu nedenle YÖK ve Cumhurbaşkanlığı'na istifasını sunduğunu açıkladı. Rektör Prof. Dr. Çomaklı, şunları söyledi:

"Sizinle paylaşmak istediğim bir husus var. Bu hususu ben ilgili makamla paylaşarak, izin istedim ve aldım. Atandığımızdan beri dijitalleşmeye çok önem veriyorduk ve çok yoğun geçiyordu. Bizim burada 7 gün 24 zamanımız geçiyordu. 8 ay önce eski bir rahatsızlığım nüksetti. Rahatsızlığım aşırı noktalara vardı. Doktorlar sürekli dinlenmem gerektiğini, bu süreçte evden ayrılmamam gerektiğini söylüyorlardı. Fakat ben 7 Mayıs'taki sınavın bitmesini özellikle bekledim. Çünkü bu bizim için bir dönüm noktasıydı. Türkiye'de öncü olacak bir sistemdi. Yazılımlarımızı test etmiştik, Öğrenim Yönetimi Sistemi'ni (LMS) hayata geçirmemiz gerekiyordu. Benim bunu bitirmem gerekiyordu. Bunun yanı sıra Yunus Merkezi ile ilgili taleplerimizi oluşturmuştuk. Öğrenci teşkilatlanmasını yeniden yapmıştık. Müzelerimiz, URAYSİM daha birçok proje hayata geçti."

'AFFIMI İSTEDİM'

Sağlık sorunlarının çok ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden Çomaklı, "Ben de affımı istedim, o nedenle YÖK Başkanı ve Cumhurbaşkanı'mızdan affımı isteyerek, istifamı sundum. Şimdiye kadarki tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hiç kimse ile paylamamıştım bunu. Benim 3 çocuğum var, bu nedenle sağlığım çok önemli. 45 yaşındayım ve çok ciddi sağlık sorunu yaşıyorum. Aslında yapacak çok şeyimiz var ama maalesef evden çıkamıyorum. Ayaklarımdaki rahatsızlıklar ve ciğerimdeki sorun uç noktaya ulaştı. Gitmiyor artık, bir yerden sonra zorlanıyorum. Ben de emin olun çok hüzünlüyüm bu durumdan. Ama sağ olsun makam ve başkanımız olumlu karşıladılar. Durumun ciddiyetini de anlattım, affımı istedim. Onların affına sığınarak kabulünü istedim. İstifamı sundum. Kabul edeceklerinden eminim sağ olsunlar, ben herkese teşekkür ederim. Biz hedefimize vardık, yapacaklarımızı da yaptık, geri dönülmeyecek şekilde çok büyük bir sistem değişikliği yaptık. Kişi bazlı olmaktan kurumsal hale getirdik. Ben memnunum, tüm çalışanlarıma, işçisinden güvenliğine bütün akademik personele ve herkese çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, rektörlük görevine 2018 yılı Eylül ayında atanmıştı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Rektörün açıklaması

-Rektörlük binası

=====================

Bu çiçeği koparmanın cezası 73 bin 747 lira

AYDIN'ın Kuşadası ilçesinde havaların ısınmasıyla birlikte dünyada sadece Dilek Yarımadası Milli Parkı'nın güney kesimlerinde yetişen bir endemik bitki türü olan "tüylü çan çiçekleri" açmaya başladı. Dünya Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) Kırmızı Listesi'nde de yer alan çiçeğin koparılması veya sökülerek taşınmasının bu yılki cezası 73 bin 747 TL olarak belirlendi.

Türkiye'nin en önemli tabiat mirasları arasında yer alan Kuşadası'ndaki Dilek Yarımadası Milli Parkı'nın güney kesimlerinde havaların ısınmasıyla dünyada sadece bu bölge yetişen endemik bitki türlerinden olan "tüylü çan çiçekleri" açmaya başladı. Dünya Doğayı Koruma Birliği'nin Kırmızı Listesi'nin "Hassas" kategorisinde de yer alan çiçeğin yüzünü gösterip toprağı süslemesi doğaseverleri heyecanlandırdı. Daha çok kayalık alanlarda öbekler halinde açan bu nadir çiçek, sadece uzaktan sevilip, seyredilebiliyor. Çünkü çiçeği koparmanın veya doğal ortamından sökerek başka bir yere taşımanın bu yılki belirlenen cezası 73 bin 747 TL.

'TOPLAM 804 BİTKİ TÜRÜNE EVSAHİPLİĞİ YAPIYOR'

Büyük Menderes Deltası Dilek Yarımadası Milli Parkı'nın sahip olduğu eşsiz doğası sayesinde 6'sı endemik olmak üzere toplam 804 bitki türüne ev sahipliği yaptığını belirten Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği Başkanı (EKODOSD) Bahattin Sürücü, "Milli Park'taki endemik bitki çeşitliği çok fazla. Tüylü çan çiçeği dışında kıyı sarımsağı, Aydın ölmez çiçeği, nakil çiçeği, büyük çiçekli mürdümük, Anadolu ebegümeci, dam koruğu ve kum zambağı da koruma altında olan diğer türler arasında yer alıyor" dedi.

'HAZIRLIKLARIMIZI TAMAMLADIK'

Büyük Menderes Deltası Dilek Yarımadası Milli Parkı Müdürü Koray Aşık ise doğaseverlere çeşitli uyarılarda bulundu. Endemik bitki türlerini koparmanın veya zarar vermenin yüksek cezası olduğunu ifade eden Aşık, "Kovid-19 salgını nedeniyle Milli Park ziyaretçilere kapılarını kapadı. Bu süre zarfında biz de peyzaj düzenlemesi yapıp hazırlıklarımız tamamladık. Kapılarımızı açtığımızda misafirlerimizi yeni yüzümüz ile karşılayacağız. Doğaseverler de endemik bitki türlerini görme fırsatını yeniden elde edecek" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü ile röp.

- Tüylü Çan Çiçekleri'nin fotoğraf görüntüsü.

========================

Kahvehaneye yapılan baskında depo ve bodrum katına saklanan 26 kişi yakalandı

KONYA'da koronavirüs tedbirlerini ihlal eden bir kahvehaneye yapılan baskında depo ve bodrum kımsına saklandığı tespit edilen 26 kişiye 81 bin 900 lira para cezası kesildi.

Selçuklu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Musalla Bağları Mahallesi Çukurçimen Sokak üzerinde bulunan ve daha önce mühürlendiği tespit edilen bir kahvehanenin koronavirüs tedbirlerini ihlal ederek yeniden çalışmalarına devam ettiğini tespit etti. Bunun üzerine iş yerine giden polis, içeride arama yaptı. Yapılan aramada depo ve bodrum kısmına saklanan 26 kişiyi yakaladı. Yakalanan kişilerden biri hakkında da arama kararı olduğu belirtildi. 26 kişiye Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'na muhalefetten toplam 81 bin 900 lira para cezası kesildi. İş yeri sahibi hakkında adli işlem başlatılırken, iş yeri yeniden mühürlendi.

GÖRÜNKÜ DÖKÜMÜ:

----------------

- Kahvehaneye yapılan baskın

- İçeride yakalanan müşterilerden detay

- Cezai işlem uygulanmasından detaylar

=========================

Traktörler tarlayı değil, dünyaca ünlü sahili sürüyor

Antalya'da koronavirüs salgını nedeniyle girişlerin yasaklandığı Konyaaltı Sahili'nde traktörler bir haftadır düzenleme çalışması yapıyor.

Koronavirüs önlemleri kapsamında sahillerin ziyaretçi girişine kapatılmasıyla Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Sahili'nde başlattığı bakım onarım çalışmalarını bir haftadır sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı'na bağlı Antalya Kıyı Yapıları Şube Müdürlüğü ekiplerinin Konyaaltı Sahili'ndeki çalışmasına traktörler de eşlik ediyor.

Tarım alanlarında görmeye alışık olduğumuz traktörler bu kez salgın sonrası ziyaretçilerini yeniden ağırlamayı bekleyen dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'nin kumlarını düzeltiyor. Ekipler, sahilde tesviye ve kumsal temizliği gerçekleştirirken, aynı zamanda sahil boyunca yer alan merdiven, korkuluk ve rampalarda da bakım onarım ve boyama işlemi gerçekleştiriyor. Çalışmalar kapsamında ayrıca cankurtaran kulelerinin montajı ile duş kabinleri de yerlerine konuldu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------

- Sahil yol kesimi boş detay

- Sahilde kepçe detay

- Traktörlerin sahilde tefsiye ve düzenleme çalışması detay

- Gözetleme kuleleri detay

- Genel detaylar

=====================

Ardahanlı Sercan'ın tilkiyle dostluğu

ARDAHAN'a bağlı Açıkyazı Köyünde yaşayan Sercan Deniz'in tilkiyle dostluğu görenleri şaşırtıyor. Evinin bahçesine gelen tilkiyi eliyle doyuran Deniz, "Aramızda bir dostluk bağı kuruldu" dedi.

Merkeze bağlı Açıkyazı Köyü'nde çiftçilikle uğraşan Sercan Deniz, yaklaşık 3 ay önce evine her gün bir tilkinin geldiğini gördü. Evlerinin balkonuna kadar çıkan tilkiyi izleyen Deniz, bir süre sonra eliyle beslemeye başladı. Deniz, her gün sabah saatlerinde evine gelen tilkiye ekmek, tavuk eti vererek karnını doyurdu. Kısa sürede tilkiyle aralarında bir dostluk başladığını söyleyen Sercan Deniz, "Önceleri evimin bahçesine kadar gelen tilki daha sonra, yere yakın olan balkona çıkmaya başladı. Dost olarak gelen tilkiye biz de misafirperverliğimizi göstererek besledik. Tilki bizi çok sevdi, aramızda sıkı bir dostluk bağı kuruldu" dedi.

Açıkyazı köyünde yaşayanlar tilki ile Sercan Deniz arasındaki dostluğu şaşkınlıkla izliyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Sercan Deniz'in tilkiye tavuk vermesi

-Tilkinin Sercan Deniz'in peşinde yürümesi

-Sercan Deniz'in eliyle tilkiye tavuk vermesi

-Sercan Deniz'in peşinden gelen tilkiye ekmek vermesi

-Ekmeği alan tilkinin evden ayrılması

=======================

Türbenin üzerine 5 katlı apartman yaptılar

BURSA'da, Osmanlı dönemi alimlerinden olan Takkeci Sinan Hoca Türbesi'nin üzerine 5 katlı apartman yapıldı. Çevreden geçen vatandaşlar, türbenin üzerinde bina görünce şaşkınlığını gizleyemedi.

Osmanlı döneminde, kendisine ait 30 gayrimenkulü vakfedip Tophane'de mektep yaptırarak, burada yıllarca talebe yetiştiren Takkeci Sinan Hoca, 1800'lü yıllarda vefat etti. Takkeci Sinan Hoca, kendi adıyla kurduğu medreseye gömüldü. Uzun yıllar sonra, Vakıflar Kanunu'nun çıkmasının ardından, Takkeci Sinan Hoca'ya ait olan medrese kamulaştırılarak satıldı. Yol genişletme çalışmaları sırasında Takkeci Sinan Hoca Medresesi yıkılırken, türbesinin üzerine ise 5 katlı apartman yapıldı.

'KABRİNİN ÜZERİNE BİNA İNŞA EDİLMİŞ'

Vakıflar Kanunu'yla birlikte Medresenin yıkıldığını, türbenin üzerine de apartman yapıldığını söyleyen Bursalı tarihçi Emrah Ateş, "Takkeci Sinan Efendi, Bursa'nın çok sayıda yetiştirmiş olduğu alimlerden birisidir. İlim erbabı, Allah dostudur. Orası, şahsi kazancıyla elde ettiği gelirden yaptırmış olduğu bir medresedir. Tamamen helal parasıyla yapılmış bir medresedir. Vefatından sonra kendi medresesine defnediliyor. Yaklaşık 30 parça menkulünü vakfetmiştir. İnsan yetiştirmek üzere bir medrese inşa etmiştir. Burada da kendisi hocalık yaparak kimseden bir beklenti içine girmeden, kimseden maaş beklemeden Allah rızası için talebe yetiştirmiştir. Takke yapıp sattığı için de Takkeci Sinan Hoca olarak ismi kalmıştır. Yattığı yerde Sinan Efendi Medresesi adı altında bir medrese inşa edip talebe yetiştirir. Vakıf malıdır. Vakıflar Kanunu'yla birlikte orası da satılır. Yol genişletme çalışması kapsamında medrese yıkılır, medresenin belli bir kısmı kamulaştırılarak satılır. Şahsa devredilir. Maalesef yapılan medresenin altında kalır. Şu an kabrinin üzerine bir bina inşa edilmiştir. Son hali budur. Olmaması gereken bir tablodur" dedi.

'YILLARDIR BU YOLDAN GEÇİYORUM İLK KEZ FARK ETTİM'

Türbeyi görünce şaşkına dönen mahalle sakini Ozan Orak, "Yıllardır bu yoldan geçerim. İlk kez burada bir türbe olduğunu öğrendim. Gerçekten çok şaşkınım. Türbeyi, dükkan tarzında görmek beni şaşırttıö şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

=======================

Koronavirüs şüphelisi bebekler, hemşire annelerine emanet

ADANA Marsa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nde kurulan yeni doğan pandemi servisinde koronavirüs şüphesiyle tedavi altına alınan 3 bebeğe, 2 hemşire annelik yapıyor. Doğdukları andan itibaren yakınlarına gösterilemeyen bebeklerin bakımını, izole edilen 2 hemşire yapıyor.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle mücadele kapsamında kentte bulunan Marsa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nde yeni doğan bebekler için pandemi bölümü kuruldu. Koronavirüs şüphesiyle erken doğan 3 bebek, burada kuvöze konularak tedavi altına alındı. 14 gün boyunca izole edilen bebeklere koronavirüs testi yapıldı. Yapılan araştırmalar sonucu bebeklerin sonucu negatif çıktı.

HEMŞİRE ANNELERE EMANET

Hastane yönetimi bebeklerin sağlığı için, kurulan pandemi bölümünde görev yapmak üzere 2 hemşire görevlendirdi. Kuvöz içinde bakılan 3 bebekle 24 saat nöbet sistemiyle ilgilenen hemşireler Özen Yörük ve Şule Bozkurt çalışma alanlarıda salgın riskine karşı izole edildi. Sadece bu bölümde çalışan hemşirelerin dinlenme alanları, yemek yedikleri yerler diğer sağlık personelinden ayrıldı. Anneleri başta olmak üzere yakınlarına bile gösterilmeyen bebeklere annelik yapan hemşireler yakından ilgi gösteriyor.

'ANNELERİ MERAK ETMESİN'

Pandemi odasında görev yapan Özen Yörük, "Servisimizde koronavirüs şüphesiyle doğan bebeklerimiz yatıyor. Testlerini yaptık negatif çıktı, ancak 14 günlük karantina süresinde oldukları için ailelerini göremiyorlar. Beslenme, bakım ve tedavileriyle biz ilgileniyoruz. Zaten pandemi odası olduğunu için sadece biz bu bebeklerimizde ilgileniyoruz. Şuanda 3 bebeğimiz var, burada ne kadar kalacakları henüz belli değil. Biz onlara annelik yapıyoruz, anneleri hiç merak etmesin onlara çok iyi bakıyoruz. Gözleri arkada kalmasın onlar kadar iyi bakıyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------

- Hemşire Özen Yörük ile röp

- Hemşirelerin bebeklere bakım yapması

- Tedavi gören bebekeler

- Genel ve detaylar

============================

Kumarhaneye çevrilen evde yakalanan 6 kişiye 22 bin 575 lira ceza

KAHRAMANMARAŞ'ta bir evde kumar oynarken yakalanan 6 kişiye toplam 22 bin 575 lira para cezası kesildi.

Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, Şehit Evliya Mahallesi'ndeki bir evde kumar oynandığını tespit etti. Evi bir süre takibe alan ekipler, gece saatlerinde düzenlediği operasyonda 4'ü kumar oynayan 6 kişiyi suçüstü yakaladı. Masalarda iskambil kağıtları ile 150 lira kumar parası ele geçirildi.

UYUŞTURCUDAN ARANIRKEN KUMAR MASASINDA YAKALANDI

Polisler tarafından kimlik kontrolü yapılan kişilerden Ahmet K.'nın uyuşturucu suçundan arandığı ortaya çıktı. Şüpheliler maske takıldıktan sonra gerekli işlemler için emniyete götürüldü. Koronavirüs tedbirleri kapsamında sosyal mesafeye uymayan 6 kişiye 3 bin 150'şer liradan 18 bin 900 lira, bunlardan 4'üne ayrıca kumar oynamaktan 3 bin 675 lira olmak üzere toplam 22 bin 575 lira idari para cezası kesildi. Ev sahibi hakkında da adli işlem başlatılırken, evin de mühürleneceği belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

- Polislerin eve girmesi

- Masa üstündeki kağıt ve paralar

- Şüphelilerin evden çıkarılması

- Polis minibüsüne bindirilmeleri

- Minibüsün gidişi

==============================

Karasu nehri ortasında mahsur kalan çobanın imdadına AFAD yetişti

ERZİNCAN'da hayvan sürüsünü geçirmek istediği Karasu Nehrinin ortasında mahsur kalan Muhammed Yaprak'ı (13) AFAD kurtardı.

Olay Üzümlü ilçesi'ne bağlı Altınbaşak Beldesi yakınlarında meydana geldi. Babası Ayhan Yaprak ile birlikte büyükbaş hayvanları otlatmak isteyen Muhammet Yaprak(13) sürüyü Karasu Nehrinden geçirmek istedi. Yağmur nedeniyle nehir sularının yükseldiğini fark edemeyen küçük çoban bir anda akıntıya kapıldı. Bu sırada nehrin ortasında bulunan adacığa çıkmayı başaran Muhammet Yaprak çaresizce beklemeye başladı. Baba Ayhan Yaprak kendi çabaları ile oğlunu kurtaramayınca durumu güvenlik güçlerine bildirdi. Olay yerine çağırılan Erzincan İl Afet ve Koordinasyon Müdürlüğü ekipleri bot yardımı ile mahsur kalan küçük çobana ulaştı. Yaklaşık 1 saat adada çıplak halde bekleyen çobanı bota alarak nehrin karşısına geçirdi. Üşüdüğü ve korktuğu gözlenen çocuk babasına teslim edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Ekiplerin botu suya indirmeleri

-Botla nehirde ilerlemeleri

-Mahsur kalan çobana ulaşmaları

-Çobanı kurtarmaları ve nehrin kenarına çıkarmaları

-Çobanın sulun kenarına çıkması ve babası ile buluşması

=======================

Babasının yardım istediği Abdurrahman'ın nakile ihtiyacı olmadığı ortaya çıktı

ADANA'da Muhlis Julli, "lösemi" hastası oğlu 2 yaşındaki Abdurrahman'ın kemik iliği nakline ihtiyacı olduğunu öne sürüp, sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle gelemeyen Suriye'deki eşi ve kızının iliğinin uyumlu olabileceğini belirterek Türkiye'ye alınması için çağrıda bulundu. Ancak hastanede tedavi gören küçük Abdurrahman'ın kemik iliği nakline ihtiyacı olmadığı ortaya çıktı.

Suriye?nin İdlib kentinde yaşayan Muhlis Julli ve Betül Baradiği çiftinin ikinci çocukları Abdurrahman?a doğuştan lösemi teşhisi kondu. İdlib?de tedavi gören Abdurrahman ile birlikte Türkiye?ye gelen Muhlis Julli, Adana?nın merkez Seyhan ilçesi Mirzaçelebi Mahallesi?nde bir gecekonduda yaşamaya başladı. Küçük Abdurrahman, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk Hemotoloji servisinde tedaviye alındı.

EŞİ VE DİĞER ÇOCUĞUNUN GELMESİNİ İSTİYOR

Çocuğunun durumunun günden güne kötüye gittiğini belirten Muhlis Julli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan?dan yardım beklediğini kaydederek, "Çocuğumun vücudunda damarları tıkandığı için göğsünden bir kanal açtılar. Orası da enfeksiyon kaptı ve enfeksiyonun kana karışma riski var. Çocuğum kemoterapi görüyor ve ilacın dozunu da artırdılar. Kemik iliği nakli olabileceği dolayısıyla ailemin Suriye?den getirmek için başvuruda bulundum. Hatay İl Göç İdaresi?nden ailemin bilgilerini istediler. Tüm evrakları tamamladım sadece onay beklendiği söylendi. Artık dayanamıyorum" diyerek yardım çağrısında bulundu.

NAKİLE İHTİYACI OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI

Hastaneden alınan bilgilere göre, Çocuk Hematoloji Polikliniği'ne kan değerlerinde düşüklük nedeniyle getirilen küçük Abdurrahman'ın nakile ihtiyacı olmadığı ortaya çıktı. Hastane yetkilileri, Abdurrahman Julli'ye kemik iliği incelemesi yapıldığı, Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı konularak tedavisine başlandığı, takiplerinde yapılan tetkikler ile "düşük risk" grubunda olduğu bu nedenle "kemoterapi" uygulandığı, kemik iliği nakline ihtiyaç duyulmadığını kaydetti. Abdurrahman Julli'nin kemoterapi ile tedavisinin sürdüğü, herhangi bir aksama bulunmadığı ifade edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

- Baba Muhlis Julli ile röportaj

- Julli'nin evrakları göstermesi

- Muhlis Julli ve oğlu Abdurrahman'dan görüntüler

=======================

Şanlıurfa isotuna "koronavirüs" talebi

Koronavirüsten korunmak için uzmanların bağışıklığı yükseltmek adına acı biberin tüketilebileceğini açıklamasının ardından, Şanlıurfa'nın acı biberi olan isota talep arttı.

Dünyada etkisini sürdüren ve Türkiye'de de devam eden koronavirüsten korunmak için halk yoğun çaba harcarken, uzmanlar da bu süreçte yapılması gerekenleri sıralamayı sürdürüyor. Salgından korunmak için alınması gereken en önemli önlem ise vücudun bağışıklığını yükseltmek. Uzmanlar da vücudu korumak için birbirinden farklı yiyecek önerilerinde bulunuyor. Koronavirüse karşı uzmanların en son önerdiği besin, acı biber oldu. Acı biberin vücudu koruyan ve bağışıklığı güçlendiren bir besin olduğunun söylemesinin ardından Urfa'nın acı biberi olan isota Türkiye'de talep arttı.

'KORONAVİRÜSTEN SONRA TALEP ARTTI'

Koronavirüs öncesi satışların normal olduğunu söyleyen isot satıcısı Ömer Özdemir son dönemlerde isot satışında artış yaşandığını belirterek, "Virüs ve uzmanların açıklamalarının ardından pul biber ve isota talep artı. İsot ve pul biber alırken, kokusu, rengi, içindeki tohum miktarına dikkat etmek gerekir. Bazen başka ilden arayan müşteriler oluyor biberin pahalı olduğunu başka yerlerde 20-25 TL olduğunu söylüyorlar. Bunu da izah etmekte zorlanıyoruz" dedi.

İsot almaya gelen Mehmet Taşkın ise, "Uzmanlar televizyonda koronavirüse karşı isot ve acı biberin iyi olduğunu söyleyince bende geldim acı isot almaya. Bundan sonra virüse karşı iyi geliyorsa acı isot tüketiriz" diye konuştu.

BİYOKİMYA UZMANI ERCAN: ACI BİBER KORONAVİRÜSLE MÜCADELEDE ETKİLİ

GAZİANTEP'te de önemli miktarda üretimi yapılan acı biberdeki "kapsaisin" maddesinin koronavirüs (Covid-19) hastalarının iyileşmesine etkisi olabileceği görüşüne uzmanlar destek verdi. Gaziantep Üniversitesi Öğretim Görevlisi Biyokimya Uzmanı Kenan Ercan "Acı biberde bulunan "kapsaisin" maddesi doğal antimikrobiyel özellik gösteriyor. Biber gibi antioksidan miktarı yüksek bitkilerle beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyoruz. Bunun koronavirüsle mücadelede etkisi olacaktır " dedi.

Onkolog Doç. Dr. Hilmi Kodaz, "Türk toplumu acı biber ve yemeklerde C vitamini yönünden zengin birçok baharat tüketir. "Kapsaisin'in (biberin acı olmasını sağlayan madde) olası ön antiviral etkileri, koronavirüs üzerinde daha ileri tasarlanmış çalışmalar ile değerlendirilebilirö demesinin ardından acı biberin en çok üretildiği kentler arasında yer alan Gaziantep'te de uzmanlar bu görüşe destek verdi. Acı biberin zengin bir besin kaynağına sahip olduğunu ifade Biyokimya Uzmanı Kenan Ercan, "Biber içeriğinde bulunan doğal antioksidanca başta C vitamini olmak üzere zengin bir besin kaynağıdır. Özellikle acı biber içerisinde bulunan kapsaisin maddesi doğal antimikrobiyel özellik gösteriyor. Bununla alakalı yeterince çalışmaların yapılması gerekiyor. Büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Bölge bölge insanların koronavirüsten daha fazla ya da daha az etkilendikleri görülüyor. Özellikle biber gibi antioksidan miktarı yüksek bitkilerle beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyoruz. Bunun koronavirüsle mücadelede etkisi olacaktır" diye konuştu.

'BİBER İLAÇ SEKTÖRÜNDE KULLANILABİLİR'

Gaziantep bölgesinde acı biber üretiminin fazla olduğunu ve ilaç sektöründe kullanılabileceğini belirten Ercan, "Özellikle Gaziantep ve ilçelerinde kapsaisin içeren acı biber oldukça fazla üretiliyor. Bu da bölgenin doğal şartlarından kaynaklana bir durum. Bu büyük potansiyeli, biberin etken maddelerini doğru bir şekilde ilaç sektöründe kullanarak koronavirüs ve diğer etkenlere karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiği için kullanabiliriz. Biberin içerisindeki vitaminler önemli vitaminlerdir. Kapsaisin acılık tadını veren, antioksidan özelliği olan bir madde. Bunların birleşimiyle gıda olarak tüketimin yapılması daha fazla bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Ülkemiz doğal bir cennet. Bitki örtüsü yönüyle çok geniş ve günlük tükettiğimiz, nane, maydanoz biber gibi bitkilerde çok güçlü etken maddeler var. Biber başta olmak üzere diğer bitkilerle ilgili çalışmalar yapılmaya devam etmeli bizler de bu çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

- Çarşı ve yoğunluk

- İsot almaya gelen vatandaşlar

- İsot satan esnaflar

- Esnaflar ile röportaj

- İsot alan vatandaşlarla röportaj

- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

- Kırmızı biber tarlası

- Biber hasadı

- Biber çöpü çekilmesi

- Yıkanıp parçalanması

- Kurutulması

- Tezgahta biber çeşitleri

- Kenan Ercan ile röp.

- Genel ve detay görüntüler

Haber Kodu : 200508036

Haber Kodu : 200508037

=====================

Babalarına gönderdiği çocuklarına salgın nedeniyle kavuşamıyor

ANTALYA'da yaşayan Şermin Demiral (40), okulların uzaktan eğitime geçmesi üzerine 2 çocuğunu bir haftalığına eski eşinin yanına gönderdi. Demiral, sonrasında çıkan kısıtlamalar nedeniyle 2 aydır Adapazarı'ndan gelemeyen çocuklarıyla görüntülü konuşarak, hasret gideriyor.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde temizlik personeli olarak görev yapan iki çocuk annesi Şermin Demiral, bir süre önce eşinden boşandı. Demiral, velayetleri kendisinde olan çocukları 13 yaşındaki Suğra ve 9 yaşındaki Süleyman'ı, mart ayında koronavirüs tedbirleri kapsamında okullar uzaktan eğitime geçince babalarını görmeleri için bir haftalığına Adapazarı'na gönderdi. Çocuklar babalarının yanındayken 20 yaş altına sokağa çıkma ve 31 ile giriş çıkış kısıtlamaları getirilmesi nedeniyle Demiral, yaklaşık 2 aydır çocuklarını göremiyor. Baba, çocukları annelerinin yanına getirmek için başvuruda bulundu, ancak izin çıkmadı. Şermin Demiral, çocuklarıyla her gün cep telefonu üzerinden görüntülü konuşarak hasret gideriyor.

'ONLAR ORADA, BEN BURADA AĞLIYORUM'

Konuşma sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Demiral, her konuşmada çocuklarına onları çok özlediğini söylüyor. Demiral, bu sene Lise Giriş Sınavı'na girecek olan Suğra ile görüntülü konuşmasında ağlayan kızına derslerini ihmal etmemesi konusunda öğüt verdi. Demiral, çocuklarına yakında kavuşacaklarını söyledi. Bir süre sonra ağlamaya başlayan Demiral, konuşmakta zorlandı.

Çocuklarını ağlarken görünce çok üzüldüğünü söyleyen Demiral, "Okullar kapanınca çocuklarımı bir haftalığına babalarının yanına Adapazarı'na gönderdim. Ancak yasak gelip, yollar kapanınca çocuklarım orada mahsur kaldı. Onlar orada, ben burada ağlıyorum. Çocuklarım yokken ev bomboş geliyor. Bir an önce çocuklarıma kavuşmak istiyorum. Babaları buraya gelmeleri için başvurduklarını, ancak kabul edilmediğini söyledi" dedi.

Çocukları için endişelendiğini söyleyen Demiral, "Çocuklarımın velayeti bende, ikametleri burada. Babaları kaymakamlık üzerinden tekrar başvuracağını söyledi. Çocuklarımın da psikolojisi bozuldu, sürekli ağlıyorlar. Kızım LGS'ye girecek, bu moral bozukluğuyla nasıl sınava odaklanacak bilmiyorum. Bir an önce çocuklarımın gelmesini istiyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Şermin Demiral'ın hastanede çalışırken görüntüleri

- Şermin Demiral kızıyla görüntülü konuşması

- Demiral'ın ve kızının ağlaması

- Şermin Demiral röp

Haber Kodu : 200508035

=================================

Gezgin arıcılar yaylalarda koronavirüse karşı üretim yapıyor

AFYONKARAHİSAR'ın Sandıklı ilçesindeki yaylalar, gezgin arıcıların akınına uğruyor. Bu yıl Sandıklı yaylarında konaklayan 500'ü aşkın arıcı, koronavirüse karşı bal, polen, apilarnil, arı ekmeği gibi pek çok ürün üretecek.

Her yıl Afyonkarahisar yaylalarında konaklayan 3 bin civarında arıcı, mayıs ayıyla birlikte bölgeye taşınmaya başladı. Koronavirüs Bilim Kurulu kararlarını takip ederek, kentin yaylalarını gezen arıcılardan yaklaşık 500'ü, Sandıklı ilçesinin yaylalarına yerleşiyor. Arıcılar, yaklaşık 5 ay konakladıktan sonra üretim sezonunun ardından diğer bölgelere hareket edecek. Bu süre içerisinde bağışıklık sistemlerini geliştirmekte büyük rol oynayan bal, polen, apilarnil, arı ekmeği ve arı sütü gibi ürünler üretecek arıcılar, özelikle bu yıl üretilen arı ürünlerinin önemli olduğunu söyledi. Arıcılar, arı ürünlerinin hücreleri yenileme, koronavirüse karşı bağışıklık sistemini güçlendirme gibi özeliklere sahip olduğunu kaydetti.

'ŞU AN YAYLALARDA ŞENLİK VAR'

Tarım danışmanı ve gezgin arıcılardan Mehmet Acar (60), "Dünyamızı etkisi altına alan koronavirüs üreticilerin üretim enerjisini kırmaya çalıştı. Ancak arıcılarımız üretim enerjisini kaybetmedi. İlkbahar bakımlarını yapan arıcılarımız tarlalardan ve doğadan gelen tatları sofralarla buluşturmak için yaylalarımıza geldi. Arıcılarımız, bağışıklık sisteminin güçlü olması için arı ürünlerini, propolis doğal antibiyotik olarak biliniyor, hücre yenileyici arı sütü, apilarnil, arı ekmeği, bal ve diğer arı ürünlerini üretecek. Şu an yaylalarda şenlik var. Diğer taraftan arıcılarımız bu bölgeye geldiği zaman kültürel bir bağ kuruyor. Kolonizatör olan bizim arılarımız bu bölgedeki ürünlerin kalitesini artırıyor. Diğer taraftan verimini de artırıyorlar. Kaliteli ürün arıcılar ile birlikte sürdürebilir hale geliyor. Koronavirüs salgınına rağmen arıcılarımız güzel insanlar için doğal ürün üretmek amaçlı buralarda. Arıcılarımızın üretim enerjisini kırmadığı için Tarım ve Orman Bakanımıza çok teşekkür ediyoruz" dedi.

'ÜRÜNLERİMİZİN VERİMİ ARTIYOR'

Alagöz köyü muhtarı Ramazan Çetinkaya da "Bölgemize arıcılar gelmeye başladı. Her şeye rağmen üretim devam ediyor. Arıların sayesinde özellikle Afyon çiçeklerimiz etkilenerek ürünlerimizin verimleri artıyor. Bu sene de arıcılarımız işlerinin başına geçerek bölgelerimize yerleşmeye başladı. Arıcıların buralarda gelip çalışması bizim de enerjimizi artırıyor. Bizler de üreticiler olarak koronavirüse karşı arazilerimizin başındayız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Arı kovanlarından görüntü

- Arıcı Mehmet Acar arı kovanlarının bulunduğu bölgede gezinirken görüntü

- Bal almak için çiçeklere konan arılardan görüntü

- Kovanlara giren arılardan görüntü

- Arıcı Mehmet Acar arı peteğini üzerinde arılar olan peteği kovandan çıkartırken görüntü

- Üzerinde arılarla kaplı bal peteği yakın görüntü

- RÖP 1: Mehmet Acar (Tarım danışmanı ve gezgin arıcı)

- Alagöz Köyü Muhtarı Ramazan Çetinkaya ve Arıcı Mehmet Acar arı kovanlarının bulunduğu bölgede sohbet ederek gezerken görüntü

- RÖP 2: Ramazan Çetinkaya (Alagöz Köyü Muhtarı)

Haber Kodu : 200508030

===============================

'Sıfır temaslı" lüks villa tatiline yoğun ilgi

İNGİLTERE Başbakanı Boris Johnson'dan Angelina Jolie'ye, Brad Pitt'ten David Beckham'a çok sayıda ünlü ve iş insanının tatil için tercih ettiği Antalya'nın Kalkan Mahallesi'ndeki lüks villalar, koronavirüs salgını nedeniyle izole tatil yapmak isteyenlerin ilgisini çekiyor. Lüks villalarda "sıfır temaslı" tatilin haftalık fiyatı ise 5 bin ila 30 bin lira arasında değişiyor.

Turizmin başkenti Antalya'nın en batı ilçesi, 60 bin nüfuslu Kaş'ın turistik mahallesi Kalkan, son günlerde izole ve doğayla iç içe tatil yapmak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor. Otantik yapısı, temiz ve nemsiz havası, pırıl pırıl denizi, eşsiz güzellikte koylarıyla yerli ve yabancı tatilcilerin gözdesi olan Kalkan, Türkiye'nin alternatif turizm merkezlerinden biri.

Kalkan'da, onlarca butik otelin yanı sıra, yaklaşık 5 bin villa var. Dört mevsim turizm yapılan Kalkan'ın 3 bin 614 olan nüfusu, yüksek turizm sezonunda 20 bine ulaşıyor. Koronavirüs tedbirleri kapsamında uzmanların sosyal izolasyona dikkat edilmesi yönündeki uyarılarını dikkate alan ve tatil sezonunu da evde geçirmek istemeyenler, otellerden çok Kalkan bölgesindeki villaları tercih ediyor. Koronavirüs öncesinde daha çok muhafazakar tatilcilere hizmet veren villalar ise kapalı havuzlu, jakuzili, deniz manzaralı, orman manzaralı şeklinde kategorilendiriliyor.

VİLLALARIN ÜNLÜ MİSAFİRLERİ

Villalar genelde haftalık ya da aylık kiralanıyor. Aynı villayı birbirini tanıyan 2-3 aile tercih edebiliyor ve isterlerse kendilerine ayrılan alanlarda birbirlerini görmeden izole tatil yapma imkanı yakalayabiliyor. Villaların haftalık fiyatları ise 5 bin lira ile 30 bin lira arasında değişiyor.

KORONAVİRÜSE KARŞI DEZENFEKTE

Kalkan bölgesinde 550 villaya kiralama hizmeti veren turizmci Hüseyin Gencer, bölgenin eski bir balıkçı kasabası olması nedeniyle yeşil ve maviyi koruyabildiğini söyledi. Son yıllarda turizmde insanların villa tercih ettiğini kaydeden Gencer, yurt dışından ünlü isimlerin gelerek gerek Kalkan koyunda yatlarıyla, gerekse villalarda tatil yapma imkanı bulduğunu söyledi. Yüzde 80 oranında İngilizlerin geldiğini anlatan Gencer, "Koronavirüs nedeniyle sosyal izolasyonlu tatil isteyenler bizi tercih etmeye başladı. İnsanlar sadece kendilerine ait havuz ve yaşam alanını tercih ediyor. Misafirlerin giriş çıkışları öncesinde ve sonrasında mutlaka dezenfekte işlemi yaptırıyoruz" dedi. Gencer, geçen yıla oranla fiyatlara yüzde 10 ile 15 enflasyon farkının yansıtıldığını sözlerine ekledi.

600 villanın kiralama hizmetini sunan turizmci Durmuş Ustali ise denize sıfır villalar olduğunu kaydetti. İnsanların otellerden ziyade artık villa tercih etmeye başladığını anlatan Ustali, "Dünyaca tanınmış kişiler sıklıkla geliyor. Ancak geçmiş dönemde futbolcu David Beckham, oyuncu Angelina Jolie, Brad Pitt, İngiltere Başbakanı Boris Johnson bölgemizi tercih etti. Türkiye'den de sanatçılarımız, ünlü iş insanları geliyor. Sessiz sakin olduğu için çok seviliyor" diye konuştu.

Turizmciler, iç piyasanın hareketlenmesiyle yoğun bir şekilde telefonla arayanlar olduğunu ve ön rezervasyon aldıklarını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Kalkan'ın drone görüntüleri

- Villaların drone görüntüleri

- Villaların odalarından havuzlarından detay görüntüler

- Muhabir Alparslan çınarın Anonsları

- Turizimci Hüseyin Gençer ile röp

- Turizimci Durmuş Ustali ile röp

- Detaylar

Haber Kodu : 200508043

=======================================

Boşandığı eşinden şiddet gören avukat: Tutuklama tedbiri ben öldükten sonra mı uygulanacak?

İZMİT'te avukat Ezgi Ulugün (33), 3 yıl önce boşandığı eşi İhsan Kaan Ş. tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve ölümle tehdit edildiği gerekçesiyle defalarca savcılığa başvurdu. Hakkında çeşitli suçlardan 48 ayrı soruşturma ve dava açılan İhsan Kaan Ş., 3 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Eski eşi tarafından öldürülme korkusuyla yaşadığını ifade eden Ulugün, "Bu şahsın suça eğilimi çok açık bir şekilde ortada. Ben özellikle mesleğim gereği çok merak ediyorum bu zamana kadar bu kadar dosya varken uygulanmayan tutuklama tedbiri acaba ben öldükten sonra mı uygulanacak?" dedi.

İzmit'te 10 yıldır avukatlık yapan Ezgi Ulugün, 2012 yılında evlendiği İhsan Kaan Ş. ile şiddetli geçimsizlik nedeniyle 2017 yılında boşandı. Boşanma kararının ardından İhsan Kaan Ş.'nin kendisini fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz bıraktığını iddia eden Ezgi Ulugün, eski eşi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bu süreç içerisinde eski eşi İhsan Kaan Ş.'nin çocuklarını kaçırmayı denediğini, kendisini ve ailesini ölümle tehdit ettiğini belirten Ezgi Ulugün, avukatı aracılığıyla eski eşi hakkında yeniden suç duyurusunda bulundu. Hakkında 48 ayrı soruşturma ve dava açılan İhsan Kaan Ş., en son eski kayınbiraderi Bora Ulugün'ü silahla vurarak yaraladı. Yapılan itiraz üzerine 3 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan İhsan Kaan Ş., eski eşini sosyal medya üzerinden tehdit etmeye devam etti.

14 Ağustos 2019 günü İhsan Kaan Ş.'nin kendisini arayarak "Kötüyüm, konuşmak istiyorum" demesi üzerine, kendisini ve çocuklarını korumak için görüşme talebini kabul ettiğini ifade eden Ulugün, "Tartışmaya başladık ve bana bıçak zoruyla cinsel saldırıda bulundu. Bu olayı yakınlarıma anlattım ancak çocuklarıma zarar verebileceğinden korktuğum ve utandığım için şikayetçi olamadım" dedi.

'KAFAMA POŞET GEÇİRİP, BOĞAZIMA BIÇAK DAYADI'

Eski eşi tarafından işkence gördüğünü ifade eden Ezgi Ulugün, "Yaklaşık 10 yıldır avukatlık mesleğini yapıyorum, kadına şiddetle ilgili dosyalara bakıyorum genelde, maalesef avukat olarak görev aldığım durumları ben yaşadım. İlk olarak geçen sene haziran ayında 2012 yılında evlendiğim eski eşim tarafından darp edildim. Kafama poşet geçirilmek, boğazıma bıçak dayanmak suretiyle darp edildim. Yaklaşık 2 saat boyunca hem psikolojik hem de fiziki işkenceye maruz kaldım. Üzerime kapılar kilitlendi, 2 tane çocuğumla birlikte balkondan bir tişört sallayarak önce sitenin güvenliğine ardından polise ulaşarak kurtulabildim. Olaylar bu şekilde başladı ve yaklaşık 1 sene boyunca devam etti" diye konuştu.

'HAKKINDA AÇILMIŞ 48 DOSYA VAR'

Eski eşi hakkında defalarca şikayetçi olduğunu ama bir sonuç alamadığını belirten Ezgi Ulugün, şöyle konuştu:

"2017 yılının Kasım ayında anlaşmalı olarak boşandık biz. Boşanma davamız bitti ve karar kesinleşti. Eski eşim hakkında bu olaylarla ilgili 48 tane açılmış dosya var. Benim 6284 sayılı yasa gereği kapsamında almış olduğum uzaklaştırma kararı da var. Bu kararla ilgili birçok ihlal var ve ben her türlü ihlali gerek karakola gerekse savcılığa bildiriyorum. Hakkında birçok dosya olmasına rağmen maalesef henüz bir sonuç alamadık."

'KARDEŞİME SİLAHLA ATEŞ ETTİ'

Eski eşinin kendisine olan saldırılara devam etmesine rağmen tutuklama tedbirinin henüz uygulanmadığını belirten Ulugün, şunları söyledi:

"Yaklaşık 2 hafta önce kardeşime silahla ateş etti. Bu olaydan sonra tutuklandı ama o da çok kısa sürdü. İtiraz üzerine kendisi serbest bırakıldı. Sürekli aileme karşı mala zarar verme suçuyla ilgili soruşturma dosyaları var. Çevremdeki herkesin ölüm tehdidi söz konusu. Durmak bilmiyor. Bununla birlikte ortak çocuğumuz olan küçük çocuğumu kaçırdı, ben bakıcılarıyla birlikte görüştürüyordum o dönemde. Bir gün görüştüler ve sonra beni arayıp "Ben çocuğu götürüyorum bir daha zor bulursun" dedi ve telefonlarını kapattı. Beni yaklaşık 12 saat habersiz bıraktı o konuyla ilgili de soruşturma dosyası devam ediyor. Yani çok ciddi şeyler yaşıyorum maalesef bir tedbir olan tutuklama bir türlü uygulanmıyor."

'BENİM YAŞADIKLARIMI BAŞKALARI YAŞAMASIN'

Kadına şiddet konusunda kendisinin de çalışmalar yaptığını ifade eden avukat Ezgi Ulugün, "Yaşadığım şeyler çok ağır. Benim yaşadığım saldırı hem cinsel hem de psikolojik, bunun çok fazla boyutu var. Ben bu olaylardan sonra, benim yaşadıklarımı başkaları yaşamasın diye Kocaeli Barosu'nun Kadın Hakları Merkezi'ne üye oldum ve çeşitli paneller verdim. Birçok çalışmanın içinde yer aldım, yer almaya da devam edeceğim. İnsan bu çalışmaları yürütürken bu şeylere maruz kalınca gerçekten çok daha fazla düşünür hale geliyor sistemi ve mesleğini. Ben elimden geldiğince devam edeceğim hem kendim için hem de şiddete maruz kalan tüm vatandaşlarımız için" dedi.

'PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRDÜM'

Yaşadığı olayların kendi psikolojisini olumsuz etkilediğini belirten Ezgi Ulugün, sözlerine şöyle devam etti: "Ben bir süre arkama baka baka yürüdüm. Bu çok zor bir şey çünkü iki tane çocuğunuz var sağlam durmak zorundasınız, güçlü durmak zorundasınız ama bu yaşanılanlarla bu pek mümkün olmuyor. Bir dönem psikolojik tedavi de gördüm iyi olmak adına. İlaç kullanmadım, terapi şeklinde yardım aldım daha sonra bitirdik seansları zor ve etkilendiğim bir dönemdi. Hala etkileniyorum, çünkü hala eski eşimin tavırları devam ediyor. Numarasını engelliyorum başka numaralardan mesaj atıyor, mail atıyor, yolumu kesiyor. Hiçbir şekilde ihlaller bitmiyor. Boğazıma bıçak dayadı, kafama poşet geçirdi bunlar kolay atlatılacak olaylar değil tabii ki psikolojim etkileniyor. Bu çok zor bir durum."

'TUTUKLAMA TEDBİRİ BEN ÖLDÜKTEN SONRA MI UYGULANACAK?"

Eski eşinin kendisini hala tehdit ettiğini ve can güvenliğinin olmadığını söyleyen Ulugün şunları söyledi:

"Eski eşim hakkında 48 soruşturma dosyası var. Dolayısıyla bu şahsın suça eğilimi çok açık bir şekilde ortada. Ben özellikle mesleğim gereği çok merak ediyorum bu zamana kadar bu kadar dosya varken uygulanmayan tutuklama tedbiri acaba ben öldükten sonra mı uygulanacak? Dolayısıyla gerek Kocaeli'de bulunan savcı ve hakimlerin ya da kimse bununla ilgilenen kişilerin bir an önce gerekeni yapmasını bir avukat olarak, bu mesleği icra eden bir kişi olarak adaletin sağlanmasını istiyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------------

- Ezgi Ulugün'ün avukatı ile beraber görüntüsü

- Ezgi Ulugün ile röportaj

- Ezgi Ulugün ve eski eşinin düğün fotoğrafı

-Detaylar

Haber Kodu : 200508075

======================================

Günde ortalama 300 koronavirüs moleküler tanı testi yapıyorlar

SAĞLIK Bakanlığı tarafından Covid-19 testi için yetkilendirilen Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde, 25 personel dönüşümlü olarak 24 saat aralıksız çalışarak, günde ortalama 300 test yapıyor.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ataç'ın girişimleri ile MCBÜ Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesi, 1 ay önce, Sağlık Bakanlığı tarafından Covid-19 testi yapmak için yetkili hastane olarak belirlendi. Testlerin yapıldığı moleküler mikrobiyoloji laboratuvarı, "Biyogüvenlik Düzey 3" fizik tasarımı ve donanımına sahip. Çalışanların güvenliğinin en üst düzeyde sağlandığı laboratuvarda, daha önce şüpheli vakalara Ankara'ya gönderilerek yaptırılan Covid-19 testleri yapılıyor. Vakaların test sonuçları, yaklaşık 3 saatte alınarak, erken tanı, erken izolasyon ve erken tedavi ile bulaş riskinin önüne geçiliyor.

'3 SAATTE İŞLEM BİTİYOR'

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sinem Akçalı, "Manisa il merkezinden ve ilçelerimizden toplanan koronavirüs şüphesiyle ilgili örnekler, laboratuvarımıza getiriliyor. Buraya gelen örneklerdeki sorumluluk tamamen bize ait. Gelen örneklerin ilk olarak kayıtlarını yapıyoruz. Sonra içerisindeki virüsü araştırmak üzere ön işlemlerden geçiriyoruz. Eğer bir virüs varsa, bunu incelemek için PCR dediğimiz polimeran bir zincir reaksiyonumuz var, o işleme tabi tutuyoruz. Bu işlem 1 saat 50 dakika sürüyor. Daha sonra da çıkan sonuçları detaylı bir şekilde analiz ediyoruz. Toplam 3 saatte işlem bitiyor. Pozitif çıkan hastalarımızı hemen gerekli polikliniklere bildirerek, gerekli müdahalelerin yapılmasına yardımcı oluyoruz" dedi.

Koronavirüs testlerinin güvenli bir şekilde gerçekleştirildiğine dikkati çeken Akçalı, şöyle devam etti:

"Çalışmalarımızın başlangıcından itibaren tam bir ay geçti. Çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Gelen örnek sayılarımızla ilgili bir değişiklik yok. Ortalama olarak günde 300 örneğimiz geliyor. Bugün itibariyle 8 bin 800 adet test yapmışız. Gün içerisinde gelen testleri, yine aynı gün içerisinde sonuca ulaştıracak şekilde çalışıyoruz. Laborant, biyolog, asistan arkadaşlarımızla birlikte 25 kişilik bir ekibiz. Celal Bayar Üniversitesi olarak şanslı bir kurumuz. Çünkü moleküler mikrobiyoloji laboratuvarımızın içerisinde tüberküloz üzerinde çalıştığımız odalarımız var ve bunlar negatif basınçlı. Bu negatif basınçlı odalar sayesinde daha güvenli bir şekilde koronavirüs testlerini çalışmış oluyoruz. Arkadaşlarımız eldivenleri başta olmak üzere orada olan ne varsa bırakarak, dışarıya çıkıyorlar. Bu nedenle de çalışmaya başladığımız ilk günden itibaren hiçbir sıkıntı yaşamadık."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Koronavirüs laboratuvarından görüntü

- Laborantların çalışmasından görüntü

- Asistanların çalışmasından görüntü

- Koronavirüs test kitlerinden görüntü

- Testlerin yapılmasından görüntü

- Prof. Dr. Sinem Akçalı ile röp.

- Genel ve detay görüntüler

Haber Kodu : 200508102

============================

İran karpuzu yerli üreticiye zarar verdi

ADANA Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, İran'dan ithal edilen karpuzun, aralık ayından bu yana yüksek maliyetlerle ürün yetiştiren ve hasada hazırlanan yerli çiftçinin emeğinin karşılığını alamamasına neden olduğunu belirterek, fiyatlarda gerilemeler olacağını kaydetti.

Türkiye'nin karpuz ihtiyacının yüzde 20'sini karşılayan Adana'nın Akdeniz kıyısındaki Karataş ilçesinde, kumluk alanlarda hasadın bir hafta sonra başlayacağı bildirildi. Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, ovada 98-100 bin dönüm arasında turfanda karpuz yetiştiriciliği yapıldığını belirterek, Antalya'nın ardından Adana'da hasadın başlayacağını kaydetti. Adana karpuzunun aroma-şeker oranının oldukça lezzetli, renginin ise daha kırmızı olduğunu kaydeden İncefikir, çiftçilere de bu olgunluğa ulaşmadan hasat yapmamaları uyarısında bulundu. Havaların serin olması nedeniyle hasadın 1 hafta geciktiğini anlatan İncefikir, "Hasat yapıldıktan sonra 10 gün içerisinde tüm Türkiye'ye kamyonlarımızla ürünleri dağıtmaya başlayacağız" dedi.

Yeni tip koronavirüs salgını sürecinde restoranların, kısıtlama zamanlarında marketlerin kapalı olması nedeniyle taleplerde bir miktar düşüş beklediklerini dile getiren İncefikir, "Fakat sokağa çıkma kısıtlamaları kalktıktan sonra insanlar telafi edecekler ve evlerine alacaklar. Karpuzu bilim insanlarımız da bağışıklık sistemini güçlendirdiği için öneriyor. Bu yüzden tüketilmesinden yanayız. Ayrıca, ulaşımda ve organizasyonda hiçbir sıkıntı olmayacak. Taşımacılık her zaman devam edecek. 65 yaş üstü ve 20 yaş altının sokağa çıkamadığı durumlar mutlaka talebi etkileyecektir ama bizler üretici olarak daha çok ulaştırarak, tüketiciler ise daha çok depolayarak bu açığı kapatacağımızı tahmin ediyorum" diye konuştu.

TURFANDACILIK ÖZELLİĞİ YİTİYOR

İncefikir, İran'dan ithal edilen karpuzun fiyatları geri çekmesine de neden olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

"İran'dan gelen ürün hijyenik olarak hem sağlıklı değil hem de Aralık'ta bu ürünleri yetiştirmeye başlayan yerli çiftçinin emeğinin karşılığını alamamasına neden oluyor. Yurt dışından ürün getirilmesi, turfandacılık, erkencilik özelliğinin yitirilmesine neden oluyor. Önümüzdeki günlerde bizim doğal karpuzlarımız dağıtılmaya başlanacak. İthal ürünlerde şöyle de bir sorun var. Biz kendi ektiğimiz ürünlerin ne olduğunu biliyoruz, bakanlığın denetiminde yapılıyor. Hangi ilaçlar kullanılıyor, tutanağı, çizelgesi belli. Fakat yurt dışından gelen karpuzun ne olduğunu, yetiştirilirken ne atıldığını, hangi işlemden geçtiğini bilmiyoruz."

Görüntü Dökümü

------------------------

muhabiri Nuri Pir'in anonsu

- Cahit İncefikir ile röp.

- Karpuz tarlasından genel ve detaylar

- Karpuzlardan genel detay görntüler

Haber Kodu : 200508087

=====================================

Sinop'ta gizemli bir tünel daha bulundu

SİNOP'ta, Kral Mitridat'ın mezarına çıktığı tahmin edilen 3 bin yıllık tünelle bağlantılı olduğu değerlendirilen yeni bir tünel daha ortaya çıktı. Yüksekliği 2,5 metre, genişliği ise yarım metre olan tünelin sırrı araştırılacak. Sinop Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun, "Yer altı akciğerler gibi labirentlerle birbirine bağlanmış kentin gizemi araştırmalarla çözülecekö dedi.

'Güneş, kum, deniz" üçlemesi, tarihi ve doğal güzellikleri ile "Karadeniz'in Bodrum'u" olarak adlandırılan Sinop'un yer altı tarihi zenginliği ise gizemini koruyor. Kentte, Ada Mahallesi'nde, içerisinde Kral Mitridat'ın mezarı ile "Yedi Kuyular" adlı mağaranın olduğuna inanılan 3 bin yıllık tüneller yer alıyor. Eski çağlarda savaşlardan korunmak amacıyla inşa edildiği bilinen ve yüksekliği yaklaşık 2,5 metre, genişliği ise yarım metre olan tünellerin 10 kilometre uzunluğunda ve çok sayıda çıkışı olduğu tahmin ediliyor. Kentte, 3 bin yıllık tünellerle bağlantılı olduğu değerlendirilen yeni bir tünel daha bulundu. Öğretmen Okulu arka tarafından girilen tünelin, Ada mevkisinde yer alan tünele benzerliği ile dikkat çekiyor. Bazı noktalarında tahribatlar olan tünel, şehir merkezine doğru ilerliyor. Sahil kısmında başlayan tünelin, Balatlar Kilisesi ve oradan da diğer tünellere bağlandığı değerlendiriliyor. Kentin yer altında farklı yönlere giden tünellerin keşfedilerek, turizme kazandırılması isteniyor.

'BU TÜNELLER DÜNYA MİRASI'

Sinop'ta yer alan bu 3 bin yıllık tünellerin önemine dikkat çeken Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, "Sinop'un vizyonunu eğitim, kültür ve turizmdir. Bu anlamda Sinop turizmine katkı sağlayabilecek tarihi değerlerin ortaya çıkması bizim için çok ciddi ve sevindirici bir olay. Ancak bunların sadece tespit edilmesi yeterli değil. Biz şifahen Sinop'un altında böyle tüneller olduğunu biliyorduk. Bu bilgileri de basın yoluyla bütün Türkiye ile paylaştık. Bu tünellerin bulunması ve tespit edilmesi yeterli değil. Bunların mutlaka turizme kazandırılması lazım. Bu bir dünya mirası ve bu mirası bütün dünya ile paylaşmak gerekiyor. Sinop, doğasıyla ve tarihi değerleriyle 7 bin yıllık zengin bir medeniyete ev sahipliği yapıyor. Bulunan tüneller de bunun bir göstergesi. Bu bir dünya mirasıdır ve bunu dünyayla paylaşmalıyız. Bu anlamda her zaman iş birliğine hazırız. Bu tünellerin Sinop turizmine kazandırılması, gün yüzüne çıkartılması, ziyaretçi kabul etmesi için bir an önce harekete geçeceğizö dedi.

'SİNOP GİZEMİNİ KORUYOR'

Sinop'un en parlak döneminin Kral Mitridat dönemi olduğunu ifade eden Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun ise, "O dönemde Sinop bir kültür merkezidir ve Mısır'dan Sinop'a birçok bilim adamı getirilmiştir. Sinop'un kartal ve yunus figürlü altın parası vardır. Yunus bereketi, kartal ise gücü gösterir. Anadolu'nun en güçlü krallığı Sinop'ta Kral Mitridat dönemimde kurulmuştur. Kral Mitridat, Roma'yı üç defa dize getirmiştir. Kral Mitridat'ın mezarının bugün kazı yaptığımız Balatlar Kilisesi'nin yakınlarında olduğunu tahmin ediyoruz. Bütün dünya Kral Mitridat'ın peşinde. Ayrıca yine o dönemde şehrin altı tünellerle işlenmiştir. Şehir, akciğerler gibi labirentlerle birbirine bağlanmıştır. Hatta tünellerin Akliman'a kadar gittiği söyleniyor. Tünellerin gün yüzüne çıkarılmasındaki en büyük problem, yapılaşmadır. Çünkü tünellerin bazı bölümleri, binaların taban duvarlarıyla engellenmiştir ve bir tıkanma söz konusudur. Sinop gizemini koruyor, bundan sonra yapılan araştırmalar, Sinop'un bu gizemini ortaya çıkaracaktırö ifadelerini kullandı.

MİDRİDAT KİMDİR?

Pontus kralı olarak Anadolu'da M.Ö. 120-M.Ö. 63 yıllarında hüküm sürdü. Roma Cumhuriyeti'ne karşı en başarılı ve zeki düşmanı sayıldı. Küçük yaşta öz annesinin kendisini zehirlemek istemesinden dolayı çeşitli zehirler geliştirmiştir. Tarihte ilk biyolojik silahları kullanan kişidir. Düşmanlarının yemeklerine kendi yaptığı zehirleri katarak ölmelerini sağlamıştır.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

-Tünelin girişinden detaylar

-Tünelin içinden detaylar

-Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan'ın röportajı

-Detaylar

-Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun'un röportajı

-Detaylar

Haber Kodu : 200508044

=================================

Yason Burnu Yarımadası'na yol tartışması

ORDU'nun Perşembe ilçesinde, birinci derece arkeolojik doğal sit alanı olan Yason Burnu Yarımadası'nda çevre düzenlemeleri kapsamında yapımına başlanan yaya yolu, doğal yapıya ve ekolojik sisteme zarar verdiği gerekçesiyle tepki topladı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler de, "Burası tarihimizden miras kaldığı haliyle korunacak" dedi.

Ordu'nun Perşembe'ye bağlı Çaytepe köyü sınırlarında yer alan, mitolojide Kaptan Yason önderliğindeki Argonotların Herkül ile birlikte "altın post'u aramak için geldiğine inanılan Yason Burnu Yarımadası'nda çevre düzenlemesi başlatıldı. Arkeolojik ve doğal sit alanı yarımada çevresinde, deniz altındaki batıklar ve mağaraların turizme kazandırılması ile turistlerin dolaşabileceği, yürüyüş yolları ile seyir terası planlandı. Karadeniz sahili boyunca üzerinde kilise bulunan tek yarımada olan alanda yapılan yaya yolu, doğal yapıya ve ekolojik sisteme zarar verdiği gerekçesiyle tepkilere yol açtı.

'DOĞAL YAPISINA VE EKOLOJİSİNE ZARAR VERİLİYOR'

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, projenin yarımadanın yapısına ve ekolojik sistemine zarar verdiğini belirterek, "Hiçbir ihtiyaç yokken, hiç kimsenin oraya "yol yapılsın" diye bir talebi yokken belediye "biz buraya yürüyüş yolu yapacağız" diyor. Fakat yürüyüş yolu yapmakla da kalmıyor, orada bu yürüyüş yolu ile deniz kenarına inecek merdivenler yapılmakta. Bu da yetmiyor, fener ile burun arasına bir seyir terası yapılmak isteniyor. Yani binlerce ya da milyonlarca yılda oluşmuş taşın üzerine seyir terası yapılacakmış. Bu çok komik ve insan mantığına aykırı bir şey. Ben oraya geldiğimde fener ile burun arasındaki 70 metrelik mesafeyi seyretmek, o fenerin yanındaki çimlerin üzerine oturmak istiyorum. Ben eğer yürümek istiyorsam o taşlığa, kayalığa çıkıyorum. Orada seyir terasının anlamı nedir? Yani ben 70 metre geriden baktığım da denizi göremiyor muyum? Bu kadar mantıksız bir şeyö dedi.

BELEDİYE BAŞKANI: YASON MİRAS BIRAKILDIĞI HALİYLE KORUNACAK

Yason Burnu Yarımadası'nda hukuka aykırı, doğal dokuya zarar veren hiçbir yapılaşmanın yanında olmayacağını söyleyen Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler de "Burası bize tarihimizden nasıl miras kaldıysa, o haliyle korunacak. Halkın ihtiyaçları doğrultusunda yapılacak çalışmalar ise alanın dışında oluşturulacak. Boş yere yaygara çıkartılıyor. Yason sadece Ordu'nun, Karadeniz'in değil, dünyanın sayılı güzel yerlerinden bir tanesi, tabiat harikası. Yapılan çalışmalar sonrasında kazılan yerlere çim iyileştirme ve aydınlatma çalışması yapılıyor. Araçlara da kapanacak olan Yason Burnu'nda halkın ihtiyaçları doğrultulusunda yapılacak olan çalışmalar da alanın dışında gerçekleşecek. Burası tarihimizden miras kaldığı haliyle korunacak" diye konuştu.

'YASON ÜZERİNE TİTREDİĞİMİZ BİR YER'

Yason'da yanlışa yer verilmeyeceğini kaydeden Başkan Güler, "Yason zaten çok güzel ve tanınan bir yerdi. Biz daha da tanıtmak üzere çalışmalar yaptık. THY'nin iç kabin ekranlarına Yason'un görselleri kondu. Dünyanın değişik yerlerine yayınlar yaptık. Burası endemik bitkileriyle de öne çıkan harikulade bir yer. Üzerine titrediğimiz bir güzellik. Onun için bunu korumak durumundayız. Biz burada erdemli davranışlar içindeyiz. Doğru olan şeyleri yapmakla mükellefiz. Bize görev bu nedenle verildi. Bizde yanlışa geçit yok. Burada yanlış yapılmayacak. Yapılmasana da asla müsaade edemeyiz" dedi.

'ALTIN POST" EFSANESİ

Efsaneye göre, Herakles döneminde, aralarında güç tanrısı Herkül'ün de bulunduğu bir grup, "altın post'u ele geçirmek amacıyla Karadeniz'e açılır. Bir sürü serüvenden sonra "altın post'un saklı olduğuna inanılan, Karadeniz'deki Giresun Adası ile Yason Burnu Yarımadası'na çıkılır; ancak adalarda, ejderha yapılı kuşlarla karşılaşılır. Herkül'ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar, bu adalara yerleşmiştir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak, saldırıya geçer. Argonotlar, kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsalar da bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamaz. Sonunda kuşları öldürür ve "altın post'u aramaya koyulurlar; ancak bulamayınca da adaları lanetleyerek, ayrılırlar. Giresun Adası'nda, önceki yıllarda, "altın post" efsanesinin yaşatılması için etkinlikler düzenlendi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Yason Burnu'ndaki çalışmaların görüntüsü

-İşçilerin çalışmalarından görüntü

-Kiliseden görüntü

-Oturma grubu yapımından görüntü

-Çevre Derneği ile röportaj

Haber Kodu : 200508050

==========================

Sosyal medyada bir araya gelip, her gün uçurtma uçuruyorlar

MARDİN'de koronavirüs salgını nedeniyle evlerinden çıkmayan vatandaşlar, "Hayat dama sığar" sloganıyla sosyal medyada bir araya gelip her gün belirli saatlerde uçurtma uçuruyor. Dışarı çıkmaları yasak olan çocuklar ve gençler, aileleriyle birlikte evlerinin damında uçurtma uçurarak keyifli vakit geçiriyor.

İçişleri Bakanlığı'nın, yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında hafta sonları ilan ettiği sokağa çıkma kısıtlaması ve 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için devam eden kısıtlama ile evden çıkamayan Mardinliler sosyal medya üzerinden bir araya gelerek "Hayat dama sığar" etkinliğiyle günün belirli saatlerinde evlerinin damlarından uçurtma uçuruyor. UNESCO Geçici Kültürel Mirası Koruma Listesi'nde yer alan sit alanında yer alan tarihi evlerde yaşayanlar, her gün yüzlerce uçurtmayı Mardin semalarına salıyor. Mardinliler, can sıkıntısının en güzel ilacının uçurtma uçurmak olduğunu söyledi.

'STRESE İYİ GELİYOR'

Uyarıları dikkate alarak evde geçirdikleri süre içerisinde can sıkıntılarını uçurtma uçurarak giderdiklerini anlatan Abduselam Demir, "Bu süreci en sağlıklı bir şekilde atlatmanın yolu moral ve motivasyonumuzu yüksek tutmaktan geçiyor. Yüzyıllardır Mardin'de küçüğünden büyüğüne herkes uçurtma uçuruyor. Bizler de iki aydan beri hemen her gün damlara çıkıp uçurtmalarımızı uçuruyoruz. Hem bu geleneği devam ettiriyoruz hem de can sıkıntımızı gideriyoruz. Çünkü stresin, yorgunluğun, can sıkıntısının Mardin'deki ilacı uçurtma uçurtmaktır" dedi.

'SURİYE'DEN BİLE GÖRÜNEBİLİR'

Uçurtmasına bağladığı beş kilometrelik iple Suriye'den bile uçurtmasının görünmesini sağladığını belirten Yasin Saraç, bu zor günleri gökyüzünü renklendirerek geçirmeye çalıştıklarını söyledi. Uçurtmasının rüzgara karşı dayanıklı olması için özel kumaştan yaptırdığını belirten Saraç, "Can sıkıntısını yenmek ve hayatın eve ve dama sığdığını göstermek için uçurtmalarımızı uçuruyoruz. Biz de buranın en büyük uçurtmasını yaptık. İnsanlara moral vermek, evde de bir şeyler yapabileceklerini göstermek için böyle bir etkinlik düzenledik. Bu uçurtmanın özelliği Suriye'den bile görünür olması. Beş kilometre özel ipi ve fosforlu olması sayesinde 30 kilometreden bile görünür" diye konuştu.

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN ORGANİZE OLDULAR

Can sıkıntısını gidermenin en güzel yolunun uçurtmak olduğunu söyleyen Muzaffer Emir Muratoğlu da sosyal medya üzerinden organize olarak bu etkinliği başlattıkların ifade ederek, "Mardin simalarını her mevsim yüzyıllardan beri uçurtmalar şenlendiriyor. Bizler de bu yasak günlerinde bunu daha da görünür hale getirmek istedik. Arkadaşlarla organize olarak böyle bir etkinlik yaptık. Şimdi gördüğünüz gibi gökyüzünde bine yakın uçurtma var" ifadelerini kullandı.

7'den 70'e her yaşta vatandaşın katıldığı etkinlikte gökyüzü uçurtmalarla dolarken, renkli görüntüler oluştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Mardin'den genel görüntü

Uçurtmalardan görüntü

Tarihi mekanlardan detay

Vatandaşlardan detay

Uçurtma uçuranlar

Farklı şekillerdeki uçurtmalar

Genel ve detay görüntüler

===================================

Gözleri görmeyen yaşlı adam, yıkılmak üzere olan evinde korkuyla yaşıyor

SAKARYA'nın Kaynarca ilçesinde, görme engelli Alaattin Çoban (73), yıkılmak üzere olan evinde tek başına yaşıyor. Kardeşi ve mahallelinin yardımıyla ihtiyaçlarını karşılayan Çoban, yetkililerden yardım bekliyor.

Sakarya'nın Kaynarca ilçesi Sarıbeyli Mahallesi'nde oturan görme engelli Alaattin Çoban, yıkılmak üzere olan evinde tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Mahalleli ve Kaynarca ilçe merkezindeki kardeşinin yardımlarıyla ihtiyaçlarını karşılayan Alaattin Çoban, çocukken gece körlüğü hastalığı olduğunu, daha sonra bu hastalığın ilerleyerek görme yetisinin tamamen kaybolduğunu belirtti.

'EVİ ONARMA İMKANIM YOK'

Evinin yıkılmak üzere olduğunu kendisine ekmek getiren bir fırın sahibinin söylemesi üzerine fark ettiğini söyleyen Alaattin Çoban, evinde korku içerisinde yaşıyor. Daha önce birkaç kez yangın tehlikesi de atlattığını belirten Alaattin Çoban, "Sağlık durumum konusunda güvencem var ama gözlerimde rahatsızlık var ve yavaş yavaş kapandı gözlerim. Şu anda hiç görmüyor gözlerim, burada tek başıma yaşıyorum ve hiç evlenmedim. Tarım Bağ-Kur'dan emekliyim ama evi onarma imkanım yok" dedi.

Yeni bir ev isteyen Alaattin Çoban, "Devletten bir ev isterim. Bu ev aşağı-yukarı yıkılmış halde, içinde durulmayacak durumda. Evi tadilat yapma ya da ev alma durumum yok. İhtiyaçlarımı gidermekte de zorlanıyorum" diyerek kendisine yardımcı olunmasını istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Evden detay

Yaşlı adamın işlerini yapması

Alaattin Çoban röp.

Evin içi detay

Haber Kodu : 200508048

=====================================

Buğday tarlalarında gelinciklerin görsel şöleni

HATAY'da buğday tarlalarını kaplayan gelincik çiçekleri, görsel şölen oluşturdu. Reyhanlı, Kırıkhan ve Hassa ilçelerinde tarlalara girenler, çiçeklerin arasında fotoğraflar çekilip, görselliği ölümsüzleştiriyor.

Kentin kırsal bölgelerinde boy vermeye başlayan buğdayların arasında kendiliğinden yetişen gelincikler, görsel şölen oluşturdu. Gelinciklerin, kapladığı alanın az olması nedeniyle buğdaya pek zararı olmadığı belirtildi.

Yüksek Ziraat Mühendisi Mustafa Şanverdi, şubat ayında tüm arazilerde yabancı otla mücadele edildiğini söyleyerek, "Gelincik çiçeği de bu yabancı ot mücadelesi kapsamındadır. Ancak bereketli Amik Ovası'nda yapılan mücadele sırasında az da olsa bazı bölümler ilaçlanmamış ya da az ilaçlanmış olabilir. Bu nedenle gelincik çiçeği de yetişiyor. Çok geniş alanları kaplamadığı için buğdayın hasadında ve rekoltesinde herhangi bir zararı olmayacaktır" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

- Buğday tarlasından görüntü

- Gelinciklerden görüntü

- Genel ve detay görüntüler

Haber Kodu : 200508066

DHA

HABERE YORUM KAT