• BIST 95.808
  • Altın 187,315
  • Dolar 4,7487
  • Euro 5,5651
  • Berlin 27 °C
  • Frankfurt 29 °C
  • Paris 30 °C
  • Ankara 30 °C
  • İstanbul 32 °C
  • İzmir 36 °C
  • Stockholm 25 °C

Eyalet Seçimlerinde Afd’nin Yükselmesi Merkel’i Zora Soktu

Eyalet Seçimlerinde Afd’nin Yükselmesi Merkel’i Zora Soktu
Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu uzmanı Lochocki: - “Hem Hristiyan Demokratlar hem de Sosyal Demokratlar göç ve uyum konularında çok daha katı bir tutum benimseyecektir” - “Almanya’da göç ve uyum tartışmalarında sağa kayış olacaktır. Ancak buna rağmen

BERLİN(AA) – Almanya’da yapılan eyalet seçimlerinde mülteci karşıtı sağcı-popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını rekor düzeyde arttırması, Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hristiyan Birlik partilerini (CDU/CSU) zora soktu.

AA’nın sorularını yanıtlayan uzmanlar, AfD’nin yükselişi nedeniyle koalisyon ortakları üzerinde baskının artabileceğini belirtirken, parlamentodaki kitle partilerinin demokratik değerlere sahip çıkması gerektiğini, aksi takdirde demokrasinin yara alabileceğini kaydetti.

Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu uzmanlarından Dr. Timo Lochocki, Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) Baden-Württemberg, Rheinland-Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinde beklenenden kötü sonuçlar aldığına işaret ederek, bunun Merkel’in mülteci politikası konusunda parti içindeki tartışmaları alevlendireceğini, entegrasyon alanında yeni adımlar beklediğini vurguladı.

Federal hükümetin gelecek aylarda olumlu sonuçlar elde edilecek mülteci kriziyle mücadele stratejisinde ciddi değişim beklemediğini belirten Lochocki, ancak mültecilerin topluma uyumu konusunda çok daha sert ve muhafazakar bir tutum takınılacağı öngörüsünde bulundu.

Lochocki, “Mülteci krizinin çözümü için Türkiye ile yürütülen müzakereler ve aylardır süren hazırlıklar bağlamında federal hükümetin politika değişikliğine gitmesini beklemiyorum. Ancak şu olacaktır: Hem Hristiyan Demokratlar hem de Sosyal Demokratlar göç ve uyum konularında çok daha katı bir tutum benimseyecektir. Bu yolla aşırı sağcı popülist AfD’ye kaptırdıkları muhafazakar seçmeni yeniden kazanmaya çalışabilirler” şeklinde konuştu.

Almanya’da mültecilerle ilgili tartışmaların bugüne kadar Fransa ve Danimarka gibi ülkelere kıyasla çok radikal olmadığını hatırlatan Lochocki, eyalet seçimleri sonrasında kısmi bir değişim beklediğini kaydetti.

Lochocki, “Almanya’da göç ve uyum tartışmalarında sağa kayış olacaktır. Ancak buna rağmen Almanya, birçok Avrupa ülkesinden çok daha liberal olmayı sürdürecektir” değerlendirmesini yaptı.

Gelecek yıl yapılacak federal seçimler öncesinde Almanya’nın Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle birlikte hareket etmek yerine daha ulusal politikalar izleyebileceği yorumlarını değerlendiren Lochocki, “Alman hükümeti, AB’den yana politikalara arka çıkan yüzde 85’e ulaşan çok büyük bir çoğunluğun desteğine sahip. CDU bir miktar oy kaybetse de, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile yaptıkları büyük koalisyon aynı oranlarla yeniden seçilemese de, onu izleyen tüm koalisyonlar AB yanlısı olacaktır. Federal hükümet önümüzdeki yıl AB konularında strateji değişikliğine gitmeyecektir” dedi.

- Tepki oyu mu sağa kayış mı?

AfD’ye özellikle, daha önce sandık başına gitmeyen ve oy kullanmayanların destek vermesi, mülteci karşıtı partinin tepki oylarını topladığı yorumlarına yol açıyor.

Timo Lochocki, AfD’nin sadece tepki oylarını topladığını söylemenin güç olduğunu ifade ederek, geleneksel partilerin tüm beklentileri karşılayamadığını kaydetti.

Lochocki, şu değerlendirmeyi yaptı:

“AfD’ye oy verenlerin daha önce kimlere oy verdiğine baktığınızda, Doğu’daki oyların tepki oyları olduğunu söyleyebilirsiniz. Çünkü oradaki seçmenler daha önce ya Sol Parti’ye oy vermiş ya da hiç oy vermemiş. Batı’da ise AfD’ye verilen oyların köklü partilerin entegrasyon, göç konusunda net bir muhafazakar pozisyon takınmamasından duyduğu memnuniyetsizliğe dayandığını görüyoruz. Yani bu artık muhafazakar demokratlarla sosyal demokratların seçmenlerin beklentilerini karşılayamadığını ortaya koyuyor.”

- "Basit yanıtlar, güçlü liderlik beklentisi"

Sosyal-psikolog Dr. Beate Küpper ise “AfD’nin tepki oylarını alan bir tepki partisi olduğu doğru ancak bu tepki bir diğer kesimi doğrudan hedef alarak acı bir realiteye dönüştü” dedi.

AfD’den önce de aşırı sağcı görüşlere sahip kesimlerin bulunduğuna ve bu görüşlerin özellikle oy vermeyenler arasında yaygın olduğuna dikkati çeken Dr. Küpper, AfD’nin son bir yıldaki söylemleriyle bu seçmenleri mobilize ederek kendine çekmeyi başardığını söyledi.

Küpper, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AfD’ye oy verenler çoğunlukla yabancı ve İslam düşmanı, antisemitist görüşlere sahip, müzakereye ve uzlaşıya dayalı demokratik düzeni benimsemiyorlar. İşte AfD bu kesimleri kendisine çekti. Ancak AfD aynı zamanda Almanya’nın doğusunda muhafazakar CDU’dan ve Sol Parti’den de oy almayı başardı. Bu seçmenler diğerlerine göre otoriterliğe eğilimli yani basit yanıtlar, güçlü liderlik beklentisi içerisinde.”

Mülteci krizinin medyada yer alma şeklinin toplumda korkuları körüklediğini ifade eden Dr. Küpper, AfD’nin de seçmenlere bu konu üzerinden yaklaştığını dile getirdi.

Küpper, şunları kaydetti:

“Basında bu konu ‘Mülteci Kaosu’ hatta ‘Mülteci Tsunamisi’ gibi başlıklarla ele alındı. Bunun insanlarda korkuya yol açmasına şaşmamak gerek. Mülteciler konusu, insanları korkuya sevk eden hayali, gerçek dışı iddialarla dolu bir konuya dönüştürüldü. Araştırmalar toplumda oluşan korkuya büyük oranda ekonomik kaygıların yol açmadığını, daha çok akıl dışı, bir tür yabancılaşma endişesinin kaynaklık ettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca Almanya’ya gelen mültecilere televizyon ve cep hediye edildiği yönünde hayali, gerçek dışı dedikodular, gerçekmiş gibi söylemlerde kullanıldı.”

- “Demokratik partilere görev düşüyor”

Sosyal-psikolog Dr. Küpper, AfD’nin siyaset sahnesinde edindiği konumu muhafaza edip güçlendirip güçlendirmeyeceğini ise zamanın göstereceğini söyledi.

Dr. Küpper, “Daha önce de Almanya'nın Nasyonal Demokrat Partisi (NPD) gibi aşırı sağcı partiler de yerel ve eyalet seçimlerinde aldığı oylarla bir ya da iki yasama dönemi parlamentolara girmeyi başarmıştı. AfD’nin bu seçimlerle siyasette edindiği konumun kalıcı mı yoksa geçici bir nitelik mi taşıdığını bekleyip görmemiz gerekiyor. Ancak asıl önemli nokta Almanya’nın daha fazla sağa kaymamasıdır. Burada demokratik partilere daha çok görev düşüyor” dedi.

Demokratik kitle partilerinin, AfD’nin yarattığı aşırı sağcı popülist ortamın büyüsüne kapılarak bu söylemlere yönelmesinin ağır sonuçları olacağı ve Almanya’nın bir bütün olarak daha fazla sağa kayacağı uyarısında bulunan Küpper, bu şekilde de demokratik normların zedeleneceğini ifade etti.

Küpper, köklü, demokratik partilerin şimdi hiç olmadığı kadar demokrasiye sahip çıkması gerektiğine işaret ederek, “Demokratik oyun kuralları sınırları içerisinde, üzerinde uzlaşılan demokratik değerlere açıkça sahip çıkılma zamanıdır şimdi. Çünkü bu değerler bütünü, düşünce özgürlüğü ve seçimlerle sınırlı değil. Demokrasi eşitlik, katılımcılık ve azınlıkların süreçlere dahil edilmesini gerektiriyor. Azınlıkların korunması, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadele demokrasinin özünü oluşturuyor” diye konuştu.

AfD bir çok uzman tarafından, “tepki oylarından beslenen bir tepki hareketi” olarak tanımlanıyor. Yaklaşık üç yıl önce Yunanistan’daki mali kriz döneminde Merkel’in politikalara tepki olarak kurulan AfD, kurtarma paketlerine ve ortak para birimi avroya karşı çıkmıştı. Mülteci krizinde aşırı sağcı, popülist söylemini arttıran AfD, mobilize etmeyi başardığı seçmen kitlesiyle özellikle Saksonya-Anhalt eyaletinde oy oranını rekor düzeyde arttırdı ve eyaletteki ikinci büyük parti haline geldi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05