Dha Yurt Özel Gündem

Dha Yurt Özel Gündem

TRABZON'un Sisdağı Yaylası'nda açan mor ve pembe orman gülü çiçekleri, kartpostallık görüntüler oluşturdu.

Karadeniz yaylalarını orman gülü süsledi

TRABZON'un Sisdağı Yaylası'nda açan mor ve pembe orman gülü çiçekleri, kartpostallık görüntüler oluşturdu. Bölgede "Deli Bal" diye de tabir edilen balın ana kaynağı olan orman gülü, yaylaları süsledi.

Her yıl mayıs ve haziran aylarında Karadeniz'in yüksek kesimlerinde açan orman gülü (komar) ve sifin çiçekleri güzel görüntüler oluşturdu. Mor ve pembe orman gülleri ile sarı sifin çiçeklerinin oluşturduğu görüntüler seyrine doyumsuz manzaralar ortaya çıkardı. Karadeniz Bölgesi'nde "Deli Bal" diye tabir edilen kaliteli balın ana kaynağı olan orman gülü bitkisi hem arıcıların hem de doğa fotoğrafçılarının ilgisini çekiyor. Trabzon'un Sisdağı Yaylası'nda açan çiçekler, doğa fotoğrafçıları tarafından fotoğraflarınıyor.

GÖRSEL ŞÖLEN 15 GÜN SÜRÜYOR

Türkiye'de en çok Karadeniz'de yetişen ve bol su seven orman gülü, mor, pembe, sarı ve beyaz renklerde açıyor. Mor ve pembe ağırlıktaki orman gülü çiçekleri, rakım yükseldikçe beyaza dönüşüyor. Arıların da çok sevdiği bu bitki, meşhur Karadeniz balına da eşsiz aromasını veriyor. Orman gülünden elde edilen bal, normal ballardan farklı, tadı acı, rengi ise kahverengi oluyor. Orman altı örtüsü de olan orman gülü bitkisi, dik yamaçların yeşil örtüsünü oluşturuyor. Yapraklarını kış aylarında dökmeyen orman gülünün, sert ve odunsu gövdesi yakacak olarak da kullanılıyor. Orman gülü ve sifin çiçekleri, doğada yaklaşık 15 gün kalıyor. Bu güzelliğin mevsimlik armonisini kaçıranlar ise bir yıl sonrasını beklemek zorunda kalıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

Orman gülü detayları

Bal üretimi yapanlar

Arfıcılarla röp.

Detaylar

=========================

Trabzon'da "Karavan Park" projesi hayata geçiriliyor

TÜRKİYE'de, koronavirüs salgını sonrası daha çok tercih edilen karavanlar için Trabzon'da "Karavan Park" projesi hazırlandı. Kentte yayla ve sahillerde belirlenecek noktalarda kurulacak karavan parklar için turizm rotaları da oluşturulacak.

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Trabzon Şubesi, Avrupa ve Amerika'da yaşam kültürü haline dönüşen karavan turizmi için proje hazırladı. Koronavirüs salgını sonrası daha çok tercih edilen karavanlar için kentte yayla ve sahillerde belirlenecek noktalarda kurulacak karavan parklar için turizm rotaları da oluşturulacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği projede, pilot il seçilen Trabzon'da konaklama noktaları oluşturulacak. 20 dönüm alanda planlanacak projede sosyal donatı alanları, elektrik, su gibi altyapı hizmetleri verilecek, piknik ve yürüyüş alanları yapılacak. Proje 2 yıl içinde Türkiye'nin 34 şehrine yayılacak.

'TRABZON'U PİLOT BÖLGE SEÇTİK'

'Karavan Park" projesinde Trabzon'un pilot bölge seçilmesinin önemli olduğunu kaydeden MÜSİAD Trabzon Şube Başkanı Ali Kaan, şubelerinin bir çalışması olan projenin bakanlık ve MÜSİAD Genel Merkezi'nce desteklendiğini söyledi. Kaan, "Karavan projesinde pilot bölge olarak Trabzon'u seçtik. Trabzon'da bunu gerçekleştirebilirsek Türkiye'nin 34 noktasına bunu yayacağız. En az 20 dönüm olmak üzere sosyal donatı alanları, elektrik su gibi altyapı hizmetleri, piknik ve yürüyüş alanlarıyla birlikte hem şehrimizde hem de yaylalarımızın birisinde bunu hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Dünyayı etkisi altına alan "Covid-19" salgınından sonra turizm anlayışı değişti. Alternatif bir turizm çeşidi olan karavancılıktan Türkiye'nin de faydalanması gerekir" dedi.

'AVRUPA'DA 6 MİLYON KARAVANCI VAR'

MÜSİAD Genel Merkez Yeni Turizm Kaynakları Komitesi Teşkilat Başkanı Ümit Hotaman da dünya genelinde etkili olan "Covid-19" pandemisinden turizmin de etkilendiğini ve insanların artık farklı turizm çeşitleri arayışına girdiğini söyledi. Bu anlamda karavan ve kamp turizminin ayrı bir yeri olduğunu ancak Türkiye'de yönetmeliklere uygun karavan ve kamping alanı bulunmadığını kaydeden Hotaman, "En iyi lokasyonun Trabzon olacağını düşündük ve bunu Trabzon'da başlatmak istedik. Avrupa'da yaklaşık 6 milyon karavancı var. Türkiye'nin bundan yüzde 1 bile pay alamıyor. 2 sene içinde projeyi hayata geçirip Türkiye'yi Avrupalı turistlere karavan rotası olarak sunmak istiyoruz. Alternatif bir turizmi Türkiye'ye çekmiş olacağız ve Türkiye bundan bacasız sanayi olan turizme çok büyük katkı sağlamış olacak. İnşallah Trabzon'da başlayıp bunu bütün Türkiye'ye yayacağız" diye konuştu.

'ÖZGÜR YAŞAYABİLİYORSUNUZ'

19 yıl önce öğretmenlik mesleğini bırakıp, Amerika'ya yerleşen ve Türkiye'ye dönüş yaptıktan sonra karavan alarak, hayalini gerçekleştirdiğini anlatan Ayhan Aksoy ise "Buraya Avrupa'dan gelen karavancılar var. Onlar da yer bulmakta zorluk çekiyorlar. Herhangi bir yere park edip şehri görmek istiyorlar. Ülkemizde karavan park yerleri fazla yok, Karadeniz'de ise yok denecek kadar az. O yüzden karavanımı kapımın önüne getirdim. Yollarımız da kötü, böyle bir ihtiyaç var" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

- MÜSİAD Trabzon Şube Başkanı Ali Kaan röportajı

- MÜSİAD Genel Merkez Yeni Turizm Kaynakları Komitesi Teşkilat Başkanı Ümit Hotaman röportajı

- Karavan sahibi Ayhan Aksoy röportajı

- Karavan görüntüleri

- Karavan Park projesi temsili fotoğrafları

- Detaylar

===========================

Karadeniz, turizm sezonuna hazır

KARADENİZ Bölgesi'nde turizm merkezlerinde milyonlarca turisti ağırlayan işletmeler, normalleşme sürecine hazır. Pandemi tedbirleri kapsamında tesis ve işletmelerinde önlemler alıp, hijyene önem vereceklerini belirten turizm işletmecileri, normalleşme sürecinde, doğa harikası Karadeniz'e tatilcileri bekliyor.

Tüm dünyayı etkileyen koronavirüsle mücadele sürerken, Türkiye'de alınan önlemlerle vaka sayılarında yaşanan düşüş ve açıklanan normalleşme takviminin ardından Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki turizmciler, yeni sezona "merhaba" demeye hazırlanıyor. Salgın nedeniyle, son yılların en sakin günlerini yaşanan Karadeniz'de, tarihi mekanların yanı sıra müze ve ören yerlerinin de ziyarete açılmasıyla, 2020 turizm sezonunda hareketlilik bekleniyor. Hazırlıklarını tamamlayan Trabzon, Rize, Samsun, Ordu, Gümüşhane, Giresun, Sinop ve Artvin illerinde oteller ve pansiyonlar ile dağ evleri; rezervasyonlarını da almaya başladı. Yeşili, mavisi, deniz ve eşsiz doğa manzarasıyla milyonlarca turisti ağırlayan turizm işletmecileri, koronavirüs tedbirleri kapsamında işletmelerinde önlem aldıklarını ve hijyene son derece önem vereceklerini belirterek, tatilcilerin endişelenmemesini istiyor. İşletmelerini, sosyal mesafeye uygun hale getirip, dizayn eden turizmciler, normalleşme sürecinde, doğa harikası Karadeniz'e tatilcileri bekliyor.

DOĞA TURLARI RAĞBET GÖRÜYOR

Eşsiz doğası, denizi ve yaylarıyla ziyaretçilerini etkileyen bölgede tatil planlaması yapanların tercihi; doğa ve kültür turları oluyor. Yerli turistlerin yanı sıra çoğunluğu Körfez ve Mena ülkelerinden gelen turistlerin, yeni sezonda da bölgeye gelmeleri bekleniyor. Bölgeyi tercih eden turistlerin; Trabzon'da Uzungöl ve Sümela Manastırı, Rize'de Ayder Yaylası ve İkizdere Termal Kaplıcalar, Samsun'da Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, Ordu'da Perşembe Yaylası, Giresun'da Mavigöl, Artvin'de Borçka Karagöl, Gümüşhane'de Karaca Mağarası ile Sinop'ta Erfelek Tatlıca Şelaleleri'ni ziyaret ediyor. Birbirinden farklı özellikleri ile zengin turizm destinasyon alanlarına sahip olan bölgede, doğal ve tarihi güzellikleri ile öne çıkan yaylalar, tabiat parkları, mesire ve ören yerleri ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Turistlerin yanı sıra doğa ve adrenalin tutkunlarının da buluşma adresi Karadeniz oluyor. Termal kaplıcalarda şifa bulmak isteyenler de bölgeyi tercih ediyor.

'HAZIRLIKLI BÖLGELERDEN BİRİYİZ'

Trabzon Turizm Platformu Başkanı Oykan Gülen, Türkiye'nin salgınla mücadelede aldığı başarının yeni sezona olumlu yansıyacağını ve şimdiden rezervasyonlar aldıklarını belirterek, "Pandemiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi bölgemizde de faaliyetlerimiz durma noktasına geldi. İşte bu süreci ve sonrasına daha da hazır olabilmek, süreci iyi yönetmek adına turizm paydaşlarıyla kurduğumuz platformda çalışmalarımızı hızlandırdık, fikir alışverişinde bulunduk. Bu süreçte Türkiye'nin göstermiş olduğu başarılı çalışmalar ve sonrasında bölgemizde vakaların yok denecek kadar az oluşu, hem bizi hem de ziyaretçilerimizi sevindirdi. Yaşanan bu olumlu havayla, özellikle daha önce burayı ziyaret edenlerin yanı sıra, Körfez ülkelerinden, son bir haftadır ciddi anlamla rezervasyon almaya başladık. Sağlık Bakanlığı'mızca açıklanan kurallar ve bilim ışığında tüm tedbirlerimizi alıp, hizmet yürütmeye hazırız. Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca açıklanan kurallara en iyi refleks gösteren bölgelerden biriyiz, hazırlıklıyız" dedi.

'HİÇ ENDİŞE ETMESİNLER'

Tatilcilerin, endişeye kapılmamaları gerektiğini kaydedip, tesis ve işletmelerde hijyen başta olmak üzere tüm tedbirlerin yüksek seviyede alındığını söyleyen Gülen, "Bir misafir uçaktan indiği andan itibaren aracıyla konaklaması ile gezeceği yerlere kadar tüm dezenfeksiyon işlemleri planlandı ve hazır. Misafirimizin sağlıklı ve güvenli olarak şehrimizi ziyaret edebileceği rahatlıkla söyleyebiliriz. Kesinlikle hiç endişe etmesinler. Ziyaretçilerimizi; doğasıyla, oksijeniyle, deniz esintisiyle, dağlarıyla ve kırlarıyla ünlü bölgemizde onları misafir edebilecek durumdayız. Endişe etmeden Trabzon'u Karadeniz'i rahatlıkla seyahat ve tatil için düşünebilirler" diye konuştu.

'UZUNGÖL'DE HİÇ VAKA GÖRÜLMEDİ'

Uzungöl'de turizm işletmecisi Ahmet Akyüz de hazırlıklarını tamlamadıklarını anlatarak, "Uzungöl olarak diğer turizm yerlerinden daha farklı müşteri portföyümüz var. Biz de daha fazla ailelere yönelik bir oda konsepti var. Zaten Karadeniz'de insanlar otel içinde değil de daha fazla doğayla baş başa kalıp, vakit geçiriyor. Bu da yeni dönemde bizler için bir avantaj. Kimi dağda, kimi ormanda, kimi deniz kıyısında, dağınık oluyor, sosyal mesafeye de haliyle kendi aile aralarında önem verecekler. Onun için bizler için bir sorun olacağını düşünmüyorum. Çok şükür ki Uzungöl'de de vaka görülmedi. Önce yapılan rezervasyonların çoğu iptal edilmedi, yeni talepler de alıyoruz. Tabi ki bizlerde hijyen başta olmak üzere tüm tedbirlerimizi aldık. Umarız güzel bir sezon geçiririz" ifadelerinde bulundu.

'GÜVENLİ HİZMET VERMEYE HAZIRIZ'

Karadeniz Turistik İşletmecileri Derneği (KATİD) Başkanı Murat Toktaş ise, yeni sezonda yoğunluğun geçen yıllara oranla düşük olacağını söyleyerek, "Malum insanlar henüz bu psikolojiden kurtulamadılar, virüs halen devam ediyor. Biz şimdiden tedbirlerimizi almaya çalışıyoruz sezonla ilgili hazırlıklarımız devam ediyor. Hijyen kuralları ve bundan sonrası dönemde dikkat etmemiz gerekenlerle ilgili personelimize eğitim veriyoruz hem de tesisler içinde operasyonlarımızı ona göre yönlendirme çalışıyoruz. Bazı mesafeler kondu restoran, lobi ve genel mekanlar için. O mesafelere uygun masa ve sandalye düzenlemeleri yapıyoruz. Yine aynı şekilde katlar ve odalarla ilgili bazı tedbirler alındı. Odaların havalandırması çarşaf ve diğer malzemelerin uygun şartlarda temizlenmesiyle ilgili bu bağlamda da çeşitli departmanlarımızı bilgilendirip altyapımızı hazırlamaya çalışıyoruz. Bu sene geçen seneye göre biraz daha düşük olacaktır. Misafirlerimize her zamanki gibi hijyen kurullarına uygun koronavirüsle ilgili de tedbirlerimizi alarak güvenli hizmet vermeye hazırız" dedi.

Karadeniz'de en çok ziyaret edilen yaylalar, turizm merkezleri ile doğa ve tabiat parkları şunlar;

UZUNGÖL

Trabzon'un Çaykara ilçesine 20 kilometre uzaklıkta, denizden 1250 metre yükseklikte yer alan, doğal güzellikleriyle Doğu Karadeniz Bölgesi'nin gözde turizm merkezi olan Uzungöl, yüksek dağ peyzajı ve yayla ekosistemiyle orman ekosisteminin birlikte yer aldığı "tabiat harikası" özelliğiyle öne çıkıyor. Tabii ve kültürel değerlerin var olması nedeniyle 1989 yılında "tabiat parkı" ilan edilen Uzungöl, yerli ve başta Körfez ülkelerinden olmak üzere yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

KADIRALAK YAYLASI

Trabzon'un Tonya ilçesine 9 kilometre uzaklıkta 1300 metre yüksekliğindeki Kadıralak Yaylası, her yıl nisan ayında açan "mavi yıldız" çiçekleri ile mora bürünüyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan, ince uzun yapraklı çiçek, Uluslararası Bern Sözleşmesi gereği Türkiye'nin korumakla yükümlü olduğu nadir bitkiler arasında bulunuyor. Nisan ayında doğa fotoğrafçılarının akınına uğrayan ve Tabiat Parkı ilan edilen yaylanın, Uzungöl benzeri oluşturulacak yapay gölle turizm merkezi haline getirilmesi de planlanıyor.

SÜMELA MANASTIRI

Trabzon'un Maçka ilçesinde Karadağ'ın Altındere Vadisi'ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında "Meryem Ana" adıyla da biliniyor. Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre 13'üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor. 4 yıl önce başlatılan restorasyon çalışmalarıyla, riskli kayaların temizliği yapılan manastırın yaz turizm sezonunda kapılarını ziyaretçilerine açmasıyla turist yoğunluğu yaşanması bekleniyor.

AYDER YAYLASI

Rize'nin Ayder Yaylası, Çamlıhemşin ilçesinin 19 kilometre güneydoğusunda, bin 350 metre yükseklikte yer alıyor. Fırtına Deresi boyunca eşsiz doğa güzellikleri izlenerek ulaşılan Ayder Yaylası, çevresini saran çam ormanları, şelaleleri, yöresel mimarideki evleri, çiçekleri ve bu çiçeklerden elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı bulunuyor. Yaylada trekking, cip safari, foto safari, kampçılık, dağcılık gibi birçok turizm aktivitesi de yapılıyor. Yaylaya gelenler Zil Kale, Kale-i Bala, Çat Vadisi ve Pokut Yaylasını da ziyaret ediyor.

RİDOS TERMAL KAPLICALARI

Rize'nin İkizdere ilçesi Ilıca köyünde yeraltından 72 derece olarak çıkan ve içerdiği 4541 mineral oranı ile dünyanın en kalitelisi olarak gösterilen termal su kaynağı, şifa arayanların adresi oluyor. Sağlık Bakanlığı'nca yaptırılan su analizlerinde; sodyum bikarbonatlı florlü termomineralli suyun romatizmal hastalıklar başta olmak üzere kronik bel ağrıları, eklem rahatsızlıkları, beyin ve sinir cerrahisi sonrası hareketsiz kalanlar ile nörolojik ve stres rahatsızlıkları ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabileceğine yer verildi.

MAVİ GÖL

Giresun'un Dereli ilçesi sınırlarında bulunan ve 5 yıl önce keşfedilerek Kuzalan Tabiat Parkı sınırlarına dahil edilen Mavi Göl, turkuaz rengi ile oluşan eşsiz görüntüsüyle ilgi odağı oluyor. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde sodalı suyun dere halinde aktığı tek yer özelliğine sahip olan ve yaklaşık 300 bin kişinin de ziyaret ettiği göl, bu yıl da turistleri ağırlamayı bekliyor.

KARAGÖL TABİAT PARKI

Artvin'in Borçka ilçesine 27 kilometre uzaklıkta, çam ağaçları arasında yer alan Karagöl Tabiat Parkı, eşsiz doğa güzelliyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Karagöl, özellikle sonbaharın gelişiyle birlikte oluşan renk cümbüşüyle ziyaretçilerini büyülüyor. Karagöl, muhteşem doğasının yanı sıra, göl ile birlikte yeşilin uyum içerisinde ortaya çıkardığı eşsiz manzara, fotoğraf sanatçılarının da ilgi odağı oluyor.

KARACA MAĞARASI

Gümüşhane'nin Torul ilçesi sınırlarında yer alan dünyanın sayılı damlataş mağaralarından olan, 150 milyon yıllık olduğu belirtilen Karaca Mağarası, yerli-yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Toplam 100 metre uzunluğa, 1500 metrekare genişliğe sahip, elipse benzeyen 4 ayrı bölümün birleşmesi ile meydana gelen mağara, çok çeşitli renk ve şekillerdeki damlataşlardan oluşuyor. Tavan yüksekliği 18 metre olan mağara, her yıl binlerce turisti konuk ediyor.

KIZILIRMAK DELTASI KUŞ CENNETİ

Samsun'un 19 Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırlarında bulunan, Kızılırmak'ın denize döküldüğü bölgeyi de içine alan, 56 bin hektar alana sahip Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, barındırdığı biyolojik zenginliği ile dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, ev sahipliği yaptığı yılkı atları, 356 kuş ve bitki türü, mandalar, göller, longoz ormanlarıyla ziyaretçilerine doğal yaşamla iç içe olma imkânı sunuyor.

PERŞEMBE YAYLASI

Ordu'nun Aybastı ilçesindeki bin 500 rakımlı, doğa harikası menderesler ile yayla göllerinin bulunduğu Perşembe Yaylası'nı ziyaret edenler, bölgeye hayran kalıyor. Yerli- yabancı turistlerin ilgisini çeken menderesler, özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Doğa harikası menderesler ve yayla göllerinin turizme kazandırılması için çalışmalar sürdürülürken, bölgenin tanıtımı için de çeşitli şenlik ve etkinlikler de düzenleniyor. Yayla, son dönemlerde özellikle Arap turistlerin akınına uğruyor.

ERFELEK TATLICA ŞELALELERİ

Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan, irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. 2011 yılında tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip şelaleler, bölgenin en fazla ziyaret edilen tabiat parkları arasında yer alıyor. Yıllık ortalama 200 bini aşkın turistin ziyaret ettiği tabiat parkı, bünyesinde bir kilometrelik 2 farklı yürüyüş parkurunu da bulunduruyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

- Bölgede turistik yerlerden drone görüntüleri

- Turizm merkezleri detayları

- Turizm platformu başkanı Oykan Gülen açıklama

- İşletmeci Ahmet Akyüz, konuşma

- Samsun sahili detaylar

- Murat Toktaş, konuşma

- Otel, pansiyon içi detaylar

===========================

Su altında kalacak 70 yıllık okul taşınıyor

ARTVİN'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı sürdürülen ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı, 70 yıllık Halit Paşa İlkokulu'nu sular altında bırakacak Tarihi okulda okuyan ve öğretmenlik yapanlar, anılarla dolu okulun bu nedenle taşınmasının hüznünü yaşıyor.

Yusufeli ilçesinde yapımına devam edilen ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, "çift eğrilikli ince kemer baraj tipi" kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı, ilçeyi sular altında bırakacak. İlçe merkezi ile 4 köydeki yaklaşık 5 bin konut, 270 iş yeri ile 9 bin 430 dönüm tarım arazisi sulara gömülecek. 150 yıllık tarihinde 6 kez değiştirilen ilçe merkezi bir kez daha taşınacak. İlçe merkezinin Yansıtıcılar mevkisinde kurulacak yeni yerleşim yerine taşınması için başlatılan çalışmalar sürüyor. Sular altında kalacak resmi kurumların da taşınma işlemleri başladı. Yusufeli Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü, Öğretmenevi ve Halit Paşa İlkokulu, yeni ilçedeki binaları yapılana kadar prefabrik yapılarda faaliyetlerine devam edecek.

600 ÖĞRENCİ EĞİTİM GÖRÜYOR

1950'lerde yapılan ve ilçenin ilk ilkokulu olan Halit Paşa İlkokulu da sular altında kalacak. 600 öğrencinin eğitim gördüğü ve 34 öğretmenin görev yaptığı Halit Paşa İlkokulu, yeni yerleşim yerine taşınarak eğitime devam edecek. Öğrencilerin anılarıyla dolu 70 yıllık okulun taşınıyor olması hüzne neden oldu.

'BİNLERCE KİŞİ MEZUN OLDU'

Halit Paşa İlkokulu'nda 16 yıl öğretmenlik yapan Rıfat Koçak, "Bu okuldan binlerce kişi mezun olmuştur. Çok tecrübeli öğretmenler bu okulda görev yapmıştır. Bu okuldan mezun olan birçok öğrencim çok iyi yerlere geldi. Bu okulun taşınıyor olmasından dolayı üzüntü içerisindeyiz" dedi.

'HEM OKUDUĞUM HEM DE ÖĞRETMENLİK YAPTIĞIM OKUL'

Halit Paşa İlkokulu'ndan mezun olan ve 5 yıl da öğretmenlik yapan Süleyman Çil, "Bu durum hepimizi çok duygulandırıyor. Ben, 1959 yılında Halit Paşa İlkokulu'nda ortaokulu okudum. 1976- 1981 yıllarında ise okuduğum okulda öğretmenlik yaptım. Hem okuduğum hem de öğretmenlik yaptığım okuldur. Onun için çok anılarımız var. Şimdi anılarla dolu o okul taşınacak, çok üzülüyoruz" diye konuştu.

Halit Paşa İlkokulu'nun, ilçede kurulan ilk okul olduğunu kaydeden Ali Yiğit de "Bizim için bu okul tarihi bir okuldur. Yusufeli'nde yaşayan herkesin, bu okulda bir anısı vardır. Barajdan dolayı okulumuz taşınıyor, o nedenle hepimiz üzülüyoruz. Bu okuldan binlerce kişi mezun oldu ve herkesin de bir anısı var. O anılar silinip gidecek ancak yapacak bir şey yok. Şimdi okulun taşınıyor olması hepimizi üzüyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Muhabir Nusret Durur'un anonsu

-Halit Paşa İlköğretim Okulu'ndan detaylar

-Halit Paşa İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapan Rıfat Koçak'ın röportajı

-Halit Paşa İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapan Süleyman Çil'in röportajı

-Detaylar

-Okuldan mezun olan Ali Yiğit'in röportajı

-Yeni ilçeye taşınacak Yusufeli Orman Müdürlüğü, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü, Öğretmenevi'nden detaylar

=========================

Geçen yıl 2 milyon turistin geldiği Midyat'ta, salgının bitmesi bekleniyor

TARİHİ yapıları ve kültürüyle açık hava müzesi konumundaki Mardin'in Midyat ilçesi, koronavirüs salgını nedeniyle sesiz günler geçiriyor. Geçen yıl 2 milyon turistin ziyaret ettiği tarihi ilçedeki turizmciler, salgının bitmesinin ardından hareketli günlerine kavuşmayı bekliyor.

Türkiye'nin inanç ve kültür turizmin merkezleri arasında yer alan Midyat ilçesi, koronavirüs salgının ortaya çıkmasının ardından sessiz günler geçiriyor. Geçen yıl 2 milyon turistin ziyaret ettiği yüzyıllardır farklı dinleri, dilleri ve kültürleri bir arada yaşatan Midyat ilçesinde, turizmciler koronavirüs salgının bitmesinin ardından hareketli günlerin başlamasını bekliyor.

Tarihte Süryanice Matiate (mağaralar kenti) adıyla bilinen, dinlerin ve dillerin buluştuğu Midyat, binlerce yıllık taş evleri, hanları, camileri, kiliseleri ve manastırları ile kente gelen ziyaretçilere büyülü bir atmosfer sunuyor. İlçedeki, Ulu Cami, Cevat Paşa, Hacı Abdurrahman camileri ile Mor Gabriel ve Mor Yakup manastırları, Mor Barsavmo, Mor Sabrel, Hah Meryem Ana ve Mor Abrohom kiliseleri, mağara müzeleri ve Devlet Konuk Evi tarihi güzellikleri ve barındırdıkları eserlerle ziyaretçilerin beğenisini topluyor.

'GEÇEN YIL HER YER CIVIL CIVILDI'

Koronavirüs salgını nedeniyle sessiz günler geçiren Midyat'taki turizm işletmecileri ve esnaf eski günlerini yaşayacağı günleri heyecanla bekliyor. Midyat Süryani Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Ayhan Gürkan, ilçeye milyonlarca turistin geldiğini ifade ederek, bugünlerde ise tek bir turiste bile rastlanılmadığını söyledi. Gürkan, "Geçen yıl turist sayısı milyonları aşmıştı. Maalesef bugünlerde koronavirüs salgını nedeniyle turistleri göremiyoruz. Geçen yıl her yer cıvıl cıvıldı. Midyat sokakları turistlere alışmıştı. Turizm merkezi Midyat, eski günlerini özlüyor" dedi.

Turizm işletmecisi Veli Güneş ise eski günlere kavuşmayı beklediklerini ifade etti. Midyat'a günde ortalama 100 tur otobüsün geldiğini hatırlatan Güneş, "Şimdi yüzde biri bile yok. hemen hemen bitmiş durumdadır. Umudumuz turizmin canlanmasıdır" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------

Tarihi evler

Midyat'ın sokakları

Kiliseleri

Camiler

Çarşı ve yöresel ürünler

Gümüş işleme sanatı

Röportajlar

Genel ve detay görüntüler

====================

Kum kekliği, Dargeçit'te görüldü

TÜRKİYE'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan kum kekliği (Ammoperdix griseogularis), Mardin'in Dargeçit ilçesindeki Ilısu köyünde görüldü. Dicle Üniversitesi Biyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, kum kekliğinin Türkiye'de sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde varlığının bilindiğini belirterek, kuşun kene ve böcekleri tüketerek çoğalmalarını önlediğini söyledi.

Sülüngiller ailesinden olan sinek, böcek ve tohumlarla beslenen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yanı sıra Ortadoğu'da Irak, İran, Suriye ve Afganistan'a dek geniş bir coğrafi alanda varlığını sürdüren kum kekliği, Mardin'in Dargeçit ilçesi Ilısu köyünde görüldü. Kayalık yamaçlarda, vadilerde ve kıraç yerlerde yaşayan kum keklikleri karıncalar, kın kanatlılar, sinekler ve çeşitli böceklerin yanı sıra çayır bitkilerinin tohumlarıyla besleniyor.

'KUM KEKLİĞİ BÖYLESİNE ÖNEMLİ BİR GÖREVİ YERİNE GETİRİR'

Dicle Üniversitesi Biyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, kum kekliğinin Türkiye'de sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde varlığının bilindiğini belirterek, kuşun kene ve böcekleri tüketerek çoğalmalarını önlediğini söyledi. Kılıç, "Kum kekliği Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan türlerden biri. Kınalı kekliğe göre daha küçüktür. Bunlarda erkek ve dişi arasında renk ayrımı vardır. Özellikle üreme döneminde erkeklerin tüyleri daha albenili renklerle kendini göstermektedir. Kum kekliklerinin özelliği taneci olmalarının yanı sıra özellikle üreme döneminde böceklerle beslenmeleridir. Bu yönüyle tabiatta aşırı üreyecek böcekleri, keneleri, diğer istenmeyen haşeratı kontrol altında tutar. Kum kekliği böylesine önemli bir görevi yerine getirir. Yalnızca Güneydoğu'da yayılışını biliyoruz. Aynı zamanda kum kekliği bölge ülkelerinden Suriye'de, Irak'ta, İran'da da bulunuyor. Hatta bu türün dağılışı Afganistan'a kadar uzayabilmektedir. Tüm canlıların mutlaka tabiatta bir görevi var. Kum kekliğinin de faydası özellikle böceklerin kontrol altına alınmasında büyük bir katkısı var. Mesela kene son yıllarda özellikle Kırım Kongo kanamalı hastalığının yayılmasında aracı rolü oynuyor. Mikropların taşınmasında görev alıyor. Kenenin kontrol altına alınmasında keklikler gibi kum kekliğinin de büyük bir görevi var" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

Kum kekliğinin yaşam alanlarından biri olan karacadağ'dan görüntü

Prof. Dr. Ahmet Kılıç'ın Kum kkliği fotoğraflarını incelemesi.

Kum kekliği fotoğraflarının sılaytı

Prof. Dr. Ahmet Kılıç'ın konuşması

Genel ve detay görüntüler

=====================

Meteor düşmesi sanılan doğa olayını görüntüleyen kadın: O an korkmadım

TÜRKİYE'nin birçok ilinde çarşamba akşamı görülen ve gök taşı (meteor) düşmesi olduğu iddia edilen doğa olayı, Batman'da da görüntülendi. Evinin yakınlarındaki Millet Bahçesi'ni cep telefonu kamerasıyla çekerken, doğa olayını da kaydeden Didem Tekin Arslan, "Önce yıldız kaydığını düşünmüştüm. O anlarda korkmadım" dedi.

muhabirine konuşan ve görüntüleri çekerken, heyecanlandığını anlatan Arslan, "Millet Bahçesi'nin güzelliğini cep telefonu kamerasıyla görüntülediğim sırada ışıklanmayı görünce kayıttan çıkmadım. Ses yoktu. Önce yıldız kaydığını düşünmüştüm. O anlarda korkmadım. Eğer korkmuş olsaydım görüntü çekmeyi bırakırdım. Daha sonra gökyüzünde düşen şeyin gök taşı olabileceğini öğrendim" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------

Cep telefonundan çekilen göktaşı görüntüsü

Göktaşı görüntüsünü çeken Didem Tekin Arslan ile röportaj

Millet baehçesinin görüntüsü

Genel ve detay görüntüler

======================

Beyşehir Gölü'nde su kuşları gün yüzüne çıktı

TÜRKİYE'nin en önemli kuş cennetleri arasında gösterilen Beyşehir Gölü, mevsimine göre 100'ün üzerinde kuşa ev sahipliği yapıyor. Su seviyesinin yüksek olduğu dönemlerde çok sayıda kıyı kuşunu barındıran gölde, yaz aylarında suyun çekilmesi ve kıyı hattının sazlık alanların içinde kalması üzerine genellikle karabatak, bahri, erguvani balıkçıl, meke ve ördek türleri dikkati çekiyor. Koronavirüs tedbirleri kapsamında sokağa çıkma kısıtlaması ve gölde teknelerin az olması nedeniyle ise kuşlar adeta gün yüzüne çıktı. Selçuk Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu Başkanı öğretim üyesi Dr. Mustafa Arslan, "Sokağa çıkma kısıtlamalarından dolayı mesela bütün balıkçıl türlerinin şu an da biz hemen hiçbir ekipmana gerek kalmadan cep telefonuyla bile çekilebilecek kadar yakınlaştıklarını görebiliyoruz."dedi.

Konya'nın Beyşehir ilçesinde 650 kilometrekare yüzölçümüne sahip Beyşehir Gölü, balıkların yanı sıra su kuşlarına da ev sahipliği yapıyor. Göle güzellik katan kuşlar, son dönemlerde koronavirüs tedbirleri kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının olması ve göle açılan teknelerinde az olması nedeniyle hem kıyılara gelmeye başladı, hem de sayıları arttı. Selçuk Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu Başkanı öğretim üyesi Dr. Mustafa Arslan, göl ve çevresinde insan eli çekilince kuşlarında kıyılara yuva yapmaya başladığını belirtti. Arslan, şunları söyledi:

"Sokağa çıkma kısıtlamalarından dolayı mesela bütün balıkçıl türlerinin şu anda biz hemen hiçbir ekipmana gerek kalmadan cep telefonuyla bile çekilebilecek kadar yakınlaştıklarını görebiliyoruz. Ördek çeşitlerimiz, mart ayından beri sürekli burada gözükürlerdi, ama hiç kıyıya yaklaşmazlardı. Bizim kuşlar artık yuvalarını kıyıya çok yakın bir yere yapmaya başladılar. Suyun da yükselmesiyle beraber hemen 10 metre kıyıya doğru yuvalarını yaptılar. Bu daha önceden böyle olmuyordu."

Göldeki kuş türlerini de anlatan Arslan, "Burada hemen elimizi uzatsak sakar mekelerimizin, su tavuklarının, su yelvelerinin ve bahrilerin yuvası var. Gece balıkçılı, çok yüzünü göstermez. Gece biz bunu sesinden duyarız. Parklardaki bizim şu andaki ağaçlarda tünüyorlar. Bu çok ilginç bir gelişme, sokağa çıkma kısıtlamasından sonra ben bunu gözlemliyorum. Daha öncede görüyorduk ama; bu kadar yaklaştıklarını hiç görmemiştik. "dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Kuşlardan detay

-Gölden detay

-Röportaj

================================================

'Aksaray Malaklısı" köpeği, anne karnında dahi sipariş talebi alıyor

AKSARAY Malaklısı adıyla tanınan, bacak ve ayak kalınlığı, büyük kafatası, sarkık dudağı, boyu, kilosu ve heybetiyle dikkat çeken çoban köpeği yavrularına sahip olmak isteyenler, doğmadan anne karnında iken sipariş veriyor. Aksaray Malaklısı Irkları Geliştirme Derneği Başkanı (AKMİD) Muammer Tıpırdamaz, "Bu yıl talepler çok erken başladı. Elimizde yavru köpeklerin yüzde 95 satıldı. Geri kalanı ise biz kendimize damızlık olarak ayırdık. Şimdi anne karnındaki malaklı köpeklerinin doğumunu bekliyoruz. Doğumdan 30 gün ile 40 güne ulaşan yavrulara şimdiden siparişlerini aldık. "dedi.

'Aksaray Malaklısı" olarak adlandırılan çoban köpeği, bacak ve ayak kalınlığı, büyük kafası, sarkık dudağıyla biliniyor. Aksaray bölgesinde, yöresel olarak sarkık olan dudağa "malaklı" dendiği için bu köpekler "Aksaray Malaklısı" olarak adlandırılıyor. Boyları 80 ila 120 kilo ağırlığında olan köpeklerin yerden omuz yüksekliği 90 santimetreye kadar ulaşıyor. İki ayağının üstünde durduğunda ise 1 metre 70 santimetreye kadar yüksekliğe ulaşabiliyor. İriliği ve sadakati nedeniyle koyun sürülerinin korunmasında tercih edilen Aksaray Malaklısı, Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde "Anadolu'da bir "Aslan" gördüm" şeklinde geçiyor. Bu nedenle bazı yörelerde "Anadolu Aslanı" olarak da adlandırılabiliyor.

60 BİN LİRAYA KADAR SATILIYOR

Aksaray Malaklısı Irkları Geliştirme Derneği Başkanı (AKMİD) Muammer Tıpırdamaz, köpeklerin 10 ila 60 bin lira arasında satıldığını belirtti. Yoğun bir talebin olduğunu, hatta yavrulamadan anne karnında olanlara bile sipariş aldıklarını ifade eden Tıpırdamaz, şunları söyledi:

"Bu yıl talepler çok erken başladı. Elimizde yavru köpeklerin yüzde 95 satıldı. Geri kalanı ise biz kendimize damızlık olarak ayırdık. Şimdi anne karnındaki malaklı köpeklerinin doğumunu bekliyoruz. Onların bile siparişini aldık. Son yıllarda Aksaray Malaklısına anormal şekilde talep var. Bu talepleri karşılamakta üreticiler olarak zorlanıyoruz. Çiftlikte yetiştirilen malaklıların fiyatı 10 ila 60 bin lira arasında değişirken, yavruları ise 2 bin 500 ile 5 bin lira arasında değişiyor. Başta İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya, Ankara, Adana gibi büyük şehirlerden yoğun talep alıyoruz."

Aksaray Malaklısı yetiştiricisi Fatih Dağtaş da, "Bu yıl ürettiğim tüm yavruların tamamını gönderdim. 6 damızlık dişilerimizi şu an da gebe ve doğumdan sonra 25 ile 30 günlük olunca yeni sahiplerine vereceğiz. Şimdiden taleplerini aldık. İnşallah bu doğacak yavruları sahiplerine ulaştıracağız" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------------------

- Köpeklerden detay

- Yavrulardan detay

- Genel ve detay

- Röportajlar

============

Edirne'de işletmelerde "dezenfekte" seferberliği

EDİRNE'de normalleşme süreci çalışmaları kapsamında açılacak işyerleri, valilik tarafından dezenfekte edilip hazır hale getirildi. Edirne İl Özel İdare Genel Sekreteri Ahmet Turan Ateş, "Kıraathaneler, çay ocakları restoran, kütüphane, kreş ve bir çok yer dezenfektesi yapılarak, 1 Haziran'dan itibaren vatandaşlarımızın güvenle girebilecekleri yerler haline getirme çalışmasına başlattık" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası koronavirüs normalleşme süreci kapsamında kıraathane, lokanta, pastane, spor merkezleri, kreş gibi bir çok iş yerinin açılacağını duyurmasının ardından Edirne Valiliği hareke geçti. Edirne Valisi Ekrem Canalp'in başkanlığında yapılan toplantının ardından, kentte açılacak işyerleri için dezenfektan seferberliği başlatıldı.

Çalışmalar kapsamında kentte, Millet Kıraathanesi ile başlayan çalışma restoran, tarihi Selimiye Cami, lokantalar, spor merkezlerinin de aralarında bulunduğu açılacak işletmeler büyük bir titizlikle dezenfekte edildi.

Edirne Valisi Ekrem Canalp'ın koronavirüs salgını etkili olduğu günlerde başlattığı çalışma ile zorunlu açık olan işyerleri, apartmanlar ile marketlerde yapılan çalışmayla vaka sayısının düştüğü ve salgının önüne geçildiği belirtildi. Kent girişi ve çıkışında alınan önlemler ile birlikte el pompası ile vatandaşın kendi kullandıkları alanları dezenfekte etmeleri sayesinde kentte koronavirüs vaka sayısı günlerdir sıfır olarak kayıtlara geçtiği belirtildi.

Edirne Valiliği adına dezenfektan seferberliği sürdüren İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Tuna Ateş, koronavirüs salgını önleme çalışmalarını çok ciddi bir şekilde başarıyla sürdüklerini belirterek, "Edirne'de valimiz Ekrem Canalp'ın öncülüğünde zorunlu kullanma alanlarında banka, hastane, market fırınlar olmak üzere toplam 6 bin adet el pompası dağıtarak dezenfekte edilmesini sağladık. Bunun yanında traktör ve iş makineleri ile bütün mahalle cadde sokaklar dezenfekte edildi. Bu süreç ile birlikte gelinen noktada tabi ki 1 Haziran itibari ile normalleşme süreci başladı" dedi.

'7 BİN ADET EL DEZENFEKTE POMPASI DAĞITILACAK'

Ateş, salgını önlemek amacıyla zorunlu açık olan işyerleri apartmanlarda kullanılmak üzere dağıtılan 6 bin adet el pompalı dezenfekte cihazlarının salgını önleyici konuda çok etkili olduğunu ve önümüzdeki günlerde açılacak işyerlerine 7 bin adet daha el pompası dağıtılacağını söyledi. Ateş, "Sayın valimizin koordinesinde yapılan kurul toplantısında kararlar alınarak bu hafta sonu, ilçelerde dahil 7 bine aşkın işletmemize, bunlar spor merkezleri, kıraathaneler, çay ocakları restoran, kütüphane, kreş ve bir çok yer dezenfektesi yapılarak, 1 Haziran'dan itibaren vatandaşlarımızın güvenle girebilecekleri yerler haline getirme çalışmasına başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın da temas ettiği ve dikkat ettiği 3 unsurumuz vardı. Bunlar maske, sosyal mesafe ve temizlik. Bu düstur kapsamında pazartesi gününden itibaren 7 bine aşkın il ve ilçe genelinde el pompaları dağıtacağız. Bunların yanında 5 litrelik solüsyonda dağıtacağız. Pandemi süresi boyunca bu dezenfektasyon malzemeleri dağıtılıp güvenlik tedbirlerini alacağız. Bu çalışmalar ile salgınla mücadelemiz devam edecek" dedi.

İŞ YERLERİNDE SON HAZIRLIKLAR TAMAMLANDI

Babademirtaş Mahallesi'nde Burhan Cezayir'in işlettiği kıraathanede temizlik çalışması yapılırken 1 Haziran'dan itibaren müşterilere hizmet vermeye hazır hale getirildi. Alınan kararla birlikte pazartesi günü iş yerini açmanın heyecanı içinde olduğunu belirten Cezayir, "Biz tüm hazırlıklarımızı yaptık. Temizlik çalışmaları da tamam. İşyerinde sosyal mesafe ve maskesiz kimseyi almayacağız. Edirne Valiliği'nden dezenfekte çalışmasını da yaptı. Bize verdikleri pompalar ile bizde 3 saat arayla iş yerimizi dezenfekte edeceğiz. Edirne Valiliği'ne çok teşekkür ederim" dedi.

Spor salonu işletmecisi Murat Alkan da, "Edirne Valiliği bize çok güzel bir hizmet sunuyor. İş yerimizde gerekli önlemleri aldık. Pazartesi gününü iple çekiyoruz. Buradan tüm vatandaşlarımızı spor yapmaya bekliyoruz" dedi.

Görüntü dökümü:

Millet Kırathanesinin dezenfekte edilemesi

Ahmet Turan Ateş ile röp.

Selimiye Cami'nde dezenfekte çalışması

Edirne yazısı

Muhabir Ali Can Zeray'ın anonsu

Restoranda çalışma

Spor salonunun dezenfekte edilmesi

Farklı açılardan detaylar

=====================

Vanlı berivanlar at, katır sırtında yaylaya ulaşıyor

VAN'ın Gürpınar ilçesine bağlı Bağrıyanık Mahallesi'nde "berivan" olarak adlandırılan süt sağımı yapan kadınlar at, katır ve traktör römorkunda her gün 5 kilometre yol kat ederek gittikleri yaylada süt sağıyor. Koyunların dağları, tepeleri aşıp gelen yavrularıyla buluşma anı ise renkli görüntüler oluşturuyor.

ekibi de eşlik etti. Süt sağımının ardından, dağları, tepeleri ve kayaları aşarak gelen kuzuların, anneleriyle buluşma anı ise renkli görüntüler oluşturdu. Anneler, yavrularını kokularından bularak emziriyor.

AT, KATIR VE TRAKTÖRLE YOLCULUK YAPIYORUZ

Mahalle sakinlerinden Seher Hitit, at, katır üzerinde yaptıkları yolculuğun ardından yaylaya koyun ve keçi sağmaya geldiklerini anlattı. Hitit, "Bazıları traktörle, bazılarımız da at ve katır sırtında bu yaylaya geliyoruz. Buraya süt sağmaya geldik. Bu sütlerde otlu peynir, yoğurt ve tereyağı yapıyoruz. Bu işin zorluğu var. Ama renkli tarafları da var. Burada iyi vakit geçiriyoruz. Koronavirüs nedeniyle mümkün olduğunca sosyal mesafeye de dikkat ediyoruz. Eskiden daha güzel oluyordu. Yan yana gelebiliyorduk. Şimdi koronavirüs nedeniyle yakın mesafede yan yana gelemiyoruz. Bu da bizi üzüyor. İnşallah bir an önce bu salgını atlatırız" dedi.

Metin Hitit ise, 73 hane, 540 nüfuslu mahallelerindeki küçükbaş hayvan sayının bin 200'den fazla olduğunu ifade ederek, "Koyun sağımına bazı kadınlar at, bazıları da araçla geliyor. Yaylada yapılan koyun sağımı sonrası, kuzular gelip anneleriyle buluşuyor. O buluşma anında koyunlar, yavrularını tanıyor. Bu şekilde buluşuyorlar. Buluşma anında ise ilginç görüntüler ortaya çıkıyor. Annelerinin sütünü emen kuzular, 4 saat sonra annelerinden ayrılıp başka bir alana otlatılmaya götürülüyor. Her gün bu böyle devam ediyor. Kadınlarımız her gün yaylaya gelip süt sağımı yapıyor. Zor olduğu kadar zevkli yönleri de var. Yayladaki koyun sağımı Mayıs ayından başlayıp Aralık ayına kadar devam ediyor" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------

-Yaylaya götürüle küçükbaş hayvanlar

-Detaylar

-Bağrıyanık Mahallesi kadınları, yaylaya koyun sağlak için gelirken

- Kürtçe şarkılar söyleyerek Traktöre binmeleri

-Yaylaya doğru yola çıkan traktör

-Atlarla yaylaya giden kadınlar

-At sırtında yolculuk yapan Seher Hitit ile röportaj

-Yaylaya yayan giden kadınlar

-Yaylaya gelen koyunları sağan kadınlar

-Süt sağımı yapan kadınlar

-Muhabir anonsu

-Süt sağımı yapan kadınlar

-Sütlerini kovalara dolduran kadınlar

-Kadınlarla röportaj

-Yaşı küçük kız ile röportaj

-Koyun sağın bir kadın ile Kürtçe röportaj

-Seher Hitit ile röportaj

-Detaylar

-Dağları, tepeleri aşarak annelerine gelen kuzular

-Kuzuların anneleriyle buluşma anları

-Genel ve detaylar

Sütlerini traktöre götüren kadınlar

=====================

400 arkeolojik kazı ile 149 yüzey araştırması, tedbirle başlıyor

TÜRKİYE'nin dört bir köşesinde koronavirüs tedbirleri alınırken, yerli ve yabancı bilim heyetleri ile müze müdürlüklerinin başkanlığında arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarına da 1 Haziran'dan itibaren başlanıyor. Yıl sonu itibarıyla toplam 70 milyon TL bütçeyle tamamlanacak 400 arkeolojik kazı ile 149 yüzey araştırması öncesi kazı başkanları ile bakanlık yetkili uzmanlarına gönderilen bilgi notunda, maske ve eldiven kullanımından fiziki- sosyal mesafenin korunmasına, tüm çalışanların günde 2 kez ateşlerinin ölçülmesinden dışarıdan ziyaretçi kabul edilmemesine kadar tüm detaylar yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, koronavirüs salgınına karşı gerekli tedbirlerle birlikte kazı çalışmaları ve yüzey araştırmaları 1 Haziran'dan itibaren başlayacak. 2020 yılında Türk bilim heyetleri tarafından yaklaşık 120, yabancı bilim heyetleri tarafından yaklaşık 25, müze müdürlükleri başkanlığında 40, müze müdürlükleri başkanlığında 180 kurtarma, kamu yatırım alanlarında 30 kurtarma ile sualtında 5 kazı çalışması için hazırlık yapıldı. Toplam 400 arkeolojik kazı çalışmasının yanı sıra 130'u Türk bilim heyetleri, 5'i yabancı bilim heyetlerince yürütülecek olan 135 yüzey araştırmasıyla birlikte 6 su altı araştırması ve müze başkanlıklı/ denetimli 8 yüzey araştırması da yine haziran ayında başlayacak.

KAZI BAŞKANLARINA BİLGİ NOTU

2020 yılında bilim heyetleri ve müze başkanlıklarında öngörülen toplam kazı çalışması sayısının 400, araştırma sayısının ise 149 olmasının öngörüldüğü belirtilirken, salgına karşı Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği tedbirlerle beraber kazı evi, depo ve laboratuvarları ile kazı alanlarında, sezon boyunca uyulması gereken kurallar ve alınması gereken önlemlere ilişkin bilgi notunun kazı başkanlıkları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkili uzmanlarına gönderildiği de kaydedildi.

FİZİKİ MESAFEDEN ATEŞ ÖLÇÜMÜNE TEDBİR

'Kazı Çalışmaları, Kazı Evleri, Laboratuvarları ve İstasyonlarda Koronavirüse Karşı Hatırlatmalar" başlıklı bilgi notunda fiziki- sosyal mesafenin önemi vurgulanırken, arazi ve laboratuvar çalışmaları sırasında maske ve eldiven gibi koruyucu ekipman kullanılmasının önemine dikkat çekiliyor. Bilgi notunda ayrıca sabah ve akşam olmak üzere en az 2 kere tüm çalışanların ateşlerinin ölçülmesine özen gösterilmesi isteniyor. Notta şu hatırlatmalar yer aldı:

"Kazı evlerinin (kazı depoları, laboratuvarlar, çalışma ve yaşam alanları vb.) çalışmaya başlanılmadan öncesinde ve belli aralıklarla dezenfekte ediniz. Arazi ve laboratuvar çalışmaları sırasında maske ve eldiven gibi koruyucu ekipman kullanınız. Kazı evinde belirlenecek uygun yerlere dezenfektan üniteleri yerleştiriniz. Kazı depoları, laboratuvarlar, çalışma ve yaşam alanları vb. alanları sık sık havalandırınız. Kazı alanında ve kazı evindeki yapılacak çalışmalarda çalışanlar arasında yeterli fiziki-sosyal mesafe olmasına dikkat ediniz. Kalabalık ekipli çalışmalardan ve çevreyle olan münasebetlerden kaçınınız veya mümkün olan en az sayıya indiriniz. Sabah ve akşam olmak üzere en az 2 kere tüm çalışanların ateşlerinin ölçülmesine özen gösteriniz. Kişisel eşyaların ortak kullanılmasından kaçınınız. Kazı evleri, istasyonları veya laboratuvarları için görevliler dışında ziyaretçi kabul etmeyiniz. Kazı evlerindeki kalma, barınma yemek vb. faaliyetler için fiziki/ sosyal mesafe tedbirlerini alınız, imkanlar dahilinde tek kullanımlık malzeme tercih ediniz. Sağlık Bakanlığı tarafından belirtilen Yeni Koronavirüs Riskine Karşı 14 Kural'a titizlikle uyunuz, bu kapsamda ekip üyelerin bilgilendirilmesi amacıyla uyarı, broşür ve materyallerini uygun yerlere asınız. Covid-19 belirtileri olan veya şüpheli görünen durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna haber veriniz bu süreçte de gerekli izolasyonu sağlayınız. Kazı çalışmalarında kullanılan araç ve gereçlerin dezenfekte edilmesine dikkat ediniz."

TOPLAM BÜTÇE 70 MİLYON TL

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 2020 yılında arkeolojik kazı çalışmalarına Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 25 milyon TL ödenek aktarılmasının planlandığı, Türk Tarih Kurumu'nca 18 milyon TL ödeneğin de proje destek bedeli olarak çalışmalar kapsamında kullanılmasının öngörüldüğü açıklandı. İşçi giderleri ve uzman personel giderleri ile 2020 yılındaki toplam bütçe harcamasının 70 milyon TL civarında gerçekleşmesinin öngörüldüğü belirtildi.

YENİ ÇALIŞMA DÜZENİ

Antalya'nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve limanı Andriake'deki kazı çalışmalarını 2009 yılından bu yana yürüten Kazı Başkanı, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, salgın tedbirleri ile kazı çalışmalarına başlamanın bir hayli farklı olacağını söyledi. Prof. Dr. Çevik, koronavirüse karşı hayatın devam ettiğini söylemenin keyifli olduğunu belirterek, "Elbette tedirgin de olacağız. Sonuçta yoğun ve yakın çalışılan bir iş ortamımız var. Açmalarda bazen küçük bir alanda mecburen birkaç kişi yan yana bulunmak zorunda. Kazı evindeki hayat da ister ofiste ister depoda veya yaşam alanlarında olsun yakın ilişkiler içinde geçiyor. Şimdi alışageldiğimiz düzende çalışamayacağız. Yeni bir çalışma düzeni kuracağız" dedi.

İnsanın, doğadaki canlılar içinde uyum yeteneği en yüksek varlık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Çevik, "Buna da uyum sağlayıp işimize devam edeceğiz. Neyse ki çalışma konumuz tamamen cansız varlıklardan oluşuyor. Binlerce yıldır toprak altında duran mikropsuz objelerle uğraşıyoruz. Genellikle de organik olamayan yani virüs barındırmayacak objeler olması bir avantaj olacaktır. Nihayetinde, salgına karşı önlemlerden taviz vermeden sıkı bir koruma disiplini içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.

Alışılan yoğunlukta ve yakınlıkta çalışılamayacağı için bunun ekibi psikolojik olarak etkileyeceğini de vurgulayan Prof. Dr. Çevik, "Dolayısıyla iş ve zaman açısından verim düşüklüğü yaşanacaktır" dedi.

Hem arazide hem de çalışma ofislerinde kontrol edilebilecek, en az sayıda uzman arkeologla çalışmayı düşündüklerini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Çevik, "Çok az sayıda da öğrenci alacağız. Kazı başkanı olarak ekip üyelerinin sağlık sorumluluğunu almak da insanı tedirgin ediyor. Belki bazı üyelerimiz de bulaş çekincesiyle kazıya katılmak istemeyebilir. Bu, anlayışla karşılanabilecek bir istek olur" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------

- Myra kazılarından görüntü

- Parion kazılarından görüntü

- Assos kazılarından görüntü

=========================

Elmacık kemiği olmadan dünyaya gelen Mihriban: Kötü bakışlar gitsin

ANTALYA'da, elmacık kemiği olmadan dünyaya gelen Mihriban Gül Fidan (22), maddi imkansızlıktan dolayı tedavi olamıyor. Fidan, "Bir yere gittiğimde "aaa" diye bakılmak yerine "Mihriban gelmiş" denilmesini istiyorum. Kötü bakışlar gitsin, yüzüm geri gelsin istiyorum" dedi.

Muratpaşa ilçesinde oturan Mihriban Gül Fidan, tıpta "tessier" denilen hastalıkla dünyaya geldi. Elmacık kemiğinin gelişimini engelleyen rahatsızlık, Türkiye'de "oblik yüz yarığı" olarak da biliniyor. Bu hastalığın, anne karnındayken elin yüzde kalması sonucu oluştuğu belirtiliyor. Tessier hastalığı ile doğan Fidan, toplum içinde bakışlardan rahatsız olduğunu, bu nedenle çok istediği üniversiteye de gidemediğini anlattı.

'YÜZÜMÜN DÜZELMESİNİ İSTİYORUM'

Yüzünün görüntüsünden dolayı çok kötü tepkiler aldığını söyleyen Mihriban Gül Fidan, "Arkadaşlarım "Sen sakat mısın', "Sen özürlü müsün" diyerek beni dışladı. Arkadaş olmadılar benimle. Eve kapandım. Hiç kimseyle konuşmadım. Hala da aynısını yaşıyorum. Yoldan geçen, tanımadığım insanlar bana "Sen kaza mı geçirdin?', "Vah vah yazık" diyor. Acıyorlar bana. Benim neler çektiğimi bilmiyorlar. Ben yüzümün düzelmesini istiyorum. O kötü bakışların üzerimden kalkmasını istiyorum. Bir yere gittiğimde "aaa" diye bakılmak yerine "Mihriban gelmiş" denilmesini istiyorum. Üniversiteye gitmek istiyordum. Ancak yüzümden dolayı dışlandığım için gidemedim. Okumayı çok istiyorum. Üniversite içimde ukde kaldı" diye konuştu.

MADDİ İMKANSIZLIKTAN TEDAVİSİ YARIM KALDI

Hastalığı ve tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Fidan, "Anne karnındayken elimin sürekli yanağımda olmasından dolayı elmacık kemiğim gelişmemiş. Ailemin beni götürdüğü doktorlar, 18 yaşından sonra tedavimin başlayabileceğini söylemiş. Yaşımı doldurduktan sonra Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde tedavime başlandı. Önce ortodonti servisinde tedavim yapıldı. Ardından Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından yağ enjeksiyonu gerçekleştirildi. Sonraki işlemde, göğüs kafesimden alınacak kemiğin yüzüme konulması gerekiyordu. Ancak maddi imkansızlıktan dolayı bu yapılamadı. Özlenen Özkan yüzüme enjekte edilen yağ tabakasının zamanla eriyeceğini söylemişti. Zaten 3-4 ay sonra da erimeye başladı. Şimdi tedavimin devam etmesini istiyorum. Yüzüm geri gelsin istiyorum" dedi.

'EVİN İÇİNE AYNA KOYMADIM'

Kızının yaşadıklarını ağlayarak anlatan Rukiye Fidan (57) ise "Kızımın durumundan doğumdan sonra haberim oldu. Doktorlar gelişmesi durduktan sonra tedavisine başlanacağını söyledi. Damak genişletme, yağ doku nakli oldu ama hep insanların alaylı bakışlarına maruz kaldık. Evin içine ayna koymadım. Aynaları kaldırdım. Kızım sürekli "Bu yüzüm neden böyle" diyerek yüzünü gösteriyordu. Okulda çocuğumla birlikte ben de çok rencide oldum. Kendini bilmez insanlardan "Yüzün eğri mi?', "Yüzün yamuk mu?', "Felç mi geçirdin" gibi tepkiler aldık. Çok yıprandık. Kızımı düşünürken, kansere yakalandım. Kızımın tedavisiyle ilgilenirken kanserden dolayı göğsüm alındı. Kızımın tedavisi için maddi imkanımız yok. Küçük operasyonlar için bile büyük meblağlar isteniyor. Yardım edecek birileri varsa, bize el uzatsın. Koronavirüs nedeniyle her yer kapandığı için eşim de çalışamıyor. Böylece imkansızlık içinde kaldık" diye konuştu.

Fidan ailesinin 24 yıllık komşusu Dilek Alkan, Mihriban Gül Fidan'ın yaşadıklarına doğumundan beri tanıklık ettiklerini belirterek, "Komşumu çok seviyorum. Mihriban pırıl pırıl bir kız. Yüzünün tedavisi olunca inşallah daha iyi olacak. Yardımseverlere sesleniyorum. Ne olur bu aileye yardım edin" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------

- Mihriban Gül Fidan annesi ile birlikte bebeklik fotoğraflarına bakması

- Mihriban Gül Fidan'ın yakın plan görüntüsü

- Mihriban Gül Fidan röp

- Mihriban Gül Fidan otururken görüntü

- Mihriban Gül Fidan'ın yüzünden detay görüntü

- Mihriban Gül Fidan annesine su getirirken görüntü

- Mihriban Gül Fidan'a annesi aile albümünden fotoğraflar gösterip, yorum yaparken görüntü

- Anne Rukiye Fidan röportaj

- Anne-kız el ele tutuşurken görüntü

- Fidan ailesinin 24 yıllık komşusu Dilek Alkan röp

- Mihriban Gül Fidan aynanın karşısında makyaj yaparken görüntü

- Anne-kız evden çıkarken görüntü

- Evin dıştan genel görüntüsü

- Mihriban Gül Fidan'ın bebeklik ve gençlik fotoğraflarından opak görüntüler

======================

'Mavi'ye yolculuk başlıyor

TÜRKİYE'nin önde gelen günübirlik yat turizm merkezlerinden Antalya'nın Demre ilçesinde yatçılar, tur yasağının kalkmasının sevincini yaşıyor. Demreli yatçılar, yatların Akdeniz'in mavi sularında süzülüp, yol alacağı 1 Haziran Pazartesi gününü bekliyor.

Demre, Türkiye'nin günübirlik önemli yat turizm merkezlerinden biri. Her yıl yüzbinlerce yerli ve yabancı turisti Çayağzı Limanı'ndan ve Demre'ye bağlı Üçağız Mahallesi'nden Kekova'ya taşıyan yatların sahibi, tur yasağının kalkmasının sevincini yaşıyor. Yatlarla 1 Haziran Pazartesi günü "vira bismillah" denilmeye hazırlanılıyor. Çayağzı Limanı'ndaki yatçılar, tur yasağının kaldırıldığının duyurulmasının ardından liman içinde deneme sürüşlerine başladı. Bakımı geciktirilen yatlarda çalışma başladı. Kışın karaya çekilen ve bakımı tamamlanan yatlar, Akdeniz'in mavi sularına indirilmeye başlandı. Çayağzı ve Üçağız limanlarındaki yatların büyük bölümünün de bakımı tamamlandı. Kızaklarla denize indirilen yatlarla 1 Haziran'dan itibaren yol alınacak Kekova'ya tarih, doğa ve deniz tutkunlarının taşınacağı günler bekleniyor.

YATLARA DEZENFEKTE

Çayağzı Limanı'ndaki yatların bağlı olduğu Demre Deniz Taşıyıcıları Kooperatifi, kooperatif bünyesindeki yatların yüzde 85'ini denize indirdi. Kooperatif yönetimi, anlaştığı ilaçlama şirketi aracılığıyla tüm yatları dezenfekte etmeye başladı. Yatların özellikle kapalı bölümleri, mutfakları, kaptan bölümü, yolcu salonları adım adım dezenfekte ediliyor. Yatlar denize açıldığında alınacak önlemler konusunda da hazırlık yapılıyor.

Hazırlıkları yürüten Demre Deniz Taşıyıcıları Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi Fatih Ateş, koronavirüs salgınından etkilenen sektörlerin başında deniz turizminin geldiğini söyledi. Ateş, "Biz teknelerimizin bir kısmını denize indirdik. Teknelerimizi dezenfekte ediyoruz. Turlar başladığında da dezenfekte etmeye devam edeceğiz. Müşterilerimizin ateşini ölçeceğiz. Maskesi olmayana maske vereceğiz. Sosyal mesafeyi koruyacağız" diye konuştu.

Yatçı Ertuğrul Çil, "Denizlerimizde tur yasağı kalktığından dolayı mutluyuz. İzole bir tatil için Kekova'ya tüm misafirlerimizi bekliyoruz. Bütün önlemlerimizi aldık. Koronavirüsün olmadığı Demre'nin, Kekova'nın cennet koylarına tur yapmak için herkesi bekleriz" dedi.

Yatını bakıma alan Mehmet Açık ise "Denizlerde tur yasağı olduğu için teknemizin bakımını biraz geciktirdik. Bir hafta içinde teknemizin bakımını yapıp, denize ineceğiz" diye konuştu.

Üçağız Mahallesi'ndeki Kekova Yatçılar Kooperatifi Başkanı Durali Aliçavuşoğlu, tekneleri denize indirdiklerini belirterek, "Teknelerimizle Kekova'nın mavi koylarında, müşterilerimizle birlikte yol almayı özledik. 1 Haziran Pazartesi günü "vira bismillah" diyoruz. Koronavirüsün sıkıntılı günlerinden kurtulmak için herkesi Kekova'ya bekliyoruz. Korkmayın, tüm tedbirlerimiz aldık" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

-Üçağız, Kekova, Kaleköy'ün drone görüntüleri

-Tekneden denizde gidiş görüntüleri

-Kaleköy drone görüntüleri

-Tur teknelerinden görüntü

-Teknelere bakımdan görüntü

-Ertuğrul Çil ile röportaj

-Mehmet Açık ile röportaj

-Başkan Durali Aliçavuşoğlu ile röportaj

======================

Kafe ve restoranlar, 1 Haziran'a hazır

İZMİR'in Konak ilçesinde bulunan kafe ve restoranlarda, 1 Haziran için hazırlıklar tamamlandı. Koronavirüs salgını döneminde geçici süreyle kapatılan işletmelerde, tadilat, bakım ve onarım işlemleri de gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgını nedeniyle yürürlüğe konulan restoran, kafe gibi işletmelerin kapatılması uygulamalarına 1 Haziran itibarıyla son verileceğini açıkladı. Salgın öncesi İzmir'in en hareketli noktalarından olan Alsancak semtindeki kafe ve restoranlarda, açıklamanın ardından tekrar hareketlilik başladı. Uzun süredir hizmet verilemeyen işletmelerde, heyecanla açılış için gerekli çalışmalar tamamlandı. 1 Haziran için saatleri sayan işletmeciler, dezenfekte çalışmaları yaptı, masa düzenini sağlamak ve 1,5 metre mesafe bırakmak için masalar arası uzaklığı metreyle ölçtü. 4 kişilik masalarda sosyal mesafeyi korumak için boş bırakılması gereken sandalyelere etiketler yapıştırıldı.

'SAĞLIK HER ŞEYDEN ÖNEMLİ'

Uzun zamandır kapalı olan dükkanının açılacak olması dolayısıyla çok mutlu olduğunu anlatan Nevzat Demirhan (55), devletin esnafa verdiği desteklerle kendilerini ayakta tutmaya çalıştıklarını belirtti. Demirhan, "2 senedir açtığım kafeyi işletiyoruz. Pandemi sürecinde kapalıydı şu an genel temizlik işlemlerimizi hallediyoruz daha sonra dezenfekte işlemlerimizi yapacağız. Devletin yayımladığı genelgeye uygun olarak çalışacağız. Mesafe kuralına uyacağız ve kapalı alana kesinlikle müşteri almayı düşünmüyoruz. İnsan sağlığı her şeyden önemli. Müşterilerimizin hepsi bizim arkadaşımız ve onlara zarar gelsin istemiyoruz. İnsanları çapraz oturtacağız, grup halinde misafirleri kabul etmeyeceğiz ve işletmemizi mümkün olduğunca ayakta tutacağız. Sağ olsun devletimizin bize verdiği destekler var. Binlerce teşekkürler bizleri ayakta tutmaya çalıştılar. Bugünleri tekrar yaşamamak lazım" diye konuştu.

'ÖNLEMLERİMİZİ ALDIK'

Alsancak'taki işletmelerinde pandemi sonrası sürece hazır olduklarını dile getiren Yılmaz Öner (30), "Temizlik işlemlerimizi gerçekleştirdik. Uyulması gereken 14 kuralı biliyoruz. Müşterilerimize ve personelimize bu anlamda gerekenleri aktardık. Önlemlerimizi aldık. Masaları sosyal mesafe kuralına göre düzenledik. 1 Haziran'ı bekliyoruz. Burası normalde tam kapasite dolduğunda 60 kişi kadar oluyordu. Yine dekorda eksiltmelere gideceğiz. 1,5 metre mesafeyi de uyguladığımızda kişi sayısı yarı yarıya düşecek. Maske ve siperliklerimizi aldık. Müşterilerimizin de bu konuda titiz davranmasını sağlayacağız" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Hazırlıklardan görüntü

- Esnaflardan Yılmaz Öner ve Nevzat Demirhan ile röp.

- Masalar arası sosyal mesafe metre ile ölçümü

- Genel detay ve görüntüler

==================

İzmir'de düğünlere, dronla dezenfekte

İZMİR'de, koronavirüs salgınına yönelik önlemler kapsamında ara verilen düğün ve kına organizasyonlarının yakın zamanda yapılmaya başlanması bekleniyor. Organizatör Emine Özsoy (33), yeni dönemde düğün alanlarını etkinlik boyunca havadan dronla yerden ise sis makinesiyle dezenfekte edeceklerini söyledi. Özsoy, "Amacımız, hem çiftlerimize unutamayacakları bir anı bırakmak hem de konukları koronavirüsten korumak" dedi.

Dünyayı etkileyen koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl düğün sezonu açılamadı. Evlenmeyi bekleyen birçok çift, düğünlerini koronavirüs tedbirleri kapsamında planlarken, İzmirli düğün ve kına organizasyon firması sahibi Emine Özsoy, organize ettiği düğünlerde virüse karşı birçok önlem alacaklarını belirtti. Hijyen tedbirlerine davetliler içeri alınırken, başlanacağını belirten Özsoy, bu yıl organize edecekleri düğün ve kınalarda dronla havadan dezenfeksiyon yapacaklarını belirtti.

Bu yıl düğünlerde hijyenin ön planda olacağını söyleyen Emine Özsoy, "Uzun yıllardır bu sektörde hizmet veriyoruz. Ancak bu sene bizim için de çok farklı olacak. Çünkü koronavirüs düğünleri de etkileyecek. Biz de bunu göz önünde bulundurarak birtakım önlemler aldık. Düğün organizasyonlarına oturma planıyla başlayacağız. Davetlilerin, sosyal mesafe kuralına göre masalara oturmasını sağlayacağız. Karşılama ekibimiz, misafirlerimizin ateşlerini ölçtükten sonra maske dağıtımı yapacak. Her davetliye dezenfektan ve kolonya ikramında da bulunacağız. Karşılamanın ardından davetlileri, önceden ayarladığımız plana göre oturmalarını sağlayacağız. Düğün başladıktan sonra belirli aralıklarla tüm davetlilere dezenfektan ve kolonya ikram etmeye devam edeceğiz. Sosyal mesafe kuralını ihlal eden davetliler de uyarılacak" dedi.

1,5 METRELİK ŞAL İLE HALAY

Düğünlerde sıkça kullanılan sis makinesi ve dronla organizasyon boyunca hem yerden hem de havadan dezenfekte çalışmaları yapacaklarını belirten Özsoy, "Koronavirüse karşı önlem alırken, gelenek ve göreneklerimize bağlı kalmayı da ihmal etmedik. Düğünlerimizin olmazsa olmazların biri de halay çekmek. Biz de bu duruma estetik bir çözüm ürettik ve 1,5 metrelik şallar yaptırdık. Halay çekmek isteyen davetliler, bu şalları kullanarak hem sosyal mesafe kuralına uymuş hem de halay geleneğinden vazgeçmemiş olacaklar. Aldığımız önlemler arasında hem yerden hem havadan ilaçlamalarımız devam edecek. Düğün devam ettiği sürece havadan dronla yerden ise normalde sis için kullandığımız makine ile dezenfektanlar sıkarak her önlemlerimizi almayı sürdüreceğiz. Bu sene yükümüzün daha ağır olduğunun bilincindeyiz. Hem çiftlerimize unutamayacakları bir anı bırakmak hem de tüm konukların sağlıklarını korumak istiyoruz" diye konuştu.

Sezon koronavirüs salgını nedeniyle geç açılacağı için birçok düğünün sonbahar ve kış mevsimlerine sarkmasını beklediklerini söyleyen Özsoy, "Bize müşterilerimizden ulaşan düğün iptali olmadı ancak ertelemeler var. Yaz sezonu için talep de oldukça yoğun. Normalde mart ayında açılan düğün sezonu bu yıl virüs etkisi nedeniyle açılamadı. Bu sebeple de kış mevsimine kadar düğünlerin sürmesini bekliyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Emine Özsoy röportaj

- Organizasyon malzemelerinden görüntü

- Tedbirlerden görüntü

- Dronedan görüntü

- Genel ve detay görüntüler

==================

Sezonun son hasadında 100 milyon baş enginar kesildi

İZMİR'in, enginar üretimiyle meşhur ilçesi Urla'da, sezonun son hasadına başlandı. Üreticiler, enginar almak isteyen kişilerin ellerini çabuk tutması gerektiğini belirtirken, Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan, bu yıl yaklaşık 100 milyon baş enginar üretildiğini ve bunun büyük bir bölümünün satıldığını söyledi.

Enginar üretimi denilince akla gelen ilk bölgelerden olan İzmir'in Urla ilçesinde, koronavirüs salgının olumsuz etkileri nedeniyle endişeli olan üreticiler için sezon olumlu geçti. Bu yıl yaklaşık 100 milyon baş enginar üretildiğini ve bunun büyük bir bölümünün satıldığını belirten Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan, "Biz koronavirüs sebebiyle başlarda çok korktuk. Enginarı tarladan kaldıramayacağımızı düşünmüştük. Ancak, kadın kooperatifimizin devreye girip yaratıcı çalışmalar yapması ve Urla Belediye Başkan Vekilimiz Kaymakam Önder Can'ın belediyeye ait şirket olan URİT'i devreye sokmasıyla üreticilere çok büyük bir destek sağlandı. Ürünün çok büyük bir bölümü tarladan kaldırıldı. Bu süreçte kargolarda büyük bir sıkıntı çektik. Maalesef kargolar kapasiteyi kaldıramadılar" dedi.

'BİZ ÜRETİYORUZ, SİZLER DE TÜKETİN'

Uslucan, enginar hasadının son demlerine yaklaşıldığını belirterek, "Artık tarlalarımızı biçeceğiz, Ağustos'un sonlarına doğru temizleyeceğiz, ondan sonra sulayıp ya tarlalar tekrar uyandırılacak ya da yeni fidanlar dikilecek. Ağustos'un sonuna doğru dikim işlemleri biter ve Ekim sonu Eylül başı tekrardan enginar kesmeye başlayacağız" dedi. Enginarın kalp dostu olduğunu belirten Uslucan, "Vatandaşlarımıza bol bol tüketmelerini tavsiye ediyorum. Bazı üreticilerimiz konserve yaptı, bazıları ise ürünlerini vakumlu poşetlerde sattı. Vakumlama yöntemiyle uzun süre boyunca enginar muhafaza edilebiliyor. Biz üretiyoruz, sizler de tüketin" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Tarlalardan enginar kesilmesinden görüntü

- Enginar temizlenmesinden ve çanak çıkarılmasından görüntü

- Çalışan kadınlardan detay görüntüler ve röportajlar

- Poşetlerde vakumlanan enginarlardan görüntü

- Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ile röp.

- Genel ve detay görüntü

=======================

Doğanın içinde "karavan otel'de tatile yoğun talep

İZMİR'in Karaburun ilçesinde yaşayan Asna çiftinin geçen yıl açtığı "karavan otel', koronavirüs salgını nedeniyle izole tatil yapmak isteyenlerden yoğun ilgi gördü. Girişimci çift, ağustos ayının ortasına kadar rezervasyonların dolu olduğunu, geçen yıla oranla işlerin 3-4 kat arttığını belirtti.

İstanbul'da eczane işleten Erol Asna (39) ile 2 çocuğunun annesi sigortacı eşi Zeliha Asna (37), evlatlarını sakin bir ortamda büyütmek için bir süre önce İzmir'e taşındı. Çift geçen yıl, Karaburun ilçesinde denize yakın 2 dönümlük arazide "karavan otel" kurma kararı aldı. Araziye, birinde kendilerinin yaşadığı sıcak su ve klima imkanı bulunan her biri 11 metrekarelik 7 karavan yerleştiren çift, alternatif tatil yapmak isteyenlerin ilgisini çekti. Özellikle koronavirüs döneminde izole bir tatil yapmak isteyenler, tesise yoğun ilgi gösterdi. Ağustos ayının ortalarına kadar rezervasyonlar dolarken; tesisi seçenler, doğa cenneti kentte, yeşilliklerin arasında huzurlu zaman geçiriyor.

DENİZE 100 METRE MESAFEDE

Karavanda 3 yetişkin ya da 2 çocuklu 4 kişilik bir ailenin konaklayabildiğini söyleyen Zeliha Asna, "Karavanlarımız içinde çift kişilik yatağımız var. Klimamız var. Mini buzdolabımız var. Her karavanın duşu, tuvaleti var. 24 sıcak su bulunuyor. Ayrıca ücretsiz internet mevcut. Dışarıdan yiyecek içecek getirilebiliyor alanımıza. Kokudan dolayı çevreye rahatsızlık vermemek adına sadece mangala izin vermiyoruz. Denize mesafemiz 100 metre. Merkeze yakın bir noktadayız. Herkes için evinin bahçesindeymiş hissiyatı yaratabilecek bir ortam bulunuyor" dedi.

'İNSANLAR DAHA İZOLE BİR TATİL YAPMAK İSTEDİ'

Geçen yıl hizmete girdiklerini belirten Asna, iyi olan talebin bu yıl koronavirüsle daha da arttığını belirterek, "Covid-19 salgınından sonra insanlar daha izole bir tatil yapmak istedi. Kötü bir süreç geçirdik. Herkes eve kapandı. İnsanlar dışarı çıkmak rahatlamak istedi. Herkesin tatile ihtiyacı var. Betonun arasında kalınca da yeşil daha çok önem kazanıyor. Sosyal medya mesafe kuralı belli. Karavanlar arasında oldukça mesafe var. Buranın açık hava olması da cezbetti insanları. Geçen yıla göre 3-4 kat talep arttı. Ağustos'un 15'ine kadar doluyuz" diye konuştu. Tesiste alınan önlemlerden bahseden Zeliha Asna, ortak alanlara dezenfektanlar yerleştirdiklerini belirterek, "Karavandan konuklarımız çıktıktan sonra tüm tekstil ürünleri temizleniyor. Karavan çamaşır suyuyla dezenfekte ediliyor. Ayrıca karavanı havalandırıyoruz. Kapıdan konuklarımız tesise girince ateşlerini ölçüp alıyoruz. Sosyal mesafe uyarılarını yapıyoruz. Masaları da ona göre ayarladık. Zaten karavanlar arasında mesafe oldukça fazla. Eldiven ve maskeyle çalışıyoruz" dedi.

MÜŞTERİLER MUTLU

Eşiyle tesiste konaklayan kafe işletmecisi Ece Şener (29), "Biz geçen sene de burada tatil yaptık. Bu sene farklı bir tatil planımız vardı. Korona sebebiyle karavanlı tatil daha mantıklı geldi. Karavanlar arası mesafe olması, işletme sahiplerinin hijyene ne kadar önem verdiklerini bilmemiz nedeniyle tekrar burada tatil yapmaya karar verdik. Daha izole kuş seslerinin içinde doğayla baş başa bir tatil yapıyoruz" diye konuştu. Tesiste konaklayanlardan borsacı Adil Bumen (52) de, "Özellikle son dönem yaşanan pandemi sonrası kişisel mesafenin önemli olması, ailemle sanki evimdeymiş gibi vakit geçirebilmem karavan tatilini seçmeme neden oldu. Dışarıdan kimseyle temas kurmadan çok rahat bir tatil olduğu için seçtik. Belki de herkesin hayali karavanda tatil yapmak. Onun için de bu tatili tercih ettik" şeklinde konuştu. Adil Bumen'in eşi 1 çocuk annesi ev kadını Selda Bumen (50) ise, "Doğayla iç içe yeşilliklerin arasında bizim için çok güzel bir tatil geçiyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Karavanlardan görüntü

- Müşterilerden görüntü

- Zeliha Asna röp.

- Ece Şener röp.

- Adil Bumen röp.

- Selda Bumen röp.

=====================

Kadın eli değen parça mermerler, dekorasyon malzemesi oluyor

AYDIN'ın İncirliova ilçesinde, 5 yıl önce açtığı iş yerinde kadınlara iş imkanı sunan Ahmet Özdemir (52), parça mermerleri tekrar sektöre kazandırıyor. İşledikleri parça mermerlere şekil vererek, dekorasyon malzemesine dönüştüren kadınlar ise ekmeklerini taştan çıkarıp, aile bütçelerine katkı sağlıyor.

Aydın'da uzun yıllar marangozluk yapan Ahmet Özdemir, daha sonra mermer sektörüne geçti. 12 yıl bu sektörde çalışan Özdemir, 2015'te İncirliova'nın kırsal Yazıdere Mahallesi'nde kendi iş yerini açıp, parça mermerlerden dekorasyon taşı üretimine başladı. Şu an 3'ü kadın 4 kişiyi istihdam eden Özdemir, iş yerinde 8 işlemden geçirdikleri, Denizli, Muğla, Uşak ve Afyonkarahisar'dan getirttikleri parça mermerleri dekorasyon malzemesine dönüştürdükten sonra paketleyip, satışa hazır hale getiriyor. Özdemir'in 300 metrekaresi kapalı toplam 500 metrekarelik iş yerinde kadın işçileriyle birlikte ürettiği mermer dekorasyon malzemeleri, 2 ay öncesine kadar başta ABD olmak üzere yurt dışındaki çeşitli ülkelere ihraç ediliyordu. Ancak koronavirüs salgını sonrası alınan tedbir kapsamında Özdemir, şu an geçici süreyle sadece başta Aydın olmak üzere iç piyasaya için üretimini sürdürüyor. İş yerinde üretilen mermer dekorasyon malzemeleri, metrekaresi ile kalitesine ve işçiliğine göre 60- 90 liradan satılıyor.

İş yeri sahibi Ahmet Özdemir, "2 ay öncesine kadar çoğunluğu kadın olmak üzere 15 işçiyle çalışıyordum. Ama şu an dış ülkelere ihracat olmadığı için 3'ü kadın 4 işçiyle iç piyasaya üretim yapıyoruz. Müşterilerin isteğine göre imalat yapıyoruz. Burada 4 yıllık çalışan da var 6 ay önce işe başlayan da var. "Ekmeğini taştan çıkarmak" diye bir deyim vardır. Biz de ondan yola çıkıp, bu işe başladık ve bugüne kadar geldik" diye konuştu.

'MERMERLERE KADIN ELİ DEĞİYOR'

Mermer atıklarından dekorasyon malzemesi üretimi işinde 4 yıldır çalışan Sultan Tezel, "Bu benim ilk iş yerim. İşi burada öğrendim. İlk zamanlar çok zor geldi ama sonradan alıştım" dedi.

Burcu Çam ise "Daha önce mağazalarda farklı işlerde çalıştım. 4 yıldır da mermer dekorasyon malzemesi imalatı işinde çalışıyorum. İşi çok sevdim ve halen devam ediyorum. Bir ara bırakmıştım ama daha sonra alıştığım bu işten vazgeçemeyip, tekrar döndüm" diye konuştu.

Daha önce pastanede çalıştığını belirten Emir Ayşe Yağcıoğlu da "Pastanedeki işimden ayrıldıktan sonra bir arkadaşım vasıtası ile mermer dekorasyon malzemesi üreten bu iş yerine geldim. İşe başlamamdan bir süre sora koronavirüs pandemisi nedeniyle işe ara verildi. Normalleşme sürecinde tekrar işimizin başına dönüp, sosyal mesafeye dikkat ederek çalışmaya başladık. İşimi çok seviyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Parça mermerlerin kadınlar tarafından işlenmesi

- Kadınların makinelerde çalışması

- Parça mermerlerin dekorasyon malzemesine dönüştürülmüş halinden görüntü

- İşyeri sahibi Ahmet Özdemir ile röp.

- Kadın işçiler Sultan Tezel. Burcu Çam ve Emir Ayşe Yağcıoğlu ile röp.

- Genel ve detay görüntüler

==================

Datça'da yerel tohum seferberliği

MUĞLA'nın Datça ilçesinde, "Zehirsiz topraklarda zehirsiz üretim" sloganıyla 5 yıl önce kurulan Yerel Tohum Derneği'nce üyeler arasında tohum takası yapılarak, yerli tohum kullanımının artırılması sağlandı. Küçük hobi bahçeleriyle başlatılan çalışmalarda 50 dönümlük alana ulaşılırken, meyve ve sebzelerden bakliyatlara kadar elde edilen 300 tür ürünün 1000'e yakın tohum çeşidi, Datçalı üreticilerle paylaşılıyor.

Üreticileri yerel tohumlarla tekrar buluşturmanın yanı sıra Datça yarımadasının coğrafi yapısını, endemik bitki örtüsünü, tarımını, toprağını, denizini, havasını, suyunu korumak amacıyla kurulan ve geçen yıl Datça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi adıyla bir üst örgütü oluşturulan Yerel Tohum Derneği'ne katılım, her geçen gün artıyor. Datça Yerel Tohum Derneği Başkanı Zeki Karacan, derneğin her geçen gün çığ gibi büyüdüğünü söyledi. Datça Belediyesi'nin 5 yıl önce derneğe tahsis etmiş olduğu 10 dönümlük arazide çalışmalara başladıklarını belirten Karacan, dernek sonrası kooperatifleşmenin ardından kurucu ortakların da katılımıyla 50 dönümlük alanda ekim yaptıklarını belirtti.

'KORONAVİRÜS, TARIMIN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ'

Dernek ve kooperatif olarak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerden gelip Datça'ya yerleşen, doğal tarıma gönül vermiş kişilerin katılımı ile her geçen gün büyüdüklerini vurgulayan Karacan, "Koronavirüs olayından sonra gördü ki büyük devletler bile bunun önemini algıladı. Sadece tarımla uğraşanlar değil, artık birçok insan evlerinin balkonlarında sebze yetiştiriyor. Bizim yıllardır yapmaya çalıştığımızı bir koronavirüs 3 ay içinde yaptı. Acı ama maalesef bir gerçek. Bu olaylardan sonra dernek ve kooperatifimize olan ilgi arttı. Çok sayıda, yeni üyelik ve yerel tohum talebi geliyor. Derneğimizin 80 üyesi, kooperatifimizin 15 ortağı var. Koronavirüs tehdidi ortadan kalktıktan sonra daha geniş kitlelere ulaşacağımıza inanıyorum" dedi.

Datça Yerel Tohum Derneği'nin aktif üyeleri arasında yer alan emekli gazeteci Tülay Şakraker (61), kırsal Kızlan Mahallesi'ndeki 4 dönümlük arazide yerli tohumlarla organik tarım yaptığını söyledi. Derneğin ilk üyeleri arasında yer aldığını anlatan Şakraker, "Derneğimizin ilk yerli tohum üretim denemelerini bu bahçede gerçekleştirdik. Şimdi benim gibi birçok arkadaş, bahçelerinde yerel tohumla üretimler yapıyor" diye konuştu.

İnsanların artık yediği ürünlerin nasıl ve hangi koşullarda yetiştirildiğini bilmek istediğini söyleyen Şakraker, "Büyükşehirlerde yaşarken ne yazık ki bu şansa sahip değildik. Datça yarımadası doğal tarım için çok elverişli ve herkes hangi ürünün nerede yetiştiğini biliyor. Bu bahçe bir anlamda benim meditasyon alanım, burada rahatlıyorum. Burada günlük en çok tükettiğimiz sebze ve meyveleri yetiştirmeye çalışıyorum. Sebzeler mevsimine göre değişiyor. Salatalık, domates, marul, maydanoz, nane, taze soğan, taze fasulye, mısır, lahana gibi ürünler başta geliyor. Ayrıca 60'a yakın meyve ve zeytin ağacım var" dedi.

ELEKTRONİK MÜHENDİSİ ÇİFTÇİ

Datça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ne son katılan ortaklardan Özgür Dönmez (42) ise Avustralya'da elektronik mühendisliği eğitimini tamamladıktan sonra yerleştiği Datça'da, 13 yıldır muz başta olmak üzere kavun- karpuz gibi meyve üreticiliği yapıyor. Avustralya'da geçirdiği trafik kazasından sonra havası ve bol oksijeninden dolayı Datça'ya yerleştiğini anlatan Dönmez, "Burada meyve ve sebze yetiştiriciliği yapıyorum. Datça muzu, beğenilen meyvelerin arasında yer alıyor. Dünyanın içinde bulunduğu durum ortada, insanlar yedikleri ve içtikleri gıdalardaki kimyasallardan dolayı sağlıklarını kaybediyor. Bu nedenle insanlar, artık kendi coğrafyalarındaki yerel ürünleri tercih eder oldu. Koronavirüs olayı kendi tarımı, kendi tohumu olmayan ülkelerin başına neler geldiğini bize gösterdi. Bölgemize özgü pek çok endemik bitki var. Yerli kavun karpuzlarımız, yerli muzlarımız kendi toprağından çok daha güzel verim veriyor. Geçenlerde Sındı köyünde eski bir evde bulduğumuz çok eski karpuz tohumları bulduk. Toprağa ektik, ancak bitkisi hiç karpuza benzemiyor. Bekleyip göreceğiz" diye konuştu.

Üretim aşmasında kimyasal gübre kullanmadığını belirten Dönmez, "Hayatın olmazsa olmazı zehirsiz bir yaşam için, bitkilerimizin de kimyasalsız bir gübrelemeye ihtiyacı var. 10 dönümlük bir alanda meyve ve sebze üretimi yapıyorum. Arazinin bir tarafında eski bir bataklık vardı. Burayı göle çevirdik. Şimdi içerisinde balıklar var. Sazan, kefal ve yılan balığı yetiştiriyoruz. Balıkların gübrelediği suyla, bahçenin su ve gübre ihtilacı karşılanıyor. Böylelikle bitkilerimizi hiç kimyasal gübre olmadan yetiştirebiliyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Traktörle buğday tarlası sürülürken dik çekilmiş arşiv görüntü

- Dernek Başkanı Zeki Karacan'ın tarla sürülürken konuşuyor.

- Datça'da Yerel Tohum Derneği tarlarında üretim çalışmalarından görüntüler..

- Emekli Gazeteci Tülay Şakraker (61) ile röp.

- Tülay Şakraker'in bahçesindeki ürünlerden görüntüler..

- Datça Yerel Tohum Derneği Başkanı Zeki Karacan ile röp

- Datça'da derneğin yeni üyelerinden Elektronik Mühendisi Özgür Dönmez'in (42) muz ve meyve bahçesinden görüntüler..

- Elektronik Mühendisi Özgür Dönmez (42) ile röp..

- Özgür Dönmez'in bahçesinin su ve gübre ihtiyacını karşıladığı balıklı gölden görünüm..

======================

Görme yetisini kaybeden kedi, kanamasız bir şekilde ameliyat edildi

OSMANİYE'de, gözünden yaralı halde bulunan kedi, yüksek frekanslı elektromanyetik dalga üreten "elektrokoter" cihazıyla kanamasız şekilde ameliyat edildi.

Kent merkezinde oturan Emrah Balı, 4 gün önce kızlarının evlerinin bahçesinde bulduğu ve sahiplendikleri kedinin gözünde bir anormallik olduğunu fark etti. Çocuklarına koronavirüs sürecinde arkadaşlık eden kedinin görme sıkıntısı çektiğini anlayan Balı, tedavisi için Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Osmaniye İl Temsilciliği'ne ulaştı. Sağ gözünden yaralı olan kedi, HAYTAP tedavi merkezinde ücretsiz bir şekilde tedavi edilip, bakımı için sahiplenen aileye teslim edildi.

HAYTAP İl Temsilcisi Veteriner Hekim Ali Laçinbala, kedinin 6 aylık olduğunu tahmin ettiklerini belirterek, "Erkek kedimizin gözünde muhtemelen diğer kedilerin alan kavgası sırasında oluşturdukları anormal bir yapıya rast geldik. Görmesini engelleyen bu yapıyı HAYTAP'ın bize hibe ettiği "elektrokoter cihazı" ile kanamasız bir şekilde müdahale ederek aldık. İlaç, vitamin ve mineral desteği başlanan kediyi aileye teslim ettik" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Kedinin ameliyat masasında uyutulmuş hali

-Operasyona başlanılması

-Kedinin gözündeki parçanın kesilerek alınması

-Gözün ilaçla pansuman edilmesi

-Emrah Balı röp

-Ali Laçinbala röp

========================

Mersinli turizmciler, yerli turisti bekliyor

DOĞU Akdeniz'in turizm merkezi olan Mersin'de yerli turist için hazırlıklar tamamlandı. Konaklama tesislerinde odalar, eğlence alanları, mutfak için dezenfekte çalışmaları yapılırken, şezlongların mesafeleri de genişletildi.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl ülkede turizm hareketliliği henüz başlamazken, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un salgınla mücadelede bir sürprizin yaşanmaması halinde, iç turizmi başlatmayı düşündüklerini açıklamasının ardından sektör temsilcileri harekete geçti. Turistik tesisler, otel ve moteller, Turizm Bakanlığı'nın talimatları doğrultusunda hazırlıklarına başladı. Konaklama tesislerinde odalar, eğlence alanları, mutfak için dezenfekte çalışmaları sürürken, Akdeniz'in mavi sularının keyfini çıkarıp kızgın güneşte bronzlaşmak isteyenler için de şezlongların mesafeleri genişletildi.

ERDEMLİ SEZONA HAZIR

Yaklaşık 37 kilometrelik kumsalı ile "Türkiye'nin en uzun kumsalları" arasında gösterilen Erdemli ilçesinde de, Çukurova bölgesi, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu'dan gelecek olan yerli turistler için çalışmalar sürürken ilçe sınırları içindeki sahillerde yeniden peyzaj düzenlemesi yapıldı. Kumsallar iş makineleri ile düzenlenirken Belediye Başkanı Mükerrem Tollu, 141 bin yerleşik nüfusun yanında yaz aylarında günde yaklaşık 700 bin nüfusu bulan ilçenin sezona hazır olduğunu söyledi.

'GELEN MİSAFİRLERİN RAHATSIZ OLMAMASI İÇİN HER ÖNLEM ALINDI'

Turizm sektörünün salgın nedeni ile yerli turistle canlanacağını belirten Başkan Tollu, "Koronavirüs salgını nedeniyle turizmde bir durağanlık söz konusu ancak Mersin vaka sayılarının en az görüldüğü kentlerden bir tanesi. Tertemiz sahilleri, doğal ve tarihi güzellikleriyle birlikte turizmde gözbebeği olmaya aday bir kent. Biz de belediye ve işletmeler olarak misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamaya hazırız. Erdemli, 200'den fazla otel ve konaklama merkez ile yerli ve yabancı misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamaya hazır. Belediye olarak hem sahillerimizin temizlenmesi ve misafirlerimizin en iyi şekilde faydalanması için çalışıyoruz. Gelecek misafirlerimiz Erdemli'yi gönül rahatlığı ile tercih edebilirler. Turizm işletmelerimizin tamamı konu hakkında duyarlılığa sahipler. Gerekli eğitimi aldılar. Gelen misafirlerimizin huzursuz olmaması için tüm önlemler alınmış durumda. Dün olduğu gibi bugün de insanlarımız gönül rahatlığı ile tatillerini yapabilecekler" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Kumsaldan ve denizden görüntü

-Denizdeki Kızkalesi'nin drone ile geçilen görüntüsü

-Sahildeki işçilerin çalışması

-İşçiler Kızkalesi yazısı önündeki çalışırken

-İşçiler sokakları yıkarken

-Sahildeki düzenlemeden görüntü

-Drone ile şezlong alanının çekilen görüntüsü

-İş makineleri sahilde düzenleme yaparken

-Belediye Başkanı Mükerrem Tollu'nun açıklaması

-Genel ve detay

=========================================

Kazada ölen 6 kişinin yakınları bölgede önlem alınmasını istedi

HATAY'ın İskenderun ilçesinde, freni boşalan TIR'ın 24 araca çarpması sonucu 6 kişinin hayatını kaybettiği, 23 kişinin de yaralandığı kazada yaşamını yitirenlerin yakınları, olayın yaşandığı bölgede gerekli önlemlerin alınması için çağrıda bulundu.

Kaza, 2 Nisan'da saat 14.30 sıralarında Deniz Er Eğitim Alayı karşısındaki polis noktasında meydana geldi. Bayram Avcıoğlu (34) yönetimindeki 33 CSF 03 plakalı TIR, freni boşalınca sürücüsünün kontrolünden çıkıp, uygulama noktasında duran 24 araca çarptı. TIR, daha sonra yol kenarındaki spor salonunun girişine çarparak durdu. İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi, çevredeki çok sayıda kişi de yardıma koştu. Kazada araçlarda bulunan Muhammet Enes Kul (19), Burhan İshakoğlu (35), oğlu Onur İshakoğlu (16) ile başka araçtaki Ali Yıldırım (60), eşi Esmehan Yıldırım (58) ve baldızı Leyla Yıldırım (52) hayatını kaybetti. Kazada yaralanan 23 kişi ise ilk müdahalelerinin ardından çevredeki hastanelere kaldırıldıktan sonra tedavilerinin ardından taburcu oldu.

ÇÖZÜM BULUNMASINI İSTEDİLER

Kaza sonrası bölgede önlemlerin olmadığını belirten ölenlerin yakınları, bir araya gelip, tedbir alınmasını istedi. Kaza mağduru aileler adına açıklama yapan ve aynı kazada eşi, yengesi ve kardeşini kaybeden kendisi de yaralı kurtulan İbrahim Yıldırım, "Kaza yerinde bariyerlerin halen düzeltilmediğini gördük. Gerçekten aynı yerdeyiz, değişen hiçbir şey yok. Bu yıllar içerisinde yaşanan 8'inci kaza. Bir daha böyle bir kaza yaşanmasın canlar gitmesin istiyoruz. Bu yetkili kişilerin görevlerini iyi yapmadığını gösteriyor. Burada başka insanlar ölmemesi için biz üzerimize düşen vatandaşlık görevimizi yerine getirmek istiyoruz. Herkesi de bu konuya sahip çıkmasını ve desteğe davet ediyoruz" dedi.

KAZANIN İZLERİ HALA DURUYOR

Kazada anne-baba ve yengesini kaybeden Eren Yıldırım ise kazanın tüm izlerinin hala durduğunu vurgulayarak, "Yetkililer uğramamışlar bile. Ben tüm canlarımı kaybettim ama bir başka canların gitmemesi için mücadele ediyorum. Ancak görüyorum ki hala ağır tonajlı araçlar buradan çarşıya inmeye devam ediyor, yetkililer de sadece izliyor" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

- Kaza yerinde toplanan vatandaşlar

- Kazada yaralanan yakınlarını kaybedenlerin konuşmaları

- Yasak olmasına rağmen ağır tonajlı araçların geçişi

- Kazada zarar gören bariyerler

(2 Nisan tarihinde olmuştu kaza, arşiv görüntüleri eklenmesini rica ediyoruz)

===================================

Erzincan'da, yüzen adalara ilgi

ERZİNCAN'da, deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikteki Ahmediye köyü yakınlarında bulunan yüzen adalar, halkın ilgisini çekiyor. Toprakla bağlantısı olmayan yüzen adalar, yıl boyunca yer değiştiriyor.

Erzincan- Gümüşhane yolunun 30'uncu kilometresindeki Ahmediye köyü yakınlarında bulunan Ahmetli Gölü, ilginç doğa özelliğiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 100 metrekare genişliğindeki gölün içinde bulunan adalar, zamanla hareket ediyor. Toprakla bağlantısı olmayan yüzen adalar, yıl boyunca yer değiştiriyor. Bölgede yaşayanların ilgisini çeken yüzen adaları ziyaret eden, diş teknisyeni ve doğa tutkunu Arslan Demir, kalası kürek yaparak, gölün içinde tur attı.

2000'li yılların başında keşfedilen adayı zaman zaman ziyaret ettiğini belirten Arslan Demir, "Bölgede yaşayanlar buradaki bir rivayeti anlatırlar. Kervan yolu üzerindeki bu gölden bir düğün konvoyunun geçtiği sırada göle düşerek kayboldukları söylenir. Gelin ve damadın da adaya dönüştüğü zaman zaman hareket ederek gölün ortasında buluştukları anlatılır. Her yıl yerli ve yabancı birçok kişi ziyaret ediyor. Ülkemizde nadiren bulunan göller arasındaki Ahmetli Gölü'nün turizme açılmasını ve herkesin burayı görmesini istiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Adanın ve göllerin genel görüntüsü

-Ziyaretçinin adanın üzerinde gezmesi

-Adanın üzerinde kürek yardımı ile gölde gezmesi

-Ziyaretçinin açıklaması

===================================

Kars'ta, işçilerin çatıda tehlikeli çalışması

KARS'ta, 5 katlı apartmanın çatısındaki işçilerin tehlikeli çalışması korkulu anlar yaşattı. Çatı onarımı yapan işçilerden biri, halatla sac çekerken, arkadaşı da onun beline bağladığı iple güvenliğini sağlamaya çalıştı.

Merkez Yenişehir Mahallesi'nde 5 katlı apartmanın çatısında çalışan işçilerin aldıkları güvenlik tedbiri, yürekleri ağza getirdi. Gazetecilerin kameralarına da yansıyan görüntülere göre, yerden metrelerce yüksekte çalışan işçilerden biri, halatla sac çekerken, arkadaşı da onun beline bağladığı iple güvenliğini sağlamaya çalıştı. İşçilerin iple yaptıkları çalışma, izleyenleri korkuttu. Çatıda bir süre onarım yapan işçiler, herhangi bir kaza olmadan işlerini tamamladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

İşçilerin aldığı ilginç önlem altında çalışması

DHA

HABERE YORUM KAT