Dha Yurt Özel Gündem

Dha Yurt Özel Gündem

İZMİR'de kira ödememek için eve çevirdikleri minibüste hayatlarını sürdüren çift, koronavirüs nedeniyle izole hayat yaşadıklarını belirtip, herkese...

Minibüste yaşayan çiftten "Evde kalın" çağrısı

İZMİR'de kira ödememek için eve çevirdikleri minibüste hayatlarını sürdüren çift, koronavirüs nedeniyle izole hayat yaşadıklarını belirtip, herkese evde kalmaları yönünde çağrı yaptı.

İzmir'de boya ve dekorasyon ustası İsmail Kömürcü (52), dini nikahlı eşi Bircan Laçin (57) ile birlikte eve çevirdikleri minibüste hayatlarını sürdürüyor. Kira ödememek için 3 yıldır minibüste yaşadıklarını belirten İsmail Kömürcü, "Bugüne kadar kimseye muhtaç olmadan yaşadık. Neden mi, minibüste yaşıyoruz? Çünkü ev kiraları çok fazla. Ev kirasını ödeyemedim. Yağlı boya ve dekorasyon ustasıyım. İşimiz bir gün var, bir gün yok. Ama bir şekilde çalışıyoruz. Bu yüzden minibüsü tercih ettim. Sobamızı da kurdum. Isınıyoruz, çayımızı demliyoruz ve yemeğimizi yapıyoruz. Durumumuz böyle" dedi.

Sıcak bir yuva hayali olduğunu söyleyen Kömürcü, "Hayırseverlerden sıcak bir yuva isteğim var. Çalışmak çok güzel bir şey. Eğer evi boyanacak kimse varsa ulaşsın hemen çalışırım" diye konuştu. Kaymakamlığa yardım için başvuru yaptığını da belirten Kömürcü, "Senin ikametgahın yok dediler, yardımda bulunmadılar" ifadelerini kullandı.

Minibüste yaşamın zorluklarından bahseden Bircan Laçin ise, "Zorluğu var. Bulaşık çamaşır yıkamak zor. Su bulmak güç. Normal bir evdeki gibi değil minibüsteki yaşam" şeklinde konuştu. Çift ayrıca salgın nedeniyle sokağa çıkılmamasını isteyerek, halka evde kal çağrısında bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------

-Psikolog Mehmet Tahir Sonğur ile röportaj

-Genel ve Detay görüntü

===========================

Yaşlı adam ilaçlarını getiren sağlık ekiplerini görünce duygulandı

Bursa'nın İnegöl ilçesi kırsal Edebey mahallesinde yaşayan emekli öğretmen Fahri Ümmetoğlu(82), ilaçlarını getiren ilçe sağlık ekiplerini görünce gözyaşlarını tutumadı.

İnegöl'e bağlı kırsal Edebey mahallesinde bulunan bağ evinde, eşi Şükrü Naz(77) ile birlikte yaşayan Fahri Ümmetoğlu, sokağa çıkma yasağı sebebiyle ilçe sağlık ekiplerinden yardım istedi. Ekipleri telefonla arayan Ümmetoğlu, mide rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçlarının bittiğini söyleyerek, ilaç istedi. Eczaneden ilaçları alan ekipler, Ümmetoğlu'nun evine geldi. Ekipleri kapıda karşılayan Ümmetoğlu, mutluluktan gözyaşı döktü.

MUTLULUK GÖZYAŞLARI DÖKTÜ

Ekiplerin "biz sizler için varızö demesi üzerine mutluluk gözyaşı döken Ümmetoğlu, "Allah hepinizden razı olsun. Allah sizlere uzun ömürler versinö dedi. İlaçların ücretini vermek istediğini söyleyen Ümmetoğlu, ücret alınmadığını öğrenince, ekiplere kendi ürettiği ballardan ikram etti.

Görüntü Dökümü:

------------------------------------

-Yaşlı çiftten görüntüler

-Fahri Ümmetoğlu'na ilaçların teslim edilmesinden görüntü

-Ümmetoğlu ile röportaj

-Detaylar

==============================

Koronavirüsü 7 günde yenen kadın: İçim yanıyor, dışım donuyordu

Bursa'da koronavirüse yakalanan Havva ER (58), hastanedeki tedavisinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. 7 gün sonra hastaneden çıkan ve karantina altındaki mahallesine giderken yaşadığı süreci anlatan Er, "Nefes almakta zorlandım. İçim yanıyor, dışım donuyordu" dedi.

Bursa'da karantina altına alınan Keles'in Yazıbaşı mahallesinde yaşayan Havva Er, kuru öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle Çekirge Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Hastanede yapılan test sonucunun pozitif çıkmasıyla birlikte 31 Mart tarihinde tedavisi başlandı. 7 günün sonunda koronavirüsü yenen kadın, taburcu edildi.

"ÖLECEĞİMİ ZANNETTİM, GÖĞSÜMDE SIKIŞMA OLDU"

3 gün tek kişilik odada tedavi gördüğünü belirten Havva ER, "Çekirge Devlet Hastanesi'nde 3 gün tek kişilik odada kaldım. Sonra normal odaya aldılar. Toplamda 7 gün tedavi gördüm hastanede. 8'inci günümde taburcu oldum. Hastalık ilk olarak öksürükle başladı. Kusmayla birlikte göğsümde sıkışma oldu. Öleceğimi zannettim. Çok şükür, demek ki daha yiyecek ekmeğimiz, suyumuz varmış. Ablamda da virüs var, erkek kardeşimde de var. Birbirimizle görüştüğümüz sırada herhalde bulaştı. Mahallemizde cenaze vardı. Herkes oraya gelmişti. Ablamlar da gelmişti cenazeye. Tanımadığımız bir kaç aile de gelmişti. Oradan bulaştı diye düşünüyorum. Ablam şu anda yoğun bakımda, çocukları da hastanede yatıyorlardı. Tedavi oldular ama ablam hala yoğun bakımda. Ablam için üzülüyorum" ifadelerini kullandı.

"ÇOK AĞIR BİR HASTALIK, LÜTFEN EVDE KALINö

Karantinada olan mahallesine Jandarma izniyle gireceğini belirten Er, "Hastanede koronavirüse yakalandığımı öğrendim. Allah razı olsun hastanedeki doktorlarımız, hemşirelerimiz sayesinde iyileştim. Hastalandığımda ağrımadık yerim kalmadı. Bütün eklemlerimde, göğsümde ağrı oldu. Nefes almakta zorlandım. İçim yanıyor, dışım donuyordu. Şimdi köyüme dönüyorum. Jandarma ekipleri köyün girişinde beni bekliyormuş. İzin alınca köye gireceğim. Hastanede kimseyle görüşemiyordum. Sağ olsun hemşireler bana çok moral verdi. Ailemle görüştük. Komşularımız aradı, onlar moral verdi. Hastanede çok üzüldüm. Burada ölsem beni kimse göremeyecek diye düşündüm. Nefes alamıyordum. Allah'ım 6 evladım var, sen beni onlara bağışla diye dua ettim. Hastanede kendime sürekli moral vermeye çalışım. Moralimi yüksek tutarak hastalığı yendiğimi düşünüyorum. 14 gün karantinada durmam lazım. Eğer ailemin sağlığını düşünüyorsam kendimi karantinaya almam lazım. Bekar olan 3 çocuğumu evlendireceğim. Ailemi düşünmem lazım. Hastalığım sırasında Keles Belediyesi, Dağ-Der sağ olsun çok ilgilendiler. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Bu çok tehlikeli bir hastalık. Herkes kendine dikkat etsin. Çok ağır bir hastalık. Ne olur herkes evine kapansın. Dışarı çıkmayın" dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------------

-Korona virüsü yenen kadın hastaneden çıkarken

-Arabaya binmesi

-Koronavirüsü yenen Havva Er röportaj

-Detaylar

==============================

Koronavirüse karşı araç içi dezenfekte sistemi yaptı

GAZİANTEP'te yaşayan oto tamircisi Murat Ağbaş (22), koronovirüs salgınıyla mücadele için yolculuk sırasında araçların içini dezenfekte eden sistem geliştirdi.

Kentte oto tamirciliği ile uğraşan Murat Ağbaş, koronavirüsü salgını nedeniyle çalıştığı iş yeri geçici olarak kapanınca evinin garajında virüse karşı araçları korumaya yönelik sistem bulmak için çalışmaya başladı. Yaklaşık 10 gün sonra çalışmalarının meyvesini alan genç adam aracı hareket halindeyken dezenfekte yapacak sistem geliştirdi. Aracın aküsünden alınan elektrik ile çalışan sistemde bagaja monte edilen küçük bir motor aracılığı ile dezenfektan madde titreşim aracılığı ile buharlaşarak arabanın her tarafına yayılıyor.

'TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINDA DA KULLANILABİLİR'

Murat Ağbaş, koronavirüsü nedeniyle evden çıkmayın çağrılarına uyarak evde kaldığını ve bu süreçte sistemi geliştirdiğini ifade ederek, "Yaptığım sistem çok basit ortalama 10 günde yaptım. Devlet büyüklerimiz dışarıya çıkmayın deyince bende evde bu sistemi geliştirdim. Bu sistem toplu taşıma araçlarında da kullanılabilecek bir sistem" dedi.

'ISINMA OLMUYOR'

Arabanın bagajına monte ettiği sistemin kesinlikle ısınmadığını belirten Murat Ağbaş, "Buharlaşan dezenfekte ilacı aracın içerisine tahliye ediyoruz. Bir mekanik parça yaptım. Sistemde kesinlikle ısınma olmuyor. Isınırsa dezenfekte ilacı etkisini kaybediyor. Haznenin içerisindeki dezenfekte ilacını titreşim yoluyla ve fan vasıtasıyla buhar haline getirerek içeriye tahliye ediyoruz. Şimdi tek hortum ile yaptım. Herkes görsün ve anlasın diye böyle tek hortumla kaba bir şekilde yaptım. Bu sistem bütün araçlarda kullanılabilir. Araç nereden hava salgılıyorsa bu buharı oradan verme şansımızda var" şeklinde konuştu.

1 LİTRE DEZENFEKTAN 1 HAFTA KULLANILACAK

Arabaların kilometresine göre sürenin değişeceğini vurgulayan Ağbaş, hazneye koyulacak olan 1 litre dezenfektan ilacının ortalama 1 hafta boyunca kullanılabileceğini dile getirdi.

Öte yandan neredeyse tüm toplu taşımalarda bu sistemin kullanılabileceğini belirten Murat Ağbaş geliştirdiği makine için devlet büyüklerinden destek beklediğini ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

- Sistemin çalıştırılması

- Hazneye dezenfektan konulması

- Arabanın içerisine buhar verilmesi

- Murat Ağbaşın araba kullanması

- Murat Ağbaş ile röp.

- Genel ve detay görüntüler

===============================

Ordu'da yüz koruyucu siperli maskede seri üretim başladı

ORDU'da belediye tarafından silikon kalıplarda yüz koruyucu siperlik maskede seri üretim başladı. Üretilen maskeler, koronavirüs salgınına karşı, sağlık ve kamu çalışanlarına dağıtılıyor.

Türkiye'de koronavirüs salgınına karşı ağız ve yüz maskesi üretimi için yürütülen çalışmaya Ordu'dan destek geldi. Büyükşehir Belediyesi ile Dr. Mehmet Hilmi Güler Bilim ve Sanat Merkezi'nde, ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmayla siperli maske üretimi başladı. Silikon kalıplar tasarlanarak, poliüretan reçine ve hızlı donmayı sağlamak için katalizör madde ile yüz koruyucu siperli maskeler üretiliyor. Geliştirilen teknik sayesinde 15 dakika gibi kısa bir sürede 1 adet maske üretilebiliyor. 7 kişilik ekip tarafından günlük 300 adet üretilen maskeler, koronavirüs salgınına karşı, sağlık ve kamu çalışanlarına dağıtılıyor.

YURT DIŞINDA VARDI, ORDU'DA ÜRETEBİLECEĞİZ'

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, kendi adını taşıyan Bilim ve Sanat Merkezi ile birlikte yaptıkları ortaklaşa çalışmayla üretilen yüz koruyucu maskelerin, artık 15 dakika gibi kısa bir sürede üretilebildiğini belirterek, "Zorluklar bizi çözüm üretmeye mecbur etti, bundan da mutluyuz. Aynı zamanda şehrimizi üretim merkezi haline getirdik. Bununla ilgili önce dezenfektan tünelimizi yaptık. Şimdide hekimlerimizin en büyük ihtiyacı olan siperli maske dediğimiz koruyucu maskeyi ürettik. Bununla ilgili hem teknolojik bir sistem olan üç boyutlu 3 boyutlu üreticiyle kalıplarımızı yaptık. Kalıplardan bu maskeyi üretmeye başladık. Buna büyük ihtiyacımız var. Yurt dışından geliyordu, artık bunu Ordu'da da üretebileceğiz. Önce Ordu'da sağlık mensuplarımızın ihtiyacını bununla gidereceğiz, peşinden de diğer illerimizdeki ihtiyaçları karşılamak istiyoruz" dedi.

'SERİ ÜRETİM YAPACAĞIZ'

Ordu'da ve Türkiye'de ihtiyacı karşılayacak şekilde seri üretime geçileceğini de vurgulayan Başkan Güler, "Bununla ilgili en son Cumhurbaşkanımızla yaptığımız toplantımızda maske üretimi üzerinde durmuşlardı. Diğer klasik maskeyi zaten üretiyoruz, şuanda 4 ilçemizde bu üretiliyor. Bu tür maske üretilmiyordu. Şimdi ihtiyacı karşılayacak şekilde seri üretim yapmak üzere ekiplerimizi oluşturduk. Siperli dediğimiz bu maske yüzü tam anlamıyla kapatıyor. Aynı zamanda kulakla birlikte gözü, burnu, ağzı kapatıyor. Daha uzun ömürlü, aynı zamanda ameliyatlarda da bunlar kullanılabiliyor. Dolayısıyla çok amaçlı, biraz daha gelişmiş bir sistem var bunda. Bunu hem kahraman sağlık mensuplarımıza vereceğiz hem de bir ihtiyacı karşılamış olacağız" şeklinde konuştu.

'DAHA HIZLI ÜRETİM YAPIYORUZ'

Dr. Mehmet Hilmi Güler Bilim ve Sanat Merkezi Okul Aile Birliği Başkanı Aşkın Baş ise projenin oldukça önem taşıdığını söyledi. Baş, "Ülkemizin içinde bulunmuş olduğu koronavirüs salgınından dolayı sağlık çalışanlarımızın risk altında olması, buna bağlı olarak ta doğru ve güzel hizmet verebilmeleri açısından kaygılandığımız bir dönemde "ne yapabiliriz?" diye yola çıktık. 3 boyutlu yazıcılarla bunun çözümlerini bulmaya çalıştılar. 3 boyutlu yazıcılar 1.5 saatte bir kalıp çıkartıyor. Biz bu sürenin yeterli olmadığını düşündük. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyacı daha acil. AR-GE çalışması yaptık, en hızlı bunu nasıl üretebiliriz? diye. Silikon kalıp içine sıvı plastik enjekte ederek bir katalizör yardımıyla hızlı donmasını sağlayarak kalıpları ortaya çıkarmış olduk. Böylece daha hızlı ve daha güzel maske üretimi yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

'KALIP SAYISI ARTTIKÇA MASKE ÜRETİMİ DE ARTACAK'

Dr. Hilmi Güler Bilim Sanat Merkezi Okul Müdürü Tuncay Kaya da, 6-7 kişilik ekiple artık günde 300 maske üretebileceklerini anlatarak, "Kalıp sayısını ne kadar yükseltirsek günlük 300-400 adet maske üretim aşamasına geleceğiz. İnsan gücüne fazla ihtiyaç olmuyor. 6-7 kişilik ekiple günlük 300 maske üretebilmek için bu yeterli. Kalıp sayısı arttıkça maske üretimi de artacak" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Maske üretiminden görüntü

-Maske yapımından görüntü

-Maske yapımı malzemelerinden görüntü

-Hilmi Güler ile röportaj

-Aşkın Baş ile röportaj

-Tuncay Kaya ile röportaj

-Diğer detaylar

===============================

Tıp merkezinde sağlıkçılar için mobil numune alma kabini üretiliyor

VAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde, koronavirüs tedbirleri kapsamında sağlık çalışanlarına virüsün bulaşma riskini önlemek amacıyla mobil numune alma kabinleri ile entübasyon kabini üretilmeye başlandı. Hastanede aynı zamanda maske ve koruyucu siperlik üretimi de yapılıyor.

Tüm dünyada etkili olan koronavirüs salgınında en büyük riski, büyük özveriyle çalışan sağlık çalışanları taşıyor. Bu nedenle, Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde de önlemler artırıldı. Sağlık çalışanlarına virüsün bulaşma riskini azaltmak için hastanede mobil numune kabinleri ile maske ve koruyucu siperlik üretimine başlandı. Özellikle mobil numune alma kabinlerinde şüpheli hastalardan numune alınınca sağlık çalışanları da korunmuş oluyor. YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ümit Haluk İliklerden, pandemi süreci ile birlikte hastanede önlemler aldıklarını söyledi.

Sağlık çalışanlarına yönelik bulaş riskini azaltmak anlamında birçok çalışma yürüttüklerini anlatan Başhekim Dr. İliklerden, "Tabi dünyanın henüz bilmediği bir hastalıkla, sağlık çalışanlarımızın öğrenmeye çalıştığı bir hastalıkla mücadele ediyoruz. Bu kapsamda ihtiyaçlar doğrultusunda atölyemizde çalışmalarımıza başladık. İlk etapta ciddi bir maske talebi doğdu. Önce kumaş maskeler ve basit tip cerrahi maskeler üretmeye başladık. Ardından da bulaşın en fazla olabileceği numune alma süreçlerinde sağlık çalışanlarımız ve hekimlerimizi korumak adına yüz siperlikleri üretmeye başladık. Şu ana kadar yaklaşık 2 bin ile 3 bin maske ürettik" dedi.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINI KORUMAK İÇİN

Hastane bünyesinde maske ve koruyucu siperliğini dışında özellikle sağlık çalışanlarının en fazla riskli olduğu numune alma sırasında yaşanan bulaşma riskini azaltmak içinde örnek alma kabini ve entübasyon kabini üretilmeye başlandı. Amaçlarının sağlık çalışanlarını korumak olduğunu belirten Başhekim Dr. İliklerden şöyle konuştu:

"Şüpheli hastalar için entübasyon kabinleri üretmeye başladık. Bununla da özellikle ameliyat çalışanlarımızı hekimlerimizi, anestezi teknisyenlerimizi buradaki sağlık çalışanlarımızı korumak üzere hizmet vermeye başladı. Bu hastalığı daha çok tanıdıkça ve bulaş risklerini öğrendikçe numune alım kabinlerini üretmeye başladık. Numune alma kabinleri sağlık çalışanlarını şüpheli veya pozitif hastalarla arasında bariyer oluşturarak bu hastalığın tanısını alırken hava yoluyla bulaşma riskini önleyen çok ciddi bir çalışma. Aynı zamanda çocuklar içinde numune alma kabinlerini ilk oluşturan hastane olduk. Numune kabinleriyle sağlık çalışanlarımız büyük güvenle çalışmaktadırlar"

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Hastane tabelasından detaylar

-Hastanede üretimi yapılan numune alma kabinleri

-Kabinlerde alınan numunelerden detaylar

-Hasta kabinlerinden detaylar

-Başhekim Ümit Faruk İliklerden ile röportaj

-Hastanede üretilen maske ve siperliglerden detaylar

-Hastanede üretimi yapılan nimune alma kabinlerinden detaylar

==================================

Polis sokakta ateş ölçüyor, eldiven ve maske dağıtıyor

GÜMÜŞHANE'de polis ve bekçiler koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında vatandaşları sosyal mesafeye uymaları yönünde uyarıyor, yüksek ateş ölçümleri yaparak, ücretsiz maske ve eldiven dağıtımı yapıyor.

Gümüşhane Emniyet Müdürlüğü ekipleri bankalar, alışveriş merkezleri gibi yoğun kullanılan alanlarında koronavirüs salgınına karşı denetimlerini sürdürüyor. Polis ve bekçiler koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında vatandaşları sosyal mesafeye uymaları yönünde uyarıyor, yüksek ateş ölçümleri yaparak, ücretsiz maske ve eldiven dağıtımı yapıyor. Vatandaşlar uygulamalardan memnun olduklarını dile getirdi.

Polis memurlarının ücretsiz eldiven ile maske dağıtmalarının çok duyarlı bir davranış olduğunu belirten Muharrem Alkaç, "Bankada işimizi halletmek için geldim. Memur arkadaşlar maske ve eldiven dağıtarak bizlere bilinçlendiriyor. Güzel bir uygulama yapıyorlar" dedi.

Esnaf Cahit Sünnetçi ise "Devletimiz çok güçlü. Devletimizin temsilcileri bizleri caddelerde gördükleri her zaman ellerinden gelen yardımı yapmaya çalışıyorlar. Kendilerine çok teşekkür ediyorumö diye konuştu.

Erol Ocaklı da alınan tedbirlere rağmen yinede sokaklarda hareketlilik olduğuna dikkat çekerek "Çarşıda herhangi bir işi olmayan insanlar gereksiz kalabalık yapıyor. Daha sıkı tedbirlerin gelmesi gerekiyor. Kapalı ortamlarda maskesiz durmak yasak dendi ama maalesef bu kurala hale uyman insanlar var. Maalesef insanlarımız uyarılardan anlamıyor. İnsanlarımızın daha özverili olması gerekiyor. Sadece kendimizden sorumlu değiliz, herkesten sorumluyuz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Cadde ve sokak görüntüleri

-Polislerin bilgilendirici anons yapma görüntüleri

-Polis ve bekçilerin vatandaşlara uyarılar bulunması

-Polis ve bekçilerin ücretsiz maske ile eldiven dağıtma görüntüleri

-Muharrem Alkaç Röportajı

-Cahit Sünnetçi Röportajı

-Erol Ocaklı Röportajı

-Genel ve detay çekimler

===========================

Evinde sağlıkçılara siperlik maske üretiyor

RİZE'nin Güneysu ilçesinde Ömer Faruk Turgut (25), evinde kendi imkanları ile siperlik maske üreterek, sağlık çalışanlarına hediye ediyor.

Güneysu ilçesi Adacami mahallesinde Ömer Faruk Turgut, evde boş vakitlerini değerlendirmek için siperlik maske üretmeye karar verdi. Turgut, asetat, keçe, zımba, lastik ve çift taraflı yapıştırıcı bant kullanarak üretim yapmaya başladı. 40 adet siperlik maske üreten Turgut, ekipmanları sağlıkçılara gönderiyor.

Koronavirüs salgınında mücadele veren sağlıkçılar için bir şeyler yapmak istediğini anlatan Ömer Faruk Turgut, "Malzemeleri temin edip odamda siperlik maske yapımına başladım. İlk koliyi tamamladığımda Rize Valiliğine sosyal medyadan böyle bir şey yaptığımı ilettim. Onlarda benimle irtibata geçti. İlk koliyi sağlıkçılara ulaştırdık. Şimdi tekrar üretime devam ediyorum. Ürettiklerimi tekrar tekrar valiliğe ileteceğim. Bütün vatandaşlara seslenmek istiyorum. Evde kalın ve evde kaldığınız süreleri böyle basit üretimlerle ülkemize destek olalım. Ben birilerinden örnek aldım, inşallah bendende birileri örnek alırö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Maske yapım detayları

Ömer Faruk Turgut un açıklamları

================================

Yiyeceklerini sokak köpekleri ile paylaşan polisler ödüllendirildi

KARS'ta, koronavirüs tedbirleri kapsamında kent merkezine giriş noktalarında görev alan polis ekipleri, yiyeceklerini yanlarına gelen sokak köpekleri ile paylaşınca İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç tarafından ödüllendirildi.

Koronavirüsün yayılmasına karşı alınan önlemler kapsamında Kars'ta da polis ekipleri, kent girişinde kontrollerini artırdı. Otogar mevkisinde önlem alan polis, durdurduğu sürücü ve araçtakilerin kimliklerini kontrol edip, ateşlerini ölçerek, maske ve eldiven takmaları konusunda uyarılarda bulundu. Sokağa çıkmaları yasaklanan 20 yaş altı ile 65 yaş ve üstü kişileri yakın takibe alan polis, yanlarına gelen sokak köpeklerine de sahip çıktı. Hayvanların aç olduğunu anlayan polis memurları, bir taraftan görevlerini sürdürdü bir taraftan da kendilerine verilen kumanyaları köpeklerle paylaştı. Köpeklerin karnını doyurup yanlarından ayrılması ile polisler, çevreyi de temizlemeyi ihmal etmedi.

Haberlerin basında yer alması üzerine hayvansever polisleri ve ekip amirini makamında kabul eden İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, tebrik etti. Bu anlamlı davranışlarından dolayı polis memurlarına teşekkür eden

Sağdıç şunları söyledi:

"Sosyal medyada, gazete ve televizyonlarda sizlerin yapmış olduğunuz o örnek ve duyarlı davranışlarınızı gördüm. Bu görüntüleri izlerken gururlandım. Orada kendi kumanyanızı, yani yiyeceklerinizi sokak köpekleriyle paylaşmışsınız. Sizler bu davranışlarınızla bu zor günlerde herkesi duygulandırdınız. Çünkü bizler bu zor günlerde insanlara "evde kal" çağrısında bulunuyoruz ve insanlar evlerinde kalıyorlar. Ama hayvanlarda sokakta sahipsiz kalıyor. Dolayısıyla sizlerde "biz varız" diyerek bu hayvanlara sahip çıktınız. Bu nedenle hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu davranışlarınızın devam edeceğini de biliyorum. Zaten sizlerin bunu devamlı yaptığınızı da öğrendim. İnsanların evde kaldığı bu günlerde sokaktaki hayvanları aç bırakmamamız lazım. Hepinize başarılar diliyorum."

Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, daha sonra polisleri çeşitli hediyeler vererek düllendirdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Emniyet Müdürünün konuşması

-Polislere hediyeleri takdim etmesi

-Toplu fotoğraf çekimi

================================

90 yaşındaki Telli ninenin işitme cihazı evine getirildi

Ardahan'da yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında sokağa çıkması kısıtlanan işitme zorluğu çeken 90 yaşındaki Telli Demir'in işitme cihazı evine getirildi. Cihaz sayesinde duymaya başlayan Demir, "Dünya varmış" dedi.

Ardahan merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Hasköy'de oturan 5 çocuk sahibi Telli Demir, işitmede güçlük çekince, yakınları tarafından hastaneye götürüldü. Tedavi sonrası doktorun rapor yazıp, cihaz kullanması gerektiğini söylediği Demir evine gitti. Ancak gelen kısıtlama ile birlikte evinden çıkamayan Telli nine, torunu Abdurrahman Demir'in vasıtasıyla Odyometrist Ahmet Şahin'e ulaştı. "Sen evde kal ben gelirim" diyen Şahin, işitme cihazını Telli Demir'in yaşadığı köydeki evine götürdü. Kulağına takılan cihaz sayesinde yeniden duymaya başlayan Demir, "Dünya varmış. Allah hepinizden razı olsun. Kim ne söylerse duymuyordum. Sokağa çıkmam da yasak olduğu için torunuma söyledim. O da sağolsun cihazı satan kişiyle görüşmüş. Kendisi cihazı köye kadar getirip, kulağıma taktı. Şimdi daha iyi duyuyorum" diye konuştu.

Telli ninenin yeniden duymasını sağlayan Ahmet Şahin ise, "Rapor olan ve Telli nine gibi dışarı çıkamayanlar bizi arasınlar, neresi olursa gideriz. Çünkü duyu kaybı çok kötü bir şey" dedi

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

- Odyometrist Ahmet Şahin'in Telli nineye seslenmesi

-Nineye işitme cihazının takılması

-Telli Nininenin konuşması

-Ahmet Şahin ile röp

=======================================

Çorlu'da fırıncılar, dar gelirlilerin ekmek ihtiyacını karşılıyor

TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde Kemalettin Mahallesi Muhtarı Aydemir Taşdemir, koronavirüs önlemleri kapsamında dışarı çıkamayan ve durumları iyi olmayan vatandaşlar için harekete geçerek ücretsiz ekmek kampanyası başlattı. Mahalledeki fırıncılarla el ele vererek kampanyayı hayata geçiren Muhtar Taşdemir, "Bu uygulamayla mahallemizde bulunan yüzlerce vatandaşımızın ekmek ihtiyacını karşılıyoruz" dedi.

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinin Kemalettin Mahallesi'nde, koronavirüs önlemleri kapsamında dışarı çıkamayan ve maddi durumu kötü olan vatandaşlar için muhtar Aydemir Taşdemir, çalışma başlattı. Yaklaşık 29 bin kişinin yaşadığı mahallede, vatandaşlardan gelen talepleri değerlendiren Taşdemir, fırıncılarla konuşarak durumu anlattı. Fırıncıların olumlu yanıt vermesiyle, mahalledeki maddi durumu kötü yüzlerce vatandaşa günlük ücretsiz ekmek dağıtımı başladı.

Amaçlarının, durumu kötü olan vatandaşlara yardım etmek olduğunu söyleyen Taşdemir, "Koronovirüs başlamasıyla birlikte vatandaşlarımız mahalle muhtarlığımıza gelerek ihtiyaçları olan ekmeği söylediler.Bizde mahallemizde bulunan fırıncılarımıza gelerek durumu anlattık.şimdi mahallemizde yüzlerce vatandaşımızın ekmek ihtiyacını karşılamaktayız" diye konuştu.

Mahallede fırıncılık yapan Hüseyin Karakış da, Türkiye'nin geçtiği zorlu süreçte muhtardan gelen teklifi memnuniyetle kabul ettiklerini söyledi. Karakış, "Muhtarımızdan böyle bir talep geldik. Koronovirüs çıktıktan sonra mağdur olan vatandaşlarımız ekmek ihtiyacını karşılarmısınız diye sordu. Bizde fırıncılar olarak tabi ki de karşılarız diye söyledik. O günden beri de fırıncılar olarak bu olayı gerçekleştirmekteyiz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Ekmek fırınından detaylar

Ekmek üretimi

Çalışanlardan görüntü

Muhtar Aydemir Taşdemir ile röp.

Fırıncı Hüseyin Karakış ile röp.

Muhtarlıktan detaylar

=========================

'Sakin Şehir'de ördeklerin egemenliği

MUĞLA'nın Ula ilçesine bağlı dünyaca ünlü "Sakin Şehir" unvanlı Akyaka Mahallesi'nde, koronavirüs salgını nedeniyle sessizlik hakim. Cadde ve sokaklarda insanların yerine ördekler sürü halinde yürüyüş yaptı.

Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi'nce 2011'in Haziran ayında "Sakin Şehir" ilan edilen Ula ilçesinin eskiden belde olan Akyaka Mahallesi'nde, sokağa çıkmayın çağrılarına uyuluyor. 4 bin olan yerleşik nüfusu, tatilde 25 kat artıp, 100 bin kişiye ulaşan Akyaka'nın halk plajı, cadde ve sokaklarında sakinlik oluştu. Gökova Körfezi'ne akan doğal akvaryum görüntüsü oluşturan Kadın Azmağı bölgesindeki yol ise ördeklere kaldı. Çevre halkı ve balıkçılar tarafından azmağa bırakılarak çoğalan yaklaşık 50 ördek ise yavruları ile birlikte yolda yürüyüş yaptı. Buraların egemeni biz dercesine birbirlerinden ayrılmayan ördekler, sessizliğin tadını çıkardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Akyaka halk plajından görüntü

Akyaka kadın azmağından görüntü

Akyaka kadın azmağındaki teknelerden görüntü

Ördeklerin yolda yürümesi ve kadın azmağında yüzmesi

===========================

Evden çıkmayanlar kapıcıların iş yükünü artırdı

KORONAVİRÜS salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında "evde kal" çağrısına uyan vatandaşlar, kimi zaman ihtiyaçlarını internet üzerinden sipariş vererek karşılarken, kimi zaman ise apartman görevlilerinden talep ediyor. Dışarı çıkışların azalmasıyla kapıcıların da iş yükü arttı.

Yeni tip koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı kişilerin sokağa çıkmaları yasaklandı. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması için "evde kal" çağrıları yapıldı. Yapılan çağrılar büyük ölçüde yankı buldu, cadde ve sokaklar boş kaldı. Evlerinde kalmayı tercih edenler, ihtiyaçların daha çok internet üzerinden sipariş vererek ya da kapıcılarına siparişlerini yazdırarak karşılamaya çalışıyor.

Koronavirüs salgını öncesinde, sitelerde ya da apartmanlarda kazan dairesi, bahçe işleri, teknik arızalar gibi işlere bakan ve belli servis saatlerinde alışverişe çıkan kapıcıların iş yükü daha da arttı. Evlerinden çıkamayanların her türlü işini görmeye başlayan kapıcılar, yoğun şekilde mesai harcıyor. Saat 08:00'da mesaiye başlayan kapıcılar, önce akşamdan siparişlerini aldıkları apartman sakinlerinin fırından ekmeklerini alıyor. Ardından gazete ve diğer temel ihtiyaç malzemelerini marketlerden temin eden kapıcılar, tek tek daireleri dolaşarak, dağıtıyor. Normalde sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 kez market alışverişi yapan kapıcılar, koronavirüs salgınından sonra servis saatlerini arttırdı.

Manisa'nın Yunusemre ilçesi Güzelyurt Mahallesi'nde bulunan 216 daireli bir sitede 3 yıldır kapıcı olarak görev yapan Ramazan Doğruyol (30), koronavirüs salgının ortaya çıkmasından sonra işlerinin yoğunlaştığını söyledi. Virüs salgını nedeniyle evlerinden çıkamayan site sakinlerini gerek market, gerek fatura, gerekse de kargo gibi ihtiyaçlarını da karşıladığını belirtip, "Telefonla site sakinlerinin siparişlerini alıyorum. Ardından öncelik sırasına koyup, yerine getirmeye çalışıyorum. Kısa mesafelere yürüyerek, uzun mesafelere ise bisikletle gidip, site sakinlerinin ihtiyaçlarını yerine getirmek için gün boyu hizmet veriyorum. Salgın nedeniyle hizmet verirken, maske ve eldiven takıp, mümkün olduğunda sosyal mesafeyi korumaya çalışıyorum" dedi.

'BU HİZMETİ YAPMAKTAN MUTLUYUM'

Yalnızca 65 yaş üstünün değil evde kalan herkesin ihtiyacına koştuğunu anlatan Doğruyol şöyle devam etti:

"Aslında salgından önce ben daha çok sitedeki bahçe işleri ve apartmandaki teknik arıza ve sorunlarla ilgileniyordum. Ancak virüs salgını sonrası bu işleri askıya alıp, daha çok evden çıkamayan site sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya başladım. Şu an kimse zorunlu olmadıkça evden çıkmıyor. Ben de onların her türlü ihtiyaçlarını gidermek için elimden geleni yapıyorum. Bu hizmeti yapmaktan mutluyum ancak önemli olan sağlık. Keşke bu salgın olmasaydı" diye konuştu.

'TELEFONLA SİPARİŞLERİMİZİ VERİYORUZ'

Apartman sakinlerinden evli ve bir çocuk annesi ev kadını Elif Keskin (21), "Koronavirüs nedeniyle dışarı çıkmıyorum. Sağlık Bakanlığımızın evde kal çağrılarına uyuyorum. Bu kapsamda da zorunlu temel ihtiyaçlarımız oluyor. Bunları da apartmanımızda görevli arkadaşımız karşılıyor. Telefonla kendisine siparişlerimizi veriyoruz bize getiriyor. Umuyoruz ki bu durum bir an önce biter ve normale dönerizö şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------

-Kapıcı Ramazan Doğruyol'un telefonla sipariş alması

-Siparişlerin marketten kapıcı tarafından temin edilmesi

-Siparişlerin evlere teslim edilmesi

-Kapıcı Ramazan Doğruyol ile röp.

-Apartman sakinlerinden Elif Keskin ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

=============================

Psikolog Şenel Karaman: Bu korkunun gerçek hayatta bir karşılığı yok

ÇİN'de ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs nedeniyle kişilerde "Koronafobi" oluşmaya başladığını söyleyen Psikolog Şenel Karaman, "Bu korkunun gerçek hayatta bir karşılığı yok. Herhangi bir yerden bu hastalığı kapabiliriz. Bunun için hayatımızı sınırlandırdık, evlerimize kapandık. Bazen çıkmak zorundayız ama iğrenme duygusuyla hareket edersek otomatik olarak korunuruz" dedi.

Koronavirüs salgını vatandaşların ruh sağlığını ciddi bir şekilde etkiliyor. Virüse yakalananlar dışında hasta yakınları ve sağlık personelleri de bu durumdan etkileniyor. Paranoyaya dönüşen ve son zamanlarda "Koronafobi" olarak anılmaya başlanan bu durumu önlemek adına risk gruplarının profesyonel desteğe ihtiyacı olabiliyor. Bu dönemde 400 kadar gönüllü uzman harekete geçti ve online destek vermeye başladı. EMDR (Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme-travma arkası tedavi yöntemi) Travma İyileştirme Grubu gönüllüleri, koronavirüsten doğrudan etkilenen risk gruplarına ücretsiz destek sağlıyor. EMDR Travma İyileştirme Grubu Başkanı Psikolog Şenel Karaman, vatandaşların süreci paranoya durumuna taşımak yerine doktorların önerilerini uygulayarak, sosyal izolasyona dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.

'PARANOYAYA DÖNÜŞMESİN'

Koronavirüsün psikolojik ayağında kontrolün elde tutulması gerektiğini belirten Karaman, virüs için kaygıyı ön planda tutmak yerine dokunulan yerin kirli olduğu duygusuyla hareket edilebileceğini ifade etti. Kirli olduğunu bildiğimiz bir yüzeye dokunduğumuzda ellerimizi yıkamadan herhangi bir yere dokunamayacağımızın altını çizen Karaman, "Bizim duygularımız var. Bütün duygularımız bizi korumak içindir. Bu tür salgınlardan korunmak için aslında kaygıdan önce iğrenme duygumuz var. Bir şeyden iğrendiğimizde ağzımıza götüremeyiz ve dokunamayız. Pis bir şeye dokunmayız. Koronavirüsten bizi koruyan iğrenme duygusu. Kaygıyı devreye sokarsanız bu duygudan kaçmanız gerekir ancak nereye kaçacaksınız? Bu virüs görünmez, dokunulmaz ve koklanmaz. Yani duyu organlarımızla algılanmaz. Bu korkunun gerçek hayatta bir karşılığı yok. Herhangi bir yerden bu hastalığı kapabiliriz. Bunun için hayatımızı sınırlandırdık, evlerimize kapandık. Bazen çıkmak zorundayız ama iğrenme duygusuyla hareket edersek otomatik olarak korunuruz. Genetik olarak bu duyguya göre dizayn olduğumuz için refleks olarak uzak kalırız. Dikkatli olmak ve hastalığı kapabileceğimiz yerlerde iğrenme duygusunu devreye sokmak bizi korur" ifadelerini kullandı.

'YALNIZ OLMADIKLARINI HİSSETTİLER'

Karaman, koronavirüs nedeniyle karantinaya alınanlara ve koronavirüsle direkt teması olanlara sağladıkları destek sayesinde hastaların kendilerini yalnız hissetmediklerini ifade etti. Destek alan sağlık personellerinden de olumlu dönüşler aldıklarını aktaran Karaman, "Koronavirüs pandemisi ortaya çıktıktan sonra bu desteği online sağlamaya karar verdik. Online destek alabilmek için insanlar e-posta yoluyla bize başvuru yapıyor. Bize ulaşanlar arasından koronavirüse direkt teması olan insanlarla çalışıyoruz. Koronavirüs'e yakalanarak karantinada kalanlara ya da hizmet veren personele destek veriyoruz. Karantinada nefes sorunu yaşayan insanlarla konuştuk. Nefes alışverişleri düzeldi. Kendilerini daha rahatlamış hissettiler. En önemlisi yanlarında birilerinin olduğunu hissettiler. Tedavini yürüten sağlık personelinden başka birini görmüyorsun ve onlar da sana mesafeli duruyor. Katılanlarla ilgili şu ana kadar çok güzel örnekler aldık. Sağlık çalışanları hep risk altındaydı. Şu an evine gitme konusunda zorlanıyorlar. Sağlık çalışanları yaptığımız görüşmeler sonucunda onların da daha olumlu düşüncelere yöneldiklerini gözlemledik" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

--------------------------------

-Koronavirüs ile ilgili psikolog röportaj

-Genel ve detay görüntüler

=================================

Antalya'nın tarihi ilçesi Elmalı sessizliğe büründü

Antalya'nın Elmalı ilçesi alınan koronavirüs tedbirleri kapsamında sessizliğe büründü. Batı Antalya'nın yaylası ve el sanatları merkezi olan Elmalı ilçesinde caddeler ve sokaklar bomboş kaldı.

Tarihi, Osmanlı'nın kuruluşuna öncülük eden Tekeli Beyleri'ne dayanan Elmalı, Antalya'nın tarihi ilçelerinden biri. Teke beylerinin ve Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Teke Sancak Beyleri'nin yaylası konumunda olan tarihi yaylada sessizlik hakim. 2053 metre yüksekliğindeki Elmalı Dağı'nın eteklerindeki ilçede herkes evlerine çekilmiş durumda. Yöresel Elmalı helvasının üretiminin yapıldığı, yöresel ürünlerin satıldığı, bakır ustalarının, kalaycıların yer aldığı tarihi çarşıda tam bir hüzün var. Hafta sonu çevredeki ilçelerin insanlarının kebap yemek için geldiği Elmalı'nın girişindeki ana merkezi Atatürk Caddesi'nde her yer kapalı. Elmalı'nın simgesi olan 1602 yılında yapılan, her gün binlerce insanın ziyaret ettiği Ketenci Mehmet Paşa Camisi ve çevresinde kuş bile uçmuyor. Bu yıl 668. yapılacak olan Elmalı Yeşil Yayla Güreşleri Sahası'nda bu sessizlikten nasibini almış ve yeşil çayırda çalışan pehlivanlar yok.

Türk- Osmanlı mimarisinin en önemli simgelerinden biri olan Safranbolu evleri ve Kastamonu konakları kadar eşsiz bir tarihi güzelliği sahip, ahşap- taş karışımı yapısı olan 500 yılık Elmalı evleri bu sessizlikten payını almış durumda. İnsanlar virüs önlemleri kapsamında evine çekilmiş durumda. Tarihi evlerin dar sokaklarında aynı görüntü hakim durumda. Elmalılar, koronavirüs tehlikesinin bir an önce bitmesini, nisan ayı sonu itibariyle gelemeye başlayan yaylacıları ve her gün Elmalı'ya gelen Elmalı dostlarını bekliyor.

Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, "Dünya çapında derin yaralar açan koronavirüs salgınına karşı Elmalı Belediyesi olarak her türlü önlemi alıyoruz. Biz her türlü önlemi alsak da asıl önlem sizlerde bitiyor. Şu an bulunduğumuz nokta Elmalı'nın en işlek caddelerinden Atatürk Caddesi. Gördüğünüz gibi an itibariyle bomboş. Bu sizin evde kalma önlemlerine gösterdiğiniz önemden kaynaklanıyor. Bu hassasiyetinize teşekkür ediyor, sizlerin alınan önlemlere bir süre daha azami derecede riayet etmenizi rica ediyorum. Hayat eve sığar, bir süre daha evde kal Elmalı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Cadde ve sokaklardan drone görüntüleri

- Caddelerden görüntüler

- Başkan Halil Öztürk'ün açıklamaları

- Detaylar

=======================

Belediye başkanından online misafir dönemi

ANTALYA'da Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, koronavirüs salgını nedeniyle ara verdiği yüz yüze ziyaretleri sanal ortama taşıdı. Tütüncü, bir günde yaklaşık 13-14 aile ile sanal ortamda görüşüyor. İnternet ortamında hal hatır soruluyor, sohbet ediliyor ve karşılıklı çaylar yudumlanıyor.

Koronavirüs (Covid-19) salgını öncesi her gün onlarca esnaf ve ev ziyareti gerçekleştirmesiyle tanınan Kepez Belediye Başkanı AK Parti'li Hakan Tütüncü, şimdi de hemşehrileriyle sanal ortamda görüşüyor. Koronavirüs salgını nedeniyle ara verdiği yüz yüze ziyaretleri sanal ortama taşıyan Başkan Tütüncü, her akşam ortalama 13-14 aileyle görüşüyor. İnternet üzerinden yapılan görüşmelerde hal hatır soruluyor, sohbet edilip karşılıklı çaylar yudumlanıyor. Başkan Tütüncü, ailelerin istek ve dileklerinin olup olmadığını soruyor.

Hemşehrilerinin taleplerini anında bürokratlarına ileten Başkan Tütüncü, belediye ekiplerinin 7/24 görevlerinin başında olduklarını söyledi. Başkan Tütüncü, sanal ortamda yaptığı görüşmeleri sosyal medya hesaplarından da paylaşıyor. Tütüncü, yaptığı paylaşımda "Evde Kal'sak da, "Evde Kal Antalya" desek de hemşehrilerimizle gönül bağımı koparmıyorum. Bu akşam 13 ailemizin evine konuk oldum. Güzel güzel sohbet ettik. Bize gönüllerini açan dostlara çok teşekkürler. Yeni bir uygulama olarak sanal ziyaretlere başladım. Sevgimiz engel tanımaz" açıklamasında bulundu.

Online ziyaretler hakkında konuşan Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, "Korona günlerinden önce hemşehrilerimiz bizi sosyal medyadan evlerine davet ederdi. Biz de her akşam 3-4 aileyi ziyaret eder, çaylarını içerdik. Bunu da haftada 3-4 gün yapardık. Aile ile baş başa güzel bir sohbet yapardık. Biz bir aileye misafir olurduk ama o apartmandaki tüm aileler de gelir sohbetimize katılırdı. Bu bizim için klasik hale gelmişti" dedi.

Koronavirüsün görülmesiyle herkesin evlerinde izole olduğunu hatırlatan Başkan Tütüncü, "Durum böyle olunca bizim açımızdan iş değişmiş oldu. Gidemediğimiz davetleri sanal ortama taşıma fikri doğdu. Şimdi hemşehrilerimize online misafir oluyoruz. Gündüz işlerimizi bitirdikten sonra eve geçiyoruz ve evden de ailelere online ziyaretlerde bulunuyoruz. İnşallah teknolojinin verdiği birçok imkanla bunu biraz daha geliştireceğiz. Bu zor günlerde sosyal motivasyonu yüksek tutmak lazım. Moral çok önemli. Biz de toplumsal psikolojiye katkı sağlamak istedik. Böyle bir adım attık. Her akşam 1- 1,5 saat içerisinde yaklaşık 13- 14 eve online ziyaret yapıyoruz" diye konuştu.

Antalya'nın "evde kal" çağrısına uyduğunu sözlerine ekleyen Başkan Tütüncü, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Antalya genelinde çok bilinçli bir halka sahibiz. Kepez özelinde de hemşehrilerimizin de çağrılara kulak verdiğini görüyoruz. Bugün evlere maske dağıtan ekibimizle birlikteydim. Bir binanın içerisine girdiğimiz zaman bütün kapıları çaldığımızda hemşehrilerimiz evlerindeydi. Bu bizim için büyük mutluluk vesilesi. Özellikle çocuklara ve gençlere çok teşekkür ediyorum. 20 yaş altı sokağa çıkma yasağına uyuyorlar. Bu da çok güzel bir durum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

--------------

- Başkan Tütüncü'nün webcam ve telefon bağlantısı ile konuşmaları

- Aileler ile Tütüncü'nün sohbeti

- RÖP: Hakan Tütüncü ile röportaj

===========================

'Koronavirüs kan yoluyla bulaşmaz'

AKDENİZ Kan Hastalıkları Vakfı (AKHAV) Başkanı, Çocuk Kan ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Duran Canatan, salgın nedeniyle kan bağışında azalma olduğunu belirterek, koronavirüsün kan yoluyla bulaşmadığını söyledi.

Çin'de ortaya çıkan ve tüm dünyaya hızla yayılan koronavirüs salgını, yaşamı olumsuz etkiliyor. AKHAV Başkanı Prof. Dr. Duran Canatan, talasemili hastaların koronavirüs nedeniyle kan bulamama endişesi yaşadığını anlattı. Ülkede 6 bin civarında talasemili hasta olduğunu, 3 bininin ise düzenli olarak ayda 1-2 ünite kan alma zorunda olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Canatan, talasemili hastaların aylık 7-8 bin ünite kan kullandığını, tüm kanların ise filtre edilmiş olarak Kızılay Kan Merkezi'nden temin edildiğini söyledi.

KAN ALAN HASTALAR ENDİŞELİ

Koronavirüs salgınıyla tüm hastaların hem kan bulma, hem de virüs bulaşma endişesi yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Duran Canatan, yapılan araştırmalar sonucunda koronavirüsün kan yoluyla bulaşmadığının belirlendiğini açıkladı. Prof. Dr. Canatan, "Talasemili hastalar, koronavirüsün kan yoluyla bulaştığı endişesi yaşıyor. Bizi de arayıp "Kan yoluyla koronavirüs bulaşır m?" diye soruyorlar. Böyle bir şey yok. Zaten sağlıklı bireyler, virüs belirtisi vermeyen bireyler rahat rahat kan bağışında bulunabilir. Koronavirüsün kan yoluyla geçmediği de yayınlarda ortaya çıkmıştır. Virüs bulaşan ve ağır atlatan kişiler zaten kan bağışında bulunamaz. Virüs ancak viremi (viral enfeksiyon) yapıp hastalığı ağır atlatırlarsa bağışta bulunamazlar. Bu yüzden bir endişeye gerek yok" diye konuştu.

'BAZI HASTALARIN KANA İHTİYACI VAR'

Kızılay Kan Merkezi'ndeki kan stoklarının azaldığını duyduğunu anlatan Prof. Dr. Duran Canatan, "Kan vermeye gidersem koronavirüs bulaşır mı diye endişe yaşayan kişiler var. Kan vermek gönüllülük esaslıdır. Kan stokları azaldığı için Kızılay bu dönemde sıkıntıda. İnsanlar evden çıkmayıp sosyal izolasyona dikkat ettiği için de kan bağışında bulunamıyor. Ancak bazı hastaların kana ihtiyacı var. Hastaların kana ihtiyacı olduğunda hasta yakınları ya da kan bağışçısı götürmesi gerekecek. Ama buna gerek kalmadan inşallah kısa sürede bu sorunları atlatacağız" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Merkezin dışından görüntü

-Canatan'ın raporları incelerken

-RÖP: Duran Canatan ile röportaj

========================================

'Kovid-19" testleri için 24 saat çalışıyorlar

SELÇUK Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki mikrobiyoloji laboratuvarında bugüne kadar Konya, Karaman ve Aksaray'dan gelen 4 bin 800 "Kovid-19" testi yapıldı. 24 saat aralıksız izolasyonlu bölümde çalışan laboratuvarda, 1'i 90, 2'si 70'şer hasta örneğine RT-PCR Kovid moleküler tanısı 3 cihazla, 3 saatte alınabiliyor. Ayrıca yaklaşık 300 civarında hastanın koronavirüs tedavisi gördüğü hastaneden son 2 günde 109 hasta taburcu oldu.

Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre en çok "Kovid-19" testi pozitif olan iller arasında Konya'da yer aldı. Kentte koronavirüs tedavilerinin görüldüğü hastanelerden biri olan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yaklaşık 300 hasta tedavi gördü. Bu hastalardan 109'u taburcu oldu. Hastanenin 4 katı sadece koronavirüs tedavileri için ayrılırken, sağlık çalışanları hastaları odalarında gerekli tedavileri uygulamadan önce kişisel izolasyonları sağlayıp, hastaların yanlarına giriyor. Hastanede koronavirüs tedavilerinin yanı sıra mikrobiyoloji laboratuvarında "Kovid-19" testi yapılıyor. Konya,Karaman ve Aksaray'daki vakaların testinin yapıldığı 24 saat aralıksız çalışan laboratuvarda, 1'i 90, 2'si 70'şer hastaya ait tüpün testini yaptığı 3 cihazla 3 saatte sonuç alınıyor.

"BU HASTALARIN ÖNEMLİ BİR KISMI UMRE ZİYARETİNDEN DÖNENLER"

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya'nın kovid pozitif hastalarının yoğun olarak bulunduğu şehirlerden birisi olduğunu hatırlatarak, "Bu hastaların önemli bir kısmının umre ziyaretlerinden dönen kovid pozitif çıkan vatandaşlarımız olduğunu beyan etmek lazım. Konya'da ikamet eden vatandaşlarımızda kovid pozitif sayısı çok düşük. Bu insanlarda genelde klinik tablo çok hafif seyretti ve büyük çoğunluğu da iyileşti. Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültemizden yaklaşık 110 hasta taburcu edildi, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden dün itibariyle 89 hastamız taburcu olmuştu ve şimdi 20 hastamız daha taburcu oldu. Kliniği ağır olan ve yoğun bakımda tuttuğumuz hasta sayımız çok az. Genele oranladığımız zaman bu açıdan Konya yerelinde iyi seyir ettiğimiz ifade edebilirim" diye konuştu.

Hastane Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Çiftçi, ilk vakalar görülmeden pandemi eylem planını hazırlayıp, hastanenin 4 katını bu hastaların tedavisini için ayırdıklarını hatırlattı. Çitfçi, şunları söyledi:

"300 civarı hasta takip etti. Olası ve kesin kovid vakaları bunlar. Kesin kovid vakası olarak özellikle umreci misafirlerimizin çok yoğun olduğu ilde bulunuyoruz. Bunların pozitif olanlarını hastanemize kabul ettik. 100 civarında umreci vatandaşlarımız misafir oldu. Onların en son 2 günde 70'ini kovid hastalığından tamamen izole ederek, tedavi olmuş halde evlerine tedavi olacak halde taburcu ettik."

'ERKEN TANIDA BAŞARI SAĞLANIYOR'

Enfeksiyon Hastalıkları bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Ural, da bütün hastaların takibini Sağlık Bakanlığının kılavuzlarına göre yaptıklarını söyledi. Kullanılan ilaçlarında Sağlık Bakanlığı'nın ithal ettikleri ilaçlar olduğunu ifade eden Ural, " Genelde 5 günlük tedavi süresi uygulanıyor. Tedavi sonrası yaptığımız testlerle, hastalık etkenini görmediğimiz zaman, evde izolasyonuna devam etmek üzere eve gönderiyoruz. Olguların büyük kısmında, tedaviyle başarı sağlıyoruz erken dönemde geldikleri için."dedi.

İyileşenler arasında genç olanların yanı sıra 60 yaş üstü hastaların çoğunlukta olduğunu belirten Ural, taburcu olanlara 14 gün evde karantinada kalmalarını önerdiklerini belirtti. Ural, "Dengeli beslenmesi, uyku düzenin iyi olması ama; bunlardan daha önemlisi az temas etmesi, ev bireyleriyle ve dışarıdaki ortamlarla teması en aza indirmesidir" dedi.

4 BİN 800 TEST YAPILDI

4 bin 800 "Kovid-19" testin yapıldığı mikrobiyoloji laboratuvarındaki çalışmaları anlatan Tıbbi Mikrobiyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Duygu Fındık, laboratuvarın 24 saat aralıksız çalıştığını söyledi. Fındık, şunları söyledi:

"Buradaki laboratuvarda bugün kadar moleküler testleri yapıyorduk.Dünyadaki pandemi salgınıyla birlikte ve ülkemize yayılınca, bakanlık tarafından Kovid-19 tanı laboratuvarı olarak görevlendirildi. Konya, Karaman ve Aksaray örnekleri bize geliyor. İzolasyon aşaması falan olduğu için testlerin yapımı biraz zaman alıyor. 1'i 90, 2'si 70'şer hastaya ait grup testi, 3 cihazla yaklaşık 3 saatte sonuçlanıyor. "

9 GÜNDE TABURCU OLDU

Koronavirüs tedavisi sonucu taburcu olan hastalardan Neriman Rusçuk (55), umre için Suudi Arabistan'a gittiğini ve 15 Mart'tan itibaren de Konya'da yurtta karantina altında olduğunu belirtti. Test sonuçları pozitif çıkması üzerine tedavi altına alındığı ve 9 gün süren tedavisinin ardından taburcu olduğunu ifade eden Rusçuk, " 9 gün hastanede tedavi gördüm ve taburcu oldum. Tedavi sürecim çok güzel geçti ve sağlık çalışanları çok iyi davrandı. İyileşmemin en iyi etken moral ve burada çalışanların güzel yüzleri. Bundan sonra 14 gün evimde kalacağım. Benim tavsiyem kimse evlerinden çıkmamaya dikkat etsin"dedi.

Eskişehir'deki evine döneceğini ifade eden Rusçuk, "Oğlum ve gelinimle aynı evde yaşıyordum ama; 14 günlük karantina sürecinde tek yaşamam lazım. Onları evlerine göndereceğim. 14 gün daha onları göremeyeceğim. Önemli olan olara zarar gelmesin."diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------

- Laboratuvardan detay

- İzolasyonlu oda da testlerin yapılması

-Laboratuvar çalışanlarından detay

- Hastanalara müdahale edecek personelin izolasyon kişisel izolasyonlarını yapması

- Kıyafetlerini giymesi

- Hasta odasına girmesi

- Koridorda yürümesi

- Rektör röp.

- Başhekim yardımcı röp.

- Öğretim üyeleri röp.

- Taburcu olan hastadan detay ve röp

===========================

5 yaşındaki kızıyla birlikte koronavirüse yakalanan hemşire taburcu oldu

UMRE için gittiği Suudi Arabistan'dan döndükten sonra 14 gün Konya'da yurtta karantina altına alınan ve 5 yaşındaki kızı Teslime Kuzucu ile birlikte "Kovid-19" testleri pozitif çıkan hemşire Meryem Kuzucu (46), 9 gün süren tedavisinin ardından taburcu oldu.

Eskişehir'in Çifteler ilçesinde oturan ve devlet hastanesinde çalışan 3 çocuk annesi hemşire Meryem Kuzucu, kızı Teslime Kuzucu ile birlikte şubat ayında umre için Suudi Arabistan'a gitti. Sağlık Bakanlığı'nın koronovirüs tedbirleri kapsamında umreden dönenler için aldığı karantina kararı nedeniyle 2 bin 200 kişiyle birlikte Konya'da yurta yerleştirildi. Burada kızı Teslime ile 14 gün karantinada kalan Meryem Kuzucu ve kızı, evlerine gönderileceği sırada yapılan "Kovid-19" testleri pozitif çıktı. Bunun üzerine anne ve kızı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alındı. Annesinin tedavi sürecinde diğer "Kovid -19" hastalarına gibi yöntem uygulanırken minik Teslime'ye yetişkinlerden farklı bir tedavi yapıldı. Anne ve kızı 9 gün süren tedavilerinin ardından taburcu oldu.

Yaşadıklarını anlatan Meryem Kuzucu, tedavisinin olumlu seyretmesindeki en büyük etkenin moral olduğunu söyledi. Kendisinin şeker ve tansiyon hastası olduğunu hatırlatan Kuzucu, şunları söyledi:

"Kızım ile birlikte 20 gün umrede kaldım. Sonra burada 14 gün yurtta karantinada kaldık. Umre'de ve karantina sürecinde ne şeker, ne de tansiyon ilaçlarımı kullanmamıştık. Karantina sonunda kızım ve benim, pozitif olduğum belirlendi. 9 gün tedavi oldum. Şu an taburcu olduğum için heyecanlıyım. Bir hemşire olarak burada çalışan hemşire arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim onları, en güzel yerlere getirsin. Çünkü bizimle çok güzel ilgilendiler."

Bu hastalığın herkesin başına gelebileceğini ve bu süreçte en çok kızı için üzüldüğünü ifade eden Kuzucu, "Çocuğum adına üzüldüm. Bu onunda bir imtihanı. Gerçekten imtihan yaşadı. 5 yaşında. Eğer taburcu olmasaydım ve bana ne yapmak istediğimi sorsalar, kızımı eve gönderin, beni istediğiniz kadar bu hastanede tutun derdim" dedi.

İyileşmesindeki en büyük etkinin moral olduğunu belirten Kuzucu, "Moral çok önemli. Benim gibi aynı durumda olanlar, morallerini yüksek tutsunlar. Bu hastalık aşırı derece abartılıyor. Normal grip gibi bir hastalık. O yüzden morallerini yüksek tutup, doktorların verdiği ilaçları düzgün kullanırlarsa bu hastalığın geçeceğine inanıyorum" diye konuştu.

Eve gittikten sonra kızıyla birlikte 14 gün karantinada olacağını ifade eden Kuzucu, çalıştığı hastanede diyaliz bölümünde çalıştığı için hastalara itina ile davrandığını, ancak yaşadığı olayın ardından daha çok itinalı davranacağını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

- Anne ve kızdan detay

_ Anne röp.

=======================================

Adana'da Kasaplar Çarşısı'nda sakatatlar elle seçiliyor

ADANA'da koronavirüs tedbirleri kapsamında kapatılan tarihi Mısır Çarşısı ile bitişik olan Kasaplar Çarşısı faaliyetine devam ediiyor. Satışların sürdüğü çarşıda, vatandaşlar ile tezgahlarda satış yapan esnafın sakatatları elleriyle seçmesi dikkat çekti.

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında semt pazarı, çarşı gibi vatandaşların yoğun olarak bulunduğu yerlere kısıtlama getiriliyor. Bu kapsamda, Adana'nın tarihi çarşılarından Mısır Çarşısı da İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla kapatıldı. Çarşı giriş ve çıkışları bariyerlerle kapatılırken, polis ekipleri de önlem aldı. Tarihi çarşının hemen yanında bulunan Kasaplar Çarşısı'nda ise satışların devam ettiği görüldü. Sakatattan vazgeçemeyenlerin uğrak noktası olan Kasaplar Çarşısı'nda tezgahlar azaltıldı. Hayvan kesiminin düşmesi nedeniyle ürün çeşitliliği de azaldı. Öte yandan alışveriş yapanlar ile esnafın sakatatları elleriyle seçmesi dikkat çekti.

'TEZGAH SAYIMIZ DÜŞTÜ'

Koronavirüs salgınının uzun sürmesinden dolayı satışların düştüğünü kaydeden kasap Kadir Çelik, "İki hafta rağbet çoktu, işlerimiz güzeldi. Tezgahlarımız doluydu ancak salgın nedeniyle işlerimiz azaldı, tezgah sayımız düştü. Buradaki çoğu esnaf arkadaş da iş yerlerini kapatmaya başladı. Kasaplar Çarşısı'nın kapanması gündemde ama nasıl geçineceğimizi düşünmeye başladık. Sosyal mesafe kuralına uyuyoruz" dedi.

'SAKATAT YİYEN HASTA OLMAZ'

Sakatatın virüse karşı bir önlem olabileceğini söyleyen Çelik, "Sakatat, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Vücut direncini yükseltiyor. Bunları yiyenler hasta olmuyor. Kelle, paça bize atalarımızın yadigarları. Bunları çocuklarımıza yedirdikçe hasta olmazlar" diye konuştu.

Çarşıya alışveriş yapmak için gelen Mahmut Bekiroğlu ise Kasaplar Çarşısı'nın temiz olduğunu belirterek, "Esnaf arkadaşlarla birlikte sosyal mesafe kurallarına uyuyoruz. Hepimiz maskemizi takıyoruz. Koyun böbreği almaya geldim ama bulamadım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

- Kasaplar Çarşısı tabelası

- Bir kadının sakatata eliyle dokunması

- Sakaktatları elleriyle tutan esnaflardan görüntü

- Kasap Kadir Çelik ile röp.

- Kadir Çelik'in kelleyi eliyle tutması

- Sakatatlardan görüntüler

- Çarşıya alışveriş yapmak için gelen Mahmut Bekiroğlu ile röp.

- Çarşıdan genel görüntüler

- Kapatılan Mısır Çarşısı'nın girişinden görüntü

- Motosikletli polislerin çarşı içinde denetimi

- Kapalı işyerlerinden detaylar

==============================

120 yataklı otelini sağlık çalışanlarına tahsis etti

MERSİN'in merkez Akdeniz ilçesinde bir otel, kapılarını koronavirüs (covid-19) salgınına karşı hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarına açtı.

Diğer illerdeki işletmelerini koronavirüs salgını nedeniyle kapatan bir otelin Yönetim Kurulu Başkanı Bünyamin Korkmaz, Valilik ve İl Sağlık Müdürlüğü'yle yaptıkları protokolle 120 yataklı otellerini sağlık çalışanlarına ücretsiz tahsis ettiklerini söyledi. Mesaiden sonra evlerine gitmek istemeyen sağlık çalışanlarına destek vermek istediklerini kaydeden Korkmaz, "Bu zor günlerde devletimizin verdiği mücadeleye destek vermek istedik. İl Sağlık Müdürlüğü ve Valilik ile bir protokol yaptık. Müdürlük, risk grubuna göre sağlık çalışanlarını sınıflandırarak onlardan dilekçe topluyor ve tesisimizde konaklamak isteyenleri bize gönderiyor. Onları burada elimizden geldiğince ağırlamaya çalışıyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü de bize destek oluyor. Umarım bu zorlu günleri en kısa zamanda atlatırız" dedi.

Otelde konaklayan sağlık çalışanı Bilgehan Erseçgin, İl Sağlık Müdürlüğü ve otel yöneticilerine teşekkür etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

- Otelin genel görüntüsü

- Odada konaklayan sağlık çalışanlarından görüntü

- Otel müdürü Bünyamin Korkmaz ile röp.

- Otelde konaklayan sağlık çalışanı Bilgehan Erseçgin ile röp.

============================

Görüntülendiğini anlayınca maske taktı, "çilek yemek için çıkardım" dedi

ADANA'da, koronavirüs tedbirleri kapsamında alınan önlemlere rağmen semt pazarlarında bazı vatandaşların maske takmadığı ve bazılarının ise meyve- sebzeyi elleriyle seçerek aldığı görüldü. Pazarda alışveriş yapan Abdülkadir Çelik, çilek yemek için çıkardığını söylediği maskeyi, görüntülendiğini anlayınca taktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni koronavirüs tedbirleri kapsamında kapalı alanlarda, market ve semt pazarlarında maske takma zorunluluğu getirildi. Merkez Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi'nde bulunan 5 Ocak Stadı Semt Pazarı'nda birçok kişi kurallara uyarak; maske ve eldivenle alışveriş yaptı. Buna karşın bazı vatandaşların, alınan tedbir kararına rağmen maske takmadan pazarda dolaşıp, alışveriş yaptığı ve bazılarının ise meyve ve sebzeyi elle seçerek aldığı gözden kaçmadı.

'ÇİLEK YEMEK İÇİN CEBİME KOYMUŞTUM'

Pazarda maske takmadan ve meyve-sebzeyi seçerek alışveriş yapan Abdülkadir Çelik, görüntülendiğini anlayınca cebinden çıkarttığı maskesini taktı. Çelik, "Çilek yiyeceğim diye cebime koymuştum ve maskemi orada unutmuşum. Bak şimdi hemen takıyorum" dedi.

'KURALLAR HEPİMİZ İÇİN'

Bulunduğu bölgedeki pazarda kurallara uyulduğunu ama kentin bazı noktalarında tedbirlerin hiçe sayıldığını gördüğünü söyleyen Figen Canlı ise zorunlu olmadıkça pazara gelmediğini söyledi. Maske takmayan kişileri görünce uyardığını ve yanında fazla maske var ise onlara verdiğini kaydeden Canlı, "Kurallar hepimiz için. Uymalıyız, uyamayanları da uyarmalıyızö diye konuştu.

Pazarcı Sedat Balak ise meyve-sebze satıcıları olarak kurallara tamamen uymaya çalıştıklarını belirterek, "Bazı müşterilerimiz hala ürünleri seçerek almaya çalışıyor. İzin vermiyoruz. Çünkü sağlık her şeyden önce gelirö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

- Vatandaşlar ile röp.

- Pazardan genel ve detaylar

===========================

DHA

HABERE YORUM KAT