Dha Yurt Bülteni - 5

Dha Yurt Bülteni - 5

Diyarbakır'ın Hani ilçesinde öğrenci servisinde 176 kilo esrar ele geçirildi.

Öğrenci servisinde 176 kilo esrar ele geçirildi

Diyarbakır'ın Hani ilçesinde öğrenci servisinde 176 kilo esrar ele geçirildi.

İl Jandarma Komutanlığı'nca yapılan istihbari çalışmalar neticesinde, Hani'de yaşayan M.O.'nun kişinin elinde bulundurduğu uyuşturucu maddeyi, dikkat çekmemek ve arama - kontrol noktalarından rahat geçebilmek için okul servis aracına yükleyerek metropol şehirlere sevk edeceği bilgisine ulaştı. Jandarma, M.O.'yu takibe aldı. Hani ilçesi girişinde S.T. ve S.Ç. isimli şahıslar ile birlikte öğrenci servis aracına uyuşturucuyu yükleyen M.O.'yu takibe alan ekipleri, minibüsü durdurup arama yaptı. Yapılan aramada aracın aracın arka bölümüne istiflenmiş ve satışa hazır 176 kilo esrar ele geçirildi. Uyuşturucuya el konulurken, 3 şüpheli gözaltına alındı.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

====================

Myra-Andriake'de, içinde kurşun zarf olan "kara büyü" objesi bulundu

Antalya'nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve limanı Andriake'de yürütülen kazı çalışmalarında, Anadolu'da daha önce eşine rastlanmamış, kurşun kapta "kara büyü" objesi bulundu. İçinde kurşundan zarf saklanan ve dört yerinden delinerek, bronz telle sıkıca dikilen kurşun kap, "x" ışınlarını geçirmiyor. Henüz içi görülemeyen kurşun kabın, ebediyen açılmamak üzere yapıldığı ve tehlikeli bir kara büyü sakladığı tahmin ediliyor.

Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve limanı Andriake'deki kazı çalışmalarını 2009 yılından bu yana yürüten Kazı Başkanı, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, 2019 kazılarında heyecan verici ve şaşırtıcı kurşun bir obje bulduklarını söyledi.Anadolu'da yapılan kazı çalışmalarında büyü ve tılsımla ilgili bazı bulguların ortaya çıktığını ancak Myra Andriake'de bulunan kurşun kabın benzerinin olmadığını kaydeden Prof. Dr. Çevik, "5.5 santim çapındaki kurşun kabın içinde, yine kurşundan bir zarf saklanmış. Bu kurşun kap, dört yerinden delinerek bronz telle sıkıca dikilmiş. Zarar göreceği için açamadığımız bu kap, kurşundan yapılmış olması nedeniyle "x" ışınlarını da geçirmiyor. Bu nedenle içi henüz görülemiyor. Yapısından dolayı ebediyen açılmamak üzere yapıldığı anlaşılan bu ünik objenin olasılıkla tehlikeli bir kara büyü sakladığını, kurşun zarfın görünmeyen iç yüzünde ise bir yazı olması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

'KARA BÜYÜ GİBİ BİR ŞEY OLMALI'

Kurşun kabın kırık tarafından görülen kadarıyla yorum yapabildiklerini vurgulayan Prof. Dr. Çevik, "Bu kurşun kabın tehlikeli bir şey sakladığını düşünüyoruz. İçinde ebedi hapsedilmek üzere bir şey var. Bu da bugün de toplumlarda devam eden büyü ve tılsımla ilgili bir şey olmalı. İçinde büyük ihtimalle "kara büyü" gibi bir şey vardı ki hiçbir zaman açılmasın ve sahibine zarar vermesin diye böyle sıkıca kapatıldı" diye konuştu.

Myra-Andriake'de buldukları bu kabın benzerinin Anadolu'daki kazılarda daha önce bulunmadığını söyleyen Prof. Dr. Çevik, antik toplumlarda farklı inançlar bulunduğunu ve dinin sosyal hayatta çok egemen olduğunu ifade etti. Bu tip bulguların bir arkeolog için çok heyecan verici olduğunu aktaran Prof. Dr. Çevik, arkeoloğun anlayamadığı şeylerde daha fazla heyecan duyduğunu, anlamak için çırpındığında da heyecan katsayısının arttığını kaydetti.

Prof. Dr. Çevik, bilgi ve yeteneğin, anlamaya yetmediği anın, bir arkeolog için en heyecanlı an olduğunu vurguladı.

'ARKEOLOJİ HİKAYENİN PEŞİNDEDİR, OBJENİN DEĞİL'

Arkeolojinin geçmiş zamanlara ait üst üste binmiş, pek çok kültürün hayatlarını anlamaya çalışan bir bilim dalı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çevik, arkeologların ise objelerin tercümanlığını yaptığını söyledi. Arkeologların objelerin değil, hikayelerinin peşinde olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arkeoloji için objeler anlama aracıdır, bahanedir. Objeler, taşıdıkları hikaye ve bilgi yükü kadar değerliler. Arkeoloji objelerin tercümanlığını yapıyor. O objeler kendilerine ait küçük parçacıklarıyla hayatın bütün hikayesini diğer bulgular yardımıyla tamamlamaya ve anlamaya çalışır. Arkeologlar bu objeleri buldukça hikaye tümlenmeye başlıyor. Ancak tüm hikayeler hala yarım. Hatta yarım bile değil, çok eksik. Hala geçmişte çok karanlık yerler olduğu gibi varlığını hiç bilmediklerimiz de var. Belki de bizim doğru bildiğimizi sandığımız ama yanlış anladığımız şeyler de var. Gelecekte bilim bunu ayıklayacak ve doğrular kalacak. Ve o doğruların üstüne yeni doğrular eklenecek. Böylece arkeoloji bugünden önceki bütün hayata ilişkin verileri toplayarak, geçmiş zamandaki bütün o hayat formlarını ortaya çıkarmış olacak. Arkeologlar bunun peşinde. Amaçları bu. Kazıları, yüzey araştırmalarını, müzelerdeki araştırmaları, arkeometrik analizleri yürütmekte olan eski çağ bilimleri ordusu bunun peşinde. Yeni bulgu ve bilgiler eskilere eklenerek karanlıkları aydınlatmaya ve anlamayı çoğaltmaya devam ediyor."

'HERŞEY ELİMİZE EKSİK VE KIRIK GELİR'

Kazılarda her şeyin ellerine eksik geldiğine dikkat çeken Prof.Dr. Çevik, arkeolojinin tüm bu objelerin içeriklerini anlamaya çalışan bir bilim dalı olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Çevik, arkeologların bir obje bulduklarında gazetecilikteki "5N 1K" gibi temel sorular sorduklarını, bu soruların yanıtları kısmen bile bulunduğunda çok önemli bir iş yapılmış olduğuna dikkat çekti. Prof.Dr. Çevik, bu soruların cevaplarını bazen hiç bilemediklerini, bazen tam bilemediklerini, bazen de yanlış bildiklerini belirterek, her bulgunun bilgi yükünün aynı olmadığı için heyecan yükünün de aynı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Çevik, "Mesela bazı objeler "tek'tir. İlk defa bulunmuştur. Onun bir benzeri daha önce bulunamamıştır. O zaman o obje, o güne kadar hiç denk gelinmeyen bir bilgiyi açıklar. O objeyle, hayatın karanlık olan bir parçası ilk kez aydınlatılıyordur. Bu nedenle bu tip objelerde daha çok heyecan duyarız. Bulduğumuz kurşun kap ve daha başka pek çok şey bu kapsamdadır" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------

Büyü objesinin resimleri

Antik kentin drone görüntüsü

Prof Dr. Nevzat Çevik asistanına bilgi verirken görüntüsü

RÖP: Prof. Dr. Nevzat Çevik

==================

Dans eğitmeni Gülcan'ın ağabeyi: Eve girdiğimde hareketsiz yatıyordu

Yalova'da yalnız yaşadığı evinde ölü bulunan dans eğitmeni Gülcan Işık'ın (23) ölüm nedeninin ilk belirlemelere göre, böbrek yetmezliğine bağlı iç kanama olduğu belirtildi. 4 yıl önce annesinden böbrek nakli yapıldığı öğrenilen Işık'ın cansız bedenini bulan ağabeyi Ercan Işık, "Hayatı dolu dolu yaşamayı seviyordu. Mesleğini seviyordu. O mutlu olunca biz de mutlu oluyorduk. Gülücükler saçan biriydi kardeşim" dedi.

Olay, geçen pazar gecesi, Yalova Fatih Caddesi'nde meydana geldi. Bir spor merkezinde dans eğitmenliği yapan Gülcan Işık'tan haber alamayan annesi durumu oğlu Ercan Işık'a bildirdi. Eve gelen ağabey de çilingir yardımıyla içeri girdi. Ancak kardeşini yatağında ölü buldu. Gülcan Işık'ın cansız bedeni, Cumhuriyet Savcısı'nın yaptığı incelemenin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı.

4 YIL ÖNCE ANNESİNDEN BÖBREK NAKLİ YAPILMIŞ

Yaklaşık 4 yıl önce annesinden böbrek nakli olduğu öğrenilen Gülcan Işık'ın ön otopsisinde, ölüm nedeni böbrek yetmezliğine bağlı iç kanama olarak tespit edildi. Genç dansçı, önceki gün ailesinin yaşadığı İznik'te toprağa verildi.

'HASTALIĞINA RAĞMEN DANSA GÖNÜL VERMİŞTİ'

Gülcan Işık'ın yakın arkadaşı olan zumba eğitmeni Nimet Gündoğdu, "Gülcan hastalığına rağmen dansa ve eğitmenliğe gönül vermişti" diyerek, şöyle konuştu:

"Gemlik ve farklı yerlerde Gülcan ile beraber etkinlikler düzenledik. Hayat doluydu. Yalova'ya da, dans eğitmenliği yapabilmek için yerleşmişti. Zumba, Gülcan'ın tutkusuydu. 4 yıl önce böbrek nakli olmuştu. Annesinin böbreğini almıştı. Birkaç gündür ateşliymiş. Ulaşamayınca ailesi beni aradı, program olmadığını öğrenince de ağabeyi eve girmiş ve acı manzara ile karşılaşmış."

AĞABEY: GÜLÜCÜKLER SAÇAN BİRİYDİ

Kardeşine, böbrek yetmezliği nedeniyle 4 yıl önce annesinden böbrek nakli yapıldığını söyleyen ağabey Ercan Işık (24) da, "Sağlığı nedeniyle eğitim hayatından geri kalmıştı. Bir işle meşgul olmak istedi. Kadınlara özel dans dersleri veriyordu. Yalova'da iş buldu. Gülcan'ı baskı altına almak istemedik. O yüzden Yalova'ya gitmesine onay verdik. Vefat etmeden bir gün önce anneme rahatsız olduğunu söylemiş. Sabah annem aramış, telefonu açmayınca bana söyledi. Öğle saatlerine kadar ulaşamayınca da Yalova'ya gittim. Zile bastım açan olmadı. Çilingir çağırdım. Kapıyı açtırarak, içeri girdim. Yatağında yatıyordu. Nabzının atmadığını fark edince ambulans çağırdım. Sağlık ekipleri geldiklerinde yapacak bir şey olmadığını, kardeşimin hayatını kaybettiğini söylediler. Böbrek yetmezliğinden dolayı iç kanamadan hayatını kaybetmiş" dedi. Kardeşinin işini çok sevdiğini ifade eden ağabey Işık, "Hayatı dolu dolu yaşamayı seviyordu. Mesleğini seviyordu. O mutlu olunca biz de mutlu oluyorduk. Gülücükler saçan biriydi kardeşim" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

--------------

-Ölen Gülcan Işık dans ederken videoları

-Ağabeyi Ercan Işık ve arkadaşı Nimet Gündoğdu röportaj

-Eşyalarından detaylar

Süre: 06.41 Boyut: 748 MB

================

Otomobilde ele geçirilen haç ve sikkelere inceleme

Adana'da şüphe üzerine durdurulan otomobilde 2 haç ile 24 sikke ele geçirildi. Gözaltına alınan sürücü tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, Yüreğir ilçesi Kozan Bulvarı üzerinde şüphe üzerine bir otomobili durdurdu. Araçta yapılan aramada 24 sikke ve 2 haç bulundu. Haç ve sikkeler incelenmek üzere Müze Müdürlüğü'ne teslim edildi, sürücü H.Ç. gözaltına alındı.

H.Ç. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Görüntü Dökümü

------------

- Polisin otomobilin içinde arama yapması

- Otomobilin bagajında arama yapması

- Bagajın gizli bölmesinden çıkan poşet

- Poşetin içindeki tarihi eserler

SÜRE:02'09" BOYUT: 238 mb

=======================

Çatal süpürge, 30 yılda kendi geçmişini süpürdü

Sakarya'nın tescilli ürünü ve tamamen el üretimi çatal süpürge sektörü, 30 yılda büyük kan kaybederek yüzde 90 küçüldü. Elektrikli süpürgelerin evlere girmesiyle süpürgecilik mesleği yok olmaya başladı.

Sakarya'nın tescilli ürünü çatal süpürge, zamana direniyor. Modern çağda elektrikli ev aletleri içerisinde yer alan elektrikli süpürgeye rağmen hala yılda binlerce üretilen süpürge, Sakaryalı üreticilerin tek geçim kaynağı. Tıpkı mısır gibi tarlalara tohumla ekilen süpürge otu, boy verip kuruyunca hasat edilerek süpürge yapım atölyelerine getiriliyor. Atölyelerde süpürge yapım işi ise hala geleneksel yöntemle, elle yapılıyor.

30 YILDA YÜZDE 90 KÜÇÜLDÜ

Sakarya Ticaret Borsası yönetim kurulu üyesi Nihat Yılmaz, yarım asrı geride bıraktıkları süpürge üretiminin ciddi kan kaybettiğini söyledi. 1990'lı yıllarda 700 esnafken bugünlerde 70 esnafa düştüklerini kaydeden Yılmaz, süpürgenin tanıtımı için bu yıl Antalya'da 10'uncusu gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı'na gelerek burada bir stant açtıklarını anlattı. Stantta süpürge yapımının tüm aşamalarını da sergilediklerini belirten Yılmaz, "Bu iş hep elle yapılıyor. Tarladan atölyeye kadar tek tek elle dizilir. Süpürge çok önemli bir ürün. Kullanım ömrü bitince toprağa karışır ve sıfır atık olur. 1990'lı yıllarda 700 esnafımız vardı, şimdi 70'e düştük" dedi.

DESTEK OLMADIĞI İÇİN EKİLMİYOR

Süpürge otunun devlet tarafından desteklenmediği için çiftçinin tarlasına ekmediğini ifade eden Yılmaz, süpürge üretebilmek için Sırbistan, Bulgaristan ve Moldova'dan ot getirdiklerini söyledi. Nihat Yılmaz, "Köylümüz ekmek istemiyor. Esnafımız zorlanıyor. Çok acı ki esnafımız yurt dışından ot getirtiyor. Dünya kadar döviz harcanıyor. Devletin bize el atıp, destek vermesini bekliyoruz" dedi.

Nihat Yılmaz, süpürgenin yakında üretiminin tamamen sona ereceği endişesi taşıdıklarını ve bunun önüne bir an önce geçilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Görüntü Dökümü

--------------

Süpürgelerden görüntü

Süpürge yapımından görüntü

RÖP: Nihat Yılmaz

Ustaların süpürge yaparken görüntüsü

Detaylar

350 MB -- 03.09 // HD

=====================

Lösemili Birgül'e destek için hep birlikte maske taktılar

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde ilik kanseri teşhisi konulan ve okula maske ile gelen Birgül Köse'yi (12), arkadaşları ve öğretmenleri yalnız bırakamayarak, dersi maske takarak işledi.

İlçede Şair İbrahim Rafet Ortaokulu öğrencileri, öğretmenleri ve okul idarecileri ilik kanseri teşhisi konulan 6'ncı sınıf öğrencisi Birgül Köse'ye destek vermek ve lösemili öğrencilere dikkat çekmek için maske takarak farkındalık oluşturdu. 2 - 8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası'nda düzenlenen etkinliğe İlçe Milli Eğitim Müdürü Nuri Kapanoğlu ve Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Muhammed Tosun da katıldı.

'LÖSEMİLİ ARKADAŞLARINIZDAN KAÇMAYIN'

Sınıfları ziyaret eden başhekim Tosun, öğrencilere lösemi hastalığı ile ilgili bilgi verdi. Muhammed Tosun, "Çevrenizde maske takan lösemili arkadaşlarınızdan kaçmayın ve uzaklaşmayın, bulaşıcı bir hastalık değildir. Taktıkları maskeyi mikroplardan korunmak için takıyorlar. Lösemi teşhis edilen ve tedavi edilebilen bir hastalıktır. Maske takan lösemili arkadaşlarına destek ve moral verinö dedi.

'ÇOK DUYGULANDIM'

Arkadaşları ve öğretmenlerinin kendisi gibi maske takmasının kendisini duygulandığını belirten ilik Birgül Köse ise, "Bütün okul bugün maske taktı. Arkadaşlarım ve öğretmenlerimin maske takması beni çok duygulandırdı. Arkadaşlarımı ve öğretmenlerimi çok seviyorumö diye konuştu.

Okulda görev yapan öğretmenler ile bir araya gelen ilçe milli eğitim müdürü Nuri Kapanoğlu da "Sizler yeri geldiğinde bir abla, bir anne, bir ağabey oluyorsunuz sizlerden ricam ilik kanseri teşhisi konulan öğrencimize gerekli hassasiyeti göstermenizö dedi.

Maske takan öğrenci ve öğretmenler toplu fotoğraf çektirdi.

Görüntü Dökümü

-----------

-Okul ve öğrenciler

-Maske takan öğrenciler

-Maske takan ve ders veren öğretmenler

-Başhekimin lösemi hastalığı hakkında bilgi vermesi

-Öğrencilerin konuşması

-İlik kanseri Teşhisi konulan Birgül Köse'nin konuşması

-Milli eğitim müdürünün konuşması

-Topluca el sallaya öğrenciler

-Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 513 MB

=======================

İlkokul öğrencileri, derse drama eğitimiyle başlıyor

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Proje Topluluğu sorumlusu Doç. Dr. Kenan Demir ve öğrenciler, kent merkezindeki ilkokulları sabahları ders başlamadan önce ziyaret ederek, öğrencilerle çeşitli eğitici oyunlar oynuyor. Proje kapsamında merkez USO İlkokulu öğrencileri, sabah ders öncesi MAKÜ öğrencilerinin drama etkinliğine katıldı. Okul bahçesinde toplanan öğrenciler, Doç. Dr. Kenan Demir ve MAKÜ'lü öğrencilerle çeşitli oyunlar oynayarak güzel vakit geçirdi.

MAKÜ Proje Topluluğu sorumlusu Doç. Dr. Kenan Demir ve öğrenciler, kent merkezindeki ilkokulları sabahları ders başlamadan önce ziyaret ederek, öğrencilerle çeşitli eğitici oyunlar oynuyor. Etkinlikler sayesinde hem çocukların güzel vakit geçirmesi hem de iletişim becerilerinin gelişmesi sağlıyor. MAKÜ'lü öğrenciler ise üniversitede öğrendiklerini pratiğe dökerek kendilerini öğretmenliğe hazırlıyor.

'ÇOCUK DEMEK OYUN DEMEK'

MAKÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Demir, okullarda çocukların oyunla eğitime alınmadığını, sürekli sıralara oturmak zorunda kaldığını söyledi. "Çocuk demek, oyun demek" diyen Doç. Dr. Demir, MAKÜ Proje Topluluğu ekibi olarak ilkokul öğrencilerini okulun dışına, bahçeye çıkararak eğitsel oyunlarla iletişim becerilerini, tanışma kaynaşma becerilerini geliştirmeye çalıştıklarını kaydetti. Proje topluluğunda eğitim fakültesinin her bölümünden öğrenciler olduğunu anlatan Doç. Dr. Demir, "Öğretmen adaylarımız okullara gelip hem tecrübe kazanıyor hem de öğrencilerin güzel vakit geçirmesini sağlıyor" dedi. MAKÜ Proje Topluluğu olarak geçen yıl 51 proje yaptıklarını belirten Doç. Dr. Demir, "Bu şekilde yaklaşık 4 bin 500 öğrenciye ulaştık. Ankara, Antalya, Muğla'ya giderek çalışma yaptık. Dolayısıyla öğrencilerimiz üniversitede öğretmenlik adına öğrendiklerini doğrudan doğruya okullarda uyguluyor. Böylelikle öğrendikleri teorik bilgiyi pekiştirmiş oluyor" diye konuştu.

'FAKÜLTEDE ÖĞRETİLENLERİ OKULLARDA UYGULUYORUZ'

MAKÜ Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 3'ncü sınıf öğrencisi Deniz Kocabaş ise, "Drama liderliği eğitimi alıyorum. Fakültede bize öğretilenleri okullara gelerek öğrencilere uyguluyoruz. Öğrencilerin mutluluğunu görmek bizi de mutlu ediyor. Sınıfta, sırada sadece dinleyerek ders öğrenmek yerine kendileri bir şeyler yapınca çok daha güzel öğrenebiliyorlar" dedi. USO İlkokulu Müdürü Nuri Düden de hayatın kendisinin drama olduğunu belirterek, "Öğrencilerimiz sabahleyin drama etkinliğinden sonra derslere daha zevkle girdi. Bu etkinlik MAKÜ ile işbirliğimizin güzel bir örneğini teşkil ediyor. Üniversite rektörlüğüne, öğrencilerine ve Doç. Dr. Kenan Demir'e teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düden, yıl boyunca bu tür etkinliklerin devam edeceğini de belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

-Etkinlikten detay

-Kenan Demir ile röp.

-Etkinlikten detay

-Deniz Kocabaş ile röp.

-Etkinlikten detay

-Nuri Düden ile röp.

-Etkinlikten detay

DHA

HABERE YORUM KAT

Son Dakika