Dha Yurt Bülteni - 4

Dha Yurt Bülteni - 4

Sokak köpeklerini döven güvenlik görevlisi: Hepsini mermi manyağı yapacağım

Sokak köpeklerini döven güvenlik görevlisi: Hepsini mermi manyağı yapacağım

ADANA'nın Seyhan ilçesinde, vatandaşların beslediği sokak köpeklerini sopayla dövdüğü öne sürülen bir apartmanın güvenlik görevlisi, kendisine tepki gösteren kadın hayvanseveri, "Hepsini mermi manyağı yapacağım, ben deliyim. Siz de gelirseniz size de kurşun gelebilir. Git emniyete bildir" diyerek, tehdit etti.

Olay, Seyhan ilçesindeki Pınar Mahallesi'nde Ali Bozdoğanoğlu Bulvarı'nda meydana geldi. Bir apartmanın güvenlik görevlisi, boş arazide vatandaşlar tarafından beslenen köpekleri sopayla dövdü. Olayı gören gençlerin tepki gösterdiği görevli, bazı köpeklerin, beslediği köpekleri dövdüğünü öne sürerek, "Bunların hepsini vuracağım" dedi. Ardından da apartmandaki görev yerine geri döndü.

Gençler ise köpekleri besleyen hayvansever bir kadına durumu anlattı. Cep telefonunun kamera kaydını açan kadın, görevlinin yanına giderek, "Köpekleri vuracağınızı söylemişsiniz?" dedi. Güvenlik görevlisi de, "Köpeğimi döverlerse hepsini mermi manyağı yapacağım. Ben deliyim. Siz de gelirseniz size de kurşun gelebilir. Git emniyete bildir" şeklinde tehditler savurdu.

Kadının, "Sizi nasıl burada güvenlikçi olarak tutuyorlar. Bu kadar tehlikeli birini nasıl çalıştırıyorlar?" sorusuna güvenlik görevlisi "Ben güvenlikçiyim, ben çok tehlikeliyim. Buraya zarar verenlerin hepsini öldüreceğim" karşılığını verdi. "Görüntünüzü alıyorum" diyen kadına, "Birkaç fotoğrafımı çek, emniyete gönder" diye cevap verdi.

12 yıldır çevredeki sokak hayvanlarını beslediğini söyleyen kadının çektiği görüntüler, hayvanseverler tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Sosyal medya kullanıcıları, güvenlik görevlisine tepki yağdırdı.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

======================

Karantinadan kaçan adam, polise "Kafama sıkın" dedi

Antalya'da yeni tip koronavirüs (Covid-19) taşıdığı şüphesiyle karantinada tutulduğu evden çıkan Köksal T. (48), parktaki bir bankta polis tarafından bulundu. Sağlık görevlileri tarafından hastaneye götürülmek istenen Köksal T., polislere "Kafama iki tane sıkın benim bitsin" dedi.

Olay, sabah saatlerinde Muratpaşa ilçesi Cengiz Toytunç Caddesi üzerindeki İsmet İnönü Parkı'nda meydana geldi. İddiaya göre 13 gündür karantinada bulunduğu evden çıkıp parka geldi. Burada bir süre oturan vatandaş, evine gitmek için polisi aradı. Polisi beklediği sırada 10 ayrı banka oturup yer değiştiren Köksal T.'yi polisler ambulans ile göndermek istedi. Polisin ikna etmeye çalıştığı Köksal T. ,"Benim evime gitmem lazım. Hastaneye gitmek istemiyorum. Çocuklarımın bana ihtiyacı var" dedi. Polisin hastaneye gitmesini istediği Köksal T., "Alın kimliğimi bana istediğiniz kadar ceza yazın veya kafama iki tane sıkın" dedi.

Polis ekipleri, Köksal T.'nin etrafında güvenlik çemberi oluşturarak durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. Adrese gelen koruyucu kıyafetli sağlık ekibi, bir süre görüştükten sonra Köksal T.'yi ambulansa alarak hastaneye götürdü. Köksal T.'ye 3 bin 150 lira cezai işlem uygulandı.

Diğer yandan olay sırasında bankta uyumaya çalışan bir kişi kaldırılarak parktan uzaklaştırıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

--------------

- Karantinadan kaçan Köksal Tipi detay

- Polisler detay

- Polislerin başka banklarda uzanan vatandaşları uyarması detay

- Sağlık görevlileri detay

- Köksal Tipi'nin sağlık görevlileri ve polisle konuşması detay

- Şahsın ambulansa bindirilişi detay

- Genel detaylar

========================

Pandemi doktoru iki ay sonra çocuklarına kavuştu

İZMİR Kent Hastanesi pandemi servisinde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Atasever, koronavirüs hastalarını tedavi ettiği için yaklaşık iki ay önce iki çocuğundan ayrılarak yalnız yaşamaya başladı. Hayat kurtarmak için yoğun bir tempoda özveriyle çalışan anne, uzun sürenin sonunda ilk kez Anneler Günü'nde çocuklarıyla parkta bir araya geldi. Çocuklarını gördüğü için çok heyecanlı olduğunu söyleyen anne, "Onları çok özledim. Bugün maskelerimizle bir araya geldik ve el dezenfektanı kullanıyoruz. Sarılamıyor olsak da bir araya gelmek bile yeter" dedi.

İzmir Kent Hastanesi pandemi servisinde görev yapmakta olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Atasever (44), yaklaşık iki ay önce koronavirüs hastalarını tedavi ettiği için ailesini virüs riskinden korumak amacıyla çocukları İnci (14) ve Kaan'dan (7) ayrılarak yalnız yaşamaya başladı. Hayat kurtarmak için pandemi servisinde yoğun bir tempoda özveriyle çalışan anne, iki ayın sonunda ilk kez Anneler Günü'nde çocuklarıyla parkta bir araya geldi. Çocuklarını gördüğü için çok heyecanlı olduğunu söyleyen anne, "Bugün onları gördüğüm için heyecanlıyım. Onları çok özledim. Umarım bu seneden sonra artık uzakta geçireceğimiz günler olmaz. Gelecek sene kucaklaşmalı bir Anneler Günü geçiririz. Bugün maskelerimizle bir araya geldik el dezenfektanı kullanıyoruz. Sarılamıyor olsak da bir araya gelmek bile yeter" diye konuştu.

'İNSANIN CANLARINI GÖREMİYOR OLMASI ÇOK ZOR'

Son iki aydır koronavirüs nedeniyle zor günler geçirdiğini söyleyen Dr. Atasever, "Pandemi hepimizi çok etkiledi ama özellikle hekim grubunu daha çok etkiledi. İki aydır hastanede bir servis kurduk ve bu serviste korona hastalarını takip ediyoruz. Tabi bu süreçte benim yaşam koşullarım değişti. Annem, babam ve çocuklarımdan ayrı kaldım. Önce annemler gitti sonra çocuklarla evimi ayırdım. Onlar babalarında kalmaya başladılar ben ise tek başıma yaşamaya başladım. İnsanların sevdiklerini, canlarını göremiyor olmaları çok zor yine de bir şekilde bu günleri atlatacağız. Çocuklarımla kameradan, ekrandan görüşüyorum. Bu hastalıkla ilgili bilinmezlikler bir yana ailemden uzak kalmak bir yana hepsi çok zorlayıcıydı" dedi.

'İYİ Kİ BUGÜN ONU GÖRDÜK'

Parkta annesinin Anneler Günü'nü kutlayan 14 yaşındaki İnci, "Annemi pandemi dolayısıyla uzun süredir göremiyorum sadece görüntülü konuşabiliyoruz. Bugün onu burada gördüm sarılamadım ama yine de iyi hissettim. Çocuklarıyla birlikte olan bütün anneler çok şanslılar. Biz onu göremiyoruz ama çok seviyoruz iyi ki bugün onu görme şansımız oldu" diye konuştu.

Annesini görür görmez sarılmak isteyen 7 yaşındaki Kaan ise, "Ben annemden uzak kaldığım için sadece görüntülü konuşabildim. Annemi özledim. Buraya geldiğimde sarılamadığım için moralim bozuldu. Yine de annemle buluşabildiğim için güzel oldu" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

- Pandemi servisinden görüntüler

- Dr. Atasever'in hasta muayenesinden görüntü

- Hastane içi genel detay görüntüler

- Dr. Atasever ile röportaj

- Çocuklarla parkta röportaj

- Anne ve çocukların parkta bir araya gelme görüntüleri

=========================

Anneler Günü'nde tek dileği dağa kaçırılan oğluna kavuşmak

DİYARBAKIR'da, HDP il binası önünde evlat nöbeti tutan annelerden Ayşegül Biçer'in (36), Anneler Günü'ndeki tek arzusu,18 ay önce HDP'liler tarafından PKK'lı teröristlere teslim edildiğini öne sürdüğü tek oğlu Mustafa Biçer'e (18) kavuşmak. Kanser hastası Biçer, "Ben artık çocuğumun fotoğraflarına değil, kendisine sarılmak istiyorum" dedi.

Oğlu Mehmet'i, yaptığı eylemle geri alan Hacire Akar'ın çağrısına ilk koşan annelerden Ayşegül Biçer, eşi Rauf Biçer ile birlikte geçen yıl 3 Eylül gününden bu yana Diyarbakır HDP il binası önünde oturma eylemi yağıyor. Sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle hafta sonu eyleme gidemeyen diğer anneler gibi Anneler Günü'nü evinde geçirecek olan Ayşegül Biçer, oğlunun fotoğrafına sarılarak gözyaşı döktü.

'KIYAFETLERİ DAHA İLK GÜNKÜ GİBİ KOKUYOR'

Tek oğluna kavuşmayı ümit ettiğini söyleyen Ayşegül Biçer, "Anneler Günü, çok buruk bir gün. Ben artık çocuğumun fotoğraflarına değil, kendisine sarılmak istiyorum. Yoruldum, bıktım. Gerçekten sabrım taştı. Çocuğumun kıyafetleri, daha ilk günkü gibi, onun kokusu geliyor. Dolabı açınca kokusu yüzüme vuruyor. Gerçekten artık kaldırılmayacak kadar ağır. Her geçen gün daha çok rahatsızlanıyorum ve tükeniyorum" dedi.

'PKK, 40 YILDIR ANNELERİN GÖZYAŞLARINI AKITIYOR'

Terör örgütü PKK'nın, 40 yıldır annelerin gözyaşlarını akıttığını vurgulayan Biçer, terörü, şiddetle kınayıp, oğlunu geri istediğini söyledi. Biçer, şöyle konuştu:

"Meclis'te "Hakların Demokratik Partisi'yiz" diyorlar. "Kürtlerin savunucusuyuz" diyorlar. Biz buna inanmıyoruz. 40 yıldır hep anaların gözyaşı aktı. "Anamız" diyorlar. O halde neden 40 yıldır anneler gözyaşı döküyor? Her tarafta, Türkiye'nin dört bir yanında, PKK 40 yıldır eziyetten başka bir şey vermedi. Kan dökmekten başka bir şey vermedi. Bizi savunmalarını istemiyoruz. Evlatlarımızı bize versinler. Devler bize her türlü hakkı tanımış. Devlet, Kürt- Türk ayrımı yapmaksızın bize bakıyor. Biz hepimiz kardeşiz. Kürt kim, Türk kim? Hepimiz birlik, beraberlik içindeyiz. Yeter ki bıraksınlar yaşayalım, evlatlarımızı bizden koparıp götürmesinler. Bugün Anneler Günü, belki vicdana merhamete gelirler. Onları merhamete çağırıyorum. Vicdana çağırıyorum. Yok eğer vicdana merhamete gelmiyorlarsa rabbim perişan etsin onları. Onları Allah'a havale ediyorum. Terörü şiddetle kınıyor ve de lanetliyorum."

'OĞLUM YOK YANIMDA, YANLIZIM'

İki Anneler Günü'nü oğlundan ayrı geçirdiğini ifade eden Ayşegül Biçer; "Oğlum yok yanımda, yalnızım. Allah rızası için artık gerçekten, artık yalnız başıma bu Anneler Günü'nü geçirmek istemiyorum. Oğlum eğer beni görüyor, duyuyorsan, gel bu Anneler Günü'nde annene güzel bir sürpriz yap. Fotoğrafın yerine sana sarılıyım. Kana kana beraber ağlayalım. Yeter artık bıktım. Artık yeter, yeter diyoruz artık" diye konuştu.

'TEK OĞLUM VARDI, BIRAKSINLAR'

Ayşegül Biçer'in eşi Rauf Biçer ise oğlunun bırakılmasını isteyerek eşinin kanser hastası olduğunu ve bu acıya daha fazla dayanamayacağını söyledi. Baba Biçer, şöyle konuştu:

"Yaklaşık 18 ay önce benim oğlum HDP tarafından kandırılarak dağa gönderildi. Belki de daha oğlumu saklıyorlar, hücre evlerinde, daha geçişi yapmamışlar. Ben sesleniyorum, bir baba olarak. Tek oğlum vardı. Annesi kanser hastasıdır, perişandır. Ben onlardan şunu rica ediyorum; Oğlumu bırakın, evine dönsün. Annesi perişandır. Bir Kürtlük davası diyorsanız, Kürtlük davasıyla alakanız yok sizin. Hiçbir zaman bizi savunmuyorsunuz. Eğer bizi savunuyorsanız tek bir evladımız vardı, annesi kanser hastasıdır. Ölüm döşeğindedir. Benim oğlumu gönderin."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------

Biçer ailesinin evi

Muhabir Mehmet Mucahit anons

Ayşegül Biçer ile röportaj

Rauf Biçer ile röportajı

Annenin oğlunun fotoğrafıyla beklemesi

Aysegül Biçer'in ev işlerini yapması

Genel ve detay görüntüler

==========================

Sokağa çıkma kısıtlaması sonrası İzmir'de sessizlik

İZMİR'de bu hafta da uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle kentin tüm sokak ve caddelerinde görevliler dışında kimse görülmedi.

nın havadan görüntülediği cadde ve sokaklarda, görevlilerin dışında kimse görülmedi. İzmirlilerin bu hafta da yasaklara uyduğu görüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Sokak, meydan ve caddelerden görüntü

- Drone görüntüsü

========================

Hemşire Kader, kızıyla cep telefonu aracılığıyla hasret giderdi

ADANA Şehir Hastanesi'nde, koronavirüse karşı verilen mücadelede görev alan 2 çocuk annesi hemşire Kader Yaşar, Anneler Günü öncesinde 4 yaşındaki kızı Ülkü ile görüntülü görüşüp, özlem giderdi.

Türkiye'de koronavirüs vakasının görüldüğü 11 Mart'tan hemen sonra Adana Şehir Hastanesi, pandemi hastanesine dönüştürüldü. Hastanenin acil servisinde çalışan hemşire Kader Yaşar da salgınla mücadelede görev aldı. Hemşire anne, Anneler Günü öncesinde kızı Ülkü ile cep telefonuyla görüşerek, hasret giderdi.

Salgınla mücadele ederken, en çok çocuklarını özlediğini söyleyen Kader Yaşar, "Bir taraftan hayat kurtarıyoruz bu işin güzel tarafı. Ancak ailemize karşı sorumluluklarımız var. Eve gidince enfeksiyon riskine karşı çocuklarımdan uzak duruyorum. Bu süreçte en çok bir araya gelmeyi özledim. Benim de anne ve babam var, onlar uzakta. Uzun süredir annemi göremiyorum, elini öpmek isterdim. Anneler Günü'nde çocuklarımı doya doya görmek isterdim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

- Hemşire Kader Yaşar'ın kızı ile telefonda görüntülü konuşması

- Kader Yaşar ile röp.

- Detay görüntüleri

- Hastane içinden görüntüler

========================

DHA

HABERE YORUM KAT