Dha Yurt Bülteni - 4

Dha Yurt Bülteni - 4

Van'ın Tuşba ilçesindeki Akköprü İlkokulu'nda eğitim gören 4'üncü sınıf öğrencisi Abdulselam Arslan (11), kameramanlık hayalini karton ve fon kağıtlarından...

Kartondan kamera ile hayalini gerçekleştirdi

Van'ın Tuşba ilçesindeki Akköprü İlkokulu'nda eğitim gören 4'üncü sınıf öğrencisi Abdulselam Arslan (11), kameramanlık hayalini karton ve fon kağıtlarından yaptığı kamera ile gerçekleştirdi. Arslan'ın yaptığı kamera, sosyal medyada büyük ilgi gördü. Abdulselam Arslan, okulunu bitirdikten sonra başarılı bir kameraman olmak istediğini söyledi.

Tuşba ilçesine bağlı Akköprü Mahallesi'nde yaşayan Çetin ve Sariye çiftinin iki çocuğundan küçüğü olan Akköprü İlkokulu 4-B sınıfı öğrencisi Abdulselam Arslan, kameramanlık hayalini karton ve fon kağıtlarından yaptığı kamera ile gerçekleştirdi. Kameramanlık hayalinin 7 yaşındayken televizyonlarda haber izlerken başladığını anlatan Abdulselam, haberleri dikkatlice izlerken de kameraman olmaya karar verdiğini söyledi. Arslan, daha sonra babasının cep telefonundan internete girip kameraların şeklini araştırdı. Araştırmanın ardından karton ve fon kağıtları ile kamera yapan Arslan, yaptığı kamerasını okula getirip öğretmeni ve sınıf arkadaşlarına da gösterdi. Arslan'ın sınıf öğretmeni Hulusi Çakır, kartondan yapılan kamerayı kendi sosyal medya hesabından paylaşınca takipçilerinden büyük ilgi gördü.

İYİ BİR KAMERAMAN OLMAK İSTİYOR

Kartondan yaptığı kamera ile sınıf arkadaşlarını görüntüleyip röportajlar yapan Arslan, okulu bitirince iyi bir kameraman olmak istediğini, bu hayalini de kendi imkanlarıyla kartondan yaptığı kamera ile gerçekleştirdiğini anlattı.

Arslan, "Hayalim olan kameramanlık mesleğini kartonlardan kamera yaparak gerçekleştirdim. En büyük hedefim üniversiteyi bitirip, Türkiye'de iyi bir kameraman olmak ve güzel haberlere imza atmak" dedi.

'GÖRSEL ZEKASI DA VAR'

Akköprü İlkokulu'nda 9 yıldır görev yapan Arslan'ın sınıf öğretmeni Hulusi Çakır ise Abdulselam'ın çalışkan bir öğrenci olduğunu ifade ederek, "Derslerindeki başarısının yanı sıra aynı zamanda çok yaratıcı olduğunu gördüm. Kendisinin kameraman olma hayali vardı. Kendi imkanlarıyla evdeki kartonlarla bu hayalini gerçekliştirmiş. Aynı zamanda görsel zekası da var. Yani kemara ve fotoğraf makinesini kullanırken, kadrajı çok iyi ayarlayabiliyor. Bence ilerde muazzam bir kameraman, fotoğrafçı ya da bir sanatçı olabilir. Kendisini tebrik ediyorum ve gurur duyuyorum. İnternetten araştırarak geri dönüşümden kamera yapmış. Gerçeğe yakın bir kamera yapmış" diye konuştu.

Fenomen öğretmen Çakır, kartondan yapılan kameranın fotoğrafını kendi sosyal medya hesabından paylaştığını ve takipçilerinden olumlu geri dönüşler aldığını da anlatarak,"Herkese çok teşekkür ediyorum. Umarım Abdulselam okulu bitirdikten sonra çok iyi bir kameraman olur. Bazen sınıftaki arkadaşlarını çekip güzel vakit geçiriyor. Arkadaşları da onu çok seviyor" ifadelerini kulllandı.

GURUR DUYUYORUZ

4-B sınıfı öğrencilerinden Cemre Uras, "Abdulselam arkadaşımız , kameramanlık hayalini kartondan kamera yaparak gerçekleştirmiş. İnşalllah ileride çok iyi bir kameraman olur. Kendisiyle gurur duyuyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Akköprü İlk ve Ortaokulu

-Omuzuna aldığı karton kamerasıyla sınıfa giren Abdulselam Arslan

-Sınıf öğretmeni Hulusi Çakır, Abdulselamın kamerayı nasıl yaptığını anlatırken

-Sınıf arkadaşları

-Karton karemayla sınıfındaki arkadaşları görüntüleyen Abdulselam Arslan

-Detaylar

-Arkadaşlarıyla röportaj yaparken

-Ders çalışırken bile kamerasını yanında eksik etmeyen Abdulselam

-Sınıf öğretmeni ders anlatırken

-Abdulselam Arslan ile röportaj

-Öğretmen Hulusi Çakır ile röportaj

-Öğrencilerle röportaj

-Abdulselam'ın karton kamerasını inceleyen sınıf arkadaşları

-Abdulselam Arslan, Okul tabelasını çikerken

-Okuldan çıkan arkadaşlarını görüntüleyen Abdulselam Arslan

-Arkadaşları el sallayarak beni çek diye bağırırlarken

-Sınıf arkadaşları hep bir ağızdan "Tebrikler Abdulselam" derken

-Abdulselam Arslan okuldan ayrılırken

===============================

Trakya'nın yeni "sarı altın çiçeği" kanolayı kuraklık vurdu

Trakya çiftçisinin yeni "sarı altın çiçeği" olarak kabul ettiği ve ayçiçeğine alternatif olarak gösterilen ve bölgede ekimi her geçen yıl artan kanolayı kuraklık vurdu. Mevsimin kurak ve yağışsız geçmesi nedeniyle binlerce dönüm araziye ekili konala kuruma noktasına geldi. Kuraklık nedeniyle toprak üstüne çıkamayan kanolanın yağmur yağsa da donma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirten Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, "Kanolanın çıkabilmesi için yeterli yağış düşmedi. O nedenle yağışın az olması nedeniyle çıkmayan ya da çok az çıkan bölgeler var. Eğer bugünlerde de yağış düşmezse riskli bir duruma girip hiç çıkmayabilir. Bu da kanolanın kışa daha körpe ve zayıf girmesi demektir. Böyle olduğu takdirde de donma riski var" dedi.

Trakya çiftçisinin ayçiçeğine alternatif olarak gördüğü ve yeni "sarı altın çiçeği" olarak kabul ettiği kanolanın bölgedeki ekim alanları her geçen yıl genişliyor. Edirne'de önceki yıl 30 bin dönüm olan kanola ekimi geçen yıl 50 bin dönüme çıkarken, geçen yılki üretim üreticinin yüzünü güldürdü. Ancak bölgede bu yıl mevsimin kurak ve yağışsız geçmesi nedeniyle tarlalardaki kanolalar kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, bazı çiftçiler şimdiden tarlalarını bozarak alternatif ürünlere yöneldi.

'YAĞIŞLAR YÜZDE 50 AZALDI'

Meteoroloji verilerine göre, geçen yıl Edirne'de Eylül-Ekim aylarında metrekareye 40.4 kilo yağış düşerken bu yıl aynı aylarda 24 kilo yağış düştü.

'DONMA RİSKİ VAR'

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, mevsimin kurak geçmesinin kanola için tehlike oluşturduğunu, bitkinin toprak üstüne zamanında çıkmaması nedeniyle donma riski de bulunduğunu söyledi. Arabacı, "Normalde eylül ayı içerisinde kanolanın ekilmiş olması gerekiyor ki kışa hazırlıklı, kuvvetli bir şekilde girsin. Yoksa kanola, kışın soğuklara kadar gelişip büyümediği takdirde donma riski yüksek. Ekilişi sürecinde çok az yağış düştü. O yağışlarla ekilen kanolaların bazıları çıktı. Bu yağışlar da her yerde aynı olmadı tabi. Bazı bölgelerimizde bu yağış çok az oldu, kanolanın çıkabilmesi için yeterli yağış düşmedi. O nedenle yağışın az olması nedeniyle çıkmayan ya da çok az çıkan bölgeler var. Eğer bugünlerde de yağış düşmezse riskli bir duruma girip hiç çıkmayabilir. Bu da kanolanın kışa daha körpe ve zayıf girmesi demektir. Böyle olduğu takdirde de donma riski var" dedi.

'ELİMİZ TELEFONDA HAVA DURUMUNU TAKİP EDİYORUZ'

Arabacı, genel bir kuraklığın olduğunu ve buğdayda da aynı sıkıntının olabileceğini belirterek, "Birçoğumuz ekim ayının 10'undan itibaren ekimlere başladık. Her gün telefonlar elimizde hava durumunu takip ediyoruz acaba yağış var mı yok mu diye. Bütün çiftçi şu an yağmur bekliyor. Hem kanola hem de buğday için bir an önce yağmur yağarsa ektiğimiz ürünler düzgün çıkar, gelişir ve bir sıkıntı yaşanmaz" dedi.

'TARLASINI BOZAN ARKADAŞLARIMIZ VAR'

Edirne Ziraat Odası Yönetin Kurulu Üyesi Adnan Destere ise bazı çiftçilerin şimdiden kanola ekili tarlalarını bozduğunu söyledi. Destere, "Sırpsındığı, Karabulut, Büyük İsmailce, Sarayakpınar köylerinde eken arkadaşların kanolaları çıkmadı, yağış almadığından dolayı. Hatta bu arkadaşlarımızın arasında tarlasını bozup yerine buğday ekmeye başlayan var. Çiftçi yağmur bekliyor" dedi.

Edirneli çiftçi İsmail Keskin ise yağış almadığından dolayı kanola ekili tarlasının kurumaya başladığını ifade etti. Tüm emeklerinin boşa gittiğini ve zararda olduklarını söyleyen Keskin, "Kanola için büyük masraflar ettik ama 25 Eylül'den sonra çok az bir yağış yaptı. Bu yağışta bu kanolanın sağlıklı bir şekilde çıkması mümkün değil. Biz şu anda tarlamızı bozmayı düşünüyoruz. Dolayısıyla da büyük zarardayız. Durum gerçekten vahim. Eğer yağış alsa da şu süreçten sonra kanolanın kurtulma ihtimali çok düşük. O da çok şanslı bölgeler olur kurtulursa" ifadelerini kullandı.

Çiftçilikle uğraşan Edirne Ziraat Odası eski Meclis Başkanı Erdal Akgün de kanolaların yüzde 90'ının bozulma riski ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Akgün, "Kanola ekimi yapıldıktan sonra yağan yağmurla birlikte çıkmaya başlamıştı. Hatta büyük bir bölümü çıkmıştı. Ardından bir yağmur daha bekledik ama yeterli yağmur gelmeyince çıkan çıktı, daha sonra çıkmış olanlarda da kurumaya dönme var. Yani yeteri kadar kanolayı çıkartmış değiliz. Neredeyse bölgemizde ekilmiş olan kanolaların yüzde 90'ı bozulma ile karşı karşıya. Bunları tekrar sürülüp Ayçiçeği ekimine kalacak gibi gözüküyor" diye konuştu.

KANOLA BİTKİSİ

Ayçiçeği, pamuk, yer fıstığı ve soya gibi yağlı tohumlu bitkilerle karşılaştırıldığında bitkisel yağ kaynağı olarak dünyada en çok üretimi yapılan yağ bitkileri içerisinde ilk üç sırada yer almaktadır. Kanola, tanesinde bulunan yüzde 38-50 yağ, yüzde 16-24 protein, zengin oleik ve linoleik asit miktarı ve yağının kaynama noktasının yüksek olması sebebiyle önemli bir yağ bitkisidir. Genetik kökeni Anadolu'dur. Kanola, ülkemizde Kolza veya Rapiska olarak da bilinmektedir. Trakya'da sarı gelin olarak bilinen ayçiçeği alternatifi olarak ekimi hızla artan kanola yüksem verimi ile üreticinin yüzünü güldürüyor.

Görüntü Dökümü

-------------

-Kanola tarlaları drone ile havadan

-Kanola tarlalarından (arşiv)

-Kanola ekili araziler

-Çatlamış toprak

-Muhabir Ali Can Zeray'ın anonsu.

-Detay görüntü.

-Hüseyin Arabacı ile röp.

-Farklı açılardan detay

-Erdal Akgün ile röp.

-Toprak detayı

-Üreticiler ile röp.

-Genel detay görüntüler

===============================

İzmit'te su kuşlarının göç yolu kirlendi

İzmit Körfezi'nde göç eden su kuşlarının mola verdikleri sahil şeridinde kirlilik oranı her geçen gün artıyor. Özellikle flamingo ve yaban ördeklerine ev sahipliği yapan sahil şeridine atılan plastik ve evsel atıklar doğayı kirletiyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 5 Aralık 2006 tarihinde sulak alan olarak ilan edilen İzmit Körfezi'nin doğu kesimindeki sahil şeridinde kirlilik oranı son yıllarda artış göstermeye başladı. Yüzlerce flamingo, yaban ördekleri ve çeşitli türdeki su kuşlarının göç yolu üzerinde bulunan, kuşların beslenme alanındaki plastik ve evsel atıklar kirliliğe yol açıyor.

Bölgeye gelenler, meşrubat, içki ve plastik şişelerinin çevreye atılmasına tepki göstererek, "İnsanların böyle çevreye ve doğaya saygı duymaması rahatsızlık verici. Biz İzmit'i seviyoruz ve İzmit'i sevenler olarak da böyle şeyler görmek istemiyoruz. Çünkü körfez zamanında çöp kokuyordu. Şu an o koku yok ama tekrar bu kirlilik yaşanması kötü bir durum" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Kirlenen sahil şeridi

-Anons ve röp

-Drone görüntüsü

-Su kuşlarından detaylar

====================

Türkiye'nin tek maden müzesi madencilerin hayatını yaşatıyor

Zonguldak'ta, Türkiye'nin ilk ve tek maden müzesi olma özelliğini taşıyan, taş kömürünün yer altındaki üretimine dair şartların yansıtıldığı, "Maden Müzesi" iki yılda yerli ve yabancı 23 bin ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilere açılan müzenin yanındaki TTK'ye ait 129 yıllık maden ocağı da adeta "yaşayan müze" olarak ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Zonguldak kömür havzasında 1840'tan bu yana kömür üretiminde kullanılan araç ve gereçlerin sergilendiği Türkiye'nin ilk taşkömürü maden müzesi Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2016 yılının Aralık ayında hizmete girdi. Baştarla Mahallesi'ndeki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessesesi'ne ait eğitim ocağının yanında bulunan maden müzesi, ziyaretçilerini adeta maden tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Ücretsiz gezilebilen 3 katlı müzede kentin en önemli gelir kaynağı taşkömürü madenciliğinin, hayatın her alanında izleri görülen kültürü yansıtılmaya çalışıldı. Müzenin zemin katında, 3 maden işçisinin polyester heykelleri ile yer altındaki kömür üretimi canlandırıldı. 2'nci katta kurumun tarihsel dokümanları, iş sağlığı ve güvenliğinde kullanılan malzemeler, kurumun yayınladığı istatistiki bilgilerin yer aldığı vitrinler, 3'üncü katta ise kömür fosilleri, dijital simülasyonlar, harita, resim ve film gibi materyaller kullanılarak madencilik tarihi anlatıldı.

129 YILLIK MADEN OCAĞINDA KÖMÜRÜN TARİHİNE YOLCULUK

Maden müzesine gelenler, 1890 yılında açılan ve 1937 yılına kadar üretim yapıldıktan sonra maden işçileri için eğitim ocağı olarak kullanılmaya başlanılan ve "yaşayan müze" olarak adlandırılan maden ocağını da gezme fırsatını buluyor. Kömürü, tahkimatları, araç ve gereçleriyle aynı şekilde korunan maden ocağına giren ziyaretçiler, müze yetkilileri tarafından gezdiriliyor. Ziyaretçiler, maden ocağında adeta kömürün tarihine yolculuk yaparken duygu dolu anlar yaşıyor. İki yılda yerli ve yabancı 23 bin ziyaretçiyi ağırlayan maden müzesi, kentin en önemli turizm merkezi haline geldi. Tur şirketleri de Zonguldak gezilerinde müzeyi gezi turları arasına almaya başladı.

YAŞAYAN MÜZE

Maden Müzesi Müdürü Tahir Aksekili, müzenin dönemi bitmiş eserleri değil, halen devam eden bir sektörün müzesi olduğunu söyledi. Bu anlamda çok önemli bir müzenin ziyaretçilerine hizmet verdiğini ifade eden Aksekili, şöyle dedi:

"Müzelerde devri bitmiş tükenmiş dönemlerin eserleri sergilenirken bu müze hali hazırda yaşayan bir sektörün müzesi. TTK madenciliği şu anda devam ediyor. Bunun şu an bir müzesi var. Zonguldak maden müzesinde eser odaklı olmaktan çok tematik bir müze. Madenciliğin tarihinden bugüne birçok malzemede sergileniyor ama daha çok madenciliği anlatan kente katkılarını anlatan bir müze. Zonguldak kentini var eden şey madencilik. Burada da bunu anlattık. Kent ile madenciliğin birleşmesini, kente katkılarını anlattık. Gelen herkes ücretsiz şekilde bu müzeyi gezebilir. Gelenler çok farklı bir müze deneyimi yaşayacaktır burada. Hakikatten gezilip görülmesi gereken bir müze. Burada duyguları çok yoğun yaşayacaksınız.ö

EĞİTİM OCAĞI

Aksekili, müzeden sonra eğitim ocağını gezenlerin dışarıya farklı duygularla çıktığını anlatarak, "Gerçek bir maden ocağı burası. İnsanlar maden müzesine gelip te bu ocağı gezme fırsatı bulduklarında bu ocağı gezme fırsatını da buluyorlar. Madenciliğin neleri kapsadığını, sadece bir kömür kazmaktan ibaret olmadığını çok farklı işlerin burada yapıldığını görüyorlar. Çok özel bir deneyim yaşıyorlar. Dünyadaki örneklerinde yapay ocaklar var ama burası yaşayan bir ocak. Halen çalışan bir ocak. İnsanlar buradan çıktıklarında duygusal halde oluyor. Çok duygulananlar üzülenler oluyorö diye konuştu. Arkadaşlarıyla maden ocağını gezen Bülent Ecevit Üniversitesi öğrencisi Mine Ekinci de duygulanarak, "Televizyonlarda görüyordum daha önce ama şimdi içine girdim. Burayı gezerken madenlerdeki kazlar aklıma geldi. Hüzünlendim. Mutlaka herkesin gelip görmesini isterimö dedi.

MÜZEYİ GEZENLER DUYGULANIYOR

İstanbul'dan gelerek müzeyi gezen Sevgi Vural da, "Ben ilk kez geliyorum. Zonguldak deyince akla maden ocakları geliyor. Oradaki dramlar ve üzücü olaylar. Müzeyi de görmek istedim. Biz madenin içine giremiyoruz sadece olaylar ve hikayeleri biliyoruz okuyarak. Birazcık o havayı yaşama şansı veriyor müze. Ben hayretler içinde şok geçirerek zar zor bakıyorum. Bütün olaylar tarih boyunca burada sıralanmış. Müze çok güzel. Güzel olması dışında içindeki dram ve hikayeler beni hüzünlendirdiö diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------

-Müzeden detaylar

-Müzeyi gezenler

-Müze Müdürü Tahir Aksekili ile röp.

-Ziyaretçi Sevgi Vural ile röp.

-Müzeden ocağa giden ziyaretçiler

-Ocağı gezmeleri

-Tahir Aksekili'nin ocağı anlatması

- Öğrenci Mine Ekinci ile röp.

-Anonslar

===============================

Türkiye'nin en yüksek baraj inşaatında 145 metre gövdeye ulaşıldı

Artvin'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı süren ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı ve HES projesinde 145 metre gövde yüksekliğine ulaşıldı. Türkiye'nin en prestijli projeleri arasında yer alan Yusufeli Barajı, 2021 yılında devreye girmesi planlanıyor.

Türkiye sınırları içerisinde 410 kilometrelik uzunluğa sahip Kuzeydoğu Anadolu'nun en büyük nehirlerinden olan Artvin'deki Çoruh Nehri üzerinde, 26 Şubat 2013 tarihinde dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından telekonferans bağlantısı ile temeli atılan Yusufeli Barajı ve HES Projesi inşaatı sürüyor. 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, dünyanın ise çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı'nda, 558 megawatt kurulu güce sahip santral ile 650 bin nüfuslu bir şehrin elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. Türkiye'nin kendi öz kaynakları ile tamamı Türk mühendisleri tarafından inşa edilen baraj projesinde, 145 metre gövde yüksekliğine ulaşıldı. 2130 milyon metreküp su depolanacak ve 2,5 milyar liraya mal olması planlanan proje ile günlük 3 milyon lira elektrik enerjisi geliri elde edilecek. Projenin 2021 yılında devreye girmesi planlanıyor.

100 KATLI GÖKDELENE EŞİT

Baraj inşaatında 440 metre temel kotundan başlanarak 710 metre kotuna yükselecek olan 275 metrelik gövde inşa edilecek. Gövde yüksekliği 100 katlı bir gökdelene eş değer olacak Yusufeli Barajı'nda, Artvin'den Edirne'ye 13 metre platform genişliğinde beton yol veya 120 metrekarelik 60 bin adet konutun inşa edilebileceği 4 milyon metreküp beton kullanılacak. Günde 6 bin 500 metreküp beton dökümünün 3 hava hattı ile taşımalı olarak sürdüğü baraj projesinde gelecek yılın yarısından itibaren su tutulmaya başlanacak.

VALİ: BARAJ VE YENİ YERLEŞİM YERİ PROJESİNİN YÜZDE 72'Sİ TAMAM

Artvin Valisi Yılmaz Doruk, Yusufeli Barajı ve HES Projesi nedeniyle baraj gölü altında kalacak olan Yusufeli ilçesinin Yansıtıcılar ve Sakut Deresi mevkiinde yeniden göl manzaralı, modern bir şehir olarak 3 bölge halinde inşasının sürdüğünü söyledi. Alt yapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamladığını, üst yapı çalışmalarının da tüm hızıyla devam ettiğini anlatan Vali Doruk, mevcut yerleşim alanı 750 dekar olan Yusufeli ilçesinin yeni yerleşim yerinde bu alanın bin 535 dekar olarak iki katına çıkartıldığını söyledi.

Yeni yerleşim yerinde toplam 17 milyon metreküp kazı yapıldığını kaydeden Doruk, "Yusufeli ilçe merkezinde 2 bin 597, Çevreli, Tekkale ve İşhan köylerinde 481, toplamada da 3 bin 78 kişinin hak sahibi olarak devlet eliyle iskan edilecek. Proje kapsamında kamulaştırmaya konu toplam 19 köy ve bir ilçe merkezi yer almakta olup, kamulaştırılacak 8 bin 640 dekar alanda toplam 14 bin 433 adet parsel bulunmaktadır" dedi.

Yusufeli Barajı ve HES inşaatında çalışmaların aralıksız bir şekilde sürdürüldüğünü belirten Doruk, "Baraj gövdesine 1 milyon 950 bin metreküp gövde betonu döküldü. Baraj gövdeside 145 metreye ulaştı. Türkiye'nin prestijli projeleri arasında yer alan, tamamen milli sermayeyle Türk mühendis ve işçisinin alın teriyle inşa edilen baraj projesi 2021'de devreye girmesi planlanıyor. Şu ana kadar baraj ve yeni yerleşim yeri inşa projesinde alan bazında yüzde 72 gerçekleşme sağlandıö diye konuştu.

ÇORUH HAVZASI'NA 143 PROJE PLANLANDI

Bayburt ilindeki Mescit Dağları'ndan doğan ve Gürcistan'ın Batum ilinden Karadeniz'e dökülen Çoruh Nehri, Türkiye'nin en hızlı akan nehridir. Çoruh Nehri'nin Türkiye sınırlarını terk etmeden önceki ortalama debisi saniyede 192 metreküp, yıllık ortalaması ise 6,3 milyar metreküptür. 431 kilometre uzunluğundaki Çoruh Nehri'nin 410 kilometresi Türkiye sınırlarında, 21 kilometresi ise Gürcistan sınırlarında yer almaktadır. Çoruh Nehri'nin Türkiye sınırları içerisindeki menba kısmındaki Laleli Barajı ile mansap kısmındaki TBMM 85'inci Yıl Muratlı Barajı arasında kurulan santrallerde toplam 2632 megawatt kapasiteyle yılda 8.631 gigawatt elektrik üretilecek. Çoruh Havzası'nın yan kolları ile birlikte toplamda 143 adet baraj ve HES projesi ile yılda 14 bin 552 gigawatt elektrik üretimi gerçekleştirilmiş olacak.

Görüntü Dökümü

-------------

-Baraj detayları

-Drone ile detaylar

-Yeni yerleşim yeri detayları

-Vali Yılmaz Doruk'un açıklaması

===========================

Daha fazla kadın inşaat mühendisi için "Beyaz Baretli Kadınlar" hareketi

İzmir'de, inşaat mühendisi kadınlar, şantiyelerde erkek egemen yapıyı kırmak ve buralarda hemcinslerinin de olması için "Beyaz Baretli Kadınlar" hareketi başlattı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi üyeleri, inşaat mühendisliği bölümünde lisans öğrenimine devam eden kız öğrencilere bursun yanı sıra usta- çırak ilişkisiyle mentorluk yapacak.

İMO İzmir Şubesi'nden 6 kadın, inşaat mühendisliği bölümünde lisans öğrenimine devam eden kız öğrencilere destek amacıyla eylül ayında "Beyaz Baretli Kadınlar" projesini başlattı. Üniversitelerin 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü sınıflarındaki 23 öğrenciye ulaşılan projeyle karşılıksız öğrenim bursu sağlanıyor. Proje kapsamında, 23 deneyimli inşaat mühendisi kadın, usta- çırak ilişkisi içinde seçilen öğrencilere 1 yıl boyunca mentorluk yapacak. Üniversitede öğretilmeyen ve mezun olunduğunda bilinmesi gereken "endüstri 4.0" kapsamındaki programlarla ilgili eğitimlerin yanı sıra öğrencilere iletişim becerisi, takım çalışması ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili bilgiler verilecek. Projeye Üniversiteli Kadınlar Derneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi ve Balçova Belediyesi tarafından da destek verildi.

'ODADAKİ 9 BİN ÜYENİN 1000'İ KADIN'

'Beyaz Baretli Kadınlar" Proje Yöneticisi Eylem Eylem Ulutaş Ayatar, çalışmaları hakkında bilgi vererek, "Bizim mesleğimiz olan inşaat mühendisliği "erkek mesleği" olarak biliniyor. "Erkek mesleği" algısı nedeni ile kadınlar, inşaat mühendisliği bölümünü tercih etmiyor. Bu nedenle inşaat mühendisliği mesleğinde kadın sayısı erkeklerden çok daha az. Bu da cinsiyet ayrımcılığına yol açıyor. Kadın meslektaşlarımızın kendilerine güvenmeleri ve güçlenmeleri adına böyle bir projeyi başlattık. İMO'da 9 bin civarında üyemiz var, bunun sadece 1000'i kadın üye" dedi.

'BİZİ RAKİP GÖRMÜYORLARDI'

İnşaat mühendisi Hazal Canpolat ise "Mesleği seçeceğimiz zaman neden hemşirelik, öğretmenlik gibi kadına yakışacağı belirtilen bir meslek seçmediğimiz sorgulanıyordu. Üniversitedeki erkek arkadaşlarımız, bizi rakip olarak görmeyebiliyorlardı. Çalışmaya başladığımızda saha değil de ofis gibi "daha korunaklı alan" denilen yerler bize uygun görülüyordu. Biz bunu zamanla aştık; fakat bu bir mücadele, bir anda olacak bir şey değil. Herhalde ömrümüz boyunca bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

'DİĞER DALLARDA DA UYGULAYACAĞIZ'

İMO Yönetim Kurulu üyesi olan, 23 yıllık inşaat mühendisi Nurgül Atabay da "11 yıl şantiyede çalıştım, son yıllarda proje ofisinde çalışıyorum. Şantiyede inşaat mühendisi kadınlar olarak çok zorlanıyoruz. Bu nedenle bu proje ile ilgili konuşmaya başladığımızda ben çok heyecanlanmıştım. Yaşadığım sorunlar aklıma geldi ve bu konuda öğrencilerin bilinçli olması için çaba sarf etmemiz gerektiğini düşündüm. Yönetim olarak bu konuya destek olduk. Deneyimli kadın arkadaşlarımızı bulduk. Kadın öğrencilere bu mesleği bilgi ve becerileri doğrultusunda seviyorlarsa tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Eğer matematiği ve analitik düşünmeyi seviyorlarsa mühendisliği tercih etmeliler. Kadın mesleği, erkek mesleği gibi düşüncelere kapılmasınlar, kendi yetenekleri doğrultusunda rahatça seçim yapsınlar. Bu proje bizim ilk deneyimimiz, pilot olarak uyguluyoruz. Eğer devam edebilirsek bunu TMMOB'un diğer meslek odalarına yaymayı düşünüyoruz" diye anlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- İnşaat mühendisi kadınların şantiyede görüntüleri

- Baretlerden detay görüntüler

- Anons

- Proje ekibiyle röp.

- Şantiyeden detay görüntüler

=====================

Keşan'da uyuşturucu haplar ele geçirildi

Edirne'nin Keşan ilçesinde polis tarafından kovalamaca sonucu yakalanan ve üzerinde 93 uyuşturucu hap ele geçirilen O.C.B., gözaltına alındı.

Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Yunus Timleri, İspat Cami Mahallesi Esenyurt Caddesi'nde durumundan şüphelendikleri O.C.B.'yi durdurmak istedi. Kaçmaya çalışan O.C.B., kovalamaca sonucu yakalanarak, gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinde yapılan aramada 93 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Ele geçen uyuşturucu haplar ve O.C.B., işlemler için Keşan Narkotik Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Yakalanan şüphelinin emniyete getirilmesi

-Emniyet girişi ve tabela

-Ele geçen uyuşturucu haplar

-Detaylar

===============================

DHA

HABERE YORUM KAT

Son Dakika