• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • Berlin 7 °C
  • Frankfurt 8 °C
  • Paris 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 8 °C
  • Stockholm 7 °C

Dha Yurt Bülteni-4 

Dha Yurt Bülteni-4 
Van'da, PKK ve KCK silahlı terör örgütünün kırsal alanına katılım yaptırılmak istenen 2 çocuk ve bu çocukların kırsala katılımını sağlamakla...

VAN'DA TERÖR OPERASYONU: 4 TUTUKLAMA

Van'da, PKK ve KCK silahlı terör örgütünün kırsal alanına katılım yaptırılmak istenen 2 çocuk ve bu çocukların kırsala katılımını sağlamakla görevlendirilmiş 4 işbirlikçi gözaltına alındı. 4 işbirlikçi tutuklanırken, suça sürüklenen 2 çocuk ise ailelerine teslim edildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, PKK/KCK silahlı terör örgütünün kırsal alanına katılım yaptırılmak istenen 2 çocuk ve bu çocukların kırsala katılımını sağlamakla görevlendirilmiş 4 işbirlikçiye yönelik teknik ve fiziki takip çalışması başlatıldı. Takip sonucu 6 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin üst ve ev aramalarında çok sayıda dijital materyal ve örgütsel doküman ele geçirildi. Şüpheliler emniyetteki songularının ardından mahkemeye sevk edildi. Mahkeme tarafından 4 işbirlikçinin tutuklanmasına karar verilirken, suça sürüklenen 2 çocuk ise adli kontrol şartı uygulanarak ailelerine teslim edildi.

Görüntü Dökümü

------------

-Polis ekiplerinin düzenlediği operasyon

-Şüphelilerin gözaltına alınması

-Şüphelilerin emniyetten adliyeye sevk edilmesi

===========================

DİREKSİYON BAŞINDA SIZAN SÜRÜCÜYÜ POLİS UYANDIRDI

Karabük'te, direksiyon başında uyuyan alkollü sürücü, kendisini uyandıran polise, "Ben sürmedim. Bir arkadaşım vardı, beni buraya bırakıp gitti" dedi.

Dün gece polise, Kurtuluş Mahallesi Ceylan Sokak'ta otomobilin, bahçe duvarına çarparak kaza yapmış olabileceği yönünde ihbar yapıldı. Hemen harekete geçerek adrese giden polis, yol kenarında park halinde bir otomobil buldu. Otomobile yaklaştıklarında ise sürücünün direksiyon başında sızdığını fark etti. Polis memurları, otomobilin kapısını açıp, sürücüyü uyandırdı. Polislerin otomobilden inmesine yardımcı olduğu sürücü D.G., ayakta durmakta güçlük çekti. alkolün etkisiyle evinin adresini de hatırlayamayan D.G., otomobilde bulunan pet şişe içerisindeki rakının ise su olduğunu iddia etti.

Polislerin, "Buraya nasıl geldin? Otomobili kim sürdü?" soruları üzerine, "Kendi isteğimle geldim. Ben sürmedim. Bir arkadaşım vardı, beni buraya bırakıp gitti. Sürücü koltuğunda değildim" diye yanıtladı. D.G. arkadaşının ismi sorulduğunda ise "Boşver abi. Sen bizi bırakıyor musun? Çocuk muyuz biz, kendimizdeyiz. Ben niye buradayım, onu anlayamadım. 45 yaşındayım algılayamadım halen daha. Kusura bakmayın yanlışım yok. Vardır belki ilerleyen zamanlarda bir yanlışımız ama şu anda niye buradayım, niye bu şekildeyiz algılayamadım. Yanlış anlamayın arabamın muayenesi yok, dikiz aynası yok, öbür tarafında da yok. Hiç bir şeyim yok. Alkollü kafayla dersen kafamıza göre bir zevk yapalım dedik. Beni ona göre yargılayın. Cezayı bana yüklerseniz ayıp edersiniz. Benim bir terbiyesizliğim varsa, trafikte bir sıkıntım varsa ona göre işlem yapın bana" diye konuştu.

Polis ekipleri, "Bana bir güzellik yapacak mısınız?" diyen D.G.'yi polis otosuyla evine götürdü.

Görüntü Dökümü

------------

-Alkollü sürücü ve polisler

-Otomobildeki pet şişe içerisindeki rakı

-Sürücünün polis otosuna götürülmesi

=====================

TALEP AZALAN HAMSİDE FİYATLAR DÜŞÜŞTE

Sinop'ta av sezonu başladığında tezgâhlarda 20 liradan satışa sunulan hamsinin fiyatı 5 liraya geriledi. Balıkçılar, fiyatı son haftalarda borsa gibi inişli çıkışlı seyredip, son günlerde fiyatı ucuzlayan hamsiye tüketicilerin yoğun talep göstermesini bekliyor.

Karadeniz'de, 1 Eylül'de av sezonunun başlamasıyla balık avı sürüyor. Sezonun gelmesiyle balıkçı tezgâhları da hamsi ve palamut ile doluyor. Sezon başında hamsiden ve palamuttan umduğunu bulamayan balıkçılar, deniz suyunun soğumasıyla son günlerde bol miktarda hamsiyle kıyıya dönüyor. Sinop'ta hamsinin kilo fiyatı, 20 liradan 5 liraya gerilerken, balıkçılar ise, fiyatı son haftalarda borsa gibi inişli çıkışlı seyreden hamsiye tüketicilerin yoğun talep göstermesini bekliyor.

Balıkçı Mert Kanal, hamside fiyatın 5 liraya kadar indiği ancak talebin az olduğunu belirterek, "Av yasağı bittikten sonra hamsi fiyatları 20 TL'den başladı. Bu hamsi, Marmara hamsisiydi. Karadenizlinin yemediği hamsilerdi. Karadeniz'de hamsinin başlamasının ardından 20 TL'den 15'e, daha sonra 10 TL, 7,5 TL oldu. Birkaç gündür de hamsi 5 TL'ye kadar düştü. Hamsi fiyatı iyi, umarız satışlarımız da iyi olurö dedi.

'HAMSİDE FİYAT İNİP ÇIKTI'

Balıkçı Olcay Karabulut, erken başlayan hamsi sezonuyla vatandaşların hamsiye doymaya başladığını söyleyerek, "Hamsi tezgâhlarda bol, ama satış bakımından azaldı. Vatandaş, Eylül'ün 4'ünden beri hamsi yiyor. Palamut olmadığı için hamsi erken başlayınca vatandaş da biraz doymuş oldu. Hamside fiyat inip çıktı. Fiyatlar bir gün 15 TL, bir gün 5 TL olunca ister istemez vatandaş da biraz tepki yaparak geri çekildi. Hamsinin içine çaça girdiği zaman hamsinin sonu geldi demektir. Bu hamsi yılbaşını bulmaz. Hamsi olmayınca mezgit, barbunya gibi dip avına devam ederiz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Havadan hamsi avı detay

-Hamsi tezgahları detay

-Sinoplu balıkçı Mert Kanal açıklamaları

-Sinoplu balıkçı Olcay Karabulut açıklamaları

-Detay

-Havadan balık avı detay

====================

TOKAT'TA, YENİ HAVAALANININ YÜZDE 65'LİK KISMI TAMAMLANDI

AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, kentte yapımı süren yeni havaalanı inşaatının yüzde 65'lik kısmının tamamlandığı söyledi.

Tokat'ta mevcut havalanının büyük gövdeli uçakların inişine elverişli olmaması nedeniyle yapımını başlanan yeni havaalanı inşaatı devam ediyor. Yaklaşık 115 milyon TL'ye ihale edilen yeni alanda başlayan pist, apron ve taksi yolu yapım çalışmaları çift vardiya halinde sürüyor. Söngüt köyü arazisi içine yaptırılan yeni havaalanı inşaatının 2020 yılı Haziran ayında bitirilmesi hedefleniyor. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, inşaat çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Yeni havaalanının 2 bin 700 metre pist uzunluğunun olduğunu ifade eden Mustafa Arslan, "Yandaki banket genişliği birlikte 60 metre pist genişliği var. 2019 ödeneği müteahhit firmaların hızlı çalışması nedeniyle erkenden bitmişti. Biz Sayın Cumhurbaşkanımıza durumu arz ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın yardımıyla 47,5 milyonları ek ödenek aktarıldı. İnşaatımız durmadan devam ediyor. Şu anda alt yapı ve üst yapı ihalesini alan firma ayrı ayrı çalışıyor. Hizmetlerine devam ediyor. İnşallah planladığımız takvimde hizmete açmak istiyoruz" dedi.

'TOKAT'IN ÇEHRESİ DEĞİŞECEK'

Havaalanını açıldığı zaman Tokat'ın çehresinin değişeceğini belirten Arslan, "Tokat da adeta bir uçuşa geçmiş olacak. Çünkü dışarıdan gelen yatırımcılarımız, organize sanayi bölgelerimize yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız ilk önce bize havaalanını soruyorlar. Havaalanını yaptığımız zaman biz bu bölgeye daha fazla yatırımcı getireceğimizi düşünüyoruz. Tokat ilimizde şu anda 5 tane organize sanayi bölgemiz var. 5 tane organize sanayi bölgemizde de çalışmalarımız devam ediyor. Her yıl buradaki istihdamı artırmak için çaba içerisindeyiz. Havaalanı ile birlikte buraya büyük kargo uçakları da inecek. Buradan yapacağımız ihracatları da kargo uçakları ile daha kısa sürede çevremizde ki birçok ülkeye aktarmış olacağız" diye konuştu.

Yeni Tokat Havaalanının uluslararası nitelikte olacağını belirten Arslan, "Dünyanın her yerine buradan uçuşlar gerçekleştirilecek. En son sistemlere göre yapıldığı için her türlü hava koşullarında buraya uçaklarımız inme imkanına sahip olacak. Şu anda havaalanın yüzde 65'i tamamlandı. Yüzde 35'lik kısmı kaldı" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

------------

-Alandan görüntüler

-İnşaat çalışmalarından görüntütler

-Ak Parti Milletvekili Arslan'ın açıklaması

======================

AÇ KALAN YABAN DOMUZLARI ŞEHRE İNDİ

Muğla'nın Marmaris ilçesinde, aç kalan yaban domuzu sürüsü yiyecek bulmak amacıyla şehir merkezine indi.

Ormanlık alandan gelen 19 yetiştin yaban domuzu, dün (salı) saat 21.30 sıralarında, birçok otelin bulunduğu Cumhuriyet Mahallesi'ne indi. Araç ve insanlara aldırış etmeyen sürü, turistler ve kent sakinlerince görüntülendi. Domuz sürüsü, çöp konteynerlerinde ve çevresinde yiyecek aradı. Bir konteynerden diğerine geçerken anayoldan karşıya geçen domuzları gören sürücüler, araçlarını durdurup geçişlerine kadar bekledi. Kent merkezine birçok kez domuzların indiğini bilen ve o anları cep telefonuyla görüntüleyen bir sürücünün, "Bu ne nedir ya. Domuzlar işin b.k.u çıkardı" dediği duyuldu. Ayrıca sürüyü gören vatandaşlar, o anları sosyal medya hesaplarından paylaştı. Paylaşılan görüntülere, "Artık korkmuyorlar ve ormanlık alanda gibi gezip, yiyecek arıyorlar. Yetkililer ve hayvan severler ormanlık alanlara yiyecek atmalı. Yaban domuzları kendi alanlarında beslenmeli, aksi halde bir kaza veya sorun çıkacak" yorumları yapıldı.

Görüntü Dökümü

------------

- Vatandaşın cep telefonu görüntüsünde domuz sürüsü

- Yaban domuzu sürüsünün cadde karşıya geçmesi

=====================

'SUCUKTA HİLEYE DİKKAT, DOMUZ ÇIKABİLİR'

Türkiye'nin en önemli sucuk üretim merkezlerinden Afyonkarahisar'da özel bir firmada gıda mühendisliği yapan Fatma Özyıldız, sucuk alacak olan vatandaşları uyararak, güvenilir markalardan alışveriş yapmalarını istedi. Hileli bir ürünü anlamak için analiz yapılması gerektiğini vurgulayan Özyıldız, "Hileli ürünü anlamak çok kolay değildir. Analiz yapılmalıdır. Analizde et içerisinde ne olduğu at eti, eşek eti veya domuz eti olup olmadığı belli olur. Vatandaşlarımız ucuz sucuk almamalıdır. Ucuz sucukta hile vardır" dedi.

Termal, mermer, lokum, kaymak ve haşhaşın yanı sıra sucuğu ve etiyle Türkiye'nin önemli illerinden birisi olan Afyonkarahisar'da sucuk üretimine özel önem veriliyor. Afyonkarahisar'da hijyenik ortamda kurallara uygun üretilen sucuk ayrı bir damak tadı oluşturuyor. Afyonkarahisar'da özel bir sucuk üretim fabrikasının gıda mühendisi Fatma Özyıldız, sucuk tüketecek vatandaşlara bazı uyarılarda bulundu. Damak tadı, rengi, içerisine kullanılan baharatıyla sucuğun öneminden bahseden Özyıldız, hileli sucuğu anlamak için analiz yaptırılması gerektiğini ya da ucuz sucuk alınmamasını istedi. Özyıldız, markalı sucuklara vatandaşların yönelmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

SUCUĞUN ÜRETİM AŞAMASINI ANLATTI

Özel bir sucuk üretim şirketinde 3 yıldır Üretim Müdürlüğü yapan gıda mühendisi Fatma Özyıldız, sucuk için öncelikle yüzde 100 dana etinin olması gerektiğini söyledi. Dana etinin karkas olarak alındığını ve kemiklerinden ayrılmasının ardından sucuk üretimi için birçok safhadan geçtiğini belirten Özyıldız, sucuğun üretim aşamasını şöyle anlattı:

"Karkasından ayrılan et sinir ayıklama makinesinden geçirilir. Etin içerisinde sinir başta olmak üzere ne varsa onlar ayrı bir işlemeden geçilir. Sucuk hamuru için gerekli olan dana eti, yağ, sarımsak ve baharatlarıyla beraber karıştırılır. Belirli bir süre ve sucuğu sucuk yapan o tadın elde edilmesi için dinlenmeye alınır. Dinlendirilmiş olan sucuk hamuru dolum aşamasına getirilir. Dolum aşamasında doğal kılıf kullanılıyorsa kılıfların hijyeni önemlidir. Bu nedenle potasyum sorbat ve asitli suya daldırılıp çıkartılır. Daha sonra dolum işlemi gerçekleşir. Dolum işlemi gerçekleştikten sonra genelde fermente bir ürün ise fermantasyon aşamasında bir işlemimiz var. Dolan sucuk hamurlarını fermantasyona tabi tutuyoruz. Yaklaşık 16 ile 18 saatlik süreyle 28 ile 30 derecelik sıcaklıklarda yüzde 90 bağ ile sucukların olgunlaştırılmasını sağlıyoruz. Bu aşama bizim için çok önemlidir. Sucukların orada tat ve aroma gelişimi söz konusudur. Birçok bakterilerin ve yabancı maddelerin bir miktar da olsa elemine edildiği bir aşamadır. Fermantasyonun ardından ürünler ışıl işlemine tabi tutulur. Işıl işleminin ardından paketlemeye hazır hale getirilir."

'GÜVENİLİR MARKALARDAN ALIŞVERİŞ YAPIN'

Sucuk tüketeceklere öncelikle güvenilir bir markayı tercih etmelerini tavsiye eden Fatma Özyıldız, "Sucuğun kendisine has doğal bir rengi vardır. Sucuğun içerisindeki yağlar mozaik bir yapıda olmalıdır. Dilimlenebilir özelliği çok iyi olmalıdır. Hatta tavaya atıldığında yağını çok fazla salmamalıdır. Çünkü sucuğu sucuk yapan özellikler bunlardır" dedi.

'UCUZ SUCUKTA HİLE VARDIR'

Hileli ürünler için önceliğin analiz olduğuna dikkati çeken Fatma Özyıldız, açıklamasına şu ifadelerle devam etti:

"Hileli bir ürünü anlamak aslında çok da kolay bir şey değildir. Ancak analiz yaptırılabilir. Ama onlar da tabii bazı kurumlar tarafından gerçekleştiriyor. Ancak bir müşteri ilgili kuruma bir şikayet verdikten sonra analizlerde etin içerisinde ne olduğu at eti, eşek eti veya domuz eti olup olmadığını ancak analizler vasıtasıyla anlayabiliriz. Vatandaşların ucuz sucuk almamaları gerekiyor. Özellikle fiyattan da anlayabilirler. Ucuz sucuk yiyorlarsa bilin ki bu üründe hile vardır."

'KALİTELİ SUCUKTA BURUŞMA OLMAZ'

30 yıldır aynı şirkette et ve et ürünleri bölümünde çalıştığını söyleyen Kadir Yıldırım, kaliteli sucuğu fiyatından anlamanın mümkün olduğunu vurguladı. Yıldırım, şöyle konuştu:

"Sucuğun kilosu ortalama 65 ile 70 TL arasındadır. Sucuğun kalitesini fiyatının yanı sıra renginden anlayabiliriz. Rengine bakıldığında et oranını hemen belli eder. Genelde müşterilerimiz de sucuğun nasıl yapıldığını soruyor. Biz de gerekli açıklamaları ve hangi işlemlerden geçtiğini anlatıyoruz. Sucukta hileyi genelde pişirirken anlarsınız. Sucuğu tavaya attığınız zaman yağ oranı yüksekse sucuk tavada buruşur. Ama kaliteli sucukta buruşma olmaz ve tamamen tavada olduğu gibi kalır."

'DOSTLARIMA DA SUCUK İKRAM EDİYORUM'

Muğla'dan İstanbul, Ankara veya Konya'ya giderken Afyonkarahisar'a uğrayarak sucuk yediğini söyleyen Ali Gümüşhan, kaliteli sucuğu doğal bağırsak ve parlak renginden anladığını belirtti. Gümüşhan, "Her geldiğimde sucuğu dilimleterek burada ızgara üzerinde pişirtiliyorum. Daha sonra tadına bakıyorum. Her gelip geçerken bunu yapıyorum. Ayrıca akraba ve dostlarıma da sucuk alıp ikram ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

- Gıda Mühendisi Özyıldız hazırlanan sucukların yanında iken detay

- Sucuk yapımı esnasında hazırlanan etlerden detay

- Etler makinelerde hazırlanırken detay

- Üretim sahası içerisinde çalışan işçilerden detay

- Genel detaylar

- Sucuk dolumundan detaylar

- Aşama aşama sucuk yapımından detaylar

- Hazırlanan sucuklardan detaylar

- Özyıldız'ın konuşması

- Sucukların paketlenmesinden detaylar

- Sucuklar pişirilmek için dilimlenirken detaylar

- Dilimlenen sucuklardan detay

- Sucuk satışında görevli Kadir Yıldırım'ın konuşması

- Müşterilerin sucuk almasından detay

- Müşteri ile röp

- Sucuğun ızgarada pişirilmesi

- Sucuklu yumurtanın pişirilmesi

- Sucuğun ekmek arasına konulmasından detay

- Müşterinin sucuklu ekmeği yemesinden detay

==========================

KAZ DAĞI KESTANESİ, BÖLGE HALKININ GELİR KAYNAĞI

Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde, Kaz Dağları'nın kuzey yamaçlarında yetişen kestaneler, yöre halkına ek gelir kaynağı oluyor. Köylüler, topladıkları kestanenin kilosunu 10 liradan satıyor.

Bayramiç ilçesinin yüksek kesimlerinde, Kaz Dağları'nın kuzey yamaçlarında yetişen kestaneler, Serhat, Yassıbağ, Akçakıl, Karaköy, Çırpılar ve Daloba gibi köylerde yaşayanlara ek gelir kaynağı oluyor. Her yıl Ekim ayı ile birlikte olgunlaşan kestaneler, ağaçlardan dökülüyor. Köylüler, geceden yere dökülen kestaneleri toplayabilmek için sabah erken kalkıp, iş başı yapıyor. Kestaneler, dikenli kabuklarının içinden çıkarılarak binbir zahmetle toplanıyor.

Kilosu10 liradan satılan Kaz Dağı kestanesinde önceki yıllara göre verimin az, ürünün ise küçük olması dikkat çekiyor. Köylüler, bu durumu yağışların az olmasına bağlıyor. Kaz Dağları'na gezmeye giden doğaseverler ise, yiyecekleri kestaneleri kendi elleriyle toplamanın zevkini yaşıyor.

Daloba köyünden Halis Ertan, bu yıl bölgede az kestane yetiştiğini, kendisinin de yiyecek kadar toplayabildiğini belirtti.

Serhat köyünden Halil Düzgün ise, Kaz Dağları'nda doğal olarak yetişen kestanelerin yöre halkına ek gelir sağladığını belirterek, "Kaz Dağları'nda kestane sezonu başladığından bugünlerde herkes kestane toplamaya çıkıyor. Kaz Dağları'ndan toplanan kestanelerin kilosu 10 liradan satılıyor. Millet geçimini sağlıyor, yiyeceği kestanesini topluyor. Ancak bu yıl havalar kurak gittiği için kestaneler küçük yapılı. Yaz mevsimi yağışlı geçtiğinde kestaneler daha iri oluyor" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

-Kestane ağaçlarından ve üzerindeki kestanelerden görüntü.

-Kestane ağaçlarından drone görüntüsü.

-Kestane toplayan Halil Düzgün ile röp.

-Kestane toplayan doğaseverlerden görüntüler.

-Kestane toplayan Halis Ertan ile röp.

-Toplanan kestanelerden görüntü.

=====================

CAM KAVANOZDAKİ MUZDAN HEDEF YILDA 1 MİLYON TON MUZ ÜRETİMİ

Türkiye'de 2013 yılında 250 bin ton olan muz üretimi, 2019'da 650 bin tona yükseldi. Sektör, 2020 yılında Türkiye'nin yıllık tüketimi olan 1 milyon tonun karşılanmasını ve ithalatın sona erdirilmesini hedefliyor.

Grow Fide-Güney Agripark'ın Satış Pazarlama Müdürü Ferhat Ekimler, üretime başladıkları 2013'te Anamur, Alanya, Gazipaşa bandında 250 bin ton muz üretildiğini, bugün yerli üretimin 650 bin tona yükseldiğini açıkladı. Türkiye'deki yıllık tüketiminse yaklaşık 1 milyon ton olduğunu belirten Ekimler, gün geçtikçe nüfusun ve muz tüketiminin arttığına dikkat çekerek, "Dışa bağımlılığı büyük ölçüde azalttık. Hem firmamız geliştikçe hem de ekili alanlar arttıkça 2020 yılında dışa bağımlılığımız oldukça azalacak ve kendi muzumuzu üretir hale gelmiş olacağız" dedi.

Yıllık fidan üretimi kapasitelerinin 1 milyon civarında olduğunu belirten Ekimler, "Tabi pazar büyüdükçe alan da gelişiyor. Firma olarak piyasanın yüzde 60-70'e yakın muz fidanı ihtiyacını karşılıyoruz. Geçmişte sadece Alanya, Gazipaşa ve Anamur hattında üretim vardı. Daha çok yerli çeşitler. Gelişen teknolojiyle ithal muz kalitesi ve ayarında ve daha aromatik muz üretimi başladı. Zaten pazarda yerli muz diye yazılıyor ve tüketici de fark etmeye başladı. Hem aroması hem kendi doğamızda yetişiyor olması nedeniyle tüketici ilgisi de arttı. Anamur, Gazipaşa, Alanya ana pazar ama Manavgat, Antalya merkez, Fethiye, Çukurova, Silifke, Mersin, Adana hatta Aydın gibi yörelerde yeni muz üretim alanları oluşmaya başladı" diye konuştu.

Muz üretim sahalarının artmasıyla Türkiye'nin 2020 yılında kendi muz ihtiyacını karşılayabilecek düzeye geleceğini ve ihracatın da mümkün olabileceğini belirten Ekimler, nakliyeye dayanıklı türlerin üretimi yapıldığı takdirde Azerbaycan, Türkmenistan gibi yakın bölgelere önümüzdeki yıllarda muz ihracatının mümkün göründüğünü dile getirdi. Muz üretiminin düşük maliyetli, kolay ama teknik bilgi gerektiren bir üretim çeşidi olduğu vurgulayan Ekimler, 20 dönümde bir ailenin işçilik ihtiyacı duymadan muz üretimi yapabileceğini, dönüm başına 8-10 ton ürünle 10-15 bin TL gelir elde edebileceğini kaydetti.

LABORATUVAR ORTAMINDA CAM KAVANOZDA ÜRETİLİYOR

Muzun dünyanın en çok tüketilen meyvesi ve Türkiye'nin de önemli ithal ürünlerinden biri olduğunu belirten Ekimler, Aksu İlçesindeki tesislerinde ileri teknoloji de kullanılarak, muz ağacı gövdelerinden laboratuvar ortamında üretilen muz fideleri, kavanoz içinde belirli süreler bekletilerek, ardından da fidana dönüştürüldüğünü kaydetti. Ekimler, bu şekilde üretilen muz hijyenik, kaliteli olduğu ve yerli muz çeşitlerinin bu şekilde gelişltirildiğini de anlattı.

Görüntü Dökümü

-------------

- Muz köklerinin kavanoz içinde görüntüsü

- Laboratuvarda muz fidanlarının işlenmesinden görüntü

- Muz fidanlarının sera içinde görüntüsü

- RÖP: Ferhat Ekimler

- Detaylar

======================

'GRİP, RİSK GRUBUNDA ÖLÜME BİLE YOL AÇABİLİR'

Antalya Eczacı Odası Başkanı Mehmet Ertekin, sağlıklı bireylerin 1 haftada atlattığı gribin, risk gruplarında ölüme bile yol açabileceğini belirterek, "Risk grubundaki 65 yaş üstü yaşlı, 3 yaşa kadar olan bebekler, gebeler, aşırı kilolu, astım, böbrek, şeker ve kalp hastası kişiler grip aşısı olmalı" dedi.

Antalya Eczacı Odası Başkanı Mehmet Ertekin, havanın soğumaya başlamasıyla grip, nezle gibi mevsim hastalıklarına karşı uyardı. Soğuk algınlığına yakalanma riskinin kapıda olduğunu belirten Ertekin, "Kapalı alanlarda daha çok vakit geçirilen kış aylarında, başta mevsimsel olmak üzere üst solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi oranda artış görülüyor. Bunun önüne geçmek için Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Grip aşıları eczanelere ulaştı" dedi.

KORUYUCU TEDAVİ KAPSAMINDA

Yaklaşan kış mevsimi öncesinde grip aşısının koruyucu tedavi kapsamında olduğuna dikkati çeken Mehmet Ertekin, "Bilhassa kronik rahatsızlığı olan, 65 yaş üstü, çeşitli immün rahatsızlıkları olan ve gebelerde vazgeçilmez olarak değerlendirilen uygulama koruyucu tedavi kapsamında önem teşkil ediyor. Vatandaşlarımızın özellikle aşılama sonrası yeterli bağışıklık kazanım sürecini de göz önünde bulundurarak hekim ve eczacılarına danışmalarını önemle duyurmak isteriz" dedi.

RİSK GRUBUNDAKİLERE ÜCRETSİZ

Grip aşısının risk grubundakilere hekim reçetesi ile ücretsiz yapıldığını belirten Ertekin, grip hastalarının aktif döneminin her yıl ekim sonundan nisan başına kadar devam ettiğini söyledi. Sağlıklı bireylerde 1 haftada iyileşen gribin, risk gruplarında ölüme bile yol açabileceğini belirten Mehmet Ertekin, "Risk grubundaki 65 yaş üstü olan yaşlı,3 yaşa kadar bebekler, gebe, aşırı kilolu olan, astım, böbrek, şeker ve kalp hastası kişiler grip aşısı olmalı" dedi.

Ertekin, grip aşısının her yıl yenilendiğini, bir önceki yılın aşılarının kullanılmadığını, bu yıl daha önceki yıllara oranla daha etkin aşıların piyasaya sürüldüğüne dikkat çekti.

Görüntü Dökümü

------------

- Eczaneden detay görüntüler

- Çalışanlardan detaylar

- Dolapta bulunan grip aşılarından detay görüntüler

- Antalya Eczacılar Odası Başkanı Mehmet Ertekin'den detaylar

- Grip aşısından detay görüntü

Muhabiri Aslı Duran'ın anonsu

- Röp1: Mehmet Ertekin

- Grip aşısının yapılmasından detay görüntü

- Röp2: Nihal Doğanay

=======================

TURİZMCİLER 2020'DE DE REKOR BEKLİYOR

Turizmciler 2018 ve 2019 yıllarında olduğu gibi 2020'de de yine rekor beklentisi içinde. Bununla birlikte turizm sektörünün krizlere alışkın olduğunu belirten turizmciler, 2023 hedefi olan 75 milyon turist sayısının yakalanacağını söyledi.

Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenen Akdeniz Turistik Otelciler Birliği'nin (AKTOB) ekim ayı toplantısında bir araya gelen turizmciler toplantı sonrası gazetecilere değerlendirmede bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı'na tam destek veren turizmciler, operasyonun kısa sürede başarıyla tamamlanmasını da temenni etti. 2020 yılında da beklentilerin turist sayısında rekor olduğunu açıklayan turizmciler, 2023 yılında da 75 milyon turist rakamının yakalanacağını kaydetti.

'SON DERECE YERİNDE VE HAKLI BİR MÜCADELE'

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, Barış Pınarı Harekatı'nın turizmi etkilemeyeceğini belirterek, "Bu çok önemli bir karar, oradaki operasyonların sürmesi ve devamlılığı. Bu Türkiye'nin geleceği ve gelecek nesillerin aslında güvenliği açısından son derece önemli bir operasyon. Türkiye burada gelecek mücadelesi ve güvenlik mücadelesi veriyor. Son derece yerinde ve haklı bir mücadele. Bunun en kısa süre içerisinde sonlanması ülkemiz geleceği açısından önemli olacaktır. Burada turizm sektörünün geleceği için de son derece önemli, çünkü Türkiye'de yürütülebilecek, o bölgeden kaynaklı herhangi bir terör faaliyeti bizim sektörümüzün devamlılığı ve sürdürülebilirliği açısından tehdittir. Onun için bizim operasyonu desteklememe gibi bir durumumuz söz konusu olamaz. İnşallah ordumuz orada en kısa süre içerisinde operasyonları tamamlayacak. Türkiye önümüzdeki günlere aydınlık bir şekilde bakacak. Bugüne kadar orada şehit düşmüş şehitlerimizin hepsinin ruhlarının şad olmasını diliyorum" dedi.

'ANTALYA RAKAMLARI TARİHİ REKORA GİDİYOR'

Barış Pınarı Harekatı dolayısıyla turist sayısında herhangi bir azalma olmadığını vurgulayan Osman Ayık, "Şu ana kadar en ufak bir etki görmedik. Rakamlarda da görmedik. Türkiye turist rakamlarında henüz bir azalma söz konusu değil. Ekim ayında bile Antalya rakamları tarihi rekora gidiyor. Yüzde 20'nin üzerinde artış var. Bu şunu gösteriyor, Türkiye çok önemli bir turizm ülkesi, tekrarlayan turist sayısı fazla olan bir ülkeyiz. Bu neticede gelen çok turist olduğu için bu durumdan mutluyuz" diye konuştu. Türkiye'nin 2020 hedeflerinin de rekorlar kırmak olduğuna dikkati çeken Osman Ayık, 2020'nin kendileri için yeni rekor yılının olacağını ifade etti.

'ÜLKEMİZİN BEKASI VE GELECEĞİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ"

AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, Antalya bölgesinde ekim ayı itibariyle yüzde 20'lik bir büyüme söz konusu olduğuna vurgu yaparken, yaşanılan durumun kendileri için sevindirici olduğunu söyledi. Antalya'nın dünyada kendini kanıtlamış bir destinasyon olduğunu belirten Yağcı, her türlü krize rağmen büyümelerini devam ettirdiklerini aktardı. Barış Pınarı Harekatı'nın ülkenin geleceği için önemli olduğunu vurgulayan Erkan Yağcı, "Ülkemizin bekası ve geleceği için çok önemli bir harekat. Mehmetçiğimize orada başarılar diliyorum, inşallah bir an önce sağ salim dönerler" dedi.

'HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUZ'

2019 yılını 50 milyonu aşan bir turist sayısıyla kapatacaklarının altını çizen Erkan Yağcı, 5 yıllık süreç için ise 75 milyon turist sayısının gerçekçi bir rakam olduğunu ifade etti. Yağcı, "Türkiye bunu yapabilecek güçtedir. Hem bilgi birikimi hem kapasite hem de sektörün yapısı düşünüldüğünde bunu başarabilecek güçteyiz. Hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz" dedi.

'TÜM DESTİNASYONLAR ETKİLENDİ'

Thomas Cook'un iflasının sadece Antalya ve Türkiye olayı olmadığını, dünya çapında bir olay olduğunu belirten AKTOB Başkanı Yağcı, yaşanılan durumun dünya turizmini etkilediğini kaydetti. Yağcı, "178 yıllık bir firma battı. Bundan tüm destinasyonlar etkilendi. Biz bunun etkilerinin en aza indirgemek için ilk günden Kültür ve Turizm Bakanlığımızın liderliğinde tüm sektörün bileşenleri olarak tüm çalışmaları yapıyoruz. Alacaklarımızla ilgili çalışmalarda bulunuyoruz. İngiltere ve Almanya'da takipçisi olacağız" diye konuştu.

Antalya'da bu seneki turist hedeflerinin 16 milyon turiste ulaşmak olduğunu söyleyen Yağcı, yüzde 17'lik büyümenin devam etmesi halinde yıl sonunda hedeflenen rakamlara ulaşılabileceğini ifade etti. Antalya'nın 2023 yılı turist hedefinin ise 25 milyon turist sayısına ulaşmak olduğunun altını çizen Erkan Yağcı, turizm sektörünün krizlere rağmen yoluna ve büyümesine bakacağını anlattı.

'BÜTÜN PAZARLARIMIZDAKİ AKIŞ DEVAM EDİYOR'

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca da ekim ayının turizmde etkisinin çok iyi olduğunu vurguladı. Suriye sınırında yapılan Barış Pınarı Harekatı'nın kendilerini etkilemediğini söyleyen Atmaca, "Yapılan operasyonun şu an bize bir etkisi olmadı. Ekim ayı verilerimiz çok iyi gidiyor. Rakamlarımız da ortada, havalimanına gelen uçak sayılarımız da arttı. Şu ana kadar elimize ulaşan bir rezervasyonlarda iptal durumu da yok. Bütün pazarlarımızdaki akış devam ediyor" dedi.

'SADECE TÜRK TURİZMİ BAŞARABİLİRDİ'

Turizm sektörünün bütün krizleri aştığına dikkati çeken Ülkay Atmaca, "3 yıl önce 2016 Rusya krizimiz vardı. 2016 yılındaki bir krizden çıkıp da bir yıl sonra sektörü toparlayıp, 2018'de tüm zamanların turist rekorunu kırmak, sadece Türk turizmi başarabilirdi. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim. O rekorların kırıldığı 2018 yılından sonra daha rakamları yüzde 16 arttırmak bu sektörün yine başarısıdır" diye konuştu. 2020 yılı için önlerinde hiçbir olumsuz durum olmadığını da söyleyen Ülkay Atmaca, 2020'nin çok pozitif olacağını ve 2019'dan daha iyi geçmesini beklediklerini sözlerine ekledi.

Görüntü Dökümü

------------

- Sahilden detaylar

- TÜROFED Başkanı Osman Ayık röportaj

- Sahilden detay

- AKTOB Başkanı Erkan Yağcı röportaj

- Sahilden detay

- POYD Başkanı Ülkay Atmaca röportaj

- Sahilden detay

=========================

TAŞLARI SANAT ESERİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR

İzmit'te yaşayan ev hanımı Gülnur Turgut (61), deniz kenarından topladığı taşları hiçbir boyama işlemi yapmadan renk tonlarına göre kullanarak tablolar yapıyor. Gülnur Turgut, mozaik sanatıyla 3 yıldır ilgilendiğini belirterek, "Yazın tatile gittiğimizde birbirinden farklı renkteki küçük taşları topluyorum. Daha sonra bunları renklerine göre ayırıyorum. Yıkayıp temizledikten sonra da cilalayıp kurutuyorum. Ardından tutkalla taşları yapıştırarak portre ve manzara tabloları yapıyorum" dedi.

Yaklaşık 15 yıldır sanatla uğraşan ve son 3 yıldır da mozaik sanatıyla ilgilenen Gülnur Turgut, yaz tatillerinde deniz kenarında topladığı birbirinden renkli küçük taşları renklerine göre ayırıyor. Ardından bu taşları yıkayıp temizledikten sonra cilalayıp kurutuyor. Daha sonra da bu taşları tutkalla tablolara yapıştırarak boya kullanmadan doğal taş renkleriyle portre ve manzara resimleri yapıyor. Ayrıca seramik, cam ve mermer taşı kullanarak birbirinden güzel sanatsal çalışmalar gerçekleştiriyor. Turgut, yakında sergi açmayı planladığını söyledi.

'HER TATİLE GİTTİĞİMDE TAŞ TOPLUYORUM'

Her yaz ailece tatile gittiklerinde kendisinin deniz kenarından taş topladığını söyleyen Gülnur Turgut, "Yaklaşık 15 yıldır sanatın çeşitli dallarıyla ilgileniyorum. Fakat son 3 yıldır da mozaik sanatı üzerine çalışmalar yapıyorum. Mozaik sanatına Gaziantep'te gezdiğim bir mozaik sergisi nedeniyle ilgi duydum. O müzedeki eserlerden ve mozaiklerden çok etkilendim. Daha çok doğal taşlar ilgimi çekmişti. Doğal taşlardan yaptığım eserlerdeki taşları da denizden toplamaya karar verdim. Her sene tatile gittiğimde, sahilde başımı eğerek sürekli taş topluyorum ve o taşları evime getirip renklerine göre sınıflandırıyorum, temizleyip vernikliyorum. Daha sonra biriktirdiğim o taşlardan tablolar yapmaya başladım. Taşları toplamak çok zor oluyor ben her tatile gittiğimde sadece taş topluyorum. Her sabah sahilde güneşin altında taşlar toplayarak renklerine göre ayrıştırıyorum ve eserler yapmaya başlıyorum." dedi.

'TAŞLAR DOĞAL VE BOYA YOK'

Kullandığı taşların doğal olduğunu ve kesinlikle boyama yapmadığını ifade eden Turgut, konuşmasını şöyle sürdürdü;

'Yaptığım eserlerde kullandığım taşları boyamıyorum, boyarsam eğer doğallığı bozulur. Taşlar boyalı olsa zaten işim daha kolaylaşır. Ben resimde kullanacağım taşları rengine göre seçiyorum, çünkü bir portreye ifade verirken yüzündeki ifadeye o tonda gölgeleme yapıyorum. O tonu bulamazsanız resme ifade veremiyorsunuz. Yaptığım eserleri, beğendiğim bir fotoğraftan ya da kendi çektiğim bir fotoğraftan yapıyorum. O fotoğrafın çıktısını alarak onların üzerine taşları yapıştırarak yapıyorum. Gerçek resme bakıp taşların üzerine aynısını yapıştırarak yapıyorum. Çalışmalarımdan etkilenip ders almak isteyenler var. Atölyemi biraz daha genişletip ders vermeye de başlamak istiyorum. Şu anda bütün çalışmalarım sergi yapmak üzerine. Bir sergi açıp eserlerimi orada sergilemek istiyorum."

'BİR YÜZ İFADESİ İÇİN 1 AY ÇALIŞIYORUM'

Mozaik sanatın zorluklarını anlatan Turgut, "Mozaik sanatında en çok portrelere yüz ifadesi vermekte zorlanıyorum. Çünkü yüze ifade vermek için fotoğraftaki renk tonunun aynı tonundan bir taşı bulmak zorundasınız. O renk tonu uymadığı zaman bakışı ya da o duyguyu veremiyorsunuz. Portreye o taşla duyguyu veremediğiniz zaman tekrar sökmek zorunda kalıyorsunuz dolayısıyla yanındaki taşlar da sökülüyor. Bazen bir yüz ifadesi verebilmek için 1 hafta veya 10 gün ya da 1 ay çalıştığım oluyor. Çünkü söküp tekrar takıyorsunuz mozaiğe yakından bakınca hiçbir şey ifade etmiyor. Mozaiği yapıp bitirdim diyorsunuz, uzaklaşıp bakınca hata gördüğünüz zaman yeniden söküp takmak zorunda kalıyorsunuz bu nedenle oldukça zor bir sanat." diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Gülnur Turgut taşlarla çalışma yaparken

-Gülnur Turgut röp

-Yapılan eserlerin görüntüleri, yakın plan

-Anons, eserlerden detaylar

=========================

ŞİŞE BURUNLU YUNUS (AFALİNA) İSKELETİ TOPRAKTAN ÇIKARILDI

Organik kısımları çürümek üzere 5 yıl önce Ege Üniversitesi (EÜ) Botanik Bahçesi Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne gömülen yunus, topraktan çıkarıldı.

İzmir Çeşme ilçesine bağlı Ildırı Beldesi sahilinde ölü olarak karaya vuran yunus, bundan 5 yıl önce Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Müzesi'nde iskeletinin sergilenmesi için organik kısımları çürümek üzere toprağa gömüldü. Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Müzesi'nde görevli bilim insanları tarafından bundan 5 yıl önce gömülen yunusun, iskeleti sergilenmek üzere topraktan çıkarıldı. Gömüldüğünde boyunun 2,35 metre, ağırlığının da 250 kilogram olduğu kaydedilen şişe burunlu yunusun çıkarılan iskeletinin de büyük olduğu görüldü. Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tümel Tansu Kaya koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalışmaya EÜ Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Yaşa, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş, Botanik Bahçesi Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Hasan Yıldırım, Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerim Çiçek ve Ege Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencileri katıldı. Şişe Burunlu Yunus olarak geçen Tursiops Truncatusların 3.8 metre boya ve 650 kilogram ağırlığa kadar çıkabileceğini belirten Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş, "Çıkardığımız şişe burunlu yunus iskeleti Tabiat Tarihi Eğitim ve Araştırma Merkezi'nde eğitim amaçlı sergilenecektir. Bu iskelet Zooloji Anabilim Dalı için önemli olduğu kadar Biyoloji Bölümü öğrencileri için de önemli bir tür olacaktır" dedi. Türkiye'de halka açık sergilenen türün ilk örneği olacağının altını çizen Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerim Çiçek ise "Türkiye'de yalnızca iki ya da üç örnek mevcuttur. Ancak üniversitemize gelen ziyaretçilere açık olarak sergilenen tek örnek olacaktır" diye konuştu.

EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Özellikle temel bilimlerde anatomi çalışacak bilim insanlarına ve öğrencilere önemli veriler sunacak. Ayrıca her yıl yüzlerce ilk-orta ve lise öğrencilerinin ziyaret ettiği Tabiat Tarihi Müzemizde sergilenecek. Bu tür çalışmalarla bilime destek olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜLÜ HABER

- İskeletin topraktan çıkarılmasından görüntü

- Bilim insanlarının açıklamaları

- İskeletten genel ve detay görüntüler

DHA

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05