Dha Yurt Bülteni - 4

Dha Yurt Bülteni - 4

Bursa'da yurt inşaatında çalışan Adem Türk (20), vinçle çıkarılan malzemeleri boşalttığı 7'nci kattan düşerek hayatını kaybetti.

7'nci kattan düşen inşaat işçisi öldü

Bursa'da yurt inşaatında çalışan Adem Türk (20), vinçle çıkarılan malzemeleri boşalttığı 7'nci kattan düşerek hayatını kaybetti.

Olay, dün saat 18.00 sıralarında Nilüfer İlçesi Uludağ Üniversitesi Yerleşkesi içinde bulunan yurt inşaatında meydana geldi. İnşaatta işçi olarak çalışan Adem Türk, vinçle 7'nci kata çıkarılan inşaat malzemelerini boşaltmaya başladı. Ancak bir anda dengesini kaybedip düştü. İş arkadaşları durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Adem Türk'ün hayatını kaybettiğini belirledi. Türk'ün öldüğünü öğrenen arkadaşları sinir krizi geçirdi.

Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Adem Türk'ün cesedi otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-------------

-Olay yerinden görüntüler

-Polis ekipleri inceleme yaparken

-Detaylar

=====================

11 aylık Almira, üniversiteli amcasının karaciğeriyle hayata tutundu

Antalya'da, damar tıkanıklığı nedeniyle karaciğer yetmezliği yaşayan 11 aylık Almira Zamkı, amcası Sadık Ahmet Zamkı'dan (24) yapılan karaciğer doku nakliyle hayata tutundu. Üniversite öğrencisi Sadık Ahmet Zamkı, "Şans bana güldü, yeğenimi karaciğerimin bir parçasıyla hayata bağladım" dedi.

Antalya'da oturan Zeynep (27) ve uzman çavuş Oğuzhan Zamkı (27) çiftinin 11 ay önce Konya'da Almira adını verdikleri kızları dünyaya geldi. Ailesi, doğumundan üç gün sonra tenindeki sarılıktan dolayı Almira'yı doktora götürdü. Doktorlar, renklenmenin yeni doğan sarılığı olduğunu, yeni doğan her bebekte olabileceğini, endişeye gerek olmadığını söyledi. Oğuzhan Zamkı, ailesiyle birlikte görev yeri olan Kars'ın Sarıkamış ilçesine gitti. Doğumdan 21 gün sonra Almira'nın gözünde çapaklanma oluşması nedeniyle çift bu kez Sarıkamış Devlet Hastanesi'ne gitti. Yapılan muayenede Almira'nın sarılık olduğu, hastalığın ilerlediği tespit edildi. Almira aynı gün Erzurum Atatürk Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi. Burada yapılan tetkiklerde, Almira'nın safra kesesinin olmadığı tespit edildi.

İLK AMELİYATINI 9 AYLIKKEN OLDU

Doktorlar, minik Almira'nın safra kesesinin olmaması nedeniyle vücudunun ürettiği safrayı atamadığını, bunun sonucunda karaciğerinin ileri derecede hasar gördüğünü, bu nedenle karaciğer nakli olması gerektiğini kaydetti. Yaklaşık 2.5 kilo olan Almira'nın kilosu uygun olmadığı için nakil yapılamadı. Doktor kontrolünde yaşamını sürdüren Almira, 9 aylık olduğunda Atatürk Üniversitesi Hastanesi'nde "kasai" (safra yolunun doğumsal olarak yokluğu) ameliyatı yapıldı. İncebağırsaktan alınan parçayla, karaciğerle kalın bağırsak arasına kanal yapıldı. Bu kanal vasıtasıyla karaciğerin ürettiği safranın bir bölümünün kalınbağırsak vasıtasıyla atılması sağlandı. Böylece Almira'ya karaciğer nakli için zaman kazandırıldı. Bu süre içinde kilo alması sağlandı. 5 kiloya çıkan Almira'nın bünyesi karaciğer nakline hazırlandı.

ANTALYA'YA TAYİN İSTEDİ

Oğuzhan Zamkı, kızının tedavisi devam ederken Antalya'ya tayin istedi. Zamkı ailesi Antalya'ya gelir gelmez Almira'nın tedavisi için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerin ardından karaciğer nakli için hazırlıklar başlatıldı. Almira için önce annesi ve babası canlı verici olmak istedi. Ancak sağlık sorunları nedeniyle ikisi verici olmayınca bu kez Akdeniz Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu 2'nci sınıf öğrencisi olan amcası Sadık Ahmet Zamkı, Almira için verici olmak istediğini söyledi. Yapılan testler olumlu çıkınca Sadık Ahmet Zamkı'dan 31 Mayıs'ta alınan karaciğer dokusu, Almira'ya nakledildi.

Baba Oğuzhan Zamkı, şu an kızının durumunun çok iyi olduğunu, ameliyata girdiğinde 5 kilo olduğunu, şu an 8 kilo 600 grama çıktığını söyledi. Kardeşinin bağışladığı karaciğer dokusu sayesinde artık sağlıklı bir çocukları olduğunu belirten Zamkı, "Çok mutluyuz. Kontrol için geldik hiç bir sorunumuz yok" dedi.

'ŞANS BANA GÜLDÜ'

Yeğeni için bağışçı olan Sadık Ahmet Zamkı ise şunları söyledi:

"Şans bana güldü. Almira'ya karaciğerimin bir bölümünü bağışladım. Almira'nın hastalığını ve sonrasında karaciğer nakli olacağını duyduğumda ilk ben verici olmak istedim. Benden karaciğer nakli yapılmasını çok istiyordum. Fakat öncelik ağabeyim ve yengemindi. Çünkü onlar da verici olmak için çok arzuluydu. Ancak şans bana güldü, yapılan testler neticesinde ben uygun görüldüm. Ameliyatımız çok güzel geçti. Kısa sürede iyileştim. Almira benden daha kısa sürede iyileşti, sağlığına kavuştu. Umarım her şey böyle güzel devam eder."

'KARACİĞER NAKLİNİ UZMAN EKİP YAPMALIDIR'

Karaciğer naklinin günümüzde sık yapılan önemli organ nakli ameliyatlarından olduğunu belirten AÜ Hastanesi Başhekimi ve Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı, nakil sonrasında beslenmenin hem alıcı hem de donör açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. Prof. Dr. Aydınlı, "Karaciğer nakli artık rutin hale geldi. Uzman ekipler tarafından yapıldığında son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Vücut organı kabul ettikten sonra hasta ömrünün geri kalanını sağlıklı geçiriyor. Hastanede kalınan süreç ve sonrasında hasta bazı ilaçlar kullanır. Bu ilaçların bazıları bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar. Bu yüzden nakil sonrasında beslenmeye dikkat edildiği gibi enfeksiyon riskine karşı hijyene de son derece dikkat edilmelidir. Nakil olan hastaların grip, nezle olan kişilerden uzak durması gerekir" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Akdeniz Üniversite hastanesi dış plan görüntü

-Organ nakil merkezi dış plan görüntü

-Küçük Almira Baba ve Amcası ile hastaneye gelişi

-Baba emce ve Almiranın birlikte görüntüsü

-RÖP 1: Oğuzhan Zamkı ( Baba )

-RÖP 2: Sadık Ahmet Zamkı ( Amca )

-Küçük Almira Baba ve Amcanın hastaneden ayrılmaları

=====================

Lüks binalar arasındaki Roma Hamamı, yüzyıllara meydan okuyor

Antalya'da lüks apartmanların ortasında kalan Roma Hamamı'nın duvarları, yüzyıllardır ayakta kalmaya çalışıyor.

Konyaaltı ilçesinde yüksek binaların arasında, lüks restoranların arkasında kalan ve geçmişi 3'üncü yüzyıla ait Roma Hamamı, tesadüfen görenlerin ilgisini çekiyor. Etrafı telle çevrili yapının ayakta kalan duvarları, yüzyıllara meydan okuyor. Duvarları demirlerle ayakta tutulmaya çalışılan tarihi hamamda yıllardır restorasyon çalışması ise gerçekleştirilmedi.

Diğer yandan hamamın içindeki çöpler de dikkati çekiyor. Çevrede yaşayanlar, tel örgüler ve demir kapıyla korunmaya çalışılan hamamın içine her isteyenin rahatlıkla girebildiğini söyledi. Demir kapının kilidinin kırık olduğunu belirten bölge sakinleri, bazı geceler evsizlerin de tarihi yapının içinde uyuduğunu kaydetti.

Görüntü Dökümü

----------------

-Hamamdan görüntü

-Drone görüntüsü

-Binalardan görüntü

-Detaylar

=================

Burdur'dan dünya sahalarına el dikimi futbol topu

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde (MAKÜ) "El Dikimi Top Ustası Yetiştiriciliği ve El Dikimi Top Üretimi Projesi" kapsamında 40 kursiyer eğitimi tamamlayıp, ustalık belgesini aldı. MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, "Ürettiğimiz topları sadece antrenmanlarda değil, UEFA'nın standartlarına uygun, ulusal ve uluslararası müsabakalarda da oynanabilir hale getirmek için çalışacağız" dedi.

MAKÜ bünyesinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü ve Çalışma ve İş Kurumu desteğiyle "El Dikimi Top Ustası Yetiştiriciliği ve El Dikimi Top Üretimi Projesi" başlatıldı. Unutulmaya yüz tutmuş 130 yıllık gelenek olan el dikimi top ustası yetiştiriciliği projesi kapsamında kursiyerler yetiştirmek ve ünlü firmalara rakip olmak hedefleniyor. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakanlar Kurulu üyelerinin isimlerine özel olarak üretilen 18 baskılı top Ankara'ya gönderilmişti.

'AR-GE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYORUZ'

MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, projede önemli mesafe kaydettiklerini belirterek, "40 kursiyerimiz eğitimlerini tamamladı ve ustalık belgelerini aldı. Artık onlar nitelikli birer top dikebilecek usta haline geldi. Bu arada biz de bu sektörün yeniden canlandırılması için işletmecilik faaliyetlerini sürdürüyoruz. Üniversitemiz Spor A.Ş. bünyesinde Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın alıcı olduğu bir teklifi kendilerine sunma aşamasındayız. Bir taraftan da el yapımı topun AR-GE çalışmalarını üniversitemizin akademik personeli ve sektörle bir araya gelerek yapıyoruz" dedi.

UEFA'DAN BELGE ALMAK İÇİN BAŞVURU YAPILACAK

Ürettikleri ilk nesil toplarla UEFA'ya "uluslararası müsabakalarda oynanabilir" belgesi almak için başvuracaklarını anlatan Rektör Korkmaz, "Başvurumuzu yapıyoruz. Oradan gelecek sonuçlarla eksiklerimiz varsa tamamlayarak tekrar bir başvuru yapacağız. Süreç böyle işliyor. Ama biz ilk etapta geçeceğimiz konusunda umutluyuz. Olmazsa ikinci etapta yeniden bir çalışma yaparak burada ürettiğimiz topların sadece takımların antrenmanlarında kullanacakları bir top değil UEFA'nın standartlarına uygun, ulusal ve uluslararası müsabakalarda da oynanabilir bir top haline getirmek için çalışacağız" diye konuştu.

'İSTİHDAM DOSTU BİR PROJE'

El dikimi top sektörünün sadece futbolla sınırlı kalmayacağına işaret eden Rektör Korkmaz, şöyle devam etti:

"En zoru futbol topu. Çünkü futbol tabiat şartlarında oynanıyor. Fiziksel koşullara karşı direnci olması lazım. Yağmura, yağışa, ısıya, neme, soğuğa, her şeye uygun olması lazım. Futbol topunun standardını almak salon sporlarına göre çok çok daha zor. Bunu başardıktan sonra salon sporlarında kullanılan topların da üretimine geçeceğiz. İstihdam dostu bir proje. Spor Bakanlığımız da bundan dolayı çok ilgi gösteriyor. Sayın Bakanımızın çok ciddi destekleri var, başından itibaren büyük destek verdi" diye konuştu.

'DÜNYAYA TOP SATAR HALE GELMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ'

Üniversite olarak bu işin işletmeciliğini yapmak istemediklerini vurgulayan Rektör Korkmaz, "Bizim derdimiz üniversite olarak bu işin işletmeciliğini yapmak değil ama sektör oluşuncaya kadar, burada yetiştirdiğimiz ustaların bir kısmının kendi girişimlerini oluşturarak bu topu üretebilir hale gelmesini sağlayacağız. Bu sağlandıktan sonra üniversite olarak teknik akreditasyon yaparak piyasada güvence oluşturacağız. Üniversitemizin teknik analiz ve laboratuvar birimlerinden onaylı toplar haline gelecek. Tabii esas UEFA onayını aldıktan sonra Burdur markasını, üniversite markasını toplarımıza vurup Türkiye'nin her yerine, belki dünyaya top satar hale gelmeyi düşünüyoruz" dedi.

Şu anda prototip üretim yaptıklarını kaydeden Rektör Adem Korkmaz, "İki, üç renk üzerinden gidiyoruz. Artık futbol topunun kendisi de bir görsel. Sanat Tasarım Fakültemiz var. Orada da çok ciddi tasarımlarını yapacağız. Şu anda standartlara uygun, nitelikleri taşıyan topu üretmek temel amacımız. Bunu yaptıktan sonra işin gerisi kolay" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Futbol topu dikimi (arşiv)

-Rektör Korkmaz'la röp.

-Dikilen top

-Detay

=================

Çeşme ve Dikili açıklarında 113 kaçak göçmen yakalandı

İzmir'in Çeşme ve Dikili açıklarında düzenlenen 3 operasyonda, lastik botlarla yurt dışına geçmeye çalışan toplam 113 kaçak göçmen yakalandı.

Çeşme ilçesi Uçburun açıklarında devriye görevi yürüten Sahil Güvenlik botu ekibi, salı günü saat 08.00 sıralarında, lastik botla kaçak geçiş yapan bir grup göçmeni tespit etti. Durdurulan lastik bottaki tamamı Afganistan uyruklu olan 13'ü erkek, 8'i kadın ve 13'ü çocuk 34 kaçak göçmen yakalandı.

Aynı gün saat 08.30 sıralarında, bu kez Çeşme ilçesi Karaabdullah Burnu açıklarında bir grup kaçak göçmenin yasa dışı yollarla Yunan adasına geçmeye çalıştığı ihbar edildi. Bölgeye hareket eden Sahil Güvenlik botu ekibince durdurulan lastik battaki 29'u Suriye, 8'i Yemen, 3'ü Filistin ve 1'i Mısır uyruklu olmak üzere toplam 41 kaçak göçmen yakalandı. 16'sı erkek, 11'i kadın ve 14'ü çocuk olan bu topluluk da Sahil Güvenlik botuyla kıyıya getirildi.

Son olarak dün saat 01.00 sıralarında, Dikili ilçesi Madra Çayı açıklarında bir grup kaçak göçmenin yasa dışı geçiş yaptığı öğrenildi. Bölgeye giden Sahil Güvenlik botu ekibince tespit edilen lastik bottaki tamamı Afganistan uyruklu olan 13'ü erkek, 11'i kadın ve 14'ü çocuk toplam 38 kaçak göçmen yakalandı. Bu grup da kıyıya getirildi.

3 ayrı operasyonda yakalanan toplam 113 kaçak göçmen, kimlik tespit işlemleri sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

=====================

Çalıntı minibüste 46 kaçak göçmen yakalandı

Tekirdağ'ın Ergene ilçesinde Plaka Tanıma Sistemi'nde (PTS) çalıntı olduğu belirlenip, durdurulun kapalı kasa minibüste 47 kaçak göçmen yakalandı. Araç sürücüsü M.G., ise tutuklandı.

Ergene ilçesinden Edirne istikametine giden M.G., yönetimindeki 34 FS 0228 plakalı minibüsün polisin PTS incelemesinde çalıntı olduğu sinyalı vermesi üzerine plaka tüm ekiplere bildirildi. Polis ekipleri Marmaracık Mahallesi girişinde durdurduğu kapalı kasa minibüste yaptığı aramada 42 Pakistanlı, 4 Afganistanlı olmak üzere 46 kaçak göçmen yakaladı. Sürücü M.G. ise polis tarafından gözaltına alındı. Aracın İstanbul'dan iki gün önce çalındığı tespit edildi.

Yasadışı yollardan yurtdışına çıkış yapmak için Edirne'ye geldiği belirlenen kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Tekirdağ İl Göç İdaresi'ne teslim edildi. Adliyey sevk edilen araç sürücüsü M.G. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

======================

Valilik ve BUTSO arasında protokol

Burdur Valiliği tarafından geçen mart ayında başlatılan "Umuda Kapı Açıyorum, Hayata Tutunuyorum" projesi kapsamında Valilik ile Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Valilik Toplantı Salonundaki imza törenine Vali Hasan Şıldak, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, BUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik, İl Sağlık Müdürü Reha Sermed Aygören, Halk Sağlığı Başkanı Sevinç Sütlü ile diğer ilgili kurum ve kuruluşların yetkilileri katıldı. Protokolle "Umuda Kapı Açıyorum, Hayata Tutunuyorum" projesi kapsamında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) üzerinden iş bulan bağımlılar İŞKUR çalışma süresi bittikten sonra BUTSO üye iş yerlerinde istihdam edilecek.

Vali Hasan Şıldak, Valilik olarak başlattıkları projenin başarıyla devam ettiğini belirterek, "Mutluyuz. Şöyle ki bu işe başlarken ilimizde sosyal bir proje olarak, her ne kadar ilimiz küçük bir nüfusa sahip ve kozmopolit olmayan, karmaşık olmayan bir nüfus yapısına sahip olmakla birlikte artık çağımızın gittikçe bir hal alan bu uyuşturucu müptelalığı, bağımlılık derecesine varan ve insanları esir alan sağlığından eden, hayatından eden uyuşturucu terörünün küçük de olsa yansımaları ilimizde de mevcuttu, bunu biliyorduk. Bunu bir proje şemsiyesi altında sistemli bir çalışmayla kendi gayretlerimizle burada bulunan değerli katılımcıların gayretleriyle ve İŞKUR'umuzun desteğiyle belli bir aşamaya getirdik. Bugün itibariyle projemiz kapsamında görebildiğimiz kadarıyla önemli bir sayıya ulaşmış durumdayız. 69'u uyuşturucu, 6'sı da alkol bağımlısı olmak üzere 75 gencimizle irtibat kurmuşuz, sisteme dahil etmişiz. Bunların bir kısmı çeşitli sebeplerden dolayı projemizin dışına çıkmış. Kimi il dışına göç sebebiyle, kimi ulaşılamama gibi sorunları var. Ama biz şu anda önemli bir kitleyle devam ediyoruz. Bağlantıyı koparmış olduğumuz 8 kişidir. 67 kişiyle irtibatımız devam ediyor" dedi.

Projenin temel dayanak noktasının bu insanların elinden tutup, sürekli olarak destek sağlamak, tedavi ve rehabilitasyonlarını kesintisiz olarak devam ettirmelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Vali Şıldak, "Bugün masanın etrafında toplandığımız Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız ve üyelerimizle daha önceden yaptığımız, mutabık kaldığımız esaslar üzerine bir protokol imzalayarak onların da desteğini, toplumun daha geniş bir kesiminin, iş dünyasının desteğini almak suretiyle bu projeyi daha anlamlı kılmak istiyoruz. Protokolümüzün kapsadığı esaslar İŞKUR sürecini tamamlayan vatandaşlarımızın, genç insanlarımızın bundan sonraki hayatlarını idame ettirecek bir işe sahip olmaları konusunda odamızın desteğiyle ilimizdeki bu konuya önem veren bütün işletmelere açık olmak üzere bir sosyal sorumluluk projesi olarak iş insanlarımızın, işletmelerimizin bu gençlerimize kapılarını açmaları şeklinde olacaktır. Onları sahiplenecekler, bu sahiplenmenin sonucunda da onlar hayattan kopmayacak tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini biz yine takibe devam edeceğiz. Bu anlamlı destek için Ticaret ve Sanayi Odamıza ve değerli başkanına çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.

BUTSO Başkanı Yusuf Keyik, "Bu proje ilk başladığında Sayın Valimizi tebrik etmiştik. Ticaret ve Sanayi Odası olarak böyle bir sosyal sorumluluk projesinin içinde olmaktan da mutluyuz. Hep birlikte olursak bu projeyi değerli hale getireceğimizi düşünüyoruz. Bu manada ilgili şirket yöneticileriyle iletişime geçtik. Olumlu dönüş aldık. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bu insanları hayata kazandırmamız, sahiplenmemiz lazım" dedi.

Halk Sağlığı Başkanı Dr. Sevinç Sütlü, projenin başlangıcında müracaat olup olmayacağı yönünde tereddütleri olduğunu belirtti. Sütlü, "Gün geçtikçe müracaat artıyor. Kullanıcılar birbirlerine tavsiye ediyorlar. "Tedavi olma ve iş sahibi olma şansımız var" diye. Tedaviye gelen bağımlıların aileleriyle de görüşmeler yapıyoruz. Belli bir süreci tamamladıktan sonra iş imkanı için değerlendiriyoruz. İŞKUR üzerinden iş yerlerine yerleştiriyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-------------

- Katılanlar

- Vali Şıldak'ın konuşması

- Yusuf Keyik'in konuşması

- Sevinç Sütlü'nün konuşması

- İmza töreni

- Detay

======================

Çocuğa içki içiren çift, Uşak'ta gözaltına alındı

Bursa'da yaşayan Serkan D., boşandığı eşinin, 12 yaşındaki kızına alkollü içki içirdiği videoları görünce savcılığa suç duyurusunda bulundu. Şikayet üzerine eski eş Y.Ç. ile Y.Ç.'nin yeni eşi A.Ç. polis tarafından yaşadıkları Uşak'ta gözaltına alındı.

Bursa'da yaşayan Serkan D., 2009 yılında eşi Y.Ç.'den boşandı. Çiftin 2007 yılında dünyaya gelen kızları C.Z.D.'nin velayeti anneye verildi. Anne Y.Ç., 2011 yılında, 1 kız çocuğu babası A.Ç. ile evlenerek, Uşak'a yerleşti. Y.Ç. ve A.Ç.'nin bu evlilikten de 2017 yılında bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Serkan D., kendisini ziyarete gelen kızının telefonunu kontrol ederken, elinde alkollü içki bardağıyla olan fotoğraflarını gördü. Bunun üzerine diğer fotoğraflar ve videolara da bakan Serkan D., kızı C.Z.D. ile Y.Ç. ve A.Ç.'nin 9 yaşındaki diğer kızları ve 2.5 yaşındaki oğullarına da içki içirildiğini gördü. Görüntülerde, babasının uzattığı bardaktaki alkollü içkinin tadından ve kokusundan rahatsız olmayan 2.5 yaşındaki çocuğun videolarını gören Serkan D., savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Kızının kendisine anlattıklarını ve telefondaki görüntüleri delil olarak sunan Serkan D.'nin şikayeti üzerine savcılık, soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Uşak'ta yaşayan Y.Ç. ve A.Ç, dün akşam gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. Çift hakkındaki işlemlerin sürdüğü belirtildi. Çiftin çocukları ise Uşak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına aldı.

DHA

HABERE YORUM KAT