Dha Yurt Bülteni - 3

Dha Yurt Bülteni - 3

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde, eşi Abdurrahman Gödek (58) ile ortanca oğlu Aydın Gödek'i (29), 2 yıl arayla kanserden kaybeden Ayşe Gödek (63), en büyük...

Bir annenin acılarla dolu yaşamı

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde, eşi Abdurrahman Gödek (58) ile ortanca oğlu Aydın Gödek'i (29), 2 yıl arayla kanserden kaybeden Ayşe Gödek (63), en büyük oğlu Şevket (31), bağımlı olan en küçük oğlu Gökhan'a (23) uyuşturucu satmak isteyen 2 kişiyi engellemeye çalışırken yaptığı ölümlü trafik kazası nedeniyle cezaevine girince 40 günlük geliniyle bir başına kaldı. Anneler Günü'nü gözyaşları içinde karşılayan Ayşe Gödek, sürekli parasını alıp evdeki eşyalara zarar veren uyuşturucu bağımlısı oğlu için mahkemeden uzaklaştırma kararı aldı. Anne Gödek, "Şu hayatta benim iki oğlumdan başka kimsem kalmadı" diyerek, uyuşturucu bağımlısı oğlunun tedavisi için yardım istedi.

ANNE-BABASINI KÜÇÜK YAŞTA KAYBETTİ

Manavgat'ın Sorgun Mahallesi'nde yaşayan Ayşe Gödek, 1957 yılında Ilıca Mahallesi'nde dünyaya geldi. Çiftçi bir ailenin kızı olan Ayşe Gödek, genç yaşta anne ve babasını kaybetti. Daha sonra Abdurrahman Gödek'le evlendi. Aydın, Şevket ve Gökhan adını verdiği 3 oğlu olan Ayşe Gödek'in yaşamı, çiftçilik yapan eşinin 2002 yılında akciğer kanserinden vefat etmesiyle değişti. 3 çocuğuyla birlikte kalan Ayşe Gödek, akrabalarının da desteğiyle çiftçiliğe devam etti.

Ayşe Gödek'in büyük oğlu Aydın, 29 yaşındayken 2014 yılında, aniden gelişen beyin tümörü nedeniyle yaşamını yitirdi. Ayşe Gödek'in diğer oğlu Şevket ise 1 yıl Bursa'da turizm meslek yüksekokulunda okuyup, yanına geri döndü. Askerliğini bitirdikten sonra oto yıkama dükkanı açan Şevket Gödek, geçen yıl eylül ayında evlendi. Bir sene önce ailenin en küçüğü Gökhan ise uyuşturucuya başladı. Anne Ayşe Gödek ile ağabey Şevket Gödek, Gökhan'ı uyuşturucudan kurtarmak için mücadele başlattı.

'KASTEN ÖLDÜRME" SUÇUNDAN TUTUKLANDI

Ağabey Şevket Gödek, geçen yıl ekim ayında, kardeşine uyuşturucu sattığı iddia edilen E.Ş. ve Seher Yemez'in bulunduğu otomobili fark etti. Hemen polise haber verdi. Şevket Gödek'i gören araçtakiler ise 07 AAE plakalı otomobille uzaklaştı. Şevket Gödek de aracıyla peşlerine düştü. Takip sırasında Gödek'in otomobili ile E.Ş.'nin kullandığı otomobil, Titreyengöl Caddesi'nde çarpıştı. Kazada E.Ş. yaralanırken, Seher Yemez yaşamını yitirdi. Gözaltına alınan Şevket Gödek, "Kasten öldürme', E.Ş. ise "uyuşturucunun etkisiyle bilinçli taksirle kaza, yaralama ve ölüme sebebiyet vermek" suçlarından tutuklandı. E.Ş., bir süre sonra tahliye edildi.

'40 GÜNLÜK EŞİNİ BIRAKIP, CEZAEVİNE GİTTİ'

muhabirine anlattı. Anne-babasını çok küçük yaşta kaybettiğini aktaran Ayşe Gödek, "2002 yılında kocam hastalanarak öldü, büyük oğlum Aydın 2014 yılında hastalanarak vefat etti. Oğlumun biri eroin bağımlısı oldu. Büyüğü korumak için trafik kazası yaptı. Kaza olduğunda Şevket, 40 günlük evliydi. Şevket, 40 günlük gelinimi, eşini bırakıp, cezaevine gitti" dedi.

'EROİN BAĞIMLISI NASIL BİR ŞEY OLUR ONU BİLMEZDİM'

En küçük oğlu Gökhan'ın uyuşturucu bağımlısı olduğunu hiç anlamadıklarını söyleyen Ayşe Gödek, "Gökhan'ın evin içinde bazı duruşlarından bir şeyler hissediyordum ama eroin bağımlısı nasıl bir şey olur onu bilmezdim. Bize karşı tavırları değişikti. Uyuşturucu bağımlısı olduğunu, yeğenimle uyuşturucu madde yakalattıklarında haberim oldu. Yeğenim cezaevine gitti, Gökhan serbest kaldı. Bizim o zaman haberimiz oldu. Gökhan'ı biz ele avuca sığdıramıyoruz" diye konuştu.

'KAÇ KAPI VARSA HEPSİNDE YUMRUK İZİ VAR'

Evde olduğu zaman Gökhan'ın kendilerine eziyet ettiğini belirten anne Ayşe Gödek, şöyle dedi:

"Bir şey konuşacak olduğumuzda hiç hoşuna gitmez. Kapıları kırar. Kaç kapı varsa hepsinde yumruk izi var. Bir yumruk davul fırına vurdu, kırıldı, attık. Mikro dalga fırına bir yumruk vurdu, bozuldu. Çantamda, cüzdanımda para koymaz. Habersiz alır. O paranın kendi parası olduğunu söyler. Bana saldırısı olmadı ama ona karşılık versek, belki de saldıracak. Ona cevap vermiyorum."

'3 AYLIK UZAKLAŞTIRMA KARARI ÇIKARTTIK'

Ayşe Gödek, oğlunun birkaç gün önce çocuğu olan kız arkadaşını eve getirdiğini, tepki göstermesi üzerine kendisini ittiğini anlattı. Oğlu hakkında Manavgat Aile Mahkemesi'nden 3 aylık uzaklaştırma kararı aldıklarını söyleyen anne Gödek, "Gökhan daha önce Antalya AMATEM'de bir hafta tedavi gördü. Hakkında Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde zorla tedavi olması için hakim kararı var ancak korona salgını nedeniyle götürülemedi. Biz bu zamana kadar, ne jandarma, ne polis bildik. Tarladan eve, evden tarlaya gideriz. Geçen seneye gelene kadar biz bir şey görmedik. Biz bu sene her hafta, günü gününe, saati saatine polise gideriz. Onlar da bıktı bizden iyice. Ben, başta Sayın Cumhurbaşkanı'mızdan ve bir anne olarak Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan'dan ve diğer yetkililerden yardım istiyorum. Şu hayatta benim iki oğlumdan başka kimsem kalmadı. Bu oğlumun tedavi yapılmasını istiyorum. Bize sahip çıksınlar, ben onu istiyorum" dedi

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Ayşe Gödek fotoğraf albümüne bakarken

- Kapılardaki yumruk izleri

- Mutfaktaki zararlar

- RÖP: Ayşe Gödek

=======================

Koronavirüsü yenen 7 sağlıkçı immün plazma bağışladı

RİZE'de koronavirüsü yenen aralarında doktorlarında bulunduğu 7 sağlık çalışanı immün plazma bağışında bulundu.

Rize'de koronavirüs hastalarını tedavi sırasında hastalığa yakalanan aralarında doktorlarında yer aldığı 7 sağlık çalışanı tedavi altına alındı. Hastanelerde tedavileri tamamlanan sağlık çalışanları sağlığına kavuştu, immün plazma bağışında bulundu.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr Ayşe Ertürk, Rize'de plazma tedavisi yapılan 10'un üzerinde hastadan olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. Ertürk, "Daha önce hastalığı geçirmiş olanlardan aldığımız antikorların plazma şekli ile öngördüğümüz hastalara verdiğimiz bir tedavi şekli var. Rize'de 7 sağlıkçı arkadaşımızdan aldığımız plazmaları ilimizdeki vakalarda kullandık. Birkaç hastamız direk taburcu oldu, bir kısmı yoğun bakım sürecinden servise transfer edildiö dedi.

'PLAZMA BAĞIŞINA BEKLİYORUZ'

RTEÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Uğur Kostakoğlu da immün plazma tedavisinin bilinen ve kullanılan bir yöntem olduğunu söyleyerek hastalığı geçirmiş kişilerden alınan plazmanın hastalara verilerek savunma mekanizması oluşturulduğunu belirtti. Kostakoğlu, "Plazma uygulaması yaptığımız hastalardan olumlu sonuçlar aldık. 18 ile 60 yaş arasında hastalığı geçiren kişileri bağışçı olma konusunda teşvik ediyoruz. Bağışçılardan 3 kere kadar plazma alınıyor. Bağışçıdan kan alınıyor, kandan plazma çekilerek geri kalan kan ürünleri tekrar bağışçıya veriliyor. Alınan plazmalarda hastalarımıza 48 saat arayla en az 3 kez bu tedaviyi uyguluyoruz. Bir kişinin bağışladığı plazma iki hasta da kullanılabiliyor. 1 kişi de 1 ay içerisinde 7- 10 günlük periyotlarda 3 kez plazma bağışında bulunabilmekte. Hastalığı atlatıp uygun koşulları sağlayan kişilerin plazma bağışı yapmasını bekliyoruz" diye konuştu.

'3 KEZ BAĞIŞ YAPTIM'

3 kez immün plazma bağışında bulunduğunu anlatan Kardiyoloji Asistanı Dr. Muhammet Mürsel Öğütveren, "Hastalık temastan birkaç gün sonra grip belirtileri ile başladı. Test sonucu pozitif çıkınca 6 gün hastanede tedavi gördüm, negatife dönmesi ile hastanedeki görevime yeniden başladım. Plazmamızı verdik, hastalara ulaştığı konusunda da mesajla bize bilgilendirme yapıldı. 3 defa plazma verdim. İyileşen hastalardan plazmaya uygun olanların muhakkak bağışta bulunmalarını, yoğun bakımlarda tedavileri süren hastalara şifa olmalarını isterizö ifadelerini kullandı.

Plazma bağışlayan Dr. Nadir Emlek ise "Yüksek ateş ve nefes darlığı ile hastalık belirtisini gösterdi. Test sonucu pozitif çıkınca 8 günlük bir tedaviye başladık. Tedavinin ardından uygun koşulları sağladıktan sonra da plazma bağışı gerçekleştirdim. Umarım yaptığım plazma bağışı bu hastalıkla mücadele eden insanlara yardımcı olmuştur" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Bağışta bulunan doktorlar

-Enfeksiyon servisinde çalışan doktorlar

-Röportajlar

========================

Adana'da cadde ve sokaklar bu hafta sonuda boş kaldı

ADANA'da, koronavirüs salgınına yönelik alınan tedbirler kapsamında getirilen 48 saatlik sokağa çıkma yasağıyla birlikte cadde ve sokaklar bu haftada boş kaldı.

İçişleri Bakanlığı'nın koronavirüs tedbirleri kapsamında 24 ilde 48 saat sokağa çıkma yasağı ilan etmesinin ardından Türkiye'nin en büyük kentlerinden Adana sessiz bir güne uyandı. Cadde ve sokaklara, görevleri gereği yasak kapsamı dışında olanlardan başka çıkan olmadı. Ekmek ya da su almak için çıkan vatandaşları ise polis ekipleri uyararak, evlerine döndürdü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

- Caddelerden drone görüntüleri

- Cadde ve sokaklardan aktüel görüntüler

========================

Düzce'de karantina süreleri dolan 226 kişi evlerine gönderildi

DÜZCE'de, Amerika Birleşik Devletleri'nden geldikten sonra yurda yerleştirilen 226 kişi, 14 günlük karantina sürelerinin dolması üzerine evlerine gönderildi.

Amerika Birleşik Devletleri'nden geldikten sonra Düzce'deki Kredi Yurtlar Kurumu'na bağlı Necla Pekolcay ve Raziye Begüm Sultan Öğrenci Yurtlarında karantinaya alınan 226 kişinin 14 günlük karantina süreleri bugün doldu. Yapılan kontrollerin ardından yurttan ayrılan 226 kişi, 8 otobüs ile memleketlerine gönderildi. Ailelerini özlediklerini belirten kişiler,"İnsanın vatanı gibisi yokö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Vatandaşlar ayrılırken görüntü

Vatandaşlarla röp ve detaylar

===========

Virüsü yendi, 17 gün sonra annelik hayaline kavuştu

İZMİR'de, hamileliğinin 37'nci haftasında koronavirüs kaptığı tespit edilen ve hastanede tedaviye alınan 23 yaşındaki Zeynep Gümüş, virüsü yendi. Testleri negatif çıkan Gümüş, 4 Mayıs'ta da sezaryen yöntemiyle doğurduğu kız çocuğuna "Öykü" ismini verdi. Bebeğinin koronavirüs testinin negatif çıkmasıyla mutluluğunun katlandığını belirten Gümüş, "Hastalığı öğrendiğimde çok korktum. Kendimi mi yoksa savunmasız bebeğimi mi düşüneceğimi bilemedim. Ancak daha sonra hem hastalığı hem de doğumu sağ salim atlatacağıma inandım. Annelik tarifsiz bir duyguymuş" dedi.

İzmir'de yaşayan Zeynep Gümüş, geçen 5 Nisan'da 37 haftalık hamile olduğu sırada, halsizlik, kas ve eklem ağrıları şikayetiyle Ege Üniversitesi Hastanesi'ne başvurdu. Hastanede hem eşi Musa Gümüş'e (27) hem de kendisine koronavirüs testi yapıldı. Gümüş çifti, ertesi gün testlerinin pozitif çıktığını öğrendi. Haberi alınca yıkılan ve çok korktuğunu ifade eden Gümüş, aynı gün Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi'nde tedaviye alındı, eşi ise evinde karantinaya alındı. Hastanede uygulanan iki haftalık tedavinin ardından laboratuvar incelemelerinde durumunun iyi gözükmesinin ardından yeniden test yapılan Gümüş'ün virüsü yendiği anlaşıldı. Bir hafta sonra sezaryen yöntemiyle doğuma alınan Zeynep Gümüş, kendisiyle beraber virüsü yenen eşiyle "Öykü" adını verdikleri bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Koronavirüs testi yapılan Öykü bebeğin sonuçlarının negatif çıktığı ve sağlıklı olduğu belirlendi.

'KENDİMİ Mİ YOKSA SAVUNMASIZ BEBEĞİMİ Mİ DÜŞÜNECEĞİMİ BİLEMEDİM"

Koronavirüs belirtilerinin ilk gözüktüğü sırada buna ihtimal vermediğini belirten Gümüş, "Ben ilk olarak hamilelikten şüphe ettim. Çünkü artık sonlara doğru yaklaşıyordum. Fena halde bir halsizlik, bel, kas ve eklem ağrıları vardı. Bacaklarım ve boynum çok ağrıyordu. Yaklaşık 2-3 gün sürdükten sonra artık hastaneye gitmek zorunda kaldım. Çünkü artık yataktan ağlayarak kalkar olmuştum. Testin ardından ben sonucunda hala pozitif olacağını düşünmüyordum. Ertesi gün evde tek başımayken telefonum çaldı ve pozitif olduğunu öğrendim. Çok şaşırdım, üzüldüm ve ağladım. Kendimi mi yoksa savunmasız bebeğimi mi düşüneceğimi bilemedim. Ancak daha sonra hem hastalığı hem de doğumu sağ salim atlatacağıma inandım. Önce çok korktum, ancak sonradan başaracağım deyip, inandım" dedi.

'ANNELİK TARİFSİZ BİR DUYGUYMUŞ'

Hastanedeki tedavi sürecinde her zaman pozitif düşündüğünü belirten Gümüş, "Kendimi üzmedim. Bebeğim yanımda olduğu için kendimi yalnız da hissetmedim. Ailem, arkadaşlarım, bütün çevrem çok desteklediler beni. Doktorlar da çok ilgilendiler" dedi. Gümüş, bebeği kucağına aldığı ilk anın çok başka bir duygu olduğunu belirterek, "İlk defa anne oluyorsun ve böyle bir şey başına geleceğini düşünmüyorsun. Hastalığı sağ salim atlattım, doğumu da atlatacağım dedim ve atlattım. Annelik tarifsiz bir duyguymuş. Bebeğimi kucağıma aldığımda hissettiklerim de tarifsizdi" dedi.

Bundan sonra da tedbiri elden bırakmayacağını ifade eden Gümüş, "Bir bebeğim var ve bunun için çabalayacağım. İsmini "Öykü" koymamızın iki sebebi var. Hem eşimle tanışma hikayemizden hem de bu başımıza gelenlerden ötürü" dedi.

'DOĞUM SIRASINDA YERİMDE DURAMADIM'

Baba Musa Gümüş de "Kötü hissetsem bile eşime hiçbir şekilde yansıtmadım. Çok şükür geçti, atlattık ve çocuğumuz geldi. Bebeğime bir şey olacak diye tabii ki endişelendim, ancak eşimin testleri iki kez negatif çıkınca ben de rahatladım. Doğum sırasında yerimde duramadım. Yağmur yağıyordu, ancak ben arabanın içine giremeyip, sürekli hastane bahçesinde yürüyordum. Artık önümüzde güzel günler var" dedi.

'37 HAFTALIK OLMASI ZORLU BİR SÜRECE SEBEP OLDU'

Zeynep Gümüş'ün sezaryen operasyonunu gerçekleştiren Op. Dr. Emrah Beyan da, hastalığın 37 haftalıkken gerçekleşmesinin kendileri için zorlu bir süreç yarattığını belirterek şunları söyledi:

"Karşımızda hem bir hasta hem de doğsa bütün organlarıyla tam olacak bir bebek vardı. Hastalığın kendisi de yeni olduğu için bizde soru işaretleri oluştu. Gebeliğin kendisi zaten bağışıklık sisteminin düşmesine sebep olan bir durum. Bir inisiyatif almak zorunda kaldık ve erken doğumu tercih etmedik. 2 haftalık bir yatış süreci oldu. Laboratuvar ve görüntüleme tekniklerinde durumunun gerilediğini gördük. Bunun üzerine normal seyrinde gebeliğinin takip etmesini düşündük. En nihayetinde Zeynep 41'inci haftaya kadar geldi ve sağlıklı bir çocuk dünyaya getirdi. Hastamızı son gününe kadar sağlıklı bir şekilde getirmeyi başardık"

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Zeynep Gümüş'ün bebeğini kucağına aldığı andan görüntü

- Gümüş'ün hastaneden kucağında bebekle alkışlar arasında çıkmasından görüntü

- Gümüş çiftinin, bebeklerini kendi anne ve babalarına göstermesinden görüntü

- Çiftin bebekle birlikte hastaneden çıkıp, arabalarına binmesinden görüntü

- Anne Zeynep Gümüş'ün bebekle evden görüntüleri

- Genel ve detay görüntü

==========================

Burdur'da Vefa Sosyal Destek Grubu'na 22 bin 500 talep

Burdur'da sokağa çıkma kısıtlaması bulunan 65 yaş üzeri ve 20 yaş altı vatandaşlar tarafından Vefa Sosyal Destek Grubu'ndan 22 bin 500 talepte bulunuldu.

AFAD İl Müdürü Yasin Tozgöz, taleplerin çoğunluğunun 65 yaş üstü vatandaşların ilaç talebi olduğunu belirterek, "Bunun dışında gıda, odun, kömür talepleri oluyor" dedi.

Burdur İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü binasında hizmet veren Vefa Sosyal Destek Grubu'na kurulduğu 22 Mart tarihinden itibaren vatandaşlar tarafından 22 bin 500 talepte bulunuldu. Taleplerin makul olan yüzde 90'ı ekipler tarafından karşılandı.

Burdur AFAD Müdürü Yasin Tokgöz, "İl merkezinde talep oluşturan çağrı alıcı 15, talepleri karşılayan 43 olmak üzere toplam 58 personel 15 araçla Vefa Sosyal Destek ekiplerimiz çalışmalarına devam ediyor. Kurulduğu 22 Mart tarihinden itibaren 65 yaş üstü ve 20 yaş altı sokağa çıkma kısıtlaması olan vatandaşlarımızdan 22 bin 500 talep aldık. İl merkezi ve ilçelerimizden gelen makul taleplerin yüzde 90'ını karşılamış durumdayız" dedi.

Gelen taleplerin çoğunluğunun 65 yaş üstü vatandaşların ilaç talebi olduğunu anlatan Tokgöz, "Bunun dışında gıda, odun, kömür talepleri oluyor. Bazı vatandaşlarımızdan fatura ödeme, maaşlarının çekilmesi ve banka işlemleri talepleri geliyor. Ekiplerimiz vatandaşlarımızın taleplerini yerine getirmek için canla başla çalışıyor" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Çağrı alan ekipler

- Yasin Tokgöz ile röp.

- Bir vatandaşın evine yem bırakılması

- Detay

==========================

Müzik öğretmeni kardeşler "annem" şarkısı besteledi

RİZE'nin Fındıklı ilçesinde müzik öğretmenleri Bahar ve Mustafa Durgun kardeşler, Anneler Günü dolayısıyla "annem" şarkısı besteledi. Şarkıyı seslendiren iki kardeşin kayda alınan görüntüleri paylaşıldığı sosyal medyada ilgi gördü.

Müzik öğretmenleri Bahar ve Mustafa Durgun kardeşler, Anneler Günü dolayısıyla "annem" adlı şarkı besteledi. Şarkıda koronavirüs nedeniyle getirilen seyahat yasağı ile annelerini göremeyecek olanların duygularına tercüman olmaya çalışan öğretmenlerin seslendirdiği şarkının kayda alınan görüntüleri paylaşıldığı sosyal medyada ilgi gördü.

Mustafa Durgun, "Anneler gününü çeşitli nedenlerden dolayı annelerinden uzak geçirmek zorunda kalanlar şarkı söyledik. Biz şanslıyız annemizin yanındayız, onun şefkati ile bu şarkı ortaya çıktı. Duygulara tercüman olmak istedikö dedi.

Şarkının sözleri şöyle;

Seninle attı kalbim

Gözlerimde ilk sen

Her nefesimde yanımda tadımda oldun annem

Uyudumda büyüdüm ben

Tıpış tıpış yürüdüm ben

Güldüğümde gülen, ağladığımda annem

Benzemez kimse sana

Sevemez hiçbir kimse

Sen benim uğurumsun benim melek annem

Uyudumda büyüdüm ben

Tıpış tıpış yürüdüm ben

Güldüğümde gülen, ağladığımda annem

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Şarkıyı söyleyen kardeşlerin görüntüsü

=========================

Sivas'ta iftar çadırı evlere taşındı

SİVAS Belediyesi ramazan ayında günübirlik çalışan ve bu süreçte işlerine gidemeyen işçiler ve ihtiyaç sahiplerinin evlerine sıcak yemek servisi yapıyor.

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında bu yıl iftar çadırı kurulamayan Sivas'ta belediye ekipleri iftar yemeklerini evlere götürmeye başladı. Hayat Ağacı ve Gıda Bankası'nın yapmış olduğu yardımların yanı sıra Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin'in mahalle muhtarıyla yaptığı istişareyle Sivas genelinde yaklaşık 150 aileye iftar yemeği ikramında bulunuluyor. Mahalle muhtarlarıyla birlikte iftar saatinden önce 22 ekiple evlere dağıtım yapılıyor. Kentte özel bir restorandan alınan yemekler servis araçlarına bindirilerek belirlenen adreslere götürülüyor. Yemek servisi iftar saatine kadar kısa sürede tamamlanıyor.

Gültepe Mahallesi Muhtarı Ahmet Turan Dağaşan, "Her yıl iftar programı düzenliyorduk. Ancak bu ramazan ayında koronavirüs nedeniyle iftar yapamadık. Ama Belediye Başkanımız Hilmi Bilgin vatandaşımızı mağdur etmedi ve iftarlıklarını gönderdi. Ben mahallem adına teşekkür ediyorum. İnşallah ülkemiz en kısa zamanda selamete kavuşacak ve yaşam normale dönecek" dedi.

'BÖYLE GÜNLERDE DÜŞÜNÜLMEK GÜZEL'

Özel bir firmada pazarlamacı olarak çalışan ve virüs nedeniyle 2 aydır işsiz belirten Gültepe Mahallesi sakinlerinden Oğuzhan Demirel, "Allah razı olsun. Büyüklerimizin böyle günlerde bizleri düşünmesi güzel bir şey. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Normalde bu tip şeylerden halkımız yeterince faydalanıyordu. Bu sene böyle bir şeyin gelmesi insanları çok etkiledi. Allah yardımcımız olsun" dedi.

Serbest işçi Bilal Acıpınar ise, "Şu an pek çalışamıyoruz. İşler sıkıntılı. Başkanımıza bize gönderdikleri iftarlık için çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Ekiplerin araçlarla yola çıkması

-Evlere yemeklerin bırkılması

-Mahalle muhtarının açıklamaları

-Yemek ulaştırılan kişilerin konuşmaları

DHA

HABERE YORUM KAT