Dha Yurt Bülteni - 3

Dha Yurt Bülteni - 3

İzmir'in kırsal mahallelerinden olan Buca Belenbaşı'ndaki 9 derslikli ilkokul ile ortaokul binalarındaki inşaatın yüklenici firmanın iflas etmesinin ardından...

Cami avlusuna konulan konteynerde eğitim devam ediyor

İzmir'in kırsal mahallelerinden olan Buca Belenbaşı'ndaki 9 derslikli ilkokul ile ortaokul binalarındaki inşaatın yüklenici firmanın iflas etmesinin ardından durdurulmasıyla, çocukların eğitime devam etmeleri için bir cami avlusuna konteyner kuruldu. Cami avlusuna kurulan konteynerde eğitim gören 60 öğrenci, camide namaz kılınırken ve cenaze kaldırılırken dersleri dinlemekte zorluk çektiğini belirtirken, bir an önce okul inşaatının bitmesini bekliyor.

bu durumu, sendikanın ve velilerin tepkisini geçen 18 Eylül'de ülke gündemine taşıdı. Okulun ortaokul öğrencileri ise Karaağaç Mahallesi'nde bulunan okula gönderildi. Ancak ikisi de 9 derslikli olan ilkokul ile ortaokul binalarının inşaatını alan firma, iflas etti. Kaba inşaatı biten okul binaları, yarım kaldı. İzmir Valiliği ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün devreye girmesi ile birlikte, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'ndan ödenek çıkarıldı. Bunun üzerine okul inşaatlarında çalışmalar yeniden başladı.

'SAĞLIK AÇISINDAN DA EĞİTİM AÇISINDAN DA SORUN'

Belenbaşı Mahalle Muhtarı İsmet İlhan (60), yüklenici firmanın ekonomik olarak çeşitli sorunlar yaşadığını, bu nedenle çalışmaların durduğunu, yetkililerin devreye girmesiyle inşaatların tamamlanması için çalışmaların yeniden başladığını söyledi. İsmet İlhan, "Çocuklarımız dört dönemdir cami avlusundaki konteynerlerde eğitim görüyor. Biz bu duruma çok üzülüyoruz. Girişimlerimiz sonucu firma yeniden işe başladı. İnşallah çok yakında çocuklarımız rahata kavuşacak. Huzurlu bir ortamda, olması gerektiği gibi bir eğitim yapılacak. Şu anda yapılan çalışmalardan memnunuz. Yüklenici firma çalışmaları hızlı bir şekilde sürdürüyor. Aralık ayı sonuna kadar da çalışmaların biteceği söylendi" diye konuştu.

Konteynerin içinin havasız olduğunu aktaran İlhan, "Konteyner soğuk havada soğuk oluyor, sıcak havada sıcak oluyor. Çok sağlıksız aslında. Ayrıca çocuklar caminin tuvaletlerini kullanıyor. Bir sürü sorun yaşanıyor. Sağlık açısında da eğitim açısından hoş olmayan bir durum. İzmir'deki merkezi bir mahalleye bu şekilde bir eğitim yakışmıyor. Binalar tamamlandığında sorun bitecek" dedi.

'CENAZE KALDIRILIRKEN DERS İŞLENİYOR'

Camide namaz kılınırken, cenaze kaldırılırken çocukların da içerde ders işlediğini belirten İsmet İlhan, "Cemaatin ibadeti ile çocukların eğitimleri birbirine karışıyor. Cenazeler de buradan kaldırılıyor. Sağlıksız bir ortam. Cemaat ve veliler bu durumdan rahatsız. Temennimiz inşaatın yarım kalmaması" dedi. Torunu cami avlusundaki konteynerde okuyan Hüseyin İlhan da, "Okulumuzun bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Çocuklarımız, başka mahallelerdeki okullara gidiyor. Orada mağdur oluyorlar. Okula gitmesi, evlerine dönmesi sorun oluyor. Burada da çocuklar konteynerde eğitim alıyor. Sağlıklı mı sağlıksız mı, kimse bilmiyor. Biz okulların bir an önce bitirilmesini istiyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

- Cami avlusundaki çocuklardan görüntü

- Camiden görüntü

- Okul inşaatlarından görüntü

- İnşaatlardaki çalışmalardan görüntü

- Mahalle muhtarı ile öğrenci velisiyle röp.

- Anons

- Genel ve detay görüntü

=========================

Kentin son iki arzuhalcisinden tatlı rekabet

Denizli'de, 20 yılı aşkın süredir arzuhalcilik yapan Süleyman Solak ve Ramazan Konar, mesleklerinin tükenme noktasına gelmesine rağmen çalışmayı sürdürüyor. Kentin son iki arzuhalcisi, teknolojiyle birlikte müşterilerini büyük ölçüde kaybetse de, her sabah takım elbiselerini giyip erkenden dükkanlarını açarak tatlı rekabetlerini devam ettiriyor.

Tükenmeye yüz tutan meslekler arasında yer alan arzuhalciliğin Denizli'deki son iki temsilcisi, teknolojiye direniyor. Yıllarını bu mesleğe veren Ramazan Konar (67) ve Süleyman Solak (73), Gazi Mustafa Kemal Bulvarı yanında bulunan 4'er metrekarelik iş yerlerinde, daktilo ile dilekçe yazarak vatandaşların ihtiyaçlarını karşılıyor. Takım elbiselerini giyip her sabah saat 08.00'de iş yerlerini açan Solak ve Konar, dükkanlarındaki iskemleye oturup müşterilerini bekliyor. Solak mor, Konar ise yeşil renkli iş yerlerinde daktilolarıyla dilekçe yazıp gelir sağlamaya çalışıyor. Parmaklarıyla daktilonun tuşlarına basarak satırları işleyen arzuhalciler, çalışırken gözlük kullanmayı da ihmal etmiyor.

'BAZI GÜNLER MÜŞTERİ BİLE GELMİYOR'

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte eski yıllara göre müşteri sayısında ciddi bir düşüş yaşayan daktilonun ustaları, yine de mesleklerinden vazgeçmiyor. Kentin son arzuhalcileri, bazı günleri müşterisiz kapatsa da ikilinin tatlı rekabeti yıllardır devam ediyor. 21 yıldır arzuhalcilik yaptığını belirten Ramazan Konar, meslektaşlarının tek tek bu işi bıraktığını söyledi. Emeklilik hayatını daktilosu başında çalışarak geçirdiğini ifade eden Konar, "Mesleğimiz şu an can çekişiyor. Daha önce burada 7-8 kişiydik. Hepsi bıraktı. Sadece 2 kişi kaldık. Artık dilekçeler internetten kolayca temin edilebiliyor. Bazı günler müşteri bile gelmiyor. Biz de iş yerine gelen vatandaşlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bazen dilekçe yazdırmasalar da, bazı konularda sorular soruyorlar. Bu konularda yapılması gerekenleri anlatıyoruz. Dilekçe fiyatları yazılacak olan merciye göre değişiyor. Dilekçelerden 10-20 TL fiyat aralığında ücret alıyoruz. Mesleğimi çok seviyorum. İnsanlarla iç içe olmak çok güzel. Yaz-kış daktilomun başındayım. Gücüm yettiği kadar bu işi sürdüreceğim" diye konuştu.

'TEKNOLOJİ İLERLEDİ, BİZ AYAK UYDURAMADIK'

24 yıl önce mesleğe başlarken satın aldığı daktiloyla çalışmaya devam eden Süleyman Solak ise, "Önceleri işlerimiz iyiydi. Gün geçtikçe azalıyor. İki arkadaş kaldık. Bırakanlar, vefat edenler oldu. Sağlığım izin verdikçe mesleğimi sürdürmek isterim. Günde 1-2 müşterimiz oluyor. Bazı günler gelen olmaz. Teknoloji ilerledi, biz ayak uyduramadık. İşe başladığımdan beri aynı daktilomla çalışıyorum. Bilgisayar kullanmaya göre çok farklıdır. Hata kabul etmez. Bir harfe yanlış basarsanız, kağıdı israf edersiniz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

- Arzuhalcilerin iş yeri önünden genel görüntü

- Arzuhalcilerin kapının önünde beklemesi

- Ramazan Konar'ın daktilo kullanması

- Süleyman Solak'ın daktilo kullanması

- Daktilolardan detay görüntüler

- Ramazan Konar ile röp.

- Süleyman Solak ile röp.

==========================

Marangozlukla başladı, 43 yıldır ut üretiyor

Aşıklar diyarı ve bağlamanın merkezi olarak bilinen Sivas'ta tek ut ustası olan Mustafa Karaoğlu (61), küçük yaşlarda marangozluk ile başladığı mesleğini 43 yıldır sürdürüyor.

Sivas'ta yaşayan evli ve 3 çocuk babası Mustafa Karaoğlu, Küçükminare Mahallesi Dikilitaş Caddesi üzerinde bulunan Kangal İş Hanı'ndaki atölyesinde ut yaparak sanatını devam ettiriyor. 1976 yılında marangozluk yaparken başladığı ut yapımını 43 yıldır devam ettiren Karaoğlu, elektronik çalgılara inat sanatını icra ediyor. Sivas'ın tek ut ustası olan Karaoğlu yaptığı ürünleri Türkiye iç piyasasının yanı sıra talep doğrultusunda Almanya'ya da gönderiyor. Yaptığı udları bin 600 ile 2 bin lira arasında değişen fiyatlardan satan Karaoğlu, meslekte çırak bulamamaktan yakınıyor.

'HER ŞEYİ EL EMEĞİ İLE YAPIYORUM'

Ut yapımına küçük yaşta marangozluk yaparken merak ederek başladığını belirten Mustafa Karaoğlu, "1976'dan itibaren bu işi yapıyorum. İlk olarak 1976 yılında uda benzer bir şey yaptım. O günden beri devam ediyorum. Her zaman iyi bir ut yapmaya çalışıyorum. Bütün ustalar aynısıdır. Herkes işinin en iyisini yapmaya çalışır. Kereste alarak başlıyoruz işe. Her şeyini kendim yapıyorum. Teknesini de kendim çatıyorum, göğüs kapağını da kendim yapıyorum. Her şeyi el emeği ile yapıyorum. Bunu da internetten satıyorum ya da isteyene sipariş olarak satıyorum. Türkiye pazarına satıyorum. Ama bazen de yurt dışına da gönderiyorum. Almanya'ya ut gönderdim" dedi.

'SİVAS'TA TEK USTA BENİM'

Meslekte çırak yetişmediğini ifade eden Karaoğlu, "Sivas'ta tek ut ustası benim. Atölye kurarak ut yapan sadece benim. Bu meslekte çırak yetişmiyor. Ama öğrenmek isteyen varsa herkese kapımız açık. Bu zamana kadar hevesli kimse çıkmadı. Udlarımın hepsi standarttır. Ben göğsünü, kapağını Artvin Ladini kullanarak yapıyorum. Diğer kısımlarında da ceviz, kelebek, gül ağacı ve herkes ne kullanıyorsa ben de onu kullanıyorum. Bir ut, hızlı çalışmayla 20 günde tamamlanıyor. Bu şekilde geçinmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Atölyeden görüntüler

-Ut üretim aşamasından görnütüler

-Ustanın ut çalması

-Röportaj

============================

Dökülen yapraklarla kalp yaptılar

Eskişehir'de Bilim Kültür ve Sanat Parkı'nda çalışan temizlik işçileri, ağaçlardan dökülen sonbahar yapraklarından büyük bir kalp şekli yaptı. Masal Şatosu'nun da bulunduğu parkta dökülen yapraklar ise güzel bir görüntü oluşturdu.

Eskişehir'in en önemli turizm merkezlerinden biri olan Bilim Kültür ve Sanat Parkı, sonbaharda dökülen yapraklarla güzel görüntüler oluşturdu. Parkta çalışan temizlik görevlileri ise kavak ağaçlarından dökülen yüzlerce yaprağı toplayıp kalp şekli yaptı. Temizlik görevlileri son düzeltmeleri yaptıktan sonra kalbin çevresine dizilerek hatıra fotoğrafı çektirdi. Masal Şatosu ve korsan gemisinin yer aldığı parkta ise sonbahar manzarası güzel görüntüler oluşturdu. Parkı ziyarete gelenler bol bol hatıra fotoğrafı çekildi.

Görüntü Dökümü

------------

-Kavak ağaçları ve dökülen yapraklar

-Temizlik işçilerinin çalışması

-Yapraklar detay

-İşçilerin kalp şekli yapması

-Kalp detay

-İşçilerin hatıra fotoğrafı çekilmesi

-Sazova park ve Masal Şatosu

-Havadan görüntüler

==========================

Jandarmanın yaralı bulduğu doğana tedavi

ARTVİN'in Şavşat ilçesinde jandarma ekiplerince ormanlık alanda yaralı bulunan doğan, tedaviye alındı.

İlçeye bağlı Elmalı ve Susuz köylerinde devriye gezen Şavşat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ormanlık arazide yaralı doğan olduğunu gördü. Ekipler, yaralı doğanı Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü (DKMP) ekiplerine teslim etti. Yaralı doğan, DKMP ekiplerince getirildiği İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde veteriner hekimler Hasan Katık ve Gökçen Çalışkan tarafından tedaviye alındı.

'GETİRİLMESEYDİ ÖLEBİLİRDİ'

Veteriner Hekim Gökçen Çalışkan, jandarmanın duyarlılığı sayesinde yaralı doğanın hayatta olduğunu belirterek, "Jandarma bulup getirmeseydi bu şekli ile avlanıp karnını doyurması oldukça zor olduğu için yaşamını kaybedebilirdi. İlk tedavisini yaptıktan sonra et alıp verdiğimizde ilk anda yemekte oldukça güçlük çekti. Bir kısım elimizle yedirdikten sonra hareketleri iyice normale dönmeye başladı. Acı çekmemesi için ön müdahaleyi yaptık. Kars Veteriner Fakültesi yetkilileri ile hocalarımızla görüştük. Tedavisi orada sürecek. Duyarlı jandarmamıza da teşekkür ediyoruz. Yakalayıp getirmeseydi kesinlikle ölüme terk edilmiş olurdu" dedi.

Kimliği belirsiz kişi yada kişişlerce av tüfeğiyle vurulup yaralandığı tespit edilen yaralı doğan, ilçedeki ilk tedavisinin ardından, Kars Veteriner Fakültesi'ne götürüldü. Yaralı hayvanın, tedavisinin sürüdüğü belirtildi.

Görüntü Dökümü

---------

-Yaralı doğana veteriner müdahalesi

======================

El yapımı yorgancılığı yaşatmaya çalışıyor

TOKAT'ta yorgancılık mesleğinin son temsilcilerinden 27 yıllık yorgan ustası Tamer Oruç (40) , büyük emeklerle üretilen el yapımı ürünlerin hazırlarına göre pek çok avantajı olmasına rağmen genç nesiller tarafından tercih edilmediğini söyledi.

Tokat'ta yaşayan evli ve 4 çocuk babası Tamer Oruç, yorgancılıık mesleğine 13 yaşındayken çırak olarak başladı. Askerlik görevini tamamladıktan sonra kendi iş yerini açan Oruç, bugünlerde unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına giren yorgancılık mesleğini devam ettirmeye çalışıyor.

İlkokulu tamamladıktan 1992 yılında yorgancılık mesleğine çırak olarak başladığı belirten Tamer Oruç, "Eskiden yorgancılık güzel bir meslekti. Çok değerli bir meslekti. Herkes yorgan dikmez, dikemez. Ama şimdi fabrikasyon çıktı. Elyaf dediğimiz olay çıktı, yorgan işi biti. Bizim yaptığımız yorganın özelliği kışın asla üşütmez olması. Kışın üşütmediği gibi yazın da terletmez. Yazın bu yorganları ince yapar, battaniye şeklinde kullanırsınız. Ama bugün bir elyaf yorgan alsanız yazın terlersiniz, kışın da üşürsünüz. Çünkü ham maddesi naylondur" dedi.

'GENÇ NESİLLER TERCİH ETMİYOR"

Eskiden herkesin yün yorgan kullandığını belirten Oruç ,"Şimdi kimse kullanmıyor. Eskiden düğün olurdu, kat kat yatak yapardık. Kat kat yastık yapardık. Yorganlar yapardık. Şimdi ise birer tane yaptırıyorlar. Neymiş, adet yerini bulsun. Hazır yorgan alanlarsa genelde kışın bize gelip "Üşüyoruz" diyorlar. Yün getirin diyoruz bulamıyorlar. Biz de "yazı bekleyeceksiniz" diyoruz. Yazdan yaza 3-4 ay işimiz oluyor. Hazır yorganlara bakılırsa yün yorganlar çok ucuz. Bugün 100 lira ile 200 lira arasına en güzel yün yorganı alıyorsunuz. Bugün bir fabrikasyon yorgan alsanız 200 lira veriyorsunuz. Hiç bir özelliği yok. Naylon ne kadar değeri olabilir ki? Bugün devletimiz bile naylona vergi çıkardı" diye konuştu.

'ÇIRAK YETİŞTİREMİYORUZ'

Mesleği devam ettirecek çırak bulamadıklarından da yakınan Oruç, "Bazen okul tatillerinde gelenler oluyor. 3 ayda bir şey öğrenemeyeceklerini söylüyoruz.Bazıları da "liseden sonra geleyim" diyor. 18 yaşından sonra hiç bir çocuğa iğne tutturma şansımız yok. İğneye küçükken el alışacak. İğnenin girdiğinde çıktığında parmak ucu hissedecek. Yani çırak yetiştiremiyoruz. Devletimiz teşvik de vermiyor. İş Kur'dan geliyorlar. Bize 20 yaşından sonra gelen adamlara iş öğretemeyiz. Biz devletimizden çırak istiyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------

-Dükkandan görüntüler

-Yün yorgan yapım aşamasından görnütüler

-Tamamlanmış yorganlar

-Röportaj

(572 mb)

===================

Öğrencilere uygulamalı trafik eğitimi

FİNİKE Yuvalı İsmail Çalkan İlk ve Ortaokulu öğrencilerine uygulamalı temel trafik eğitimi verildi.

Yuvalı İsmail Çalkan İlk ve Ortaokulu öğrencilerine, okul bahçesinde hazırlanan platformda uygulamalı temel trafik eğitimi verildi. Antalya İl Jandarma Komutanlığı Çocuk ve Kadın Kısım Amirliği, asayiş ve trafik timleri tarafından Çocuk ve Gençleri Koruma Sosyal Projesi kapsamında verilen eğitimde, güvenli okul ve trafik dedektifleri tanıtım ve bilgilendirme faaliyeti uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitimde karşıya güvenli geçiş, yaya geçidi, alt ve üst geçitlerin kullanılması, gece trafikte yayaların güvenli seyretmesi, temel trafik işaret ve levhaları uygulamalı olarak anlatıldı.

İl Jandarma Komutanlığı Çocuk ve Kadın Kısım Amiri Mehmet Farfar yönetiminde gerçekleştirilen eğitimde ayrıca asayiş timleri tarafından okul güvenliği, okul çevresinde şüpheli şahıslar, kötü alışkanlıklardan korunma, otobüs ve okul servislerine binme ve inme kurallarına yönelik bilgi aktarıldı. Uygulamalı eğitimde, arama kurtarma ve narkotik köpekleriyle yapılan gösteri öğrenciler tarafından ilgiyle izlendi. Eğitim semineri sonunda öğrencilere çeşitli bilgilendirme broşürleri ve trafik dedektifi kartlarıyla çeşitli hediyeler dağıtıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------

- Uygulamalı trafik eğitiminden detaylar

DHA

HABERE YORUM KAT

Son Dakika