Dha Yurt Bülteni - 2

Dha Yurt Bülteni - 2

KOCAELİ'nin Gebze ilçesinde bir perde fabrikasında yangın çıktı. Fabrikanın çatısında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürülürken, soğutma...

Gebze'de fabrikanın çatısı yandı

KOCAELİ'nin Gebze ilçesinde bir perde fabrikasında yangın çıktı. Fabrikanın çatısında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürülürken, soğutma çalışmaları devam ediyor.

Saat 07.00 sıralarında Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi 2. Caddesi üzerinde bulunan perde üreten bir fabrikanın çatısında yangın çıktı. Yangını görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen yerine gelen itfaiye ekipleri yangını kontrol altına aldı. İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları devam ediyor. Fabrikada bugün üretimin olmadığı öğrenildi.

YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ

Gebze'de fabrikanın çatısında başlayan yangın itfaiyenin yaklaşık 2 saatlik çalışması sonrasında söndürüldü. 2 katlı fabrika binasının çatısının büyük bir bölümü yanarken, çatının bir kısmında çökme yaşandı. İtfaiye ekipleri, yangının başlangıç noktasını ve sebebini bulmak için çalışma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

- İtfaiye ekiplerinin çalışmaları

- Detaylar

- Fabrika binasından görüntüler

- İtfaiyenin çalışmaları

=======================

Sivas'ta eşini tabanca ile öldüren koca "Pişmanım" dedi

SİVAS'ta psikolojik rahatsızlığı olduğu iddia edilen ve eşi Münevver Arbaç'ı (59) tabanca ile vurarak öldüren Fevzi Arbaç (65) adliyeye sevk edildi. Fevzi Arbaç, "Kavga ettik öldürdüm, pişmanım." dedi.

Olay, dün saat 14.00 sıralarında İnönü Mahallesi Karanfil Sokak'taki evde meydana geldi. İddiaya göre, su tesisatçılığından emekli Fevzi Arbaç, eşi Münevver Arbaç ile bilinmeyen bir nedenden dolayı tartışmaya başladı. Tartışma sonucu Fevzi Arbaç tabancasını alarak eşine 2 el ateş etti. Göğsünden ağır yaralanan Münevver Arbaç, olay yerinde hayatını kaybetti. Fevzi Arbaç ise evden çıkarak olay yerinden uzaklaştı. Fevzi Arbaç, polis ekipleri tarafından kısa sürede gözaltına alınarak ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Münevver Arbaç'ın cenazesi ise olay yerindeki incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. 4 çocukları olduğu öğrenilen Arbaç çiftinin uzun zamandır kıskançlık nedeniyle tartışma yaşadıkları öne sürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

'PİŞMANIM'

Olay sonrası gözaltına alınan Fevzi Arbaç'ın emniyetteki işlemleri tamamlandı. Arbaç, sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Adliye çıkarıldığı sırada gazetecilerin "eşinizi neden öldürdünüz?" sorusuna Arbaç, "Kavga ettik öldürdüm, pişmanım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Adliyeden görüntü

-Şüphelinin polis eşliğinde götürülmesi

-Konuşmaları

========================

Van'da 101 kilo eroin ele geçirildi

VAN Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin İpekyolu ilçesinde bir eve düzenlediği operasyonda poşetler içerisinde 101 kilo 600 gram eroin ele geçirildi. 3 kişi gözaltına alındı.

Van Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, İpekyolu İlçesi Serhat Mahallesi Milli Egemenlik Caddesi üzerinde bulunan bir eve operasyon düzenledi. Evde yapılan detaylı aramalarda poşetler içerisinde 101 kilo 600 gram eroin ele geçirilirken 3şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan 3 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

========================

Şehirler arası otobüs olmayınca memleketine dönemedi

SAKARYA'dan Niğde'ye çalışmaya gelen Abdullah Çankaya (28), koronavirüs salgınının başlamasıyla işsiz kaldı. Valilikten izin almasına rağmen otobüs seferleri iptal olduğu için memleketine dönemeyen Çankaya, yanında getirdiği parası bitip, kaldığı yerin parasını ödeyemeyince çadırda kalmaya başladı. Otostop çekmeyi denediğini ama kimsenin durmadığını söyleyen Çankaya, yetkililerden yardım bekliyor.

2 ay önce memleketi Sakarya'dan kentteki kafelerde çalışmak için Niğde'ye gelen Abdullah Çankaya, koronavirüs salgını nedeniyle alınan önlemler sonrası işsiz kaldı. Bunun üzerine Çankaya, valilikten Düzce'ye kadar gidebilmek için izin aldı. Ancak otobüs seferlerinin olmaması nedeniyle gidemedi. Büyük şehirlere giriş- çıkışların yasaklanması nedeniyle memleketine gidemeyen Çankaya, kaldığı apartın parasını ödeyemediği için aparttan da ayrılmak zorunda kaldı. Çankaya, sokağa kurduğu çadırda yasağın bitmesini beklediğini söyledi.

'KİMSE "NEREYE GİDİYORSUN" DEMEDİ'

Çankaya, salgının ilk dönemlerinde izin alamadığını belirterek, "Ardından valilikten Düzce'ye kadar izin belgesi verdiler. Niğde'den otobüs kalkmadığı için Düzce'ye gidemedim. Ancak otostop ile gidebileceğimi düşündüm. Sabah 9.30'da çıktım otobana, akşam saat 21.00'a kadar otobandaydım. Hiç kimse durup, "nereye gidiyorsun, bu valizle ne işin var burada" demedi. Sonra çıktım, yeniden merkeze geldim. Bir pazarcının evinde kaldım bir süre, ardından bir öğretmen 3-4 gün misafir etti. Sonra başımın çaresine baktım. Arkadaşıma söyledim, çadır gönderdi bana. Dışarıda, çadırda kalıyorum. Akşamları çadırımı Niğde Kalesi'nde kuruyorum" dedi.

ESNAF YARDIMCI OLDU

Çadırda üşüdüğünü söyleyen Çankaya, "Param olduğu kadar yemek yiyorum. Olmadığı zaman Allah razı olsun birkaç esnaf yardımcı oluyor. Niğde'ye çalışmak için geldim. Kafelerde çalışıyordum. Yevmiyeli işlere gidiyordum. Sonrasında kafeler kapanınca apartın parasını da veremedim. Evime gitmek istiyorum. Göndersinler ailemin yanına, gönderemiyorlarsa yapabileceğim bir iş versinler onu yapayım. En azından gider bir ev tutarım. Çadırda kalmam" diye konuştu.

Görüntü dökümü

------------------------

-Abdullah Çankaya'nın çadıra girmesi

-Çadırın içerinde eşyalarını düzeltmesi

-Detay görüntüler

-Abdullah Çankaya ile röportaj

=========================

Amasya'da berber, kuaför ve güzellik merkezleri dezenfeksiyon ediliyor

AMASYA'da, koronavirüs tedbirleri kapsamında faaliyetleri durdurulan ve 11 Mayıs'ta yeniden hizmet vermeye başlayacak olan kuaför, berber ve güzellik salonları belediye tarafından ücretsiz olarak dezenfeksiyon ediliyor.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında bir süredir kapalı olan kuaför ve berberler, 11 Mayıs'ta yeniden hizmet vermeye başlayacak. Kısıtlamanın sona ermesiyle birlikte belediye ekipleri, berber ve kuaför salonlarında çalışma başlattı. 185 berber, kuaför ve güzellik merkezi dezenfeksiyon edildi.

'HİJYENİK BİR ORTAMDA HİZMET VERECEĞİZ'

Kuaför salonu dezenfeksiyon edilen Ali Kancı, "Yaklaşık bir buçuk aydır kapalıyız. Kısıtlamanın sona ermesinden dolayı mutluyuz, şimdi hijyenik bir ortamda müşterilerimize hizmet vermeye devam edeceğizö dedi.

Amasya Berberler Odası Başkanı Ferhat Bülbül de "45-50 gündür kapalı olan iş yerlerimizin dezenfekte işlemlerini yapıyoruz. 185 kadın ve erkek kuaförü salonunda komple dezenfekte yapıldıö şeklinde konuştu.

Herkesin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini söyleyen kuaför Filiz Can ise işe başlayacakları için mutlu olduğunu ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------------

-Amasya Belediyesi'nden detaylar

-Dezenfekte çalışması yapan ekipten detaylar

-Kuaför salonu dezenfekte edilen Ali Kancı'ın röportajı

-Detaylar

-Amasya Berberler Odası Başkanı Ferhat Bülbül'ün röportajı

-Detaylar

========================

Mimarisini koruyan Adatepe'de, virüsten de koruyor

ÇANAKKALE'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinin 1'inci derece doğal sit alanında bulunan Adatepe köyü, koruma kurulundan alınan izinle aslına uygun olarak restore edilip korunan ve Rum mimarisinin izlerini taşıyan taş evleriyle ön plana çıkıyor. Kaz Dağları'nın en güzel yerinde bulunan Adatepe; aynı zamanda İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde yaşayanların ikinci konutunun bulunduğu bir köy olarak biliniyor. Koronavirüs salgınının ardından büyük kentlerde yaşayan çok sayıda vatandaş da izole olmak ve doğayla baş başa kalmak için köyde yaşamaya başladı.

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesine bağlı Adatepe köyü, 1989 yılında 1'inci derece doğal sit alanı ilan edildiği için koruma altında bulunuyor. Mübadeleye kadar Yunanistan'ın Midilli Adası'ndan gelen Rumlar yaşadığı için bugün hem Rum hem de Türk mimarisinin izlerini taşıyan yapıların olduğu Adatepe, Türkiye'nin en iyi korunmuş yerleşim alanı olarak gösteriliyor. Kaz Dağları'nın eteklerinde Zeus Altarı'na komşu olan ve deniz manzarasıyla cazibe merkezi oluşturan Adatepe'deki evlerin 100'den fazlası, yeniden yapıldı ve köy turizm destinasyonuna dönüştürüldü. Her yıl 200 bin turisti ağırlayan mimarisi en iyi korunmuş Adatepe köyü, Rum mimarisinin izlerini taşıyan taş evleri, yemyeşil doğası ve masmavi deniz manzarasıyla aynı zamanda İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmak isteyenlerin de ikinci ikametgahları olmuş duruda. Zamanında aldıkları yıkık dökük evleri, koruma kurulundan izin alarak aslına uygun restore eden ve iyi korunmuş mimari yapıları ikinci konut olarak kullanmaya başlayan büyükşehirlerde yaşayıp çalışanlar, koronavirüs günlerinde bu kez Adatepe'de kendilerini koruyorlar. Yazın sürekli yaşadıkları, kış ve bahar aylarında ise hafta sonları ya da birkaç haftalığına geldikleri Adatepe'deki ikinci konutlarına, 11 Mart'ta Türkiye'de koronavirüsün görülmesi ardından kendilerini izole etmek için gelip yerleşenler ile birlikte yerleşik düzende sürekli 25 hanenin yaşadığı köyde bir anda 50 hane yaşamaya başladı.

'YILDA 200 BİN TURİST AĞIRLIYORUZ'

18 yıldır belli dönemlerde Adatepe köyünde yaşadığını, son 5 yıldır ise tamamen yerleştiğini belirten otel işletmecisi Mehmet Şöförtakımcı, "Köyümüz 100 hanenin üstünde İstanbullu ve 11 hane yerli köylümüzle birlikte yaşadığımız bir Rum köyüdür. Uzun süredir Rumlarla Türkler bir arada yaşamış. Selçuklu döneminden gelen bir Türk geleneği de var. Genel olarak köyün Rum yapısında, Rum yaşam tarzında olduğunu Türklerin de buna uyduğunu görebiliriz. Şu an 4 otel işletmesi var ancak yakında 5 olacak. Meydandaki işletmeler haricinde köyde işletme bulunmamaktadır. Yılda 200 bine yakın turisti ağırlıyoruz. Renkli bir köy, hatta zengin bir köy. Ayrıca doğa içinde olduğumuz için mutlu bir hayat yaşıyoruz. Bu köye gelen şehre dönmek istemiyor. Hatta son gelen şehirli, köye şehirli gelsin istemiyor. Bu şekilde bir hayat yaşıyoruz. Bizde Rum kültürüne yakın yaşayıp, Adatepe köyünü Rumlar gibi yaşamaya çalışıyoruz. Gelenek görenekte onu istiyor. Tipik bir Rum köyü ve doğa içinde yaşanan bir şehir hayatıdır" dedi.

'KÖY HAYALET KÖY OLMA YOLUNDA GİDİYORDU'

Adatepe köyünün çok eski bir yerleşim yeri olduğunu anlatan otel işletmecisi Engin Civil ise "Türkler ve Rumların beraber iç içe, kardeşçe, dayanışma içinde yaşadıkları bir köydü. 1924 mübadelesi sonrası Rumların vatanlarına dönmesiyle birlikte sadece Türklere kaldı. 1980'lerin sonuna doğru köy bir hayalet köy olma yoluna doğru gidiyordu. Fakat o yıllarda köyü keşfeden bir grup entelektüel ve arkadaş grubunun gelmesiyle birlikte köyde yeniden bir hareket ve canlanma başladı. Bu arkadaş grubunun ön ayak olmasıyla birlikte 1989 yılında köy 1'inci derece doğal sit alanı ilan edildi. O yıldan bu yana da köy koruma altında. Türkiye'deki koruma altında olan sayılı köylerden birisidir. Rum mimarisinin etkilerini daha çok görüyoruz. Ama burada Rumlar, Türkler, Roma İmparatorluğu, Bizans, Selçuklu etkilerini de görebilmekteyiz. Köyde boş bir arazinin hiçbir önemi yok. Bir ev yerinin de aslında çok fazla önemi yok. Ancak orada ev yeri olduğunu daha önceden ispatlayabiliyorsanız, ilgili 3 tane projeyle birlikte Anıtlar Kurulu izniyle ancak inşaata başlayabiliyorsunuz. İzin vermezse inşaata başlayamıyorsunuz. Dokudan farklı bir yapı mimarisine Anıtlar Kurulu izin vermiyor" dedi.

'SALGININ BAŞINDAN BU YANA KÖYDE YAŞIYORLAR'

Kaz Dağları'nın oksijen oranı bakımından Alp'lerden sonra dünyada en yüksek oksijen oranına sahip 2'nci bölge olduğunu söyleyen Civil, şöyle konuştu:

"Bu açıdan her zaman avantajlıyız. Tabi korona günlerinde bizim için ekstra bir avantaj oluyor. Koronavirüsün en çok etkilediği yer akciğerler. Temiz havanın, oksijenin akciğerlere büyük bir faydası var. Biz zaten bu açıdan şanslıyız. Özellikle bu tarz temiz havası ve doğası olan yerlerde 15 günden fazla kaldığınızda vücut hücreleri bile yenilemeye başlar. Doğada olmamız bir avantaj. Büyük şehirde yakalanmadık bu salgına. Dolayısıyla evimizde, bahçemizde uğraşılarımız var. Şuanda artık misafirlerimize hazırlanıyoruz. Bir an önce salgının bitip, misafirlerimizin gelmelerini bekliyoruz. Bağ bahçe işlerimizle uğraşıyoruz. Bu da bizim sıkılmamızı engelliyor. Ev içinde olsakta bir bahçemiz var. Toprakla, doğayla uğraşıyoruz. Bu bizi biraz olsun rahatlatıyor. Köyümüzde yaz, kış yaşayan 11- 12 hane yerli köylümüz var. Bir 10- 12 hane de İstanbul'dan buraya gelip, yerleşmiş komşumuz var. Toplam 24- 25 hanemiz yaz, kış yaşayan var. Geri kalan evleri İstanbullular büyük çoğunlukta, Ankara ve İzmirliler almış, sahiplenmiş durumda. Onların bir kısmı geldi. Fırsat bulanlar, işleri müsait olanlar hemen bu tarafa kaçtı ve salgının başından itibaren köyde yaşıyorlar. Onlarla da sosyal mesafeye dikkat ederek görüşüyoruz."

'MÜBADELEDEN SONRA TÜRK'LERE KALDI'

Küçükkuyu'da emlakçılık yapan Vedat Soydaş da, "1900'lü yıllarda Adatepe köyünün çok büyük nüfuslu bir köy olduğu söyleniyor. O dönemlerde iki mahalle var. Biri Adatepe'nin girişinde Rumların yaşadığı mahalle ve kilisede varmış. Caminin olduğu yer ise Türklerin yaşadığı meydan. 1924 yılındaki mübadelede Rumların gitmesiyle beraber yerleşim olduğu gibi Türklere kaldı. Adatepe Kaz Dağları'nın eteğinde oksijen oranı da çok yüksek olduğundan dolayı İstanbul, İzmir ve Ankaralı buradan gelmiş ev almış. Genellikle yazları burada yaşıyorlar. Kışları da gelip, gidiyorlar. Adatepe'de yaşamayı tabiki istiyorlar" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Adatepe köyünün drone görüntüsü.

-Adatepe köyünden, sokaklarından ve mimari yapısına uygun doğayla içiçe evlerinden genel ve detey görüntüler.

-Adatepe'de otel işletmecisi Mehmet Şöförtakımcı ile röp.

-Adatepe'de otel işletmecisi Engin Civil ile röp.

-Küçükkuyu'da emlakçı Vedat Soydaş ile röp.

-Burak Gezen anons.

DHA

HABERE YORUM KAT