Dha Yurt Bülteni-2

Dha Yurt Bülteni-2

DOĞU Karadeniz'de yılın çoğunu bulutların üzerinde geçiren Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki ünlü Pokut Yaylası, tatilcilerin akınına uğruyor.

1)BULUTLARIN ÜZERİNDEKİ YAYLAYA TATİLCİ AKINI

DOĞU Karadeniz'de yılın çoğunu bulutların üzerinde geçiren Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki ünlü Pokut Yaylası, tatilcilerin akınına uğruyor. Karadeniz Bölgesi'nde yüksek rakımlı dağların altında kalan bulutların üzerindeki yaylalar, ziyaretçilere görsel şölen sunuyor. Bölgedeki yaylalar, doğası, havası ve suyu ile ilgi görüyor. Bulutların üzerinde kalan çoğu yayla, ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunuyor. Doğu Karadeniz'de yılın çoğunu bulutların üzerinde geçiren Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki ünlü Pokut Yaylası bu yılda tatilcilerin akınına uğruyor. Dik ve virajlı yollardan zorlu bir yolculukla ulaşılan eşsiz güzellikteki yayla, manzarası, doğası ve ahşap evleri ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Deniz seviyesinden 2080 metre yükseklikte yer alan ve sis bulutu içerisinden geçilerek ulaşılan yaylada, bulut denizi oluşuyor. Bu yaylalara çıkan yöre halkı ile yerli ve yabancı turistler de eşsiz manzaranın keyfini çıkarıyor. Bulutların üzerindeki yaylayı görmek isteyen tatilciler, yayla yolunda uzun araç kuyrukları oluşturuyor. Tatilciler, yaylanın doğasına hayran kaldıklarını anlattı.

ZENGİN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞE SAHİP

Çamlıhemşin ilçesine 15 kilometre mesafedeki Pokut, Fırtına ve Hala derelerinin oluşturduğu vadi arasında bulunan Sal-Hazindağ yayla dizisinin ilk durağıdır. Doğa yürüyüşü yapmak, fotoğraf çekmek ve dinlenmek için ideal bir ortama sahip olan yayla, zengin biyolojik çeşitliliğinin yanı sıra özgün mimarisiyle de dikkat çekiyor. Mayıs ayında gelen yaylacılarla Ekim ayına kadar hareketliliğini koruyan Pokut Yaylası'na, doğal yaşlı ormanlar ve kaynak sularıyla bezeli gizemli bir parkurdan geçilerek ulaşılıyor.

'DOĞAL KLİMAYI ANDIRIYOR'

Rize Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, turizmde trendin, doğa ve kültüre dayalı olarak değiştiğini belirterek, yerli ve yabancı turistler için Doğu Karadeniz Bölgesi'nin cazibe merkezine dönüştüğünü söyledi. Bölgenin eşsiz doğaya sahip olduğunu belirten Hocaoğlu, "Yazın yaylalarımızı, vadilerimizi ziyaret eden insanların çoğu, gördükleri manzaralardan etkileniyor. Yazın en sıcak dönemlerde Rize yaylaları, "doğal klima" vazifesi görüyor. Genel atmosfer, mikro klimayı andırıyor. Şehir merkezinden yarım saat yukarılara çıktığınızda su ve yeşil doğayla yolculuk ediyorsunuz. Rize eşsiz bir turizm destinasyonuna sahip" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Yayla yolu detayları

-Taitilcilerle röp.

-Yayla detayları

-Sis bulutu detaylar

-Detaylar

==========================================================

2)TATİLCİLERDEN MARŞLAR EŞLİĞİNDE CENNET KOYLARDA TEKNE TURU

MUĞLA'nın Marmaris ilçesinde bayram tatilini geçirenler, tekne turlarına büyük ilgi gösteriyor. İskelelerde sıralanan çeşitli boylardaki günübirlik tur tekneleri ile denize açılan tatilciler, Onuncu Yıl, İzmir ve Vatan Marşları eşliğinde cennet koyları geziyor.

Marmaris ilçesinde Ramazan Bayramı tatilini geçirenlerin olmazsa olmazları arasında cennet koylara yapılan günübirlik tekne turları başı çekiyor. Saman İskelesi ve Marmaris Yat Limanı'ndaki, boyları 15 ile 25 metre arasında değişen 80 günübirlik gezi teknesi, otellerden servislerle getirilen tatilcileri, öğle yemeği ile birlikte 40 ile 85 lira arasında değişen ücret karşılığında cennet koylarda gezdiriyor. Tur tekneleri saat 10.00-10.30 arası tatilcilerden gelen istekle Onuncu Yıl Marşı eşliğinde demir alıyor. İzmir ve Vatan Marşı ve oryantal müzik eşliğinde ilk olarak Marmaris'te körfez turu atıyor. Ardından yeşil ve mavinin buluştuğu dünyaca ünlü Cennet, Bedir, Kumlubük, Kadırga ve Çiftlik Adası koylarını gezen tatilciler, öğlende, önceden planlanmış restoran ile kafeteryalarda mola veriyor. Gün boyu birbirinden güzel koylarda denize girer tatilciler, o anları bol bol hatıra fotoğrafı çektirerek ölümsüzleştiriyor. 8 saat süren tekne turları ise başladığı noktaya dönülmesiyle sona eriyor.

Tur teknesi işletmecisi ve kaptanı Barbaros Teoman, "Yerli ve yabancı turistler cennet koylara yapılan günübirlik turlara büyük ilgi gösteriyor. Bayram süresince yoğun bir talep mevcut. Tatilcilerden gelen talep üzerine yabancı ve hareketli müzikler yerine bayram süresince çeşitli marşları çalıyoruz" dedi.

Kars'tan iki arkadaşıyla Marmaris'e bayram tatiline gelen Abdülkadir Yılmaz, "İlk defa böyle bir tekne tura katılıyorum. Marmaris'in koy ve adalarını gördükçe kendimi cennette gibi hissettim. Marmarisliler doğasına çok iyi sahip çıkmış" dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------

-Saman İskelesi'nde marşar eşliğirnde tura giden ve dönen teknelerden görüntü

-Tur teknelerinin denizde görüntüsü

-Tur teknelerinin Marmaris Körgfezi'nde marşlar eşliğinde yol alması

-Tatilcilerden Abdülkadir Yılmaz ile röp.

Toplam: 5 dakika 53 saniye-423 MB HD görüntü)

==========================================================

3)HONAZ'DA KİRAZ HASADI BAŞLADI

DENİZLİ'nin Honaz ilçesinde kiraz üreticileri hasada başladı. İlçede 16 bin dönüm üzerinde üretimi yapılan, kalın kabuğu ve lezzeti sayesinde Avrupa ve İskandinav ülkelerine ihraç edilen Honaz kirazında, bu yıl yaşanan yüzde 30'luk rekolte artışı üreticileri memnun etti.Denizli'nin Honaz ilçesinde, lezzeti ve kalın kabuğu nedeniyle tercih edilen Honaz kirazı için çiftçiler de yoğun bir hasat dönemi mesaisine başladı. Üreticiler, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kiraz bahçelerine giderek, olgunlaşan kirazları merdivenleri yardımıyla topluyor. Yaklaşık 16 bin dönüm arazi üzerinde üretimi yapılan kirazın fiyatı ve kalitesi üreticiyi memnun etti. Mevsim şartlarının elverişli gitmesi nedeniyle, Napolyon kirazı olarak bilinen "A 900" cinsi kiraz üretiminde geçmiş yıllara oranla yüzde 30'luk bir artış yaşandı. Kalitesine göre kilosu 10-15 lira arasında alıcı bulan Honaz kirazı, iç piyasada tüketilmesinin yanı sıra Almanya, Hollanda, Norveç, Danimarka, İsveç gibi Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor.

Honaz Ziraat Odası Başkanı Hasan Yelek, ilçede kiraz üretimi yapan çiftçilerin rekolteden memnun olduklarını belirtip, "Bu yıl ürünlerimiz gayet güzel ve kaliteli. 14-15 bin ton kiraz hasadı yapmayı bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl mevsim şartları nedeniyle çiftçimiz mağdur olmuştu. Bu yıl, geçen yıla oranla yüzde 30'luk bir rekolte artışı yaşandı. Lezzeti ve şeker oranı yüksek olan Honaz kirazı, kabuğu kalın olduğu için ihracata da oldukça elverişli" dedi.

KİRAZ ÜRETİCİLERİ REKOLTEDEN MEMNUN

Kiraz üreticilerinden Harun İnce de, bahçelerinde kiraz toplamaya başladıklarını ifade ederek, "1 ay boyunca hasat yapıp kirazlarımızı toplayacağız. 3-4 yıldır yağış nedeniyle ürünlerimizin kalitesi istediğimiz gibi değildi. Bu yıl öyle bir sıkıntımız yok. Kirazlarımızın kalitesi ve tadı gayet iyi. Rekoltemiz istediğimiz gibi oldu" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Kirazlardan görüntü

-Kiraz hasadından görüntü

-Kadınların merdiven ile kiraz toplaması

-Honaz Ziraat Odası Başkanı Hasan Yelek ile röp

-Üretici Harun ince ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

=============================================

4)TÜM SERVETİNİ EĞİTİME BAĞIŞLAYAN HAYIRSEVER, ÖĞRENCİLERE İLHAM OLMAK İSTİYOR

AMERİKA'da 36 yıl yaşadıktan sonra 2005 yılında emekli olup İzmir'e yerleşen klinik psikolog Dr. Güngör Özbek (82), tüm mal varlığını eğitime adayarak Güzelbahçe'ye bir ortaokul ve bir Anadolu lisesi yaptırdı. Kendi adına kurduğu vakıf ile yılda 15 öğrenciye burs veren Özbek, "Ben devlet bursu ile okumamış olsaydım, babam gibi terzi olacaktım. Vatanımın bana verdiklerini ödemek için öğrencilere burs veriyorum. Ben Niksar gibi bir yerden, hiçbir şeyim olmadan Amerika'nın en başarılı okullarında okuyup, sonra bu okulları yapabilmişsem, onlar da yapabilir. Çok çalışıp bu vatana hizmet edecekler. Bunun da temeli eğitim" dedi.

Tokat'ın Niksar ilçesinde doğan Dr. Güngör Özbek, ilkokulu ve ortaokulu parasız yatılı öğretmen okulunda okudu. Babası terzi olan Özbek, liseyi Ankara'da okuyarak Gazi Üniversitesi Pedagoji bölümünü kazandı. Gösterdiği başarı nedeni ile üniversitede asistanlık yapmaya başladı ve aynı zamanda Amerika'daki okulların sınavına girerek kazandı. 1965 yılında Amerika'ya giderek West Georgia College'da burslu okuyup iki diploma aldıktan sonra, Columbia Üniversitesi'nde psikoloji dalında master yaptı. Georgia Üniversitesi'nde klinik psikoloji üzerine doktorasını yapıp toplamda 5 sene daha okuyarak, eğitimini tamamladı. Lisanslı klinik psikolog olarak Amerika'da kendi ofisini açan Özbek, kısa sürede büyük başarı gösterdi. 2002 yılında emekli olan Özbek, 2005'te vatan sevgisi ile Türkiye'ye dönüp, Dr. Güngör Özbek Eğitim Vakfı'nı kurarak tüm mal varlığını eğitime yatırdı. 2015 yılında mide kanserine yakalanan ve midesinin yarısı alınan Özbek'in tedavisi halen sürüyor. Aynı yılda kendi adıyla İzmir'in Güzelbahçe ilçesinde yaptırdığı ortaokul ve Anadolu lisesinde toplam bin 61 öğrenci eğitimine devam ediyor. Kendi hikayesi ile birçok öğrenciye ilham olmak isteyen Özbek, her yıl 15 başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrenciye burs sağlıyor. İlk mezunlarını bu sene verecek Anadolu lisesinde öğrencileri tarafından sevilen ve sayılan Özbek'in bir sonraki hedefi ise Güzelbahçe'ye bir fen lisesi kazandırmak. Biri erkek, biri kız 45 ve 55 yaşlarında iki çocuğu bulunan Özbek, yaşadığı sürece eğitim için çalışmalar yapacağını söyledi.

'DEVLET BURSU İLE OKUMAMIŞ OLSAYDIM, NİKSAR'DA TERZİ OLARAK KALIRDIM'

Parasız yatılı öğretmen okulunda okurken çok dua ettiğini anlatan Özbek, "Allah'ım, vatanımın bana verdiklerini ödeme fırsatını elime geçir derdim. O zamandan beri bu düşüncelerim vardı. Devlet bursu ile okumamış olsaydım babam terziydi, ben de terzi olarak kalırdım. Arkadaşlarım bana "Sen deli misin, Türkiye'ye neden gidiyorsun" dediler. Fakat bilmedikleri bir şey vardı, o da vatan sevgisiydi. Ailem beni hep Atatürk sevgisi ile büyüttü, evde hep Atatürk konuşulurdu. Küçükken ben de onun gibi olmak istermişim. Belki burada kalsaydım vatan sevgim bu kadar olmazdı. Okul yaptırmayı hep düşünüyordum. Geldiğime çok mutluyum. İhtiyacı olan öğrencilere vakıf vasıtası ile burs sağlıyorum. Şu an 15, seneye 18 kişiye çıkarmayı düşünüyoruz. Dışarıdan yardım da gelirse, daha çok öğrenciye ulaşmak istiyoruz. Öğrencilere dürüst olup çalışkan olurlarsa paraya ihtiyaçları olmadıklarını söylüyorum. Ben Niksar gibi bir yerden, hiçbir şeyim olmadan Amerika'nın en başarılı okullarında okuyup, sonra bu okulları yapabilmişsem, onlar da yapabilir. Çocuklar yaşayan bir örneği gördüklerinde ilham alıyorlar. Ben yaptım, onlar da yapabilir ve bu okullar onların ikinci evi. Çok çalışıp bu vatana hizmet edecekler. Sen, ben yok, biz varız. Bunun da temeli eğitim. Ata'mın dediği gibi "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." Anadolu lisemiz 4 senede büyük isim yaptı. Bu bursları vererek okuyacak öğrencilerin önünü açmak istiyorum. Bu nedenle de vakfa yardım şart. Oturduğum ev de dahil, her şey ben öldüğümde Dr. Güngör Özbek Eğitim Vakfı'na bağışlanacak" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Güngör Özbek'in okulda öğrenciler ile fotoğrafI

-Güngör Özbek ile röp.

=============================================

5)30 ÇEŞİT DONDURMAYLA 33 YILDIR LEZZETİN ADRESİ

İZMİR'in Foça ilçesinde, 33 yıldır hizmet veren dondurmacı Nazmi Altıntaş, Ramazan Bayramı'nda da müşteri akınına uğradı. Yaptığı 30 çeşit dondurmayla büyük ilgi gören Nazmi Usta, dondurmasının bu kadar lezzetli olmasının sırrını ise doğal meyveler ile taze süt kullanmasına bağladı.

Foça sahilinde 33 yıldır hizmet veren, müşterilerinin büyük bölümünün Giritli sandığı ama aslen Makedonya'dan Türkiye'ye göç etmiş Arnavut kökenli bir ailenin çocuğu olan 58 yaşındaki Nazmi Altıntaş'ın işlettiği sakız dondurmacısı, Ramazan Bayramı'nda da müşteri akınına uğradı. Tatil için Foça'yı tercih eden tatilciler, mevsimine göre kullandığı taze meyvelerden 30 çeşit dondurma yapan Nazmi ustadan dondurma yemeden buradan ayrılmıyor. Nazmi usta, antep fıstığı, badem, incir, kek, ceviz, cookies, karamel, kapuçino, blue sky, kakao, krokan, sakız, parça çikolata, vanilya, nane, borovinka, çilek, karadut, kayısı, kavun, kivi, yoğurt, limon, muz, meyve kokteyli, böğürtlen, frambuaz, vişne, meyveli yoğurtlu dondurmalarıyla her damak zevkine hitap ediyor.

LEZZETİN SIRRI TAZE MEYVE VE SÜT

Mesleği babasından öğrendiğini ve dondurmadaki ustalığının temelden geldiğini ifade eden Nazmi usta, dondurmalarının lezzetini ise taze süt ve meyvelere bağlıyor. Kış mevsiminde bile şirin dükkanını açarak ilçe halkını dondurmasından mahrum bırakmayan Nazmi usta, taze meyveleri kendisinin seçtiğini ve bunun yanında da taze sütün lezzetli dondurmanın birinci kuralı olduğunu söyledi. Dondurmacılığa seyyar olarak başladığını ve daha sonra 33 yaz sezonu boyunca Foçalılara hizmet verdiğini dile getiren Nazmi usta, "Ben 80 çeşit dondurma yapabiliyorum. Bu kadar çeşit hangi dondurmacıda var. Dondurmanın lezzeti temelden gelir bizde. Süt süt gibi olacak. Şeker şeker gibi olacak. Salep salep gibi olacak. Kaynatması da önemli. Süt şişti pişti. Yok öyle bir şey. Süt tamamen ateşte kaynayacak. Salep 80 derecede çözünür. Her şeyin ayrı bir kaynama derecesi var. Orkide çiçeğinin soğanını bile kendim alıyorum, değirmende öğütüyorum. Salep ve sakız senim için altın değerinde bir şey. Eğer bir malda ucuzluk varsa bir şey katmıştır ona. Kalite taze meyve, taze süt ve maliyetten kaçmamakla olur" dedi.

Nazmi ustanın müşterilerinden Saniye Karagöl, tatil için sürekli Foça'yı tercih ettiğini belirterek, "Buranın dondurması meşhurdur. Ben Almanya'dan tatile geliyorum. Dondurma yemeden gitmem. Herkese tavsiye ederim" diye konuştu. Nazmi ustanın dondurmalarını nasıl yaptığını bildiğini söyleyen Gül Erbay, "Ben onun imalathanesine girdim, baktım. Doğal meyvelerden taze taze yapıyor. Nazmi amcadan sonra bu dondurmayı yapacak kimse yok. Yani nesilden nesile geçmeyecek gibi görünüyor" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

- Nazmi usta röportaj

- Müşteriler ile röportaj

- Genel ve detay görüntüler

========================================================

6)AĞAÇ GÖVDESİNE YAPTIĞI EVE ASMA KÖPRÜ İLE ULAŞIYOR

ARTVİN'in Arhavi ilçesinde yaşayan inşaat mühendisi Osman Kaba, ıhlamur ağaçlarının gövdesine yerden 10 metre yükseklikte, 30 metrekarelik ev yaptı. Çelik halat üzerine kurulan asma köprü ile çıkılıp inilen ev, ilgi görüyor.

İzmir'de kendisine ait şirkette yöneticilik yapan inşaat mühendisi Osman Kaba, işlerini çocuklarına devretti ve 4 yıl önce memleketi Arhavi ilçesi Kemerköprü köyüne döndü. Yaz aylarında oturmak için evinin yanında kameriye yapmak isteyen Osman Kaba, çocuklarının da önerisi ile önceki yıl çam ağacının gövdesine küçük bir ev yapmaya karar verdi. İşe koyulan Osman Kaba, ağacının gövdesine, yerden 8 metre yükseklikte, 18 metrekare genişliğinde, 8 köşeli ve üçgen çatılı ev yaptı. Odun direklerle destek verilen ağaç ev rüzgarda sallanmaması için çelik telle yandaki ağaçlara bağlandı. Çam ağacının gövdesini dolanarak yükselen 25 basamaklı merdivenle çıkılan yapıya, Lazca'da "sevgi, aşk" anlamına gelen "Olimbera" adını koydu. Ağaç evi ziyarete gelenlere teleferik sistemi ikramlarda bulunuluyor.

BU KEZ IHLAMUR AĞACINA YAPTI

Osman Kaba, sıradışı yapıya bir yenisi daha ekledi. Kaba, ıhlamur ağaçlarının gövdesine yerden 10 metre yükseklikte, 30 metrekarelik ev yaptı. Çelik halat üzerine kurulan asma köprü ile çıkılıp inilen ev, ahşap direklerle desteklendi. Osman kaba eve ise Lazca'da "can yoldaşım" anlamına gelen "Şurimşine" adını koydu. Sosyal medyada ünü yayılan evi görmek isteyenler, köye akın ediyor. Evi otele dönüştüreceğini söyleyen Kaba, şimdiden rezervasyonlar almaya başladı. Ağaç evde yayılan ihlamur kokusu ile ilgi odağı oluyor. Evin bitişiğindeki salıncak sallananlar keyifli anlar yaşıyor.

'ENTERASAN YAPILAR YAPMAKTAN HOŞLANIYORUM'

Enteresan yapılar yapmaktan hoşlandığını söyleyen Osman Kaba, "Bahçemdeki iki ağacı çay tarlasının ışığını kapatıyor diye kesecektim. Sonra vazgeçtim. İyiki de kesmemişim. Bu iki ağaç arasına ev yapmaya karar verdim. 10 metre yükseklikte bir ağaç ev oldu. 30 metre kare olan bu evde içinde lavabo var. 4-5 kişinin kalabileceği bir yer olacak. Türkiye'de çok ağaç ev var. Ama bunu yaparken İskandinav ülkelerinden esinlendim. Oralarda kuzey kutuplarını izlemek için üstü açık bungalovlar inşa ederler. Bizde burada yağmur, kar, gökyüzü ve yıldızları seyretmek için üstünü açık yaptım. Değişik bir şey oldu, beğenildi. Yeşil ağaç yapraklarının ıhlamur çiçeklerinin içerisinde bir ağaç evimiz olduö dedi.

'EV ÇOK SAĞLAM'

Ağaç evin çok sağlam olduğunu söyleyen Kaba, "İlk yaptığım ağaç ev yıllardır ayakta. Çok yağmur, kar gördü fakat hiçbir sorun yok. O bir ağaç üzerinde yapmıştım. Bu yeni olan ise iki ağaç üzerinde daha sağlam oldu. Bu evleri yaparken ilk önce can güvenliğine göre önlemlerimizi alıyoruz. Ulaşım içinde farklı bir yöntem kullandım. Asma köprüler normalde Karadeniz'de derlerde olur. Biz ise bunu çay bahçesinin üzerinden eve geliş köprüsü olarak yaptık. Farklı bir şey oldu" diye konuştu.

İşletmeci Murazt Özgen de ağaç evde ziyaretçileri ağırladıklarını belirterek "Burası tamamen doğanın içinde bir yer. Misafirlerimiz konaklama yapabiliyor. Yöresel yemekleri tadabiliyor. Ağaç ev ilk olarak hobi olarak yapılmıştı ama talepler olunca bu hizmetleri vermeye başladık. İnsanlar ağaç eve çıkarak fotoğraf çektiriyorlar. Müşterilere teleferik yardımıyla sepetle çay, kahve gönderiyoruz. Burada doğayı yaşayabiliyorsunuz. Tamamen huzurlu, doğanın içinde kuş sesleri ile uyanmak isterseniz Olimbera herkesi bekleriz.ö dedi. Ağaç evleri görmeye gelenlerde şaşkınlıklarını gizleyemiyor.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Drone ile ev detayları

-Evden detaylar

-Evin içinden detay

-Osman Kaba ile röp.

-Ziyaretçilerden detay

-Ziyaretçilerle röp.

-İşletmeci Murat Özgen ile röp.

-Salıncak detayları

-Detaylar

========================================================

7)ESKİ OYUNLAR BAYRAMDA YENİDEN HAYAT BULDU

MANİSA'nın Kırkağaç ilçesine bağlı kırsal Yağmurlu mahallesinde, eskiden bayramlarda oynanan çeşitli oyunlar yaşatılmaya çalışılıyor.

Kırkağaç'a 5 kilometre mesafedeki 280 hane ve 600 nüfuslu Yağmur Mahallesi'nde, eskiden bayramlarda oynanan eski sokak oyunları yeniden yaşatılıyor. Mahalle meydanında toplananlar, uzun eşek, mendil kapmaca, çatal çatal kaç çatal, ip atlama, halat çekme, güvercin taklası gibi eskiden bayramlarda oynanan ancak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş oyunları oynuyor. Etkinliğe katılmak için Kırkağaç ilçe merkezi ile çevre mahallelerden gelenlere de çeşitli ikramlarda bulunuluyor.

'BAYRAMLARIMIZI EKİ OYUNLARIMIZ İLE DAHA COŞKULU KUTLUYORUZ'

Yağmurlu Mahallesi'nde yaşayan ve eski oyunların oynanmasını organize eden evli ve 3 çocuk babası İsmail Kılaz (64) çocukluk yıllarında oynadıkları oyunları yeniden canlandırdıklarını söyledi. Kılaz, "Bu oynadığımız oyunlar geleneksel seyirlik köy oyunlarıdır. Yani eskiden bayramlarda oynanan oyunların bir kısmıdır. Bu oyunlar günümüzde unutulmuş oyunlardır. Dedelerimizin dedelerinden kalan oyunlardır. Bizlere bırakılan bu kültürel mirası yaşatmaya çalışıyoruz. Biz bu oyunları amatörce, imkanlarımız dahilinde yaşatmaya çalışıyoruz. Son 2 yıldır oyunlarımızı yeniden oynuyoruz. Bu sayede bayramları artık daha coşkulu şekilde kutluyoruz. Mahalle halkımız etkinliklere yoğun katılım gösteriyor. Manisa ve Kırkağaç'ta yaşayanlar ile çevre mahallerdekiler de Yağmurlu'ya gelerek bu güzel etkinliğimize katılıyor. Birlik beraberlik içerisinde oyunlarımızı oynuyor, küçükten büyüğe hepimiz eğleniyoruz" dedi.

Oyunları bildiği için gençlerin gelip kendisini bulduğunu belirten Kılaz, "Ben de onları kırmayıp, başlarında durup, oyunlarda bir nevi hakemlik yapıyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------------------

-Oynanan eski oyunlardan görüntü

-Oyunları izleyenlerden görüntü

-Etkinliği organize eden İsmail Kılaz ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

========================================================

DHA

HABERE YORUM KAT