• BIST 105.743
  • Altın 322,546
  • Dolar 6,2359
  • Euro 6,8337
  • Berlin 7 °C
  • Frankfurt 6 °C
  • Paris 8 °C
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Stockholm 1 °C

Dha İstanbul Bülteni- 3

Dha İstanbul Bülteni- 3
SİLİVRİ'de iş adamı Alpay D., 2018 yılında kayınbiraderi Maksut Güler'in öldürüldüğü olayda azmettirici olduğu gerekçesiyle yargılanan ve beraat...

1- SİLİVRİ'DE SOKAK ORTASINDA CİNAYET

SİLİVRİ'de iş adamı Alpay D., 2018 yılında kayınbiraderi Maksut Güler'in öldürüldüğü olayda azmettirici olduğu gerekçesiyle yargılanan ve beraat eden Yıldırım Bakır'ı kurşun yağmuruna tuttu. Bakır olay yerinde hayatını kaybederken, şüpheli Alpay D. jandarmaya giderek teslim oldu.

Olay, Silivri Gazitepe Mahallesi'nde 08.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre 2018 yılında bir iş yerinde tüfekle öldürülen Maksut Güler'in eniştesi iş adamı Alpay D., olayda azmettirici olduğu gerekçesiyle yargılanan ve beraat eden Yıldırım Bakır'la karşılaştı. İkili bir süre köy meydanında tartıştıktan sonra Alpay D. yanındaki silahla Yıldırım Bakır'a ateş açtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalede başından ve çeşitli yerlerinden vücuduna 22 kurşun isabet eden Yıldırım Bakır'ın olay yerinde hayatını kaybettiği tespit edildi. Olaydan hemen sonra şüpheli iş adamı Alpay D., jandarmaya teslim oldu. Jandarma olayla ilgili çok yönlü soruşturma başlattı. Olay sırasında, kurşunlardan bazıları da çevrede bulanan bir iş yerine isabet etti. İş yeri sahibi Emre Kuşkaya, "Sabah saatlerinde yaşanan olay sonrasında iş yerime kurşun isabet etmiş. Şans eseri o sıra biz yoktuk içeride" dedi.

Görüntü Dökümü:

-------------------

-Esnaf ile röportaj

-Jandarma ekiplerinden detaylar

-Köy meydanından detaylar

-Cinayete kurban giden Yıldırım Bakır'ın evindeki çevresinden güvenlik önlemleri

-Alpay D.'nin fotoğrafı

====================

2- İBB ÖNÜNDE "AYVA"LI PROTESTO

Ayva sattığı kamyonetine zabıta tarafından el konulduktan sonra ürünleri çürüyünce kendisine geri verildiği öne süren kişi ayvaları İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) binası önüne döktü.

Seyyar satıcılık yapan Sabri A.'nın iddiasına göre Küçükyalı'da satış yaptığı sırada aracına zabıta tarafından el konuldu. Aracı geri verilmeyen Sabri A.'nın başvurduğu belediye yetkilileri talebe olumlu yanıt vermedi. Dün akşam aranan Sabri A.'ya aracını geri alabileceği söylendi. Aracını teslim alan Sabri A. ayvaların çürüdüğünü görünce Saraçhane'deki İBB binası önüne geldi. Aracındaki ayvaları belediye binasının önüne döken Sabri A. olay yerine gelen polis tarafından uzaklaştırldı. Olayla ilgili tutanak tutulduktan sonra Sabri A.'ya aracını teslim etti.

"HANİ HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAKTI?"

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sabri A. "15 gün önce aracıma Anadolu yakası zabıta ekipleri el koydu. Tutanak tutmadılar. Polis geldi. Biber gazı sıktılar. Beni darp ettiler. Aracıma da hasar verdiler. Dün akşamüstü aldım geri. Malım olduğu gibi çürümüş. Kime başvursam kimseyle görüştürmüyorlar. Kılıçdaroğlu adalet yürüyüşü yaptı. Adalet böyle mi oluyor? Hani her şey çok güzel olacaktı? Böyle mi çok güzel olacak? Zararım 10 binin üzerinde. Ekrem beyle görüşmek istedim. Defalarca aradım. Randevu randevu randevu... Ne zaman randevu. Her şey bittikten sonra mı görüşme yapılacak? Ben adalet istiyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

------------------

-Kamyonetten görüntü

-Ayvalardan görüntü

-Temizlik personelinin çalışması

-Sabri A'nın konuşması

-Detaylar

========================

(ÖZEL)

3-İSKİ'DEN TANKERLE SU DAĞITIM İHALESİ

- MALTEPE'DE MAHALLE SAKİNLERİ YILLARDIR SUYA HASRET

İSKİ, içme suyu şebekesi olmayan bölgelere tankerlerle su dağıtmak için her yıl ihale düzenliyor. 2020 yılı için tankerle içme suyu taşıma ve dağıtım ihalesi 10 Şubat'ta yapılacak. Maltepe'de bulunan bir mahalle de yıllardır susuzluk çilesi çekiyor. Mahalleli ortak kullandıkları su depolarına tankerlerle su çekerek ihtiyaçlarını giderebiliyor.

İHALE DÜZENLENECEK

İstanbul'un su ihtiyacını karşılamaktan sorumlu kuruluşu İSKİ, bu yıl da tankerle içme suyu dağıtımı için ihale açtı. 15 tankerle yapılacak olan su dağıtım ihalesi 10 Şubat'ta yapılacak.

İSKİ, 2020 yılı için tankerle içme suyu dağıtım işi için ilk ihaleyi, 2 Aralık 2019 tarihinde düzenlemiş ancak ihaleye, geçerli teklif veren istekli çıkmaması üzerine ihale 10 Aralık 2019 tarihinde iptal edilmişti.

İSKİ'nin "Tankerle İçmesuyu Taşıma ve Dağıtım İşi" ihalesinin şartnamesinde, işin konu ve kapsamı şöyle tanımlandı:

"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü İstanbul Büyükşehir Belediyesinin mülki sınırları içerisinde içme suyu şebekesi bulunmayan yerleşim bölgelerine, zorunluluk gereği su kesintisi olabilecek köyler, yerleşim birimleri, askeri birlik, hastane gibi yerler ile gerekli görüldüğü hallerde İstanbul ili dışındaki illere veyahut yerleşim birimlerine kanun ve yönetmelikler çerçevesinde tankerle İdare'nin su alma noktalarından içme suyunun naklinin yapılması ve dağıtılması işine ait hususları içerir"

Tankerlere araç takip cihazı takılacak

İSKİ, hazırladığı teknik şartnamede içme suyu dağıtımı yapacak tankerler için kriterler belirledi. Teknik şartnamede yer alan kriter ve şartlardan bazıları şöyle:

- Araçlar her türlü şartta su verecek olup, bu amaçla gerekli olan tüm alet ile cihazları bulundurmak zorundadır.

- İdarenin belirleyeceği yerlerde gece ve gündüz olmak üzere tankerler en fazla 16 saat çalıştırılacaktır. Ancak İdarenin talebi halinde tankerlerin çalışma saatlerinde değişikliğe gidilecektir.

- Tankerlerde; halkın su doldurabileceği, aracın arka tarafında bulunması gerekli çoklu su dağıtım muslukları (en az 6 adet) olacaktır.

- Tankerler ihale dokümanında verilen İSKİ kurumsal kılavuzuna uygun olarak kaplanacaktır.

- Tankerler, ihale dokümanında miktarı, kroki ve mahal bilgileri belirtilen, İdare'ye ait su dolum ağızlarının bulunduğu yerden içme suyunu alıp İstanbul il sınırları içinde hizmet kapsamının her yerine taşıyacaklar ve bu şartnamenin ekinde bulunan formları göre dağıtım yapacaklardır.

- Bu hizmetin karşılığı olarak kişi ve kuruluşlardan hiçbir şekilde su bedeli alınmayacaktır. Su hizmeti götürülen kişi ya da kurumlar İdare abonesi ise yüklenici; köylerden ve gecekondu bölgelerinde muhtar veya ihtiyar heyetinden birinden; hastane, askeri birlik gibi yerlerde ise idari görevlilerinden suyun verildiğine dair formatı belirli tutanağa kontrol teşkilatı ile birlikte imza atacaktır.

- İdare'ye hizmet veren araçların, uydu takip sistemi sayesinde on-line olarak takip edilmesi ve gerekli kontrollerin yapılmasıdır. Kurulacak sistemin en iyi şekilde yönetilmesine yardımcı olmak açısından İdare'nin mevcut filo yönetim yazılımlarına da entegre bir şekilde çalışacaktır. Kurulacak sistem ile araçların ve araç sürücülerinin en iyi şekilde yönlendirilmesi ve kontrollerin arttırılması amaçlanmaktadır. Sistem araçlara tesis edilecek cihazların GPS uydularından ve cihaza bağlı sensörlerden aldığı verileri GPS/GPRS üzerinden sunucu bilgisayarlara aktarması mantığı ile çalışacaktır."

MAHALLE SAKİNLERİNİN YILLAR SÜREN SUSUZLUKLA MÜCADELESİ

Maltepe Başıbüyük Mahallesi Kuyular Düzlüğü Mevkii'nde yaşayan vatandaşlar yıllardır susuzlukla mücadele ediyor. Yaklaşık 150 hanenin bulunduğu mahallenin sakinleri, belirli günlerde gelen tankerlerle ortaklaşa kullandıkları depolara su dolduruyor. Depodan gelen

suyla ihtiyaçlarını gideren mahalle sakinleri çamaşır ve bulaşık makinelerini kullanamıyor. Çamaşırlarını ellerinde yıkayan vatandaşlar bir an önce mahallelerine su getirilmesini istiyor.

"30 SENEDİR BURADA SU YOK"

Elektriklerinin olduğunu ancak sularının olmadığını belirten mahalle sakini Şeker Yeşer, "3 senedir burada oturuyorum. 20 yıldan az da oğlum oturuyordu. O da susuzluğun yüzünden buradan gitti. Su ihtiyacımızı kuyudan çekerek, tankerden alarak gideriyoruz. Öyle idare ediyoruz. Sıkıntı yaşıyoruz. Su bekliyoruz, kanalizasyonumuzu bekliyoruz. Suyumuzu verseler, onları bekliyoruz" dedi.

Susuzluklarını kuyulardan giderdiğini söyleyen Şahime Çağlar, "29 senedir ben buradayım, gerçekten kuyulardan içiyoruz. O da yağmur suyuyla şimdi doldu. Sobanın üzerinde kaynatıp öyle içiyoruz. Tanker çağırıyoruz ayda bir, on beş günde bir tanker geliyor. Böyle sırasıyla mahalleden yetişen alıyor yetişemeyen avcunu yalıyor, susuz kalıyor. İçme suyumuzu hazır su alıyoruz. Tankerden kuyudan aldığımızı da kaynatıp içiyoruz. Altyapımız yok, doğalgazımız yok. 29 yıldır buradayım. Daha burada doğal gazlı fazla ev yoktu. 30 senedir burada su yok. İSKİ'ye müracaat ettik, doğalgaza, alt yapıya müracaat ettik. Belgelerimiz elimizde, hiçbir cevap da gelmedi maalesef bekliyoruz. Şimdi su almaya gideceğiz bulabilirsek" diye konuştu.

"ÇOĞU KİŞİ EVLERİNİ TERK ETMEK ZORUNDA KALDI."

Mahalle sakini Ebru Mollamahmutoğlu ise 20 yıldır burada oturduğunu belirterek, "Suyumuz yok. Musluk akıyor ama bu kadar da aksa buna da razıyız. Bu depodan gelen suyumuz, yetkililerden yardım istiyoruz. Suyumuz aksın, bu kadar aksa buna da razıyız ama onu da bulamıyoruz. Ayrıca kanalizasyonumuz, alt yapımız yok. Evlerimizin bahçelerinde fosseptik kuyularımız var. Hem tehlike hastalık üretiyor bunlar bize. Çoğu kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Suyumuz da yok, bahçede bu pislik olduğu için. Bunların da çözülmesini istiyoruz. Önemli olan alt yapı ve su. Biz doğal gazı da bir kenara bıraktık. Bunların olmasını, düzelmesini istiyoruz" dedi.

Yüksel Taşkın, bazı mahalle sakinlerinin ortak kullandığı su deposuyla ilgili "Tankerlerden su alıyoruz depoya dolduruyoruz. Oradan da 15 kişiye bölüyoruz. Herkes oradan su alıyor. Ortaklaşa 15 kişi ondan sonra herkes parasını eşit olarak veriyor. Depoyu tankerden dolduruyoruz suyumuz olmadığı için. Soğuktan dışarı çıkamadığımız için böyle 15 eve bölüyoruz. Ödeyenler var ödemeyenler de var" şeklinde konuştu.

"SU VEREMEYİZ, YATIRIM YAPAMAYIZ DEDİLER."

Başıbüyük Mahallesi muhtarı Ayhan Karpuz ise, "Bu mahallede uzun yıllar su yok doğru. Ancak dışarıdan genelde görünen şu, hazine yerine ev yapmışlar, su istiyorlar. Öyle değil, bu bölgenin yüzde 50'si tapulu, yüzde 50'si hazine. Tamamı hazine değil. Burada tapulu olan arkadaşlarımız da tapusuz olan arkadaşlarımız da mağdur. Ben bu bölgeyi çok iyi tanırım yaş itibariyle 50 senedir bu bölgedeyim. Burada 50 senelik konutlar var. Ve dedelerinden kişilere kalmış yerlerdir. 50 senedir her sene yazışmamıza istinaden burada kadastrol yol olmadığı için buradaki vatandaşlarımıza su verilemeyeceğini kendileri bize iletmişlerdir. Konum itibariyle hem burada ikamet eden vatandaşlar bizzat kendileri hem de biz muhtarlık olarak müracaat ettik. Müracaatımızın sonucunda bize gelen cevap yol olmadığından buraya su veremeyiz, yatırım yapamayız" dedi.

Görüntü Dökümü

--------------------

-Muhabir anons (Gamze Şimşek)

-Mahalle sakinleri ile röp

-Vatandaşların bidonlarla su almaya gitmesi

-Mahallede bulunan su deposu

-Musluktan akan su

-Leğende çamaşır yıkayan mahalle sakini

-Muhtar ile röp

-Vatandaşların su alması

-Su taşıyan vatandaşlar

-Mahallenin havadan görüntüsü

-Vatandaşların su doldurması havadan görüntü

-Genel ve detay

===============================

4- KARAKÖY'DE KADINLARA SALDIRAN KADININ TAHLİYE TALEBİNE RET

Sanık Semahat Yolcu;

"Benim karakterime uygun bir davranış değil. Bu söylenenleri kişiliğime hakaret olarak görüyorum. Sabıkam yoktur. İlk defa hakim karşısına çıkıyorum. Karşı tarafta art niyet görüyorum. Bana hakaret ettiklerini düşünüyorum."

KARAKÖY'de 19 yaşındaki iki başörtülü kadından birine saldırdığı, ayrıca her ikisine yönelik hakaret ve tehditte bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Semahat Yolcu'nun tahliye talebi reddedildi.

İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ikinci celsesi görülen duruşmaya, tutuklu sanık Semahat Yolcu getirildi. Müştekiler Feyza Yerlikaya ve Gamze İnce ise duruşmaya gelmediler. Müştekileri çok sayıda avukat temsil etti.

TANIKLAR DİNLENDİ

Duruşmada iki tanık dinlendi. Tanıklardan Veysel Ekingen, olayın işyerinin önünde olduğunu, çalışanı Mesut Ay'ın sanığın kadınlara saldırdığını söylemesi üzerine kapıya çıktığını, kapıda sanığın iki kıza küfür ve hakaret ettiğini duyduğunu söyledi. Ekingen, müştekileri sakinleşmeleri için dükkana çağırdığını, sanığın ise olay sonrası uzaklaştığını belirterek mahkeme huzurundaki sanığı olayı gerçekleştiren kişi olarak teşhis etti. Diğer tanık Mesut Ay da ifadesinde sanığın, müştekilere saldırdığını, küfür ve hakaretlerde bulunduğunu söyledi.

"BEN DEĞİLİM"

Tanık beyanları üzerine söz alan sanık Semahat Yolcu ise "Ben değilim. Benim karakterime uygun bir davranış değil. Bu söylenenleri kişiliğime hakaret olarak görüyorum. Sabıkam yoktur. İlk defa hakim karşısına çıkıyorum. Karşı tarafta art niyet görüyorum. Bana hakaret ettiklerini düşünüyorum. Manevi olarak yaptığım çalışmalar yüzünden bana kastettiğini düşünüyorum. Karşı tarafı FETÖ yapılanması içinde görüyorum. Ben sanatçıyım, şifacıyım, şairim, oyuncuyum, bunlarla karşılaşmak bana hakaret gibi geliyor. Bu konuyla Türk halkının gündemini yorup kafalarını karıştırdığımız için özür diliyorum" dedi.

MÜŞTEKİ AVUKATLARI TEPKİ GÖSTERDİ

Sanığın bu sözlerine müşteki avukatlar tepki gösterdi. Müşteki avukatlarından Necip Kibar, "Sanığın sarfetmiş olduğu FETÖ'cüler ifadesine karşı söylemek isterim ki, burada müdahil olan vekillerin büyük çoğunluğu üç senedir 15 Temmuz darbe teşebbüsü şehit yakını ve gazi vekili olarak Silivri'de yer almaktadır. Karaköy meydanında iyi bir oyun sergilemiştir. Bu bizim için küçük bir hadise değildir. Müslüman hanımefendilerin inanışlarına ağır bir saldırıdır. Bu itibarla sanığın atılı suçlardan en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ederiz, pişmanlık göstermediğinden indirimden yararlanmamasını talep ederiz" dedi. Bu sırada sanığın, müşteki avukatları konuşurken sözlerine izin verilmeden devam etmesi üzerine hakim, sanığın bir süre salon dışına çıkarılmasını istedi.

"CEZALANDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ"

Müşteki Aile Bakanlığı avukatı, her iki mağdurun şiddet mağduru olduğundan davaya katılma talebinde bulunduklarını belirterek sanığın cezalandırılmasını talep etti. Müşteki avukatı Mustafa Doğan İnal da "Dosya tekamül etmiştir. Tanık beyanları, çok açık bir şekilde saldırdığını söylemişlerdir. TCK'nin 216/1. maddesindeki suç tam olarak oluşmuştur. Kamu güvenliği açısından cezalandırılması elzemdir" dedi.

BERAATİNİ TALEP ETTİ

Tekrar salona alınan sanık Semahat Yolcu, "Herkesin dinine, ırkına saygı duyarım. Reiki danışmanı olduğum için herkese saygılıyım. Tasavvufla ilgilendiğim için İslam dinine ayrı bir ilgim var. Müslüman camiasının ayrı bir yere gelmesini isterim. Çalışmalarımda din ve cinsiyet ayırmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" dedi.

TUTUKLULUK HALİ DEVAM

Hakim, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın davaya kabulüne ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma ertelendi.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Karaköy'de yürümekte olan müştekilerden Feyza Yerlikaya'ya sol omuz kısmına vurduğu, arkadaşı Gamze İnce'ye de küfür ve hakarette bulunduğu iddiasıyla sanık Semahat Yolcu hakkında "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme", "Hakaret", "Tehdit" ve "Kasten yaralama" suçlarından 4 yıl 8 aydan 12 yıl 8 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Görüntü Dökümü

-ARŞİV

=============================

(Yeniden)

5-BEYKOZ'DA MİLYONLUK ARSA DOLANDIRICILIĞI

BEYKOZ'da restoran sahibi Erdoğan Öztaş, Çanakkale'de yapımı devam eden köprünün etrafındaki köylerden arsa alım satımı yaptığını iddia eden R.B. tarafından 750 bin lira dolandırıldığını iddia etti.

Beykoz'da restoran sahibi Erdoğan Öztaş, Çanakkale'de yapımı devam eden köprü inşaatı çevresindeki arazileri uygun fiyata alıp yüksek karla sattığını iddia eden R.B. tarafından dolandırıldığını idda etti. Erdoğan Öztaş, "1,5 yıl önce misafir olarak geldi buraya. Sık sık geliyordu. Kalabalık misafirler de getirmeye başladı. Hesaplarını hep nakit olarak ödedi. Gelen herkesle iletişim kuruyordum. Daha sonra iletişimimiz ilerledi. İşlerimin durumunu sordu. Kendisinin eski müteahhit olduğunu söyledi. Şimdi Çanakkale'de yapılan köprünün orada arsa alıp sattığını söyledi. Orada bir çalışanının olduğunu ve ucuz arsaları tespit ettiğini söyledi. Karlı bir iş olduğunu ve iyi kazandığını söyledi. Daha sonra bana da teklif etti sen de almak ister misin dedi. Ben bilmediğim bir iş olduğu içi kabul etmedim. Sonradan "gel bir yerden başlayalım. Hızlı iş çabuk kar edersin" dedi. Ben de kabul ettim. İlk aldığımız arsayı 50 bin liraya aldık 65-70 bin lira civarında sattık. İkinci arsayı 100 bine aldık 125-130 bine sattık. Bu şekilde 3-4 defa iş yaptık" dedi.

DİĞER MAĞDURLAR SAYESİNDE ÖĞRENDİ

Bir süre R.B.'ye ulaşamayan Öztaş, dolandırıldığını dükkanına gelen diğer mağdurlar tarafından öğrendi. Öztaş, "Bu işlerden sonra buraya misafir getirdi, bana hediyeler aldı, garsonlara bol bahşiş bıraktı. Bu şekilde güvenimi kazandı. Sonraki 4-5 işte tıkandık. Sorduğum zaman lafı dolandırmaya başladı. Şüphelenmeye başladım o zaman. Bir gün dükkanı kapattığımda iki kişi geldi. Ulaşamadıklarını söylediler. Arsa alıp sattıklarını söyledi. Oturup konuştuğumuzda onları da birkaç defa yemlediğini arsa alıp sattığını öğrendim. Onların vekaletlerini alarak daire satmış, arsa almış. Perdeci, tesisatçı, kuyumcu, polis, emlakçı ve alt komşumu da dolandırmış. Bizim de bu şekilde haberimiz oldu. Benim yaklaşık 750-800 bin lira bir kaybım oldu. Arkadaşlarımın uyarısı ile E-Devlet'e baktığım zaman 3-4 yer beklerken bir arsa çıktı. O da 40/3 şeklinde. 40 kişi ortaklı hiçbir değeri olmayan bir yer çıktı. Yakınlarından kimseyi tanımıyorum. Sonradan sadece mağdur esnafları öğrendim. Onlarla da aramız bozuldu şüpheye düştük. Kötü bir durum" diye konuştu.

"YAKLAŞIK 2-3 MİLYONLUK BİR ZARAR VAR"

Öztaş'ın Avukatı Merve Uçanok ise "Yaklaşık bir ay önce R. B. hakkında suç duyurusunda bulunduk. R.B.'nin yönlendirdiği ve müvekkilim adına vekalet açan kişiler hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Ama sonradan bu kişilerin de olayın mağduru olduğunu öğrendik. Bu suç duyurumuzun ardından kamu davası da açıldığı takdirde 3 yıldan 10 yıla kadar ceza istemiyle yargılanacak. Ayrıca para cezası da olacak. Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Henüz kamu davası açılmış değil. Soruşturma sürecinde. Müvekkilimin bilgisi dışında kendisinin haberi olmadan vekaletname çıkarılmış. Bu vekaletname başka bir gayrimenkul satışında kullanılmış. O satışta satıcı konumunda olan kişiler de müvekkilim hakkında suç duyurusunda bulundular. Halbuki onlar da olayın mağduru biz de mağduruz. Bütün mağdurlar birbirlerinden şüphe etmeye başladı. Biz de olaydan bu şekilde haberdar olduk. Daha sonra şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Benim bildiğim 4-5 kişi bu şekilde dolandırılmış durumda. Diğer mağdurlarla yaptığım görüşmeler sonucunda yaklaşık 2-3 milyonluk bir zarar var ortada" dedi.

Görüntü Dökümü

------------------------

-Erdoğan Öztaş röportajı ve detayları

-Erdoğan Öztaş'ın R. B.'yi telefonla araması

-Avukat Merve Uçanok röportajı

-Genel ve Detay

===========================

6-BÜYÜKÇEKMECE MİMAR SİNAN DEVLET HASTANESİ'NDE HAREKETLİLİK

BÜYÜKÇEKMECE Mimar Sinan Devlet Hastanesi aciline gelen yabancı uyruklu bir hasta nedeniyle hareketlilik yaşanıyor.

Büyükçekmece Mimar Sinan Devlet Hastanesi'ne sabah saatlerinde gelen yabancı uyruklu bir kadın grip olduğunu belirtti. Bunun üzerine hastanede önlem alındı. Kadının tedavi altına alındığı "Kırmızı alan" kapatıldı. Acil serviste çalışanlara maske dağıtıldı. İncelemenin ardından açıklama yapılacağı kaydedildi

Görüntü Dökümü

-------

-Yabancı uyruklu hastanın sevki

////////

-Kapatılan alan

-Maskeyle çalışanlar

-Detaylar

=========================

7- MARMARAY BAKIRKÖY-YENİ MAHALLE DURAKLARI ARASINDA SEFERLER AKSADI

Marmaray'da Bakırköy ile Yenimahalle durakları arasındaki elektrik hatlarında yangın çıktı. Yangını söndürmek için Bakırköy ile Yenimahalle arasındaki seferler bir süre durduruldu.

Yangın, saat 14.30 sıralarında Marmaray Bakırköy ile Yenimahalle durakları arasındaki elektrik kablolarında meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle yanmaya başlayan kablolar için olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri yangına müdahale edebilmek için taş ve demir dubalarla kapatılmış yolu kullanmak zorunda kalınca balyozlarla taş dubayı kırdı.

Yangına müdahale öncesinde Marmaray hattının bir bölümünde elektrikler kesildi. Bu nedenle Bakırköy ve Yenimahalle durakları arasında yaklaşık 15 dakika seferler durduruldu. İtfaiyenin kablolardaki yangını söndürmesinin ardından seferler normale döndü.

Görüntü Dökümü:

---------------

-Marmaray'dan geçen tren

-Kablolardaki alev

-Yanan kablo hattı

-İtfaiyenin dubaları kırması

-İtfaiyenin yangına müdahalesi

-Seferlerin başlaması

====================

8- PROF. ERCAN: (MANİSA DEPREMİ) BU DEPREMLER İSTANBUL'U ASLA ETKİLEMEZ

Manisa'nın Akhisar ilçesinde meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki depremin ardından artçı depremler devam ediyor. Manisa'da yaşanan depremin İstanbul'da da hissedilmesinin ardından Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, art arda yaşanan depremler hakkında açıklamalarda bulundu. Ercan, "Bu depremler İstanbul'u asla etkilemez. Çünkü Ege Bölgesi'nin kırık işleyişi İstanbul depreminden farklıdır. İstanbul Depremi yanal atımlı bir kırıktır. Bir defa büyük İstanbul depremi yok. Bu sürekli bir söylem olarak ağızda dolanıyor. Kim biliyor ki bunun büyüklüğünü? Kanıtı ne? Bilimsel bir kanıtı yok" dedi.

"AKHİSAR'DAKİ KIRIK DEMETİNİN TÜMÜ TETİKLENMİŞ DURUMDA"

Manisa'da yaşanan depremin neden pek çok yerde hissedildiğini açıklayan Ercan, "Türkiye'de her 3 depremden bir tanesi Ege Bölgesinde olur. Yalnız Ege Bölgesinin depremlerinin işleyişi Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu kırıklarından daha farklıdır. Onlar göçüntü türü depremlerdir. Göçüntü türü depremler eğer sığ ise çok uzak alanlarda duyumsanırlar. İşte bu depremin duyumsandığı gibi. Bu depremin büyüklüğü 5 onda 6 dolayında benim kestirmem öyle. Dolayısıyla Bükreş', Makedonya'ya kadar duyulmasının ana sebebi, göçüntü türü olması. Yanal atımlı kırıklarda bu etki daha azdır. Ve göçüntü türü depremler, aynı büyüklükte daha çok yıkıma neden olurlar. Bunun olmasının nedeni bu. Ege Bölgesindeki deprem açıklamalarına geldiğimiz zaman, burada iki tane deprem üretebilecek odak vardır. Yaklaşık 10 yıldır bunu söylüyorum, bir tanesi Midilli, Foça, Karaburun üçgeniydi. Biliyorsunuz iki yıl önce bu deprem oldu. Ondan sonra da dikkati çektiğim, 10 yıldır söylüyoruz, Akhisar ile Manisa arası gerginliği. Bu konuda değerli meslektaşlarımın da yapmış olduğu çalışmalar, hep aynı. Burada bir gerginlik birikimi var. burası depremi üretecek. Akhisar ile Manisa arasında sadece bir kırık değil, bir kırık demeti var. Bu kırık demetinin hemen hemen tümü tetiklenmiş durumda şu anda" diye konuştu.

"ARTÇI DEPREMLERİN SAYISI 50'YE VARDI"

Manisa'da artçı depremlerin sayısının 50'ye vardığını dile getiren Ercan, "Biliyorsunuz dün öğleden sonra saat 17.00 dolayında o bölgede 3-3,5 büyüklüğünde bir öncü deprem oldu. Arkasından bir 4 onda 1 geldi. Ondan sonra 4 onda 1'in artçılarını gördük. Ama akşam saat 22.22'de bu kez 5 onda 6'lık bir deprem oldu. Bu deprem tabii çok ürküttü ama 4 onda 1'lik deprem zaten halkı uyarmıştı. Dolayısıyla halk zaten uyarılmış bir durumdaydı. Ama 5 onda 6 geldiği zaman bu iş tabii çok ciddiye alındı. Bu bölgede artçı depremlerin sayısı aşağı yukarı 50'ye vardı. Artçı depremlerin en büyüğü ise 4.7 Bana göre bir dinginleşme süreci içine girmiş durumda. Artçı depremler en az 2-3 hafta sürebilir ama artçı depremler yıkıcı olmaz. Ege Bölgesinde, özellikle Akhisar-Manisa arasında depremin yıkıcı olması için büyüklüğün 6 onda 4'ten fazla olması gerekiyor. Benim burada beklentim ise, Türkiye'de depremi bekleyen 33 yer arasında burası da vardı. Bunlar sırasıyla oluyor zaten, burada benim öngördüğüm deprem büyüklüğü 5 ila 6 onda 2 arasındaydı. Eğer diyelim ki, öngörümüz tutmadı, bir büyük deprem gelirse eğer, bunun büyüklüğü 6 onda 2'den daha büyük olamaz. Ama bu yıkımcıl olmaz" şeklinde konuştu.

"BU DEPREMLER İSTANBUL'U ASLA ETKİLEMEZ"

Bu depremlerin beklenen büyük İstanbul depremine etki edip etmeyeceği sorusuna ise Ercan, "Bu depremler İstanbul'u asla etkilemez çünkü Ege Bölgesi'nin kırık işleyişi İstanbul depreminden farklıdır. İstanbul Depremi yanal atımlı bir kırıktır. Ama diğeri göçüntü türüdür. Ege Bölgesinin sınırları Çanakkale'nin güneyinden başlayıp, Balıkesir'in güneyi, Bandırma'yı kuzeyde tutarak, ondan sonra Bursa'nın güneyi, Manyas'a kadar iner ve oradan Uşak, Denizli, Aydın, Manisa ve İzmir'i içine alan bu bölgedeki deprem işleyişi tamamen farklıdır. Onun için dün olan depremin İstanbul depremini tetiklemesi gibi bir durum olamaz" diye yanıt verdi.

"BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ" İFADESİNİN BİLİMSEL BİR KANITI YOK"

Ercan, "Bir defa büyük İstanbul depremi yok. Bu sürekli bir söylem olarak ağızda dolanıyor. Kim biliyor ki bunun büyüklüğünü? Kanıtı ne? Bilimsel bir kanıtı yok. Var mı bir alet yerin içine sok, ne kadar basınç olduğunu söyle. Şimdi İstanbul'daki kabuk kalınlığı yaklaşık 28-30 kilometre. Bu kabuğun, kırılmaya karşı göstermiş olduğu direnç 6 miyar gigatondur. Bu 6 milyar gigaton'luk gücü kıracak bir baskı gelmedikçe, bu deprem olmaz. Bunun bir birikme hızı var. Bunun kırılması için daha 2045'e kadar birikmesi gerekiyor. Yani 2045'te olabilecek bir depremin belirtisi 2033'te başlar. 2045 deprem olabilmesi için en uygun yıldır. Ama gecikme olasılığı vardır her zaman için. Gecikme olasılığı bazen 75, bazen 100 yıl bile olabilir" dedi.

"ASIL KORKULMASI GEREKEN TEKİRDAĞ DEPREMİ"

Asıl korkulması gerekenin Tekirdağ'da beklenen deprem olduğunu söyleyen Ercan, "Tabii İstanbul'da olabilecek deprem ne kadardır dersek, Küçükçekmece'nin açıklarında olabilecek depremin büyüklüğü 6 onda 4 ile 6 onda 7 arasında. 6 onda 4 İstanbul için yıkıcı değildir. Ama 6 onda 8, 6 onda 9 olursa yıkıcı olur. İstanbul'un aslında korkması gereken Tekirdağ depremidir. Tekirdağ depremi Marmara Ereğlisi, Silivri arasında olacak. Yani İstanbul il sınırının batısında olacak. Bizim tam da Marmara'daki doğal gaz dolum kurgularımızın olduğu yerde ve aynı zamanda denizin içinde yedek dolmaçımız var yani doğal gazı biriktirdiğimiz yer, tam orada olacak deprem. Geçenlerde olan 4 onda 7'lik ve 5 onda 8'lik depremin olduğu yerde olacak. O bunun alıştırmasıydı aslında. İşte bu depremin büyüklüğü 7 ile 7 onda 2 olacaktır. Bu Tekirdağ'ı, Şarköy'ü, Çanakkale'yi, Gelibolu'yu, Lapseki'yi, Karabiga'yı, Mudanya'yı, Erdek'i, Bandırma'yı, Yalova'yı ve hatta Gemlik'i çok önemli şekilde etkileyecektir" dedi.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Ahmet Ercan'ın açıklaması

-Genel ve detay

=========================

9- BEYOĞLU'NDA EL YAPIMI PATLAYICI ATAN ŞÜPHELİLER KAMERADA

BEYOĞLU'nda gece saatlerinde yüzlerini kapüşon ile kapatan iki kişinin bir eve el yapımı patlayıcı atması güvenlik kameralarına yansıdı. Büyük bir gürültüyle patlayan EYP nedeniyle sokağı duman kapladı.

Beyoğlu Keçici Piri Mahallesi Ömür Sokak'ta yüzlerini kapüşon ile kapatan iki kişinin bir eve el yapımı patlayıcı atmaları güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Görüntülerde, iki kişinin önce sokak üzerinde keşif yaptığı daha sonra da bir eve el yapımı patlayıcı attıkları görülüyor. Patlayıcıyı atan iki kişi hızla olay yerinden kaçarken EYP bir süre sonra patlıyor. Ortalığı duman kaplıyor.

Görüntü Dökümü:

---------------

(GÜVENLİK KAMERASI)

-Sokak üzerinde keşif yapan iki kişi

-Bir süre sonra geri gelmeleri ve binaya EYP atmaları

-Patlayıcı atan iki kişinin hızla olay yerinden kaçması

-El yapımı patlayıcının patlaması ve ortalığın beyaz bir dumana bürünmesi

-Genel ve detaylar

==============

(ÖZEL)

10- JAPON JOKEY VELİEFENDİ'DE YARIŞA KATILDI

"Gazi Koşusu'na katılmayı çok istiyorum"

VELİEFENDİ Hipodromu'nda uzun yıllar sonra ilk kez yerel yarışlara bir Japon jokey katıldı. Japon Satoshi Yonekura, "Türkiye'yi çok seviyorum ve Gazi Koşusu'na katılmayı çok istiyorum" dedi.

"RAKİPLERİYLE FOTOĞRAF ÇEKTİRDİ"

1700 birinciliği olan 44 yaşındaki Satoshi Yonekura, ocak ayının başında Türkiye'ye geldi. Yonekura, ilk koşusuna ise dün akşam Veliefendi Hipodromu'nda Cerensel isimli atla çıktı ve 6. oldu. Yarış öncesi Yonekura, diğer jokeylerle birlikte hazırlıklarını tamamladı, kilo kontrolünde geçti, kıyafetlerini hazırladı. Yarışı beklerken rakipleriyle fotoğraf çektirdi, sohbet etti, keyifli anlar yaşadı. Yarış hazırlıkları sırasında jokey arkadaşları da Yonekura'ya yardım etti.

"İSTANBUL'DA İLK KEZ AT BİNMEKTEN ÇOK MUTLUYUM"

Yarış öncesi Demirören Haber Ajansı'na açıklamalarda bulunan Satoshi Yonekura, "Genç yaştan itibaren ülkemin dışında deniz aşırı bir ülkede at yarışına katılmak istedim. Şimdi buradayım. İstanbul'da ilk kez at binmekten çok mutluyum. Türkiye'ye ilk geldiğimde burayı çok sevdim. Şimdilik Bakırköy'de kalıyorum. Yakında buraya yerleşeceğim" dedi.

"GAZİ KOŞUSU'NA KATILABİLİR"

Yonekura, ülkesi Japonya dışında, Güney Kore ve Singapur'da da at bindiğini belirterek, "1700 koşuda galibiyete ulaştım. Türkiye'de de birincilik elde etmek ve Gazi Koşusu'na katılmayı çok istiyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

--------------------

-Yonekura'nın görüntüleri

-Yonekura ile röportaj

-Yonekura'nın hazırlık yapması

-Muhabir anonsu

-Yonekura'nın jokeylerle hazırlık anları

-Yonekura'nın fotoğraf çektirmesi

-Padokta yarışa katıldığı atla gezmesi

-Muhabir anonsu

Yarıştan görüntüler

-Genel ve detaylar

================

(ÖZEL)

11- "EVDE ÇALINIR" DİYE 20 BİN LİRA İLE ALTINLARINI YANINA ALDI; PAZARDA HIRSIZLARIN HEDEFİ OLDU

Sultangazi'de çalınır düşüncesiyle yanından ayırmadığı 20 bin lira ve altınlarıyla pazara giden kadının korktuğu başına geldi. 51 yaşındaki Sohbet Erkun'un altınları ve 20 bin lira parası semt pazarında çalındı. Çalınan paranın kocasının çalıştığı iş yerinden aldığı tazminat parası olduğu öğrenildi.

KORKTUĞU PAZARDA BAŞINA GELDİ

Olay, Sultangazi Cebeci Mahallesi'nde meydana geldi. Evinin yakınında kurulan semt pazarına gitmek için evden çıkan Sohbet Erkun (51), evde bulunan 4 adet çeyrek, 1 adet reşat altın, 1 adet küpe ve 20 bin TL'yi çalınır düşüncesiyle yanına aldı. Altınları ve parayı çantasında taşıyan Erkun, pazar alışverişini tamamladıktan sonra eve döndü. Erkun eve geldiğinde altın ve paraların çantasında olmadığını fark etti. Çantanın boş olduğunu gören Erkun, semt pazarına koştu. Daha sonra polis merkezine giderek altınların ve parasının çalındığını belirten kadın, şüphelendiği bir kadından şikayetçi oldu. Sohbet Erkun'un çantasından çalınan 20 bin TL'nin çalıştığı iş yerinin kapanmasından dolayı tazminatını alan kocasına ait olduğu öğrenildi.

"İÇİM RAHAT OLMADIĞI İÇİN YANIMA ALDIM"

Yaşadığı olayı anlatan Sohbet Erkun, "Sanki başıma bir şey gelecek diye rahat değildim. Daha önce komşularımın gece parası çalındığı için rahat değildim. Rahat olmadığım için evden çıktığımda altınları ve parayı yanıma alırdım. Sanki o gün de bir şey başıma gelecekti. Bende korktum evde bırakamadım. İçim rahat olmadığı için paraları ve ziynet eşyalarını evde bırakamadım. Yanıma aldım. Yanımda eşimin aldığı yaklaşık 20 bin TL tazminat parası, 4 adet çeyrek altın, 1 adet reşadiye altını vardı. Kimse evde olmadığı için yanıma aldım. Eğer ailemizden biri evde olmuş olsaydı yanıma almazdım. Pazara gittim. Pazarın sonuna kadar para bendeydi. Pazardayken çok dikkat ettim. Pazar parasını ayırmıştım. Namaz vaktini kaçırmamak için acele ettim. Pazardan çıktıktan sonra eve geldiğimde para ve ziynet eşyalarının olduğu çantama baktığımda boş olduğunu gördüm. Çantanın boş olduğunu görünce ağladım. Koşarak pazar yerine gittim. 20 bin lira para ve altınların hepsi çalındı. Pazarın sonunda bir tezgahtan alışveriş yaparken bir kadın vardı yanımda. Şüphelendiğim o kadınla ilgili de karakola giderek şikayette bulundum" dedi.

"AİLEM PARAYI BANKAYA YATIRMAYI DÜŞÜNÜYORDU"

Sohbet Erkun'un oğlu Ayhan Erkun ise "Bize haber verdiler. Pazara koştuk. Pazarın içinde olan bir olay olduğu için tam olarak ispatı zor oluyor. Emniyete ifade verdik. Annemin şüphelendiği bir kadın vardı. Onunla ilgili de şikayette bulunuldu. Ama tam olarak nasıl çalındığını bilmediğimiz için kesin olarak bu da diyemiyoruz. Şikayette bulunulan kadın ifadesinde Cuma pazarına gitmediğini söylemiş. Bu kadının o gün orada olup, olmadığı telefon sinyallerinden öğrenilebilir. Haberlerde sık sık görüyoruz. Pazara giderken, komşu ziyaretlerine giderken eve girilme durumlarını. Aslında ailem yakın bir zamanda parayı bankaya yatırmayı düşünüyorlardı. Babam da yakın dönemde almış tazminatını. Tazminatını aldıktan sonra başımıza böyle bir olay geldi. Evde de o gün kimse olmadığı için annem "bizim de başımıza gelmesin" korkusuyla paraları ve altınları yanına alıyor. Yanına aldıktan sonra da başına böyle bir şey geldi. İnşallah kimsenin başına böyle bir şey gelmez. Evde çalınsa bile bir bulunma ihtimali var. Pazarda çalındığı zaman bulunma ihtimali de kolay kolay olmuyor. En azından bu hem bize hem de vatandaşlara bir akıl olmuş olur. Evde bırakmayın. Evde olduğu zaman rahat edemiyorsunuz, yanınıza aldığınız zaman da annemin başına gelen olay yaşanabiliyor. En azından güvendikleri yer neresi ise banka mı olur, oraya teslim etsinler" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Pazardan arşiv görüntü

-Pazarın kurulduğu sokak

-Altınları çalınan kadınla röportaj

-Oğlu ile röportaj

-Genel ve detaylar

=================

12- BAKAN VARANK: 2019 YILINDA SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2.4 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

İstanbul Sanayi Odası ve Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği'nin 2. Savunma Sanayi Buluşmaları programına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "2019 yılında savunma ve havacılık ihracatı bir önceki seneye göre yüzde 35 artarak 2.4 milyar dolara ulaşmış oldu" dedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği'nin (SAHA İstanbul) 2. Savunma Sanayi Buluşmaları programı düzenledi. Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkan Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, İSO meclis üyeleri, SAHA İstanbul üyeleri ve iş adamları katıldı.

"2019 YILINDA SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI YÜZDE 35 ATTI"

Programda konuşan Bakan Varank, "Hedefimiz uluslararası savunma sanayi üreticileriyle sadece taşeronluk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayini oluşturmaktı. 18 sene önce yüzde 80 oranla dışa bağımlı olan savunma sanayi, bugün ekosistemde yer alan tüm aktörlerin katkılarıyla milli bir yapıya dönüşmüş oldu. 2019 yılında savunma ve havacılık ihracatı bir önceki seneye göre yüzde 35 artarak 2.4 milyar dolara ulaşmış oldu. Sektörde 50 bine yakın emekçi çalışıyor. Son 4 senede 400'ün üzerinde yerli patent başvurusu yapıldı. Malzeme olsun, alt sistemler olsun, teknoloji olsun artık her sistemde çalışmaları kendimiz yürütebiliyor, daha da önemlisi yönlendirebilecek insan kaynağımızı kendimiz yetiştirebiliyoruz. Türkiye geleceğin savaş uçağı, uzun menzilli hava savunma sistemleri, uydu ve uydu fırlatma sistemleri gibi alanlarda ürün geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor. Bu alanlarda çalışan ülke sayısı aslında bir elin parmağını geçmez. Daha önce bunları hayal bile edemezken şu anda küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünleri kendimiz geliştirebiliyoruz" dedi.

"TÜRKİYE'NİN OTOMOBİLİYLE HEPİMİZ GURUR DUYDUK"

Bakan Varank, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Türkiye'nin otomobiliyle hepimiz gurur duyduk. Ülkemizin güzide savunma sanayi şirketlerinden yetişmiş mühendisler, şu anda otomobilin matematik modellemeleri ve dayanıklılık testleri üzerinde çalışıyorlar. Son 7 senede sektörün 4 milyar liralık sabit sermaye yatırımına teşvik vergisi verdik ve 5 bin kişinin bu sayede istihdam edilmesini sağladık. TÜBİTAK SAGE'nin çalışmaları sayesinde bu güne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine 9 ürünü sokabilmiş olduk. Isıl pil gibi milli sistemleri sektöre kazandırmış olduk. ATLAS, KAŞİF ve küresel konumlama sistemi anteninin ürünlerinin milli mühimmatlarda kullanılmasıyla kaynaklarımızın yurt dışına çıkmasının önüne geçmiş olduk. Teknoloji odaklı sanayi hamlesi programıyla yerlileşme alanında daha önce denenmemiş bir işe girişmiş olduk. Dedik ki, Türkiye ithal ettiği ve teknoloji seviyesi yüksek pek çok ürünü aslında kendisi üretebilir. Alıcı ve satıcıyı aynı anda destekleyen bir mekanizmayı kurguladık. Sadece tek bir sektör için, makine sektörü için 5.3 milyar liralık yatırım başvurusu geldi."

"750 MİLYON LİRALIK KAYNAĞI İŞLETMELERE AKTARACAĞIZ"

2 yeni fon kurduklarını söyleyen Bakan Varank, "Biri bölgesel kalkınma, diğeri de teknoloji ve inovasyon olmak üzere 2 yeni fon kurduk. Böylece 750 milyon liralık bir kaynağı teknolojiyi, sanayiyi odağına alan işletmelere aktaracağız. Bizim bu fonları çok fazla arttırmamız lazım. Sadece girişimciliğe baktığımızda dünyada girişim sermayesi fonlarının 200 milyar dolarlara ulaştığını görüyoruz ama Türkiye'de bu rakam henüz 200 milyon dolara bile ulaşmış değil" diye konuştu

Konuşmasının ardından Bakan Varank, katılımcılara sertifikalarını verdi.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Programa katılanlardan görüntü

-Bakan Varank'ın konuşması

-Katılımcılara verilen sertifika töreninden görüntü

===================

13- BAKAN VARANK: GENÇLERİMİZ 200 BİN LİRAYA KADAR HİBE DESTEĞİNDEN FAYDALANABİLİRLER

İstanbul Ticaret Odası(İTO) Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi açılış törenine katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Geçtiğimiz sene gençlerimiz bu program sayesinde 26 milyon liralık destekten faydalandı. Programın 2020 çağrısı hala açık. Gençlerimiz 200 bin liraya kadar hibe desteğinden faydalanabilirler. Ekonomik görünümümüz canlanmaya devam ediyor. Geçen senenin 3'üncü çeyreğinden itibaren yeniden büyüme eğilimine girdik. Faizler düşüyor, iç talep canlanıyor" dedi.

İTO Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) Fulya Yerleşkesi'nin açılışı için tören düzenlendi. Şişli'deki yerleşkenin açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO üyeleri, İstanbul Kalkınma Ajansı üyeleri, girişimciler ve iş insanları katıldı.

"2023 SANAYİ VE TEKNOLOJİ STRATEJİMİZİN TEMEL POLİTİKA BİLEŞENLERİNDEN BİRİ GİRİŞİMCİLİK"

Törende konuşan Bakan Varank, "Bakanlığımız bu merkezin kurulmasında aktif bir rol oynadı. Proje bütçesinin yaklaşık yüzde 75'i İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından karşılandı. 2023 sanayi ve teknoloji stratejimizin temel politika bileşenlerinden birini girişimcilik olarak belirledik" ifadelerini kullandı.

Bakan Varank konuşmasına, "Türkiye girişimcilik alanında, özellikle de teknoloji tabanlı işlerde, büyük bir potansiyele sahip. Hatta onların başarı hikayeleri, dış basında da sıklıkla kendine yer buluyor. getir.com, Silikon Vadisinden 40 milyon dolarlık yatırım aldı. Bu işin arka planında da aslında bir teknoloji var. Yine gençlerimizin kurduğu oyun şirketi Good Job Games'i ziyaret ettim. Onlar da geçen sene 800 milyon indirme alarak, dünyanın en çok indirme alan oyun şirketleri arasına ilk 3'e girmiş oldu" diye devam etti.

"GENÇLERİMİZ 200 BİN LİRAYA KADAR HİBEDEN DESTEĞİNDEN FAYDALANABİLİRLER"

Bakan Varank, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Ar-Ge ve Tasarım Merkezi belgesine sahip firmalarımız, çok çeşitli vergi indirimleri ve istisnalardan faydalanıyor. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programıyla, nitelikli girişimciliği özendirip, yüksek teknolojili ürünler geliştirebilen başlangıç firmalarını ekonomiye kazandırıyoruz. Geçtiğimiz sene gençlerimiz bu program sayesinde yaklaşık 26 milyon liralık destekten faydalandı. Programın 2020 çağrısı hala açık. Gençlerimiz 200 bin liraya kadar hibe desteğinden faydalanabilirler. KOSGEB aracılığıyla hem eğitim hem de finansman desteği sunuyoruz. Bugüne kadar 1 buçuk milyonu aşkın vatandaşımız bu eğitimlerden faydalandı. Talepteki artışı dikkate alarak, bu hizmeti elektronik ortama taşıdık ve e-Akademi'yi hayata geçirdik. E-devlet şifresiyle tüm vatandaşlarımız bu eğitimlere online olarak katılabiliyorlar."

"750 MİLYON LİRALIK KAYNAĞI FİRMALARA SERMAYE DESTEĞİ OLARAK KULLANDIRACAĞIZ"

İki yeni fon kurduklarını söyleyen Bakan Varank, "Yakın zamanda biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Toplamda 750 milyon liralık bir kaynağı, firmalara uzun vadeli sermaye desteği olarak kullandıracağız. Buradaki amacımız özellikle kısa vadeli fonlardan faydalanan girişimcilerimizin, faiz yükü altında ezilmesini engellemek" ifadelerini kullandı.

"2023 STRATEJİMİZE 1 MİLYAR DOLAR ÜZERİNDE DEĞERE SAHİP TÜRK UNICORN HEDEFİ KOYDUK"

Bakan Varank sözlerine, "Erken dönem girişimciler için vergisiz veya kolay vergili dönem gibi uygulamaları Hazine ve Maliye Bakanlığımızla beraber geliştirmek istiyoruz. Teknoloji tabanlı girişimlerde Türkiye gerçekten çok büyük bir potansiyele sahip. Dolayısıyla 2023 stratejimize koyduğumuz en az 10 Turcorn, yani 1 milyar dolar üzerinde değerlemeye sahip Türk Unicorn hedefi aslında uzak bir ihtimal değil. Halihazırda girişimciliği, ülkemizde maalesef yüzde 90 oranında kamu destekliyor. Bu, sağlıklı bir model değil. Özel sektörün de bu alana daha fazla yönelmesi, ilgi göstermesi, risk alması ve yatırım yapması gerekiyor" diye devam etti.

"YENİDEN BÜYÜME EĞİLİMİNE GİRDİK"

Bakan Varank sözlerini, "Ekonomik görünümümüz canlanmaya devam ediyor. Geçen senenin 3'üncü çeyreğinden itibaren yeniden bir büyüme eğilimine girdik. Faizler düşüyor, iç talep canlanıyor. Sanayi üretimi ve ekonomiye olan güven artıyor. İhracat rakamları yükseliyor, yani dış talep cephesi de aslında kuvvetli. 2020 yılında büyüme inşallah çok daha fazla hızlanarak devam edecek. Gerek insan kaynağı gerekse Ar-Ge alanında kurduğumuz güçlü altyapı sayesinde emsal ülkelere göre Türkiye olarak ciddi avantajlara sahibiz" diye sonlandırdı.

Bakan Varank, konuşmasının ardından kurdele keserek BTM Fulya Yerleşkesi'nin açılışını gerçekleştirdi.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Bakan Varank'ın Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi'ni gezmesi

-Bakan Varank'ın girişimci gençlerle konuşması

-Bakan Varank'ın konuşması

-Açılış töreni ve kurdele kesimi

===========================

14- ÜMRANİYE'DEKİ MARKET GASPÇISI KAMERADA

Ümraniye'de 3 farklı markette meydana gelen hırsızlık ve gasp olaylarını gerçekleştiren şüpheli yakalandı. Şüphelinin marketlerde gerçekleştirdiği gasp ve hırsızlık anları kameraya yansıdı.

Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri 10-14 Ocak tarihlerinde Ümraniye'de üç farklı markette meydana gelen hırsızlık ve gasp olayları ile ilgili çalışma başlattı. Polis ekipleri, markette bulunan güvenlik kamerası görüntülerini inceleyerek olaylara karışan bir şüphelinin kimliğini tespit etti.

Gasp Büro Amirliğinin şüpheliyi yakalamak için çalışmaları devam ederken, Ümraniye'de ekipler eşkale uyan bir şüpheliyi tespit ederek kimlik kontrolü yaptı. Polis, kimlik kontrolü yaptığı kişinin 3 markette meydana gelen gasp ve hırsızlık olaylarına karışan Adem A.(22) olduğunu tespit ederek gözaltına aldı. Gözaltına alınan şüpheli şubeye götürüldü. Şubede sorgulanan şüphelinin çok sayıda suç kaydı olduğu öğrenildi. Şüphelinin iki marketten hırsızlık bir marketten gasp olayı gerçekleştirerek toplamda bin lira para çaldığı tespit edildi. Şubedeki işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarılan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ŞÜPHELİ 3 MARKETTE DE KAMERALARA YAKANLADI

Öte yandan şüphelinin bir markete girerek kasaya yöneldiği açılan kasaya doğru atılarak kasadaki paraları çalarak olay yerinden kaçtığı anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Diğer bir markette maskeyle girerek market çalışanına silah doğrultarak gasp ettiği anlar marketin güvenlik kameralarına yansıdı.

Görüntü Dökümü:

--------------------

(Güvenlik kameraları)

-Şüphelinin markete girme anı

-Şüphelinin kasaya yönelerek aldığı ürünü satın alma bahanesiyle kasaya yanaşma anı

-Şüphelinin silahla market çalışanını tehdit etme anı

-Şüphelinin kasiyerin kasayı açmasıyla kasadaki paraları alma anı

(Aktüel)

-Şüphelinin şube çıkışı

==================

15-FATİH'TE YANKESİCİLİK ANLARI GÜVENLİK KAMERASINDA

Fatih'te, yankesicilik yaptıkları güvenlik kamera görüntülerine yansıyan 1'i çocuk 3 şüpheli gözaltına alındı.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli de serbest bırakıldı.

Güven Timleri, 2 Ocak günü, Millet Caddesi Çapa tramvay durağında yaşı küçük olan B.G. isimli kişiyi şüphe üzerine durdurdu. Şüpheli hakkında araştırma yapan polis, B.G.'nin geçtiğimiz sene içerisinde Fatih'te yaşanan 3 yankesicilik olayının şüphelisi olduğunu belirledi. B.G.'nin yolda çocuğuyla birlikte yürüyen bir kadına arkadan yaklaştığı ve yankesicilik yaptığı anlar ise güvenlik kameralarına yansıdı.

Güven Timlerinin çalışmalarının devamında ise, 3 Ocak günü saat 22.15 sıralarında yine Fatih, Kemalpaşa Mahallesi, Atatürk Bulvarı üzerinde Aslı E.(45) ve Sibel D.(45) isimli şüphelileri durdurarak kimlik kontrolü gerçekleştirdi. Sibel D. İsimli şüpheli polise sahte kimlik gösterirken, Aslı E. isimli şüphelinin Fatih'teki bir yankesicilik olayının şüphelisi olduğu tespit edildi.

Emniyete getirilerek sorgu işlemleri yapılan B.G. , Aslı E. ve Sibel D., çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü

----

-Güvenlik kamerası

==========================

16-SAHTE KİMLİKLE YAKALANAN FETULLAH GÜLEN'İN YEĞENİNE DAVA

FETULLAHÇI Silahlı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in yeğeni Zeynep Gülen hakkında "örgüte üye olmak" suçundan dava açıldı. Sahte kimlikle yakalanarak tutuklanan şüpheli Zeynep Gülen hakkında düzenlenen iddianamede, 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edildi. İddianamede, Zeynep Gülen'in "Bu kişilerin soyadını taşımak dışında örgütle bağlantısı olmadığını, yaklaşık 4 yıldır ailesini reddederek tek başına yaşadığını" söylediğine yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Zeynep Gülen'in Beykoz'da 24 Ekim 2019 günü polisin yaptığı rutin kontrolde "Zeynep Setenay Özcan" adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sahte nüfus cüzdanıyla yakalandığı belirtildi. Şüpheli hareketler sergilemesi üzerine kendisini "Neşe Ateş" olarak beyan ettiği belirtilen Gülen'in daha sonra Zeynep Gülen olduğunu itiraf ettiği kaydedildi.

ELEBAŞININ TALİMATIYLA PARA YATIRDI

Şüpheli Zeynep Gülen'in Bankasya hesap hareketlerinin incelemesinde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "Bank Asya'ya para yatırın" talimatının ardından 19 Ağustos 2014 tarihinde Bank Asya'da ilk defa hesap açtırarak 75 bin TL yatırdığı vurgulandı. Şüpheli Gülen'in ifadesinde atılı iddiaları kabul etmediği, "Bu kişilerin soyadını taşımak dışında örgütle bağlantısı olmadığını, yaklaşık 4 yıldır ailesini reddederek tek başına yaşadığını, geçmiş dönemde ailesiyle beraber Amerika'ya giderek Fetullah Gülen ile ailecek görüştüklerini, babasının hastalığı yüzünden Bank Asya'ya hesap açtırarak para yatırdığını, ailesiyle görüşmediğini" söylediğine yer verildi.

AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE YARGILANACAK

İddianamede, şüpheli Zeynep Gülen hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli Zeynep Gülen, önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıkacak.

Görüntü Dökümü:

-----------------

ARŞİV

=================

17- ESNAF HASTANESİ DERNEĞİ'NE "FETÖ'CÜ KAYYUM" SORUŞTURMASI

İSTANBUL Esnaf Hastanesi Koruma ve Yardım Derneği'ne 2007 yılında kayyum olarak atanan M.K., A.Ü. ve H.G. hakkında FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusuyla ilgili soruşturma başlattı

Dernek yönetiminin yolsuzluk iddiasıyla görevden alınması sonrası, FETÖ'nün İçişleri Bakanlığı imamı olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan, dönemin İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanı Şentürk Uzun tarafından kayyum olarak görevlendirilen M.K., A.Ü. ve H.G.'nin, de örgüt üyesi olduğu iddia edildi. İTO avukatlarından Avukat Dr. Ramazan Arıtürk'ün yaptığı suç duyurusunda, kayyum M.K.'nin telefonunda FETÖ'nün gizli haberleşme programı ByLock yüklü olduğu, ayrıca örgüte ait Kimse Yok Mu Derneği'ne de bağışlarda bulunduğu, H.G.'nin ise FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yurt dışına kaçtığı bildirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusuyla ilgili soruşturma başlattı. M.K.'nin halen görev yaptığı Orman Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı'na da soruşturma dosyasıyla ilgili bilgi gönderildi. Orman Genel Müdürlüğü'nün M.K. hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından, kamuya yararlı faaliyetler yürütmesi amacıyla kurulan Derneğin, 3 milyar TL mal varlığı olduğu belirtildi. İçişleri Bakanlığı mahrem imamı olduğu iddiasıyla tutuklu olarak yargılanan İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanı Şentürk Uzun'un, M.K., A.Ü. ve H.G.'nin kayyum olarak atanması için mahkemeye ısrar ettiği belirtildi. Kayyum olarak atamaları yapıldıktan sonra ise yine kendileri gibi FETÖ ile bağlantılı üyeleri derneğe aldıkları bildirildi. M.K'nin özellikle Şentürk Uzun'la ve FETÖ ile bağlantılı başkaca kişilerle sık sık görüşme halinde olduğu, kullandığı iki telefon hattında ByLock programının kurulu olduğu, bu telefon hatları üzerinden örgütün tepe isimleriyle görüşmeleri olduğunun HTS kayıtlarından tespit edileceği belirtildi. M.K'nin ayrıca örgüte ait Kimse Yok Mu Derneği bağışlarda bulunduğu da ifade edildi. Kayyumlardan H.G.'nin ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yurt dışına kaçtığı ve hali hazırda kaçak olduğu belirtildi.

DERNEĞİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞTILAR İDDİASI

Suç duyurusunda İçişleri Bakanlığı'nın sözde imamı olan Şentürk Uzun'un kayyum atadığı isimler ve onların aldığı yeni üyelerle derneği ele geçirmeye çalıştığı belirtilerek, "Kendilerine yakın ve FETÖ ile iltisaklı üyeleri derneğe yerleştirdiği, bu yolla da bahse konu derneği ele geçirmeye çalıştığı görülmüştür. Devletimizin çıkarları doğrultusunda uzun yıllardır hizmet veren Esnaf Hastanesi Derneği'nin FETÖ'nün kirli ellerinden ve bunların uzantılarından kurtarılması gerekmektedir. M.K., A.Ü. ve H.G. ile Şentürk Uzun, hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/8… ihbar numarasıyla FETÖ üyeliğinden soruşturma devam etmektedir. Bunun yanı sıra yine M.K'nin çalışmakta olduğu kurum olan Orman Genel Müdürlüğü'ne de aynı hususlarda bildirim yapılmıştırö denildi.

Görüntü Dökümü;:

--------

-Hastane binasının havadan görüntüsü

=================

18-KAZA YAPAN YARALININ YARDIMINA HASTANE PERSONELİ KOŞTU

Kağıthane'de yolun karşısına geçmek isteyen kişiye İETT otobüsü çarptı. Yerde yatan yaralıya ilk müdahaleyi yakında bulunan özel hastane personeli yaptı.

Kaza, önceki akşam saatlerinde Kağıthane Darülaceze Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yolun karşısına geçmek isteyen kişiye Mecidiyeköy-Topkapı seferini yapan İETT otobüsü çarptı. Çarpmanın etkisiyle yola savrulan kişi yaralandı. Yaralı için olay yerine ambulans çağrıldı. Vatandaşların yardımıyla yola yatırılan ve üzerine mont örtülen yaralının yardımına özel bir hastanenin personeli yetişti. Sedye ile hemen yolun karşısındaki özel hastaneye kaldırılan yaralıya ilk müdahale yapıldı. Yaralı daha sonra sağlık ekiplerince Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Görüntü Dökümü:

Olay yerinden görüntü

Yayaya çarpan otobüs

Yerde yatan yaralı

Yaralının üzerine örtülen montlar

Özel hastane personelinin yaralıyı sedye ile hastaneye götürmesi

Yaralının ilk müdahalenin ardından 112 ile hastaneye kaldırılması

Genel ve detaylar

=================

19- AVCILAR'DA YOLDA ÇÖKME

AVCILAR'da yolda çökme meydana geldi. Çöp kamyonunun geçmesinin ardından yaklaşık bir metre çukur oluştuğu öğrenilirken, belediye ekipleri çukuru kapatmak için çalışma başlattı.

Olay sabah saatlerinde Mustafa Kemal Paşa Mahallesi Demet sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sokakta seyir halindeki bir çöp kamyonunun geçişinin ardından yolda yaklaşık bir metrelik çökme meydana geldi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve belediye ekipleri sevk edildi. Sokağın bir bölümü güvenlik şeridi çekilerek trafiğe kapatıldı. Belediye ekipleri yoldaki çukuru kapatmak için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü:

-------------------

Ekiplerden görüntü

çöken bölümden görüntü

Diğer detay

============================

20- İMAMOĞLU'NDAN ŞİLE BELEDİYESİ'NE ZİYARET

İSTANBUL Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şile Belediyesi'ni ziyaret etti. Şile Belediye Başkanı İlhan Ocaklı bina girişinde karşıladığı İmamoğlu'nu, makam odasında ağırladı.

İmamoğlu, "İlçe belediyelerimizle organizasyon yapan, koordineli çalışan ve projeleri eşgüdümlü yürüten bir büyükşehir belediyesi olmak istiyoruz. Bu konuda 22 belediyemizi gezdik, bu 23'ncü belediyemiz. İnşallah Şubat ayında bitirmek istiyoruz bütün belediyeleri. Şile'de bugün mevcut durum nedir, bugüne kadar neler yapılmış, beklentiler neler onları konuşacağız. Başkan'ımıza teşekkür ediyoruz bu güzel iş birliği içinö dedi.

İmamoğlu ve ekibine ziyaretlerinden dolayı teşekkür eden Ocaklı ise, "Şile, Cumhuriyet'le yaşıt bir ilçe. İstanbul'un en eski ve en kadim ilçelerinden bir tanesi. Yüzde 80'imiz orman. Yaklaşık 787 kilometrekarelik bir arazide, Anadolu yakasının en büyük arazi yapısına sahip. Dolayısıyla coğrafya büyük olduğu için hizmet üretmek de oldukça mesai alıyor. Bu zaman kadar Büyükşehir'le olan ilişkilerimiz bereketli ve güzel geçti. İnşallah bundan sonra da aynı bereketin devam etmesini umut ediyoruz. Çünkü Şile, korunması gereken bir değer. Biz yerel belediye olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Büyükşehir de bugüne kadar yaptı. Arzu ediyoruz aynı hassasiyetle devam eder, bereketlendiririz. Derdimiz duamız bu" diye konuştu.

İmamoğlu ve Ocaklı, konuşmalardan sonra ilçede görev yapan muhtarlarla bir araya geldi. Muhtarlarla görüşmenin ardından, İBB ve Şile Belediyesi heyetleri, Kültür Merkezi'ne geçti. Şile Belediyesi heyeti, İmamoğlu ve ekibine, ilçenin sorunlarıyla ilgili sunum yaptı. İmamoğlu ve Ocaklı, sunumun ardından Rokethane Mevkii'nde, liman, dolgu alanı ve kordon boyunda saha incelemelerinde bulundu.

Görüntü Dökümü:

---------------

-İmamoğlu'nun gelişi

-Açıklamalar

-Ziyaretlerden detay

DHA

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05