• BIST 89.898
  • Altın 193,922
  • Dolar 4,8448
  • Euro 5,6556
  • Berlin 25 °C
  • Frankfurt 26 °C
  • Paris 27 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 27 °C
  • İzmir 30 °C
  • Stockholm 28 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan Belçika'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Belçika'da
HASSELT (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Konuşmalar yapıyorum, YSK'ya şikayet ediyorlar. 'Cumhurbaşkanını yasaklayın, meydanlara...

HASSELT (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Konuşmalar yapıyorum, YSK'ya şikayet ediyorlar. 'Cumhurbaşkanını yasaklayın, meydanlara çıkmasın'. Bir, iki, üç müracaat ettiler, hepsinden de oy birliğiyle ret aldılar. Bunlar anayasayı da bilmiyor. Anayasayı açıp okuyun, acaba cumhurbaşkanı nerede suç işler? Cumhurbaşkanının vatana ihanetten başka suçu yoktur. Meydanlarda konuşma hürriyetimi size yedirmem. Alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağım" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hasselt Ethias Arena’da düzenlenen "Gençlik Şöleni"ndeki konuşmasında, 600 bin öğrencisi olan imam hatip liselerinin öğrenci sayısının bir anda 60 bine düştüğünü anımsatarak, “Peki şimdi niye rahatsız oluyorlar? Rahatsızlık şundan, orta kısımlar açıldıktan sonra, katsayı engeli ortadan kalktıktan sonra, tüm meslek liseleri istedikleri üniversitelere gidebilme imkanını yakaladıktan sonra sayı 60 binden 1 milyona çıktı. Şimdi 1 milyona çıkınca bunlar ciddi manada rahatsız oldu. Ya niye rahatsız oluyorsunuz, hani siz özgürlüklerden yanaydınız” diye konuştu.

 

- “Bu zulüm değil mi”

İsteyen her ailenin, çocuğunu istediği okula gönderebildiğine dikkati çeken Erdoğan, “Bundan neden rahatsız oluyorsunuz. Şimdi ben Tayyip Erdoğan olarak, dört evladımın dördünü de imam hatibe gönderdim. Sen göndermeyebilirsin, sen de başka yere gönder. Sana kimse niye oraya gönderdin diyor mu? Sen istediğin yere gönderebilirsin. Sana kimse niye gönderdin diyor mu? O zaman sen de müsaade et” ifadesini kullandı.

Katsayı problemi yaşayan öğrencileri hatırlatan Erdoğan, “Prangalara vurdunuz ayaklarından, yüksek puan almalarına rağmen gidemediler. Bu zulüm değil mi? Biz bu zulmü  bir daha yaşattırmayacağız. Bunu bilmeniz lazım” dedi.

 

- “Meydanlarda konuşma hürriyetimi size yedirmem”

Muhalefet partilerinin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) kendisini şikayet ettiklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“’Konuşmalar yapıyorum, YSK'ya şikayet ediyorlar. 'Cumhurbaşkanını yasaklayın, meydanlara çıkmasın'. Bir, iki, üç müracaat ettiler, hepsinden de oy birliğiyle ret aldılar. Bunlar anayasayı da bilmiyor. Anayasayı açıp okuyun, acaba cumhurbaşkanı nerede suç işler? Cumhurbaşkanının vatana ihanetten başka suçu yoktur. Meydanlarda konuşma hürriyetimi size yedirmem. Alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağım. O zaman Çankaya, şimdi Beştepe. Yani Çankaya’ya çıkıp da orada yan gelip yatamam. Meydanları dolaşacağım. Tüm partilere eşit mesafedeyim. Burada asla bir farklılık ortaya koyamam. Gönlümde benim de bir aslan yatıyor, o ayrı mesele.  Tarafım. Nedir benim tarafım, millet.  Niye ben cumhurbaşkanıyım, cumhurun başkanıyım. Bundan daha doğal, daha tabii ne olabilir?”

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Taksim, işçilerin Kabe'sidir” sözlerini eleştiren Erdoğan, “Geçenlerde yine o malum örgütün destekledikleri ne diyor, ‘Taksim, işçilerin Kabe'sidir’ diyor. Böyle bir benzetme olabilir mi, Müslümanların bir Kabe'si var. Bunlar bu ara hakikaten şaşırdılar. Rabbim şaşırtmayagörsün. Bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman” değerlendirmesinde bulundu.

7 Haziran seçimlerinde Avrupa’da yaşayan Türklerin oy kullanmalarının yeterli olmayacağını kaydeden Erdoğan, “Hem siz kullanacaksınız, gitmeyenleri de kolundan tutup götüreceksiniz” diye konuştu.

 

- “Avrupa’nın oyları bir tohumlamadır”

Başbakan olduğu dönemde Avrupa’da yaşayan Türklerin kendisine, “Sayın Başbakanım biz ne zaman oy kullanacağız” şeklinde sorular yönelttiklerini anlatan Erdoğan, “Hamdolsun, mücadeleyi verdik, ilk oyunuzu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullandınız. Şimdi de artık ülkeyi yönetecek hükümeti seçmede kullanacaksınız. Bu seçim bir kırılma noktasıdır. Bu kırılma noktasında Avrupa'nın oyları adeta bir tohumlamadır. Bunu yapacaksınız. Bu demokratik hakkınızı sakın ha ihmal etmeyin” çağrısında bulundu.  

 

- “Haberim olsa arabayı verme derdim”

Avrupa’daki Türk vatandaşların, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerini çok iyi bileceğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

“Rusya’daki, Orta Asya’daki, Kafkasya’daki kardeşlerimiz, Diyanet’in oralardaki hizmetlerine gayet yakından şahit. Çıkmışlar, Diyanet İşleri Başkanı'nın arabasıyla uğraşıyorlar. Kusura bakmasın Diyanet İşleri Başkanım, eğer benim haberim olsa ben derdim ki, 'Sakın bu arabayı verme.' O makam, bu tür bir arabaya fazlasıyla layık. Öyle de büyütüyorlar ki, 1 milyon. Öyle bir araba 1 milyon olmaz, yalan. Velev ki olsun, kendileri bu tür arabaların daniskasına biniyor. Bu tür makamlar, o makamı temsil edenlere eğer layıksa şeref katar. Şimdi de kaynak diyor nereden. Diyorlar ya asgari ücreti bin 500 liraya çıkaracaklarmış. İşte kaynaklardan bir tanesi, Diyanet İşleri Başkanlığı arabasını iade etti. Kaynak buymuş. Bunları inanın güldürü tiyatrosuna koysanız, orada bayağı iş icra ederler.”

Balkanlardaki evlad-ı Fatihan’ın, Afrika’daki mazlum ve mağdur toplumların Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerini çok iyi bileceğini kaydeden Erdoğan, Diyanet’in el uzatmadığı, hizmet götürmediği coğrafyanın neredeyse kalmadığını anlattı.

Gazze’de yıkılan camileri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tamir ettirdiğini belirten Erdoğan, Myanmar’daki, Arakan’daki Müslümanlara yardım elini uzattığına dikkati çekti. Japonya’daki, Çin’deki, Filipinler’deki, Brezilya’daki, Arjantin’deki Müslümanlarla ilişkiyi Diyanet’in kurduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burada ibretlik bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kafkasya’da Kabartay bölgesinde kurban eti dağıtımı yapan Diyanet personelini görünce gözyaşları içinde onların boynuna sarılan amcaya niye ağladığı sorulduğunda şu cevabı veriyor; ‘Terk edilmişlik içinde geçen bunca yıldan sonra bizleri hala unutmadığınızı gördüm, onun için ağlıyorum’. Haiti’de Müslüman olan ama nasıl ibadet edeceklerini bilmeyen, cami diye bir mekanın varlığından haberdar olmayan ahali ilk dini eğitimle ve ilk cami ile Diyanet İşleri Başkanlığımız sayesinde tanışıyor. Bunlar gibi o kadar çok örnek var ki.”

Asıl meselenin bu olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bugün Türkiye’de Boko Haram gibi, DAEŞ gibi örgütler varlık gösteremiyorsa bunda en büyük pay Diyanet İşleri Başkanlığımızındır” dedi.

“Bunların başörtülü adayları da bir alem” diyen Erdoğan, HDP İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı Hüda Kaya’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı için söylediği "Ezidi yetiştirir" sözlerini hatırlatarak, “Yazıklar olsun. Zaten bu örgüte de bu türleri yakışır. Bunların başörtülüsü de bir garip. Neden bunu aday yapıyor? Acaba samimi Müslümanları nasıl kandırırız diye... Onun için o türleri aday yapıyor. O türler de bu türlüdür, onu da biliniz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Ülkemizde mezhep çatışması oyunları tutmadığı için rahatsız oluyorlar. Bizim coğrafyamızdaki kardeşlerimizle asırlık ayrılığın ardından yeniden kucaklaşmamızdan rahatsız oluyorlar. Uzak coğrafyalardaki Müslüman kardeşlerimize el uzatmamızdan rahatsız oluyorlar” diye konuştu.

 Anamuhalefet partisine ilişkin de Erdoğan, “Anamuhalefet biliyorsunuz ancak Esed’in yandaşıdır. Esed’le beraber hareket eder. Onunla beraber çektirdiği fotoğraflarla kampanya yürütüyor. Bunların asıl rahatsız olduklarını biz çok iyi biliyoruz" dedi. Erdoğan şunları kaydetti:

"Meseleyi Hz. Muaviye’ye kadar götürmelerinin sebebini gayet iyi biliyoruz. Avrupa’da Ali'siz Alevilik denilen, Aleviliği İslam’dan hatta her türlü inançtan kopartma akımının temsilcisini aday göstermelerinin gerisindeki gayeyi de çok iyi biliyoruz. Ben Alevi vatandaşlarıma ülkemde hep seslendim. Eğer Alevilik Hazreti Ali Efendimizi sevmekse ben hepsinden daha Aleviyim. Çünkü Hazreti Ali Efendimiz gibi yaşamaya gayret ediyorum ama onların böyle bir derdi yok. Bunların bölücülük ruhuna işlemiş. Şimdi yapamadılar, Alevileri de bölmeye çalışıyorlar. Ali'siz Alevilik, Ali'li Alevilik... Bunun arkasında da batı var. Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerime etnik kimlik üzerinden gülücük dağıtırlarken diğer tarafta mezhep kışkırtıcılığı, ideolojik bozgunculuk, marjinal grupların savunuculuğu üzerinden prim toplamaya çalışıyorlar. Yerine göre etnik bölücülük, yerine göre mezhep bölücülüğü yapıyorlar. İşte şu anda bizim güneyimizde olduğu gibi. Irak'ta, Suriye'de aynı sıkıntı var. Bunları görüyoruz. 'Bunu şimdi acaba Türkiye'ye de nasıl sokarız', bunun gayreti içindeler ama başaramayacaklar. Biz bir oldukça, iri oldukça, beraber oldukça, kardeş oldukça, hep birlikte Türkiye oldukça başaramayacaklar. Ne Türkiye'de ne de burada benim milletim meydanı bunlara bırakmaz. 12 yıldır bu ülkede her çeşit darbe teşebbüsüne, vesayet girişimine, her türlü siyasi, ekonomik, sosyal kriz senaryosuna biz eyvallah etmedik. Bu etnik ve mezhep bölücülerine de eyvallah etmeyeceğiz."

 

- "Sandıkları patlatmaya var mıyız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinin, Türkiye için olduğu kadar Avrupa'nın ve dünyanın her köşesindeki vatandaşlar için de bir dönüm noktası olduğunu, seçimlerde yeni Türkiye ile eski Türkiye'nin arasında tercih yapılacağını vurguladı.

Erdoğan, "Bunun için her oy kritik öneme sahip. Sizlere bulunduğunuz ülkelerde oy verme imkanı ciddi bir demokratik fırsattır. Bugüne kadar birtakım aksaklıklar oldu. Bilgi eksikliği sebebiyle 10 Ağustos'ta düşük bir katılım oldu. Artık randevu sistemi yok. Dilediğiniz zaman gidip oyunuzu kullanabiliyorsunuz. Bu seçimlerde inşallah Avrupa'daki Türk kardeşlerimizin sandıklara akın edeceğine inanıyoruz. Sandıkları patlatmaya var mıyız? Seçimlere en az Türkiye'deki kadar yüksek bir katılım bekliyoruz. Oy kullanmak bir külfet değil tam tersine önemli bir sorumluluktur" diye konuştu.

(Sürecek)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05