• BIST 91.387
  • Altın 213,887
  • Dolar 5,3390
  • Euro 6,0627
  • Berlin 1 °C
  • Frankfurt -2 °C
  • Paris 0 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 5 °C
  • İzmir 9 °C
  • Stockholm -1 °C

Başbakan Davutoğlu New York'ta

Başbakan Davutoğlu New York'ta
NEW YORK (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye konusundaki tüm formüllerin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad tarafından reddedildiğini belirterek,...

NEW YORK (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye konusundaki tüm formüllerin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad tarafından reddedildiğini belirterek, "Şimdi 4 yıl geçtikten, 300 bin insan katledildikten, 6 milyona yakın insan mülteci durumuna düştükten, 7-8 milyon Suriye'li içeride yerinden edilmiş durumuna düştükten sonra ülkenin sadece yüzde 14'ünü kontrol edebilen bir tirandan, diktatörden geçiş sürecini başarıyla yönetmesini beklemek mümkün değil" dedi.

Davutoğlu, Birleşmiş Milletler'de (BM) düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"ABD Başkanı Obama'nın yaptığı açıklamayı tatminkar buldunuz mu?" sorusu üzerine Davutoğlu, Suriye'deki durumun gittikçe daha vahim bir hal aldığını, bunun herkes tarafından gözlendiğini söyledi. 

Türkiye'nin 2011'den bu yana uyarıcı mesajlarını dünyanın her yanında verdiğini, vermeye de devam ettiğini belirten Davutoğlu, şimdi tedbir alınmazsa gelecek sene New York'a gelindiğinde çok daha vahim bir tabloyla karşılaşılabileceğini ifade etti. 

Suriye'de yerinden edilmiş 7-8 milyon kişinin daha her an mülteci durumuna düşebileceğine işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bunlar mülteci durumuna düştüklerinde gelecekleri yer Türkiye'dir. Türkiye üzerinden Avrupa'ya gitmek isteyeceklerdir. Dolayısıyla Suriye konusunda artık 'yeter' demenin vakti geldi ve uluslararası toplumun başta daimi 5 üye olmak üzere BM Güvenlik Konseyi'nin alması gereken acil önlemler var. Biz bu konudaki pozisyonumuzu açık şekilde söylüyoruz. BM Genel Kuruluna yapacağım konuşmada da bu konuda detaylı bir analiz ve talep listesi anlamında beklentilerimizi ifade edeceğim. Sayın Obama'nın konuşması, içerik itibariyle son derece doyurucu ve özellikle demokrasiye yaptığı referanslar bizim açımızdan takdire şayandır."

- "Filistin bağlamında çok daha kuvvetli mesajlar beklerdim"

Başbakan Davutoğlu, bugün Ortadoğu'daki sorunların temelinde, halk iradesine dayanmayan, halkıyla barışık olmayan rejimlerin yarattığı baskı, terör ve buna karşı ortaya çıkan terör örgütlerinin bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: 

"Bu durumda gerçekten Sayın Obama'nın demokrasi vurgusu doğru bir vurgudur. Hesap verilebilir yönetim, yetki paylaşımına dayalı, güç paylaşımına dayalı siyaset anlayışı çok doğru vurgulardır. BM'nin misyonu anlamında söyledikleri yine takdire şayandır. Özellikle yine kalkınmakta olan ülkeler anlamında da doğru atıflarda bulunuldu. Bu anlamda Suriye bağlamında söyledikleri de Esad'ın işlediği suçlar çerçevesinde, son dönemde ABD'nin Esad'ın kalışına dayalı bir senaryoya doğru meylettiğine dönük bir takım yorumları da boşa çıkaran açıklamalardı. O açıdan perspektifi doğru buluyorum. Ama konuşmada doğrusu çok önemli bir hususun eksik kaldığı kanaatindeyim, o da Filistin meselesi. Filistin konusunda doğrusu ABD'den özellikle İsrail'in Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'da son dönemki saldırıları devam ederken çok daha açık bir mesaj vermesini beklerdik. Çünkü Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrar ancak ve ancak özgür bir Filistin'in inşası üzerinden olabilir. Bugün Ortadoğu'daki radikalleşme temayüllerinin kaynağına bakıldığında Filistin ve Kudüs bağlamında özellikle Müslüman toplumlardaki gençlik kesiminde uluslararası topluma olan güveninin azalmasının önemli bir tesiri var. Dolayısıyla Filistin bağlamında çok daha kuvvetli mesajlar verilmesini beklerdim. Yine demokrasi vurgusu yapıldıktan sonra da Ortadoğu'da yeni demokrasilere, daha doğmadan öldürülen demokrasilere de atıfta bulunulması doğrusu bu konuşmanın içeriği bağlamında daha güçlü bir sonuç doğurabilirdi."

-"Doyurucu bir konuşma olarak görüyorum"

Arap Baharı sonrasında, Ortadoğu'daki demokrasi tecrübelerinin doğmadan öldürüldüğünü söyleyen Başbakan Davutoğlu, bugün terörle diktatörlük arasında Ortadoğu sarkacında yaşanan sıkıntıların, doğmadan gelişmesine izin verilmeyen demokrasilerin eksikliği olduğunu ifade etti. 

Davutoğlu, "Biz Türkiye olarak etrafımızdaki ateş çemberi içinde demokrasimizin kıymetini, özgürlüklerimizin değerini bilerek ve istikrarımızı tehdit eden her türlü faktöre karşı demokrasiye sığınarak özgürlüklere sığınarak bunları aşacağımız kanaatindeyim. Genel olarak Sayın Obama'nın konuşmasını, entelektüel bakımdan da içerik bakımından da vurgular itibarıyla doyurucu bir konuşma olarak görüyorum" diye konuştu. 

Bir gazetecinin, "Obama, 'Esad'dan uzaklaştıracak yönetilebilir geçiş süreci' ifadesini kullandı. Bu ifadeden siz ne anlıyorsunuz? 'Kısa süreli Esad ile geçiş olabilir' şeklinde açıklamalar da var. Siz Batı'lı ülkelerin o pozisyona kayacağını düşünüyor musunuz? Böyle olursa Türkiye belirli süre Esad'a 'evet' der mi?" sorusuna karşılık Davutoğlu, bugüne nasıl gelindiğinin unutulmamasını istedi.

-"Bütün formülleri Esad kendisi öldürdü"

Davutoğlu, 2011'de Dışişleri Bakanı olarak Suriye'ye yaptığı ziyarette Esad ile 7 saatlik görüşme yaptığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"O zaman Türkiye'nin samimi kanaati 'Esad ile birlikte ve Esad'ı ikna ederek, reformlar üzerinden Suriye'nin bir türbülansa girmeden bu problemleri aşabileceği' yönündeydi. Ama maalesef Esad bunu değerlendirmedi. Bunun yerine halkına baskı yapmayı tercih etti. Ondan bir sene sonra Cenevre'ye giden süreçte, biz bir çok inisiyatifle, gerek İran tarafı gerek bir çok inisiyatif içinde kısa süreli bir Esad, Esad'lı bir geçiş formülü üzerinde de çalışmalar yapıldı. Ama maalesef bu da o zaman Esad tarafından reddedildi ve Esad kalıcı olarak Suriye'de kalacağını ve o sırada yapılan göstermelik bir seçimle de bir 5 yıl daha Suriye Devlet Başkanı olarak Suriye halkının kendini seçtiğini ilan etti. Dolayısıyla bütün bu formülleri Esad kendisi öldürdü. Şimdi 4 yıl geçtikten, 300 bin insan katledildikten, 6 milyona yakın insan mülteci durumuna düştükten, 7-8 milyon Suriye'li içeride yerinden edilmiş durumuna düştükten sonra ülkenin sadece yüzde 14'ünü kontrol edebilen bir tirandan, diktatörden geçiş sürecini başarıyla yönetmesini beklemek mümkün değil. Bizim için geçiş süreci nasıl bir başarılı görülebilir. Eğer bir gün Türkiye'deki 2 milyon mülteci 'evet artık Suriye'de barışa doğru bir yol, süreç başladı, ülkeme dönebilirim' dediği şartlar geçiş sürecidir. Yoksa bir aldatma şeklinde, Esad'ın gücünün korunduğu, bazı muhalefet unsurlarının da Suriye'de neredeyse açık ev hapsi gibi bir alanda hükümet yönetimine katıldığı bir formül, gerçek anlamda geçiş süreci olmaz. Geçiş süreci, Suriye halkının bu sürece ikna edilmesiyle olur. 'Artık bundan sonra ülkemde barış var' deyip, ülkesine dönme iradesi gösterdiği zaman geçiş süreci olur."

-"(Kesinlikle dönmem) yanıtı alınır"

Davutoğlu, şu anda hangi etnik kökenden veya mezhepten olursa olsun ülkesini terk eden Suriyelilere, "Esad'lı bir Suriye'ye geri döner misin?" sorusu sorulduğunda, "Kesinlikle dönmem" yanıtının alınacağını belirterek, şöyle konuştu: 

"Sayın Obama'nın vurguladığı hususla Türkiye'nin aynı noktada olduğu husus şu; Esad'ın gidişini sağlayacak, kontrollü ve yönetilebilir bir geçiş süreci. Yani yönetilebilir bir geçiş süreci, bir kere güvenlik düzenlemelerinin de içinde olduğu ve kesinlikle bu geçiş sürecinin sonuçlarının görüldüğü, ne zaman hangi şartlarda bu geçiş sürecinin tamama ereceğinin taraflarca kabul edildiği bir yöntemle olur. Esas itibarıyla geçiş süreci adı konduğunda da 'Esad'sız bir Suriye'ye geçiş süreci'dir. Bunu böyle tanımladığımızda da zaten Esad'ın bu konuda rolünün olamayacağı açık şekilde ortaya çıkar. Cenevre'de 2012'de de bunu detaylı tartışmıştık. Ama o zaman Suriye heyeti, zaten böyle bir geçiş kavramına bile yanaşmamıştı." 

(Son)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05