• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Berlin 20 °C
  • Frankfurt 19 °C
  • Paris 19 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 16 °C
  • Stockholm 10 °C

İsmet Kür`ün anısına…

İsmet Kür`ün anısına…
Zeynep Fazlılar Erdikmen“Ne cazip şey yaşamak: Güneş'le güneş olmak Su'yla su olup akmak Maddeyi silkip atmak, karışmak tabiata…” demişti Kür...
Zeynep Fazlılar Erdikmen “Ne cazip şey yaşamak: Güneş'le güneş olmak \ Su'yla su olup akmak \ Maddeyi silkip atmak, karışmak tabiata…” demişti Kür şiirinde. Şimdi ardında binlerce öğrenci ve yüzlerce edebiyat eseri bırakarak ayrıldı o “cazip” yaşamdan. Yakın tarihimize tanıklık etmiş; hayatını edebiyata, çocuklara, Türkçenin doğru ve güzel kullanılmasına adamış örnek bir Cumhuriyet kadını olan İsmet Kür ile yaptığımız son röportajımız. “Keşke Televizyon Hiç Olmasaydı” Televizyon ilk çıktığında pek çok kişinin onu “Eğitimin Kâbe`si” olarak gördüğünü ifade eden İsmet Kür, “Radyo gelişerek devam etseydi çok daha iyi olurdu. Başlangıçta çok iyi gibi görünen bu buluş, ticarileştikten sonra yozlaştı ve eğitimi baltaladı” şeklinde konuştu. Kendinize dışarıdan baksanız İsmet Kür’ü nasıl tarif edersiniz? Güzel ama aynı zamanda anlatması zor. Sanıyorum ki en çok öğretmenliğimi önemsiyorum. Başka mesleklerde de bulunmama rağmen kendimi birine "Öğretmen İsmet Kür" diye tanıtıyorum. Demek ki birinci derecede öğretmenliğe önem veriyorum. Bu arada hem annelik, hem öğretmenlik önem kazanınca gayet tabi çocuklar ve gençler de çok önem kazanıyor. Belki bundan dolayı daha çok çocuklar ve gençler üzerine yazdım. Bugünlerde beş bölüm olarak yazdığım anılarımın da ilginç bir öyküsü var. 1995 birinci anı kitabım çıktı. 1996'da çocukluğumu da içine alan daha çok biyografik bir içeriği olan bir kitap yazmaya karar verdim. "Yarısı Roman" kitabım çok beğenildi. Selim İleri dört defa yazdı. Amerika'daki bir dergide çıktı. Benim bildiğimden de fazla yazıldı. Bazen benim bile hatırlamakta zorlandığım anılarımı söylüyorlar. 1960'larda tefrika halinde yayımlanmış. Yaşam bazen o kadar çok birbirine giriyor ki, tarifi imkânsız oluyor. Türkiye’de verilen edebiyat eğitimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Öğretmenlik müessesi bozulmamış olsa idi, bugün yaşadıklarımızın hiçbirini yaşamamış olurduk. Belki de bu yüzden öğretmeliğime çok önem veriyorum. Ben demiyorum ama öğrencilerimden hala ahbaplık ettiklerim var, Onların yazdıklarından anlıyorum ki ben fena bir öğretmen değilmişim. Çocuklarıma bakınca da fena bir anne olmadığımı anlıyorum. Bu büyük bir mutluluk ve gurur benim için. "Keşke televizyon olmasaydı diye düşünüyorum” TRT, BBC ve Kıbrıs Bayrak Radyolarında yaptığınız programları biliyoruz. Kızınız ise bugün televizyon programı yapıyor. Radyodan televizyona geçerken iletişim dünyasında neler değişti? Keşke televizyon olmasaydı diye düşünüyorum. Radyo daha gelişerek devam etmiş olsa idi çok daha iyi olurdu. Milli Eğitim Bakanlığı İngiltere'ye gönderdiğinde televizyonda çocuk ve gençlik programları üzerine inceleme yapmaya gittim. İngilizce öğrenmeye de atıldım böylece. İngiltere'de ablama yazdığım mektuplar var. Bir toplantı oldu. 1952 yılında televizyon da çok yeni. Kocaman, önemli adamlar panel düzenlemişlerdi. Ben de zayıf İngilizcem ile BBC'nin davetlisi olarak katıldım. Orada herkes televizyonu “eğitimin Kabe'si” gibi görüyordu. Bir tek kişi çıkıp bunun da ileride bir sakıncası olabilir demedi. İngilizcem uygun olsa kalkıp itiraz edecektim ama değildi. Arada çay molasına çıkıldı. BBC'den önemli birkaç adam geldi yanıma. “Ben sizin gibi düşünmüyorum” dedim. Şaşırdılar uzunca bir baktılar. “Bugün sizin düşüncenize göre çok iyi olabilir; ama bunun ticari bir alana geçtikten sonra yozlaşmamasına imkân yok. Bu ileride eğitimin başına büyük bir bela olacaktır” dedim. Onlara oranla çok gençtim. Yarım İngilizcesi ile bu karara nasıl vardı, diye düşündüler. Eğitim üzerine çalışmak ve her vakit o konuda kafa yormak kursa gitmekten daha iyi olabiliyor. Beni götüren BBC”deki Bey, "Aslında ben size katılıyorum. Bu adamlar neden bunun farkında değil diye şaşırıyorum" dedi. Televizyon aleyhindeki ilkyazılar ve bazı programların yasaklanması İngiltere'de başladı. Jeton düştü; ama geç oldu onlarda da. Gerçi geç düşmeseydi de yine aynı şey olacaktı. Yazının her alanında eserler verdiniz. Kendinizi en çok hangi yazın dalına yakın hissediyorsunuz? Bunu ilk kez düşünüyorum. “Büyükler” için yazdığım kitapların sayısı çok değil. Şiir kitabı, Yarısı Roman, Onucu Sigara var. Ben ne yazdım Yarısı Roman'da bilemiyorum ki o dönemde de, şimdi de mektup ve telefonlarda çok çeşitli zümrelerdeki insanlar hemen hemen aynı şeyi söylüyorlar. “Kitabınızda kendimi buldum, kendimi düşünerek ağladım” diyorlar. Bana sorarsanız o kitapta ağlanacak bir şey yok. En son televizyon konuşmasında “sizi ağlayarak izledim” diyenler var. Hâlbuki çok gülen neşeli bir insanım ama... Ağlamaya meyilli insanlar için “Onuncu Sigara”da gerçekten ağlanacak kısımlar vardır. O karanlık bir roman. Aydınlık içinde karanlık- karanlık içinde aydınlık demek daha doğru galiba. Bunların dışında uzun yıllar cumhuriyette makaleler yazdım. Önem veriyorum oradaki yazılarıma da. Fikirlerimi ve görüşlerimi gayet açık ve cesurca yansıtan yazılardır onlar. Sadece Cumhuriyet’te değil, Barış’ta, Yeni Gazete’de, Yeni İstanbul`da yazdım; bir ara bütün solcuları toplamıştı oraya. Gazeteler değişse de konularım hep eğitim ve siyaset üzerineydi. Siyasete olan merakınız nereden geliyor? Siyasete meraklı oluşum babama çekmiş. Babam büyük bir siyasetçiydi. Babamla uzun zaman geçiremedim. Onunla birlikte daha uzun yaşayabilseydim muhakkak ki her şeyi bırakır politika ile meşgul olurdum. Sanıyorum ki tıpkı babam gibi dürüst bir politikacı olurdum. "Kitap yazan çok ama reklam yapan kitapçı yok” Hayatımda önem verdiğim tek kitabım: “Türkiye’de Süreli Çocuk Yayınları”. Kalın bir kitaptır. Ben onun üzerinde 20 seneden fazla çalıştım. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun Atatürk Kültür Merkezi Yayınları'ndan 1991’de çıktı. Bu kitabım 2-3 sene incelemede kaldı. İnceleme kurulunda fevkalade adamlar vardı. Bana kitabın raporu geldi ve çok mutlu oldum. Bassa bassa bunu Kültür Bakanlığı basar diye düşünmüştüm. Çünkü gelecek kuşaklara kalacak önemli bir eserdi. Kitabın reklamı hiç yapılamadı. Öyle bir kitaptı ki, 1869 ile 1928 arasında çıkan, artık ulaşılması mümkün olmayan dergileri içeriyordu. Çok yoruldum o araştırmayı yaparken. Fotokopi imkânı yoktu. Hepsini elimle yazmak zorunda kaldım. Çok zevkli bir çalışma idi benim için. Dört senedir telefon ediyorum. “Benim kitabım bitti sizde var mı?” diye soruyorum. “Bizde de yok” şeklinde cevap veriyorlar. Çocuk Edebiyatı için çok önemli bir eserdi hâlbuki. Bunun ikinci baskısını yapalım diye iki bin kitap daha basıldı. Ambarda çürüdü. Kitap Fuarı'na bile götürülmedi. O vakit “Türkoloji Bölümü olan üniversitelere verin” dedim. “Onlar isterlerse yollarız” dediler… Bizim reklam yapan kitapçımız neredeyse yok. Ama yazar çok maşallah. Verimli edebiyat toprağımız var. “Bazı çocuk edebiyatı yazarlarını okurken çıldırıyorum” Çocuk edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çocuk Edebiyatı denildiği zaman benim bile adlarını bilmediğim bir yığın yazar var. Bazılarını okuyorum gerçekten çok güzel, ama bazılarını okurken çıldırıyorum. Ne eğitim, ne psikoloji, ne de dil var. Hiçbiri yok yahu. İnsan kitap yazarken hiç değilse biri varsa bu işe soyunur. Tabi çok iyi olanlar var; ama sadece bunlar çıkmıyor ki. Daha çok satanlar hiçbir şeyden anlamayanlar oluyor. İsmet Kür kimdir? 1916'da İstanbul'da doğdu. Edirne Kız Öğretmen Okulu, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. Londra'da ve New York Üniversitesi'nde çocuk ve gençlik edebiyatı, çocuk ve gençlik psikolojisi, sorunlu çocuklar, eğitim tarihi, eğitim psikolojisi, yetişkin psikolojisi, 19. yüzyıl Rus edebiyatı konularında kurslar gördü. Yirmi bir yıl Türkçe edebiyat öğretmenliği yaptı, dört yıl Amerika Bölgesi Kültür Ataşeliği ve Öğrenci Müfettiş Yardımcılığı ve Müfettişliği görevlerinde bulundu. TRT, BBC ve Kıbrıs Bayrak radyolarında haftalık konuşma programları ve çocuk saati yazar ve yönetmenliği yaptı. Ünlü yazar, Pınar Kür'ün annesi ve Halide Nusret Zorlutuna'nın kız kardeşi. Anılarla Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'de Süreli Çocuk Yayınları, Almanya'daki Çocuklarımızın Başarısızlık Nedenleri, Anneler Sizin İçin, Çiçekler Sevgiyle Büyür, Yaşamak, Onuncu Sigara, Kocaman Bir Örümcektir Zaman, 99. Kat Şiirleri adlı inceleme, araştırma, öykü, şiir, roman, anı türlerinde kitapları olan İsmet Kür'ün on dokuz adet de çocuk romanı bulunuyor. Yüze yakın radyofonik oyunun yazarı olan İsmet Kür'ün dört de tiyatro oyunu var.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Tel : +49 (0) 615098 03 04 Faks : +49 (0) 615098 03 05