• BIST 73.600
  • Altın 132,581
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • Berlin -4 °C
  • Frankfurt -2 °C
  • Paris 6 °C
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 6 °C
  • İzmir 9 °C
  • Stockholm 3 °C

Dha Yurt Bülteni-7

Dha Yurt Bülteni-7
Diyarbakır'da bugün sabah saatlerinde merkez Bağlar İlçesinde bulunan Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne yönelik düzenlenen 2 polisin şehit olduğu, 6...

Diyarbakır'da Çevik Kuvvet binasına bombalı araçla saldırı (EK)

1)8 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Diyarbakır'da bugün sabah saatlerinde merkez Bağlar İlçesinde bulunan Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne yönelik düzenlenen 2 polisin şehit olduğu, 6 vatandaşın da yaşamını yitirdiği, yaklaşık 100 kişinin yaralandığı bombalı saldırı ile ilgili yeni detaylar ortaya çıktı.

BOMBALARI GÖREN TAKSİCİ BAĞIRDI

Görgü tanıklarının anlatımına göre, içerisinde tonlarca patlayıcı bulunan minibüs Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne girişine gitmeden önce bir taksi ile çarpıştı. Kazaya karışan bomba yüklü minibüs durmadan kaçınca, taksicinin peşine düştüğü ve minibüsün önünü patlamanın gerçekleştiği noktada kestiği belirtildi. Taksicinin burada aracından inerek minibüse gittiği ve kapıyı açtığı sırada bomba düzeneklerini görünce, "Bomba var" diye bağırıp kaçtığı; bu sırada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü çevresindeki polislerin mevzi aldığı ve bazı vatandaşların kaçtığı öğrenildi. Bunun üzerine araçta bulunan PKK'lı teröristin araçtaki bombaları patlattığı öğrenildi.

GÖZÜNÜ KAYBEDEN BEBEK AMBULANS UÇAKLA ANKARA'DA

Patlamada yaralanan yaklaşık 100 kişi ilk aşamada bölgeye yakın özel hastanelere sevk edilirken, yaralılardan 7'sinin tedavisinin sürdüğü belirtildi. Yaralılardan bir bebeğin ise patlamada bir gözünü kaybetmesi, diğer gözünün de hasar görmesi nedeniyle ambulans uçak ile Ankara'ya sevk edildiği öğrenildi.

Gündem - Türkiye-Diyarbakır -

================================================

2)HDP EŞ BAŞKANLARI DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ" IN MAHKEMEDEKİ SORGULARI SÜRÜYOR

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ" ın Diyarbakır Adliyesi'nde tutuklama istemiyle sevkedildikleri Sulh Ceza Hakimliğinde sorguları başladı. Savcıya ifade veren Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım ile Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder için ise savcılık kararı bekleniyor. Ankara da bugün gözaltına alınan Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer in ise sevcılık soruyturmasına başlandı..

=======================================================

3)KILIÇDAROĞLU, "SEÇİMLE GELENİN SEÇİMLE GİTMESİNİ SAVUNACAKSINIZ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinden seçilen Türkiye'deki tüm belediye başkanlarıyla, İzmir'de düzenlenen CHP'li Belediye Başkanları Zirvesi'nde bir araya geldi. CHP'li Belediye Başkanları Zirvesi için dün (perşembe) akşam İzmir'e gelen ve geceyi Swissotel'de geçiren Kemal Kılıçdaroğlu, bugünkü ilk olarak Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'ndeki belediye başkanları zirvesine katıldı. Toplantı öncesinde Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen belediye başkanları, milletvekili ile parti yöneticileri, kendi aralarında mini toplantılar düzenledi.

ZİRVENİN AÇILIŞ KONUŞMASINI KOCAOĞLU, YAPTI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun salondaki yerine almasıyla başlayan CHP'li Belediye Başkanları Zirvesi'nin açılış konuşmasını, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu yaptı. Belediye başkanlığı döneminde yaptığı yatırımlar hakkında bilgi veren Aziz Kocaoğlu, "Kalkınma lafla olmuyor. Önce mali kaynaklarımızı iyi tutmamız lazım. Bazılarının 5'e yaptığı yatırımı, 1'e 2'ye mal edip kamunun yararını düşündük. Öyle çalışmaya başladık. Birinci önceliğimiz, mali yapısını düzettik. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 13 yılda yatırım 15 kat arttı. 2004 yılında 203 milyon TL iken şimdi 1 milyar 545 milyon TL'ye çıktı. Uluslararası kredi notumuz Türkiye'nin notundan 9 kat daha yüksek. Şimdiki kredi notumuz 3A düzeyindedir" dedi.

Yarattıkları projelerle elde ettikleri başarıları da anlatan Kocaoğlu şöyle devam etti:

"Yerelde kalkında diye hedef koyduk. Yerel yönetimlerin su kanalizasyon gibi herkesin bildiği işleri yapmak zaten belediyelerin doğal görevleri. Yapmazlarsa sorgulanması lazım. Ama biz 2004 yılından beri yerelde kalkındırmayı yükseltmeyi, hedef olarak aldık. Bazıları bunu hayal olarak değerlendirdi ama bugün geldiğimiz noktada pek çok şeyi başarabildiğimizi Türkiye için örnek oluşturduğumuzu görüyorum."

Aziz Kocaoğlu konuşmasını, "İzmir varsa umut var. Demokrasi insan hakları var. İzmir varsa Atatürkçüler var. Biz Türkiye'nin demokrasi, insan hakları mücadelesini, kurtuluş mücadelesini İzmir'den yapmak istiyoruz" diyerek noktaladı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin zorlu bir süreçten geldiğini, bir çıkış bulunması gerektiğini, her an seçim olacakmış gibi hazırlıkların yapılacağını söyledi.

BAŞKANLARA KONUŞTU

Daha sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin belediye başkanlarına seslendi. Sözlerine "Yol arkadaşlarım" diyerek başlayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "İzmir, 2 bin 500 yıllık geçmişi olan bir kentte nelerin yapılabileceğini ortaya koydu. Çok daha güzel şeyler İzmir'de yapıldı. İzmir'in bir özelliği var. Düşmana ilk kurşunun atıldığı kenttir. İzmir ve kurtuluş savaşı sonrası düşmanın denize döküldüğü kenttir. Bu kentin sosyal demokrat bir belediye başkanı yönetmektedir. Yani rant odaklı değil halk oraklı bir çalışmayla yola çıkmıştır. Görev yapması kolay olmamıştır. Önüne pek çok zorluklar çıkarılmıştır. Değir belediye başkanlarımızın önüne çıkarılan engeller gibi ama belediye başkanlarımız saydam bir yönetimi her zaman savundu. Halkına hesap vermeyen belediye başkanı olmaz. Siyasetin öznesi halka hesap vermek olmalıdır. Bütün belde halkını kucaklayan belediye başkanlarıdır. Sizin yaptığınız görev sadece Türkiye'ye değil bütün mazlum milletlere örnek olması gereken görevdir. Koyduğunuz her tuğlanın demokrasiye bir katkı sağladığını unutmayın. Acı olan nedir? Başarının ödüllendirilmesi değil, başarının cezalandırılmak istenmesidir. Bizim büyükşehir belediye başkanımız, en büyük kent ormanını fuarları yapan başkanımız, başarılarını gölgelemek için 400 yıl hapisle yargılanıyor. İşte demokrasi ayıbı, baskıcı yönetici anlayışı budur. Hizmete üretiyorsunuz. Hesabını veriyorsunuz, Türkiye'ye örnek oluyorsunuz, ama onlar neden Türkiye'ye örnek oluyorsunuz, diğer belediye başkanlarına neden kötü örnek oluyorsun diye kötü bir algıyla topluma sunuyorlar. Bizim işimiz kolay değil arkadaşlar. Düzgün adamın, bugünkü ortamda işi kolay değil, zordur. Biz bu zorluğunu farkındayız ama bu zorluğu yenmek bizim boynumuzun borcudur. Bu başarılar sadece İzmir'de mi? Hayır arkadaşlar! Eskişehir, bakın eskiden yeşil Bursa denirdi şimdi ne deniyor? Beton Bursa" dedi.

CHP İKTİDARA GELDİĞİ ZAMAN NE OLACAK?

CHP'nin iktidara gelmesi durumunda ne yapacaklarını da anlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP iktidara gelirse ne olacak diye soruyorlar. CHP iktidara geldiği zaman İzmir'de ne yapılıyorsa Türkiye'de aynısı yapılacak. Eskişehir, Muğla, Aydın'da Hatay'da ne yapılıyorsa Türkiye'de de aynısı yapılacak. Bu kentlerde insanları işlerine huzur içinde gidiyorlar kimse kendini öteki hissetmiyor, çünkü ayrımcılık yok. Herkesi kucaklama gibi bir anlayışımız var. Belediye başkanlarımızı, insanları sevmek var. İnsanlar mutlu ama derin kaygı halinde hep aynı soruyu soruyor "Ne olacak Türkeye'nin hali" diye. Bu soruyu sormak vicdanlı herkesin yapması gerekendir. Bizim belediyelerle belediye başkanlarına söyledim. Gecekondu bölgelerinden başlayarak kreş açın, anneler çocuklarını güven içinde bıraksınlar. 6 bini aşkın çocuğumuz kreşlerde bulunuyor. 2 bin 500 üniversite öğrencisine de bizim belediyler yurt yapılmıştır. Şu sözü verdik ve arkasındayız; İktidara geldiğimiz zaman en geç bir yılı içinde öğrenci yurdu sorunu bitecektir" diye konuştu.

Hükümeti FETÖ okulları üzerinden de eliştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Çocukları geçmişte FETÖ tuzaklarına hazırlayan kimlerdir? Bugün iktidarda olanlardır. Biz her şeyi hukuk içinde yapacağız. İnsan için yapacağız. Çocuklarımız için yapacağız. 5 bin 250 vatandaşımız belediyelerimizin huzurevinde kalıyor. Asgari ücretin bin 500 TL olacağını söylediğimiz zaman bize karşı çıktılar. Nasıl yapacaksınız diye. Bütün belediyelerimizde asgari ücret net bin 500 TL. Demek ki yapabiliyoruz. Belediyelerde aile sigortasını aşama aşama hayata geçiriyoruz. Bizim belediyelerimizde hiçbir çocuk yatağa aç girmiyor ve girmeyecek."

EKONOMİK DURUMU ELEŞTİRDİ

Türkiye'de, 2007 yılından beri ekonominin sürekli patinaj yaptığını da ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kişi başına gelir 10 bin dolar olamadı, 9 bin dolara takılı kaldı. Ekonomi deneyimi bu hükümette yok. Sorunları aşması lazımdı, aşamıyorlar. Tam tersine Türkiye giderek batak bir yere doğru gidiyor. İçerde böyle dışarda da tablo vahim. İzlenen dış politika Türkiye'nin saygınlığına, ekonomisine darbeler vurdu. Söyledimmi ağırlarına gidiyor. Bir daha söyleyeyim. Ortadoğu'da kabile reisleri bile Türkiye'ye kafa tutar durma geldi. Eskiden ağızlarına bile alamazlardı. Neden böyle oldu? Şam'a gideceklerdi, camide namaz kılacaklardı. Süleyman Şah türbesini kaçırmak zorunda kaldılar. Bir anda mültecileri kucaklarında buldular. Cumhuriyet tarihinin en ağır yenilgilerini yaşıyoruz. İtibarı yerlerde sürüklenen bir Türkiye. Bu bizim ağırımıza gidiyor. Bunu kabul etmiyoruz. Onların ağırına gitmiyor ama bizim ağırımıza gidiyor. Çünkü bu ülkenin onurunu kimsenin ayaklar altına almaya hakkı da yetkisi de yoktur. Böylesine acı tabloyla karşı karşıyayız. Daha vahim olanı 14 yıldır tek başına yöneteceksin, 14 yıl sonra Türkiye'yi darbe ortamına taşıyacaksın. Hukuk denen bir kavram, adalet, demokrasi denen kavram kalamadı. Tümüyle içi boşaltıldı" dedi.

"ŞEHİTLERİMİZİN GELMEDİĞİ BİR TÜRKİYE'Yİ ÖZLÜYORUZ"

AK Parti hükümetinin 2002 yılında iktidara geldiği zamanki terör durumu hakkında da bilgi veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "2002 yılında terör bitmiş şehit cenazeleri gelmiyor. Örgüt lideri getirilmiş, yargılanmış. Şimdi Türkiye bir terör batağı içinde daha bu sabah Diyabakır'da ciddi bir patlama oldu. Güvenlik güçlerinden, vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin haberi geliyor. Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz. Şehitlerimizin gelmediği bir Türkiye'yi özlüyoruz. Biz anaların ellerine kına yakıp askere gönderdiği evlatlarının huzur içinde evlerine dönmelerini istiyoruz. Bu tablo Türkiye'yi derinden etkiliyor. Bu tablo bizim istediğimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün özlediği bir tablo değil. 21'inci yüyzyılın Türkiye'sine yakışan bir tablo değil. Bu tablonun içinden süratle çıkmalıdır. Soru şu "Bu tablonun içinden nasıl çıkarız?" Bunun tek yolu var. Tam demokrasiyi getirmektir. Bu tablodan çıkabiliriz. Lider sultasını sonlandırarak bu tablodan çıkarız. Hitler'in, Führer'in, Reis'in bireyi olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin özgür yurttaşları olarak bu tablodan çıkabiliriz. Adalet değimiz kavram var. Demokrasiyi besleyen adalettir. Demokrasinin olmadığı yerden adaletten söz edilemez. Toplumsal vicdanımızı besleyen de adalettir. Bana öngörülen iş, benim açıdan haksızsa bir başkasına öngörülen işleri de haksız görmeliyiz. Eğer bunu yapmazsak, söylemlerimizi adalet üzerine, hukukun üstünlüğü üzerine inşa etmezsek, bu ülkeye barışı, huzuru getiremeyiz. Devleti kinle yönetemezsiniz. İntikam öç alma duygusuyla yönetemezsiniz. Devleti liyakat esasına göre adalet içinde yönetmek zorundasınız. Devleti, kimseyi ötekileştirmeden yönetmelisiniz. Ve devletin bütün kurumlarında liyakatın esas olması lazım. Bu anlayışla yönetmelisiniz. Devleti bir kişinin iki durağına hapsedemezsiniz" diye konuştu.

"EGEMENLİK MİLLETİRDİR"

Konuşmasında, Atatürk'ün neden "Egemenlik bilâ kayd ü şart milletindir" sözünü ettiğini soran Kemal kılıçdaroğlu, "Neden ilk anayasaya bu kondu. İlk anayasaya bu "Egemenlik bilâ kayd ü şart milletindir" sözü kondu. Çünkü padişah vardı. Egemenlik padişahın değil, egemenlik sarayın değildir, egemenlik, bilâ kayd ü şart milletindir. Şimdi egemenliği saraya taşımak istiyorlar. Egemenlik saraya taşanırsa sonunu söylemek istemiyorum. Egemenliği saraya taşımaya kimse ama kimse tevessül etmesin. Egemenlik bilâ kayd ü şart milletindir. Ben milletim. "Ben ne dersem odur" yok kardeşim! Sen millet değilsin, tek başına bir bireysin o kadar. Egemenlik saraya hapsedilmek isteniyor. Biz düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim insanların gazetecilerini görüşleri ne olursa olsunu hapse atılmasına karşıyız. En somut örnek hayatları boyunca CHP lehine tek cümle kurmadılar, ama CHP'den başka savunan yok. Niçin çünkü biz demokrasiyi düşünce özgürlüğünü savunuyoruz" dedi.

"SEÇİMLE GELENİN SEÇİMLE GİTMESİNİ SAVUNACAKSINIZ"

HDP milletvekillerine yönelik gözaltılara parti ismi vermeden değinen Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi

"Demokrasiyi savunuyorsanız, seçimle gelenin seçimle gitmesini savunacaksınız. Aksi halde Türkiye'de demokrasiyi katledersiniz. Seçimle gelenlerin gidiş yolu ancak seçimle olmalıdır. "Seçimde gelenleri ben yakalayacağım, hapse atacağım, yok edeceğim, kurşunlayacağım onları mafya yöntemleriyle bastıracağım" derseniz, o ülkeye barışı asla getiremezsiniz. Efendim "Terörle mücadele ediyoruz." Elbette ki her ülke terörle mücadele etmek durumundadır. Elbetteki, terör bir insanlık suçudur. Teröre karşı orta tavır takınmalıyız. Hep birlikte dur demek durumundayız, bunda kimsenin tereddütü yok. Terörle mücadelenin akılla ve mantıkla yapılması lazım. Devleti nasıl sağduyuyla yöneteceksen, terörle mücadeleyi de aynı şekilde yapacaksınız. Sivrisineklerle mücadele etmek terörü sonlandırmaz, bataklığı kurutmanız lazım. Bataklık kurmuyorsa terörü önleyemezsiniz. Açık ve net söylüyorum; "Musul'a gideceğiz, Rakka'ya gideceğiz" diyorlar, iyi gidin. Ama bir soru soracağım burnunuzun dibinde Kandil var. Neden bir şey yapmıyorsunuz? Türkiye iyi yönetilmiyor. Freni kopmuş kamyon gibi yokuş aşağı gidiyor. Nereye gideceğimizi, ne olacağını kimse biliyor. Bu anlayışı Türkiye'nin uluslar arası saygınlığına darbe vuran anlayıştır. Bu endişe sadece bizde yok. Uygar dünyada var. Herkes alnı şeyi soruyor. Türkiye nereye gidiyor? Türkiye'yi yönetenler, uygar bir dünyanın parçası değil Ortadoğu ülkesi yapmak istiyorlar. İzlenen politikalar da adım adım bu noktaya götürülmek istendiğini gösteriyor."

"NEDEN İLLA BAŞKANLIK DİYORLAR?"

Türkiye'ye başkanlık sistemi getirilmek istenmesini de eleştiren Kemal kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Türkiye'ye neden illa başkanlık sistemini getirmek istiyorlar? Neden illa başkanlık diyorlar? Türkiye'yi bir kişinin iki dudağı arasına almak istiyorlar. Demokrasi onun istediği, özgürlükler onun istediği özgürlük olacak. Eğitim, kadın erkek eşitliği, yasama onun istediği gibi olacak. 21. Yüzyıldan bahsediyorum değerli arkadaşlar. 19'uncu yüz yıldan bahsetmiyorum. Türkiye 19'uncu yüzyıl karanlığına hapsetmeye çalışıyorlar. Demokrasiyi geliştirmek varken, Türkiye demokraside kan kaybediyor."

"HALKIN DİRENME HAKKI VARDIR"

Herkesin yasalara uyması gerektiğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, "Hepimiz yasalara hukuka uymak zorundayız. Gereğini yapmak zorundayız. Ama birileri hukukla oynarsa, hukuku çiğnerse, kendi hukukunu evrensel hukuk olarak bize dayatırsa, o zaman bu halkın doğal olarak direnme hakkı vardır. 15 Temmuz öncesinde halkın direnme hakkından söz ettiğimde hep birlikte ayağa kalktılar. Direnme hakkı Alman anayasasına girmiştir. Niçin Hitler felaketinden örnek anılarak konulmuştur. Bir ulusu, bir kişinin iki dudağına hapsederseniz; örnek diye soran olursa örnek Hitler'dir, Almanya'dır, milyonlarda insanın ölümüdür. Çılgınlara ülkeler teslim edilemez. Aklı bali olmayanlara, bilgisi olmayan insanlara ülkeler teslim edilemez. Tarihini bilmeyen insanlara ülkeler teslim edilemez. Basiretli davranmayanlara ülkeler teslim edilemez. Önyargılarını öne koyup onun dışındakilere set çekenlere ülkeler teslim edilemez. O nedenle kuvvetler ayrılığı vardır. Güçler ayrılığının nedeni budur. Şimdi deniyor güçler ayrılığına ne gerek var? Güçlerin birliğinden söz ediyorlar, yani bir kişinin iradesi, milli irade olsun diyorlar. Bütün bu olayların alt yapısı başkanlığı hazırlamak için yapıyorlar. Çok tehlikeli bir sürecin içine Türkiye sürükleniyor. "Tarih tarih" diyorlar, "Osmanlı Osmanlı" diyorlar. "Tarihimizi bilmiyoruz" diyorlar. Kardeşim Osmanlı diyorsan, parlamenter sistem 150 yıldır var zaten. Osmanlıyı da bilmiyorsun. Ben sana neyi anlatacağım şimdi? Bir insan her şeyi bilmeyebilir. Bilmemek ayıp değil ayıp olan öğrenmemek. Dünya kadar tarihçimiz var, onları çağırır konuşursun. Saygın bir tarihçi yerine deli birini getiriyor, tarih öğretiyor. Danışmanı yapıyor. Böyle bir şey olamaz" dedi.

AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ

Konuşmasında AK Parti milletvekillerine de seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"2002 Türkiye'sine bakın 2016 Türkiyesi'ne bakın. Bütün AKP milletvekili kardeşlerime sesleniyorum. Türkiye'nin geleceğinden benim duyduğum kaygıyı sizlerinde duyduğunu çok iyi biliyorum. Unutmayın seçimle gelenin seçimle gitmesi gerçeğini unutmayın. Aynı muamele size yapıldığında, isyan ederdiniz, "Doğru değildir" derdiniz. Geçmişte örneklerini gördük ve o toplum bu travmayı hala üzerinden atmış değildir. Siyasette kan davası gütmek yoktur. Rahmetli Demirel'in dediği gibi, "Siyasette 24 saat bile uzun bir süredir', kan davasıyla ülke yönetilmez. Eğer hesap soracaksanız, şehirlerin silah deposu yapılmasına göz yumanlardan hesap soracaksınız."

FETÖ ÜZERİNDEN HÜKÜMETİ ELEŞTİRDİ

FETÖ soruşturmaları üzerinden de hükümeti de eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Genelkurmay başkanları konuşuyor. Söyledik diyorlar, ama kulaklarını tıkadılar. Kavga ne zaman çıktı? 17-25 Aralıktan sonra. Niçin kavga çıktı, rant yüzünden çıktı. Aynı menzile yürüyorlardı. Sen mi ben mi malı götüreceksin kavgası bunun üzerine inşa edildi. İkisi de malı götürüyor, insanın en temiz duygularını sömürüyorlar. İşimiz kolay değil ama, hiç kimsenin, özellikle CHP'li yol arkadaşlarımıza sesleniyorum; kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Omuz omuza, bir kişi dahi kalsak Mustafa Kemal Atatürk'ün yolundan asla dönmeyeceğiz, böyle bir hakkımız yoktur. Bu ülkeye cumhuriyeti getiren bize miras olarak şunu bıraktılar cumhuriyet demokrasiyle taçlandırılırsa iyi olur. Yazarları, sanatçıları hapse atacaksın, er ve erbaşları hapse atacaksın. Adil Öksüz'ü koruyup serbest bırakacaksın. Bu konuda tek söz etmeyeceksin. Kim bu Adil Öksüz? Herkese kelepçe takılırken Adil Öksüz'e neden takılmadı. GPS cihazını Adil Öksüz'e kim vermiş, o cihazı Türkiye'ye hangi kurum ithal etmiştir. Bunları bilmek bizim hakkımız. Hükümet kanadından tık yok. Niye tık yok? 15 Temmuz darbe gecesi 240 şehidimiz Türkiye dikta gelsin diye mi şehit oldular? Türkiye bir kişinin iki dudağı arasına hapsedilsin diye mi şehit oldular? Yoksa "Bu ülkeye demokrasi gelsin, gerekirse biz hayatımızı feda ederiz" diye mi şehit oldular? Bunların tamamının sorgulanması lazım. Bunları yaptığımız zaman başarıyı yakalamış oluruz. Yurtaşlarıma sesleniyorum. Bu ülkenin kavgaya ihtiyacı yok. Huzura, birlikte yaşamaya, demokrasiye insanların düşüncelerini özgürce açıklayabilecekleri ortama ihtiyacı var. İnsanların ayrışmaya değil kucaklaşmaya ihtiyacı var. Her vatandaşımız kendisine şu soruyu sorsun; "Ortadoğuya, Libya'ya, barışı kim getirir, ilişkileri hangi siyasi parti geliştirir?" Bunun tek cevabı vardır, CHP. Kendi ülkemizde özgürce insan gibi yaşamak istiyoruz. Baskı görmeden, herkesin düşüncelerini ifade ettiği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bizim zamanımızda, havuz medyası için söylüyorum; cebine konulan paranın ölçüsünde yazı yazanlar olmayacak, kamu bankalarının müdürlerinden "Bana 1 milyon TL gönder, maaşları ödemeyeceğim" diyemeyecek. Bakanların para kasaları olmayacak, bu sözü veriyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından sonra toplantı basına kapalı olarak devam etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Konuşmadan görüntü.

Katılanlardan görüntü.

=======================================================

4)BAKAN EROĞLU:HİÇBİR MİLLETVEKİLİNİN TERÖRE DESTEK HAKKI YOK

ORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin gözaltına alınmasıyla ilgili, "Vatandaşın suç işleme hakkı olmadığı gibi, hiçbir milletvekilinin de teröre destek, teröre yataklık ve suç işleme hakkı yok" dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Karabük Vali'si Mehmet Aktaş'ı makamında ziyaret etti. Valilik toplantı salonunda gazetecilerin sorularını cevaplandıran Bakan Eroğlu, HDP'ye yönelik terör operasyonunun hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:

"Artık teröre bulaşan, suç işleyen milletvekilleriyle ilgili dokunulmazlık kalktı. Hatta benim de bir tane davam vardı ve sürüyor şu anda. Dolayısıyla hukuk işliyor. Vatandaşın suç işleme hakkı olmadığı gibi hiçbir milletvekilinin de teröre destek, teröre yataklık ve suç işleme hakkı yok. Dolayısıyla geçmiş suçlardan dolayı mahkemeler başladı. Tüm milletvekilleri için dokunulmazlık belli bir süreye kadar kalktığı için o çerçevede bunlar mahkeme tarafından hukukun gereği yapıldı. Burada hukuk işliyor. Biz hukuk devletiyiz. Ne gerekiyorsa o yapılıyor. Mahkemelerin verdiği bir karar bu."

Bakan Eroğlu, Diyarbakır'da meydana gelen patlamaya da değinerek, "Maalesef bu terör örgütü PKK, orada özellikle kürt kardeşlerimizin düşmanı. Onlara çok büyük zarar veriyor. Ama biz hükümet olarak en son terörist etkisiz hale gelinceye kadar bu terörle mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu konuda kararlıyız" dedi.

Görüntü Dökümü

--------------------------------

-Valilik ziyaret

-Bakan Eroğlu'nun açıklaması

Süre:(07.57) Boyutu: (374 MB.)

===============================================================

5)AK PARTİLİ ŞAHİN: TUTUKLAMA KARARI VERİLMEMESİ DAHA DOĞRU

AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile diğer milletvekillerin gözaltına alınmasıyla ilgili, "Haklarındaki iddialar davaya dönüşüp kesinleşene kadar milletvekilleriyle ilgili bir tutuklama kararı verilmemesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim" dedi.

Mehmet Ali Şahin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile birlikte Karabük Valisi Mehmet Aktaş'ı ziyarette basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. HDP'deki gözaltıları değerlendiren Şahin, HDP milletvekillerinin ifade vermediğini, üstelik ifade vermeyeceklerini, adliyeye gitmeyeceklerini söylediklerini hatırlatarak şöyle dedi:

"Bu şu demektir; Biz bu ülkedeki yargı organlarını tanımıyoruz. Hatta bugünkü devlet düzenini de tanımıyoruz demektir. Şimdi sadece bu dokunulmazlık dosyasındaki savcının iddialarıyla ilgili bilgisine başvurulacak olan bu kişiler gidip ifade vermeyi reddediyorlarsa, devlet devletse devletliğini yapar. Vermiyorsan evinden alır, götürür bu işlemi tekemmül eder. Dolayısıyla vatandaşlarımız şimdi "Neden bu HDP milletvekilleri evlerinden gözaltına alındılar?" diye sorabilir. Gitmezseniz, normal bir vatandaş da savcılığın bir çağrısı üzerine gitmezse evinden alınır. Nasıl ki vatandaş çağrıldığında gitmek zorundaysa bunlar da gitmek zorunda. "Gitmiyorum" derseniz Türkiye'deki otoriteye başkaldırıyorsunuz demektir. Hiçbir devlet düzeni buna izin vermez. Hukuk devletinin gereği budur."

'PARLAMENTO ARİTMETİĞİ TUTUKLAMALAR NEDENİYLE BOZULMAMALI'

Dokunulmazlığın parlamenterlerin şahıslarından ziyade, parlamentolara tanınmış bir imtiyaz olduğuna işaret eden Şahin, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla parlamentoların milletvekili sayılarının bir takım tutuklamalar nedeniyle azaltılmış olması, Türkiye'de Meclis tablosu buna pek müsait değil ama çok kritik bir takım denklemlerin olduğu dönemlerde sorun olabilir tutuklamaların. Diyelim ki 2 oyla güvenoyu almış. Geçmişte koalisyon dönemlerinde biz bunu çok yaşamıştık. 3 tane milletvekilini tutuklasanız parlamentodaki denge değişir. Güvenoyu alır veya düşer. O bakımdan haklarındaki iddialar davaya dönüşüp kesinleşene kadar milletvekilleriyle ilgili bir tutuklama kararı verilmemesinin ben daha doğru olacağı kanaatindeyim. Bir hukukçu olarak, eski bir meclis başkanı olarak düşüncem budur. Tabii takdir tamamen yargı organlarımızındır. Bu ilgili milletvekillerinin ifadeleri alınmalı ancak parlamentodaki aritmetik, tutuklamalar nedeniyle bozulmamalıdır diye düşünüyorum ve değerlendiriyorum."

"Artık siyasi bir partinin genel başkanıysanız, milletvekiliyseniz şiddete ve teröre kapılarınızı kapatmanız lazım" diyen Şahin, "Bu arkadaşlar maalesef hem siyaset yapıyorlar hem de şiddete ve teröre kapılarını kapatmıyorlar. Dolayısıyla PKK terör örgütüyle bağlarını kesmiyorlar. O bakımdan bütün bu yaşananların kendileri içinde bir ders olmasını diliyorum. Bu sürecin Türkiye'de demokratik mekanizmayı zorlamadan, zedelemeden atlatılmasını temenni ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

----------------------------------

-Ak Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in açıklamaları

Süre:(07.57) Boyutu: (374 MB.)

=========================================================

6)BİLAL ERDOĞAN: MIYMINTI NESİL OLMAYACAĞIZ

ERZURUM'da İmam Hatip Mezunları Derneği'nin düzenlediği "Gençlik Şöleni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, "Mehmet Akif'in, Necip Fazıl'ın işaret ettiği gibi uyuşuk, mıymıntı bir nesil olmayacağız kardeşlerim. Hurda nesil olmayacağız. Diriliş nesli olacağız arkadaşlarım" dedi.

Önder İmam Hatipliler Derneği, Erzurum İmam-Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ERZİMDER) ile Büyükşehir Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği "Gençlik Şöleni'ne katılmak üzere Erzurum'a gelen Bilal Erdoğan, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezinde düzenlenen programa katıldı. Bilal Erdoğan salona girişte coşkulu biçimde alkışlandı. Belediye otobüsleri ile gelerek etkinliğe katılan İmam Hatip Lisesi öğrencilerin de hazır bulunduğu programda Erdoğan bir konuşma yaptı. Öğrencilere ilk önce "Nasılsınız?" diyen Erdoğan, İmam Hatipli gençlere 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşananların önemini anlattı. Alkışlar arasında konuşmasını yapan Bilal Erdoğan şunları söyledi:

15 TEMMUZ'DA TÜRK MİLLETİ TAM BAĞIMSIZLIK YOLUNDA ADIM ATTI

"Osmanlı Devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerden itibaren Avrupa, Dünya güçlerinin bizim bağımsızlığımıza kastettiğini gördük. Bu topraklardaki bağımsızlık bayrağını tam yere düşürdükleri sandıkları dönemde Çanakkale Destanımızda, Kurtuluş Savaşında bizler bağımsızlığımızı yeniden kazandık. Ancak bu maalesef bir tam bağımsızlık olarak teşekkül etmedi. Çünkü bunu bize layık görmediler. Onun için de Kurtuluş Savaşından bugüne Türkiye'de bir çok siyasi çalkantılar, buhranlar, baskılar, vesayetler başladı. Bunun içinde darbeleri de sayabilirsiniz. Bunun içinde birinci sınıf, ikinci sınıf vatandaş ayrımını yapılığı çeşitli alanları sayabilirsiniz. Bunun içinde 90'larda yaşadığımızı başörtüsü sorununu sayabilirsiniz. Bunun içinde idam edilen siyasetçileri, hapislere tıkanan siyasetçileri, şapkasını alıp giden siyasetçileri sayabilirsiniz. Ancak bu millet öyle bir seviyeye geldi, öyle bir özgüven kazandı ki Çanakkale ruhunu yeniden iliklerinde hissetmeye başladı ki 15 Temmuz'da "biz artık tam bağımsızlık istiyoruz" dedi. Nedir tam bağımsızlık? "Kendi kararlarımızı, kendi irademizle bizler veririz" anlayışı. Sizler kalkıp bize kendi menfaatiniz, kendi beklentileriniz çerçevesinde istikamet dayatamazsınız mesajı. İşte 15 Temmuz'da Türk milleti tam bağımsızlık yolunda ciddi bir adım atmıştır. Bölgemizde vesayetin değil, zulmün değil adaletin ve barışın tesisi ettirilmesi gerektiğini bütün dünyaya haykırmıştır."

DİRİLİŞ NESLİ OLACAĞIZ

Erzurum'un cirit merkezi olduğunu anımsatan, salondaki genç kız ve erkeklere ata binip binmediklerini soran Bilal Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'den öğrencilere ata binmeleri için destek istedi. Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çok değerli İmam Hatipli kardeşlerim bizim 15 Temmuz'dan almamız gereken nedir? "At binenin, kılıç kuşananın" boşuna dememişler. Burası da Türkiye'nin cirit merkezi değil mi? At binen kardeşlerim var mı? Kız kardeşlerimden yok mu hiç? Niye yok? Olmaz. Bak başkanım Erzurum'da gençlerin ekseriyeti at binerek büyüyecek değil mi? Onu da hatırlatmış olayım. Sadece erkek kardeşlerim değil, kız kardeşlerim de binecek. Bizler binlerce yıl at üstünde ecdat dünyaya barış dağıttıysa bizler de ata bineceğiz. Evet kardeşlerim imam hatip nesli ve bugünkü Türk gençliği bu diriliş yürüyüşünü sürdürecektir. Eğer at binenin, kılıç kuşananınsa o zaman bizler kendi kararlarımızı vereceğiz kendi istikametimizi çizeceğiz ve bu diriliş hikayesi inanın çok uzak bir gelecekte değil, yakın bir gelecekte dünyada zulümlerin bitirilmesine yeniden adaletin tesis edilmesine yol açacaktır. Bizim misyonumuz, Müslümanların misyonu, bu ümmetin misyonu, Müslüman gibi yaşamaksa dünyada haksızlığın olduğu zulmün olduğu her yerde dim dik durmaksa eğer insiyatif alacağız, cesur olacağız. Bizden önceki nesillerin cesaret edemedikleri işlere cesaret edeceğiz. Sağımıza solumuza bakmadan "ben varım" diyeceğiz. Mehmet Akif'in, Necip Fazıl'ın işaret ettiği gibi "uyuşuk', "mıymıntı" bir nesil olmayacağız kardeşlerim. Hurda nesil olmayacağız. Diriliş nesli olacağız arkadaşlarım."

Program sonrası Bilal Erdoğan'a plaket verildi. Etkinliğe katılan İmam Hatip Lisesi öğrencileri otobüslerle okullarına gönderildi.

Görüntü Dökümü

----------------------

-Bilal Erdoğan'ın karşılanması

-Çiçek verilmesi

-Programa katılan öğrenciler

-Kuran-ı Kerim okunması

-15 temmuz marşı okunması

-Bilal Erdoğan'ın konuşması

-Bilal Erdoğan'a plaker verilmesi

-Öğrencilerin program sonrası otobüslere binmesi

SÜRE:05.18BOYUT:244 MB

======================================================

7)BAKAN YILMAZ: 153 BİN SURİYELİ ÇOCUK TÜRKÇE MÜFREDATLA EĞİTİM GÖRÜYOR

MİLLİ Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 153 binden fazla Suriyeli öğrencinin, Türkçe müfredatla eğitim gördüğünü söyledi.

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu 3'üncü Büyük Buluşması, Antalya'nın Kundu bölgesindeki Concorde Otel'de başladı. Buluşmaya katılan ve açılış konuşmasını yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlık olarak her zaman UNESCO'ya destek verdiklerini söyledi. Yılmaz, "Barış, hoşgörü, diyalog, uzlaşmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bu dönemde UNESCO'nun çalışmaları ayrı bir önem kazanıyor. Milli Eğitim Bakanı olarak, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun çalışmalarını her zaman destekledik, desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

İKİLİ EĞİTİMDEN TAM GÜNE GEÇİŞ

Herkesin katsayıca eşit ve kaliteli eğitim almasını sağlamanın öncelikli hedefleri olduğunu dile getiren Yılmaz, "Bu doğrultuda, eğitim müfredatının güncelleştirilmesi, yeterli sayıda ve nitelikte öğretmen istihdam edilmesi, derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, ikili eğitimden tam gün eğitime geçilmesi, bunun da 2019 yılı sonuna kadar tamamlanması, kısaca daha kaliteli eğitim için çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

SURİYELİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

Kaliteli eğitimi sadece Türkiye'deki 79 milyonluk vatandaş için istemediklerini belirten Yılmaz, "3 milyona yakın Suriyeli ülkemizde yaşıyor. Bunların eğitim çağındaki çocuklarının sayısı 833 binin üzerinde. İstiyoruz ki kendi evlatlarımıza hangi eğitimi veriyorsak, onlara da o eğitimi verelim. Bu eğitim öğretim yılında 153 binden fazla Suriyeli öğrenci kendi okullarımızda Türkçe müfredatla aynı eğitim görüyor. Bir de geçici eğitim kampları var. Bu kamplarda da 325 binin üzerinde Suriyeliye eğitim veriyoruz. İkisinin toplamı 479 bin yapıyor. Bu da eğitim çağında olan Suriyelilerin yüzde 58'ine denk geliyor" dedi.

30 OKUL SADECE SURİYELİLERE EĞİTİM VERİYOR

Suriyelilerin yoğun yaşadığı yerde 2019 yılına kadar, 120 okulun inşaatının tamamlanmasının planlandığını aktaran Bakan Yılmaz, bugüne kadar 30'a yakın okulun sadece Suriyeliler için yapıldığını söyledi. Göçmenler için en son AB'den 90 milyon euro katkı geldiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"OECD'nin yeni eğitim raporu yayınlandı. Bu rapora göre OECD ülkeleri Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) 5.2'sini eğitime harcamakta. Biz GSMH'nin yüzde 5.1'ini eğitime harcıyoruz. OECD ile Türkiye'nin eğitime ortalama harcamaları üç aşağı beş yukarı aynı. Bu ayırdığımız kaynağı etkin, doğru yer ve zamanda kullanmak. Bütçemizden en çok payı nereye ayırırsanız oraya önem veriyorsunuz demektir. Bu hükümetin önceliği eğitimdir."

YÜKSEK ÖĞRETİME GİDEN ÖĞRENCİ TÜRKİYE'DE

Türkiye'de üniversite öğrencileriyle birlikte 25 milyon öğrenci olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Avrupa'da en fazla yüksek öğretime giden öğrenci Türkiye'de desek doğrudur. Sürdürülebilir kalınma için mutlaka eğitim gerekiyor. Biz de eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak istiyoruz. Son dönemde sınıflarda öğrenci sayısı ilköğretimde 25, ortaöğretimde 22 oldu. Yani 30'un altına düşürüyoruz. Teknolojik gelişmeleri evlatlarımıza ulaştırıyoruz. 1 milyon 300 binin üzerindeki tablet bilgisayarları öğretmen ve öğrencilerimize dağıttık" diye konuştu.

AKADEMİDEKİ KADIN SAYISI AB'DEN İYİ

Türkiye'de üniversitelerde kadın profesör oranının yüzde 30 olduğunu belirten Bakan Yılmaz, AB'de bu oranın yüzde 15 olduğunu kaydetti. "4 milyona yakın öğrencimiz lisans eğitimi alıyorsa Türkiye'nin geleceği aydınlıktır" diyen Yılmaz, "Meslek eğitimlerinin oranı yüzde 44'tü, bunu yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyoruz. Okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına almayı düşünüyoruz. Yabancı dil sorununu çözmek için 720 saat olan İngilizce ders saatini iki katına artıralım istiyoruz. Eğitim fakültelerinde daha nitelikli öğretmen yetiştirmeyi planlıyoruz. YÖK Başkanlığımızla eğitim fakültelerine taban puan getirerek daha iyi konuma getirmek istiyoruz" dedi.

Ekonomik açıdan süper ülkeler olduğunu hatırlatan İsmet Yılmaz, ama kültürel olarak sıralama yapılsa Türkiye'nin ilk 5'te yer alacağını söyledi. Yılmaz, "Böyle bir kültürün mirasçıları olarak bize büyük sorumluluk düşüyor. Kucağında çocuğuyla ülke arayanlara bu ülkede çelme takılmıyor. Biz kültürde süper güçler arasındayız" dedi.

YÖK BAŞKANI SARAÇ

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, bölgesel kalkınmada üniversitelerin rolünü daha belirli, daha etkin hale getirmek amacıyla Kalkınma Bakanlığı ile bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Saraç, Türkiye'nin ihtiyacı olan alanlarda 5 üniversiteye "misyon farklılaşması" temelinde ayrı bir rol belirlediklerini kaydetti. Saraç, üniversitelerin asıl amacından uzaklaşmadan bölgesel gelişmede ve belirli bir alanda o üniversitenin öne çıkmasını beklediklerini aktardı.

TEMEL BİLİMLER YENİDEN CANLANDIRILDI

Türkiye'nin en çok ihtiyacı olan temel bilimlerin son yıllarda öğrenciler tarafından hiç tercih edilmediğini ifade eden Saraç, "Onlarca değerli öğretim üyemizin bulunduğu bu bölümler neredeyse kapanma noktasına geliyordu. Bu programları tercih eden ilk 25 bindeki öğrencilere burs verilmesi ve rasyonel kontenjan politikası ile bu sorun çözümlendi ve bugün temel bilimlerimiz yeniden canlılık kazandı" diye konuştu.

630 ÖĞRENCİYE YÖK BURSU

Türkiye açısından stratejik önem taşıyan ziraat, orman ve su ürünleri programlarının da aynen temel bilimler gibi üniversitelerde değer kaybedenler arasına girmekte olduğunu belirten Saraç, "Yükseköğretimde bu fakültelerin yöneticileri, öğretim üyeleri ve sektörle bir dizi çalışma gerçekleştirdik. Devlet üniversitelerinde bu programları tercih ederek yerleşen ilk 3 sıradaki öğrencilere eğitim süreçleri boyunca YÖK bursu veriliyor. Bu yıl, bu programdan 630 öğrencimiz yararlanıyor" dedi.

'YENİ YÖK OLARAK'

Son yıllarda önem taşıyan göç merkezli çalışmaları da üniversitelerde hızla oluşturmaya başladıklarını dile getiren Saraç, şöyle konuştu:

"10'a yakın üniversitemizde göç ile ilgili merkezler kuruldu, bu yıl alanlara bağlı seçtiğimiz doktora konuları arasında göç çalışmaları bilim dalları da yer almaktadır. Yeni YÖK olarak eğitim-öğretimin niteliğini yükseltecek faaliyetler çerçevesinde yükseköğretimde kalite güvencesi sistemini kurduk. Kalite Kurulu, yoğun şekilde çalışıyor. Kalite kavramını, Türk yükseköğretimine yerleştirmekte kararlıyız. Üniversitelerimizin topluma hizmet fonksiyonunun sadece ürettiği, geliştirdiği bilgiyi topluma servis etme olarak algılamadığımızı, üniversitelerimizin toplumun hassasiyetlerine ve milli değerlere duyarlı, toplumun sorunlu alanlarına dikkat çeken, bu alanlara yönelik iyileştirme çabalarında öncü rol üstlenen kurumlar olması gerektiğini de vurgulamak isterim."

Görüntü Dökümü

---------------------

- Bakanın salona gelişi

- İstiklal marşı okunması

- Salondan detay görüntüler

- Bakan İsmet Yılmaz'ın konuşması

409 MB /// 08.50"

============================================

8)ABD'Lİ PROFESÖR: HANGİ ADAY KAZANIRSA KAZANSIN GÜLEN'İN İADE SÜRECİ DEĞİŞMEZ

ABD seçimleri konusunda uzman Amerikan Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde görevli Prof. Dr. David Lublin, yarışta Hillary Clinton'ın önde görünmesine karşın bu durumun Donald Trump'ın da seçimi kazanamayacağı anlamı taşımadığını söyledi. Lublin ayrıca hangi aday kazanırsa kazansın Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iade sürecinin değişmeyeceği görüşünde olduğunu da belirtti.

Prof. Dr. David Lublin, Adana'da gazetecilerle buluşarak ABD seçimlerini yorumladı. ABD Adana Konsolosu Linda Stuart Specht'in konutunda gerçekleşen toplantıda konuşan David Lublin, ABD hükümeti adına yorum yapmadığını, sadece kendi fikirlerini anlattığını vurguladı. 8 Kasım'da gerçekleştirilecek ABD seçimlerini Demokrat Parti adayı Hillary Clinton'ın da Cumhuriyetçi Parti adayı işadamı Donald Trump'ın da kazanabileceğini aktaran Prof. Dr. David Lublin, her iki partinin ABD senatosu ve kongresinde güçleri paylaşmasının beklendiğini, dengeli bir koltuk dağılımı olabileceğini söyledi.

TRUMP AÇIKLAMASI

ABD Başkanlık Sistemi, 15 Temmuz'daki darbe girişimi, Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iadesi ve seçim sonrasında ABD'nin Ortadoğu politikası gibi çeşitli konularda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Lublin, şunları kaydetti:

"Demokratik bir hükümet için tek bir form yok. İngiltere Hükümeti, Türkiye gibi parlamenter sistemden gücünü alıyor. Bizde ise başkanlık sistemi var. Bu diğerini daha demokratik yapmıyor. Bize uygun olan başkanlık sistemi. Türk insanlarına hangi sistemin daha uygun olacağına sizler karar vereceksiniz. ABD seçimlerini hangi aday kazanırsa kazansın Türkiye ile ilişkileri olumsuz etkilemez, çünkü uzun yıllara dayanan bir ortaklık var. Hangi aday kazanırsa Fethullah Gülen'in iadesiyle ilgili süreç değişmez çünkü o konu yasalarla ilgili. Hiçbir başkanın kimseyi sınır dışı etme yetkisi yok.

Anketlere göre Clinton önde görünüyor ama arada çok fark yok. Clinton'un önde görünmesi Trump'ın seçimi kazanamayacağı anlamı taşımıyor. Son süreçte Clinton'ın danışmanıyla ilgili başlayan e-posta skandalı gibi konular Trump'ın aradaki farkı kapatmasına yardımcı oldu."

Görüntü Dökümü

--------------

- Prof. Dr. David Lublin'nin açıklamaları

SÜRE:04'45" BOYUT:531 MB

=========================================================

9)CHP'LİLER, KEŞAN'DA HALKA CUMHURİYET GAZETESİ DAĞITTI

EDİRNE'nin Keşan İlçesi'nde CHP'liler, Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan operasyonu, gazete okuyarak ve halka ücretsiz dağıtarak protesto etti.

CHP Keşan İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli ve yaklaşık 50 kişilik grup, Tekel Meydanı'nda toplanıp Şehitlik Parkı'na kadar yürüyerek Cumhuriyet Gazetesi'nin bugünkü sayısını okuyup ardından halka ücretsiz dağıtarak gazeteye yapılan operasyonu protesto etti. CHP Keşan İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli, Cumhuriyet Gazetesi'nin Cumhuriyetin kuruluş yıllarını temsil eden, demokrasinin, laikliğin ve özgürlüğün kalesi olan bir yayın organı olduğunu belirterek, "15 Temmuz sürecinin ardından OHAL ve kanun hükmünde kararnamelerle karanlık ve baskıcı yönetim anlayışı ile basın ve muhalefet özgürlüğünü ortadan kaldıramazsınız. Basın ilkelerine uyan Türkiye Cumhuriyetiyle birlikte kurulan, Cumhuriyet tarihine tanıklık eden ve FETÖ mücadelesi ile bilinen Cumhuriyet Gazetesi'ni FETÖ ile ilişkilendirmek üzüntü vericidir. Cumhuriyet gazetesine yapılan bu operasyonu kınıyor, tutuklu gazeteci ve yazarların serbest bırakılmasını istiyoruzö dedi. CHP'li grup, basın açıklamasının ardından dağıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-CHP'lilerin ellerinde gazeteyle yürümeleri

-Yoldan geçen vatandaşlara gazete dağıtmaları

-CHP'lilerin gazete okumaları

-Erdoğan Gümülcineli basın açıklaması

DHA

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Avrupa'daki Sığınmacı Krizi05 Aralık 2016 Pazartesi 19:08
  • Maçın Ardından05 Aralık 2016 Pazartesi 19:08
  • Elazığ'da Pkk/kck Operasyonu05 Aralık 2016 Pazartesi 19:03
  • Futbol: Spor Toto Süper Lig05 Aralık 2016 Pazartesi 19:03
  • "Konya Halkından Özür Diliyorum"05 Aralık 2016 Pazartesi 19:03
  • Mısır Vatandaşlarının Yemen'de Alıkonulması05 Aralık 2016 Pazartesi 18:58
  • Abd'nin Sudan Ve Güney Sudan Temsilcisi Booth Mısır'da05 Aralık 2016 Pazartesi 18:53
  • İstanbul'da Elektrik Kesintisi05 Aralık 2016 Pazartesi 18:53
  • Basketbolda Maçın Ardından05 Aralık 2016 Pazartesi 18:48
  • Elazığ'da Fetö/pdy Operasyonu05 Aralık 2016 Pazartesi 18:48
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
    Tel : +49 (0) 615098 03 04 Faks : +49 (0) 615098 03 05