• BIST 73.391
  • Altın 133,161
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Berlin -1 °C
  • Frankfurt -1 °C
  • Paris 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 3 °C
  • Stockholm -3 °C

Dha Yurt Bülteni-2

Dha Yurt Bülteni-2
HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağın'ı aralarında bulunduğu HDP'li Milletvekilinin tutuklanması protesto amaçlı Hakkari...

Zabıta esnafla görüştü, Hakkari'deki kepenkler açıldı

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağın'ı aralarında bulunduğu HDP'li Milletvekilinin tutuklanması protesto amaçlı Hakkari merkezde bu sabah işyerlerini açılmadı. Kayyum tarafından yönetilen belediyedeki zabıta ekipleri, işyerlerinin yanında bekleyen esnafla görüştükten sonra kepenkler açıldı. Yüksekova ile Şemdinli İlçesi'nde ise esnaf bugün kepenklerin açmadı.

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağın da aralarında bulunduğu 9 HDP milletvekilinin tutuklanmasını protesto eden Yüksekova ve Şemdinli İlçesi'ndeki esnaf kepenk açmadı. Hakkari il merkezinde işyerleri saat 09.00'a kadar açılmadı. Belediye zabıta ekipleri sabah saatlerinde esnafı dolaşarak dükkanlarını açmalarını istedi. Bunun üzerine esnaf kepenklerini yeniden açtı. Çukurca İlçesi'nde ise kepenklerin tamamının açık olduğu görüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------

(HAKKARİ)

-Hakkari Merkez'de sabah saatlerinde kapalı olan kepenkler

-Kapalı kepenklerin önünden geçen vatandaşlar

-Açık olan kepenler

-Belediye Zabıta ve Polis ekipleri esnafı dolaşıp kepenklerini kapatmamalarını söylerken

-Detaylar

(ŞEMDİNLİ)

-Kapalı dükkanlardan görüntü

================================================

Fırat Kalkanı'nda şehit olan yüzbaşının cenazesi, Ankara'ya gönderildi

SURİYE'deki "Fırat Kalkanı Harekatı'nda görev yapan Türk birliğine terör örgütü IŞİD'in saldırısında şehit olan Yüzbaşı Alper Kocaman'ın cenazesi, Gaziantep'teki törenin ardından Ankara'ya gönderildi.

Suriye'nin kuzeyinde sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı'nda görev yapan Türk askeri birliğine terör örgütü IŞİD tarafından dün akşam saatlerinde havan topu, roket ve el bombası atıldı. Saldırılarda şarapnel parçalarıyla yaralanan 3 Türk askerinden İstihkam Yüzbaşı Alper Kocaman, helikopterle getirildiği Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Şehit Yüzbaşıyla birlikte yurda getirilen 2 askerin tedavileri ise Kilis ve Gaziantep'teki hastanelerde sürüyor.

Şehit Yüzbaşı Alper Kocaman için bu sabah 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda tören düzenlendi. Törene Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Kilis Valisi İsmail Çataklı, 2'nci Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel, Adana 6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Hakan Atınç, 5'inci Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Ekiyor ve İl Emniyet Müdürü Erhan Gülveren katıldı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen törenin ardından şehit Yüzbaşı Kocaman'ın cenazesi, Gaziantep Havalimanı'nda hazır bekletilen askeri uçakla defnedilmek üzere memleketi Ankara'ya gönderildi.

HAREKATTAKİ ŞEHİT SAYISI 12 OLDU

Harekat kapsamında 27 Ağustos'ta roket saldırısında 1 asker şehit olurken, 6 Eylül ve 9 Eylül günü Rai kasabasının iç kesimlerinde terör örgütü IŞİD militanları tarafından düzenlenen roketli saldırılarda ise, hedef alınan tanklarda görevli 6 asker şehit oldu. 6 Eylül günkü saldırıda yaralanan 1 asker de 11 Eylül günü tedavi gördüğü hastanede kurtarılamayarak şehit oldu. 20 Eylül'de sınır hattında meydana gelen patlamada da 2 askerin şehit düştü. 5 Ekim'de ise sızma girişimi sırasında 1 Uzman Çavuş şehit oldu. Fırat Kalkanı Harekatı'nın başlamasından itibaren geçen 74 günlük süreçte dünkü şehit ile birlikte şehit asker sayısı 12'ye yükselmiş oldu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------

- Havalimanındaki askeri hareketlilik

- Havalimanına gelen cenaze aracı

- Tabutun askerlerin omuzunda araçtan indirilmesi

- Havalimanında bekleyen uçak

- Uçak önündeki askerler

- Genel ve detay görüntüler

==========================================

Bakan Müezzinoğlu: Ayrıcalıkları ne bu arkadaşların?

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, HDP Eş genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasına ilişkin, "Önce herkes hukukun üstünlüğünü kabul edecek ona saygı duyacak. Ayrıcalıkları ne bu arkadaşların?" dedi.

Seçim bölgesi Bursa'da, AK Parti milletvekilleri ve parti teşkilatıyla bir araya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, tutuklanan HDP milletvekillerine ilişkin konuştu. Müezzinoğlu, "Siyaset millet için, ülke için, ülkenin birlik, beraberliği için, ülkemizin yarınlarının bugünden daha iyi olabilmesi için, milletin birlik ve beraberliği için yapılır. Siyasetçinin de temel sorumluluğu millete karşıdır. Devletin, milletin birlik berberliğine, bütünlüğü esastır. TBMM'de ettiği yemine sadık kalmakla sorumludur siyasetçi. Özellikle TBMM'de görev yapan milletvekilleri. Tabiki dokunulmazlıkları da vardır. Dokunulmazlıkları çerçevesinde milletvekillerine dokunulmaz. Şayet ülkenin birlik beraberliğini bozacak, bütünlüğünü bozacak, ettiği yeminin dışında hareketleri olursa bu anlamda da TBMM dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili karar alır. Nitekim TBMM dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili karar almıştır " dedi.

HDP'li milletvekillerinin daha önce savcıların kendilerini ifadeye çağırmaları karşısında "O iş o kadar kolay değil, gelsinler alsınlar da görelim" gibi hukuk dışı, bir hukuk devletinde herkesin muhatap olması gereken hukuk kurallarına uymayan bir tavırla, sanki devlete de millete de hukuka da rest çeken bir tavır sergilediklerini hatırlatan Müezzinoğlu, "'Sayın Bahçeli, Baykal, Kılıçdaroğlu gitti, ifade verdi. Peki ayrıcalıkları ne bu arkadaşlarımızın? "Devleti de milleti de bu devletin hukukunu da tanımıyoruz" diyen hiç bir yapıya devlet de millet de hukuk da müsade etmez. Dolayısıyla hukukun gereği olarak kendileri ifadeye alındı. Bir kısmı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, bir kısmı tutuklandı. Yargılama süreçleri devam ediyor. Önce herkes hukukun üstünlüğünü kabul edecek, ona saygı duyacak. Bu anlamda siyasetçiye düşen görev bir basamak daha öndedir. Çünkü örnek olması gerekir. Milletin önünde, milletin değerlerine, devletin kurallarına, hukuka saygı anlamında da siyasetçinin örnek olması gerekir. O anlamda örnek siyasetçiler de esasında vardır. Az önce saydığım isimler veya bizim Cumhurbaşkanımız, kurucu genel başkanımız, 1994 yılında büyükşehir belediye başkanı seçildi, şiir okudu diye cezaevine girdi. Gitti ifade verdi, hüküm de giydi cezaevinde de yattı. Neticede hukuk devleti içinize bazen kararlar sinse de sinmese de herkes hukukun gereğine uyacak. " ifadelerini kullandı.

"BİZİM HUHUKUMUZ HUKUK DEGİL Mİ?"

Hukuksal bir sürecin devam ettiğini ancak burada eleştirilmesi gereken bir konunun daha olduğuna dikkat çeken Müezzinoğlu, "Hukuktan, demokrasiden yana tavır koyması gereken dost ülkeler anında, büyükelçileriyle toplantı yapıyorlar ama 15 Temmuz'u göremiyorlar. Aylar geçtikten sonra fark edebiliyorlar. Ama bu tür hadiselere de saatler sonrasında tavır koyabiliyorlar. Şimdi onların ülkelerinde hukuk, hukuk da bizim ülkemizdeki hukuk hukuk değil mi?

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Bakanın konuşması

salondan detay

==============================================

Ankara'dan Suriye sınırına askeri sevkiyat

ANKARA'dan, Suriye sınırına konuşlandırılmak üzere sevk edilen askeri araç ve personelin bulunduğu konvoy, Gaziantep'in İslahiye İlçesi'ne ulaştı.Suriye sınırına konuşlandırılmak üzere Ankara'dan sevk edilen 39 askeri araç ve personeli taşıyan tren, bu sabah erken saatlerde Gaziantep'in İslahiye İlçesi'ne ulaştı. Fevzipaşa Garı'nda vagonlardan indirilen araçlar, sınır hattına konuşlandırılmak üzere yola çıkarıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------------

- Fevzipaşa Garı

- Askeri araç yüklü tren

- Güvenlik önlemi alınması

- Genel ve detay görüntüler

===========================================

Çeşme'de 54 mülteci yakalandı

İZMİR'in Çeşme İlçesi'nden kaçak yollarla Yunanistan'ın Sakız Adası'na kaçmaya çalışan 54 mülteci, lastik botta yakalandı.

Devriye görevi yürüten Sahil Güvenlik ekipleri, bugün saat 04.00'te, Çiftlik Mahallesi Karaabdullah Burnu açıklarında, Yunanistan'ın Sakız adası'na geçmeye çalışan bir grup mültecinin içinde bulunduğu lastik botu fark etti. Lastik bota müdahale eden ekipler, 1'i Afgan ve 53'ü Suriye uyruklu olan 54 mülteciyi yakaladı. Sahil güvenlik botuna alınarak Çeşme İskelesi'ne getirilen mülteciler, yağmur nedeniyle brandayla çevrilmiş kapalı bir alana alındı. Mültecilerin işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderileceği belirtildi.

=============================================

Tümgeneral Cural; Emniyet müdürüne rehin tutulduğunu bildirmiş

İZMİR'de, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma ardından 149'u tutuklu 267 sanık hakkında hazırlanan ve İzmir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamade, tutuklu Hava Teknik Okullar Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural'ın, o gece İzmir eski İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya'ya cep telefonundan, silahlı bir grup tarafından rehin tutuldukları mesajını gönderdiğini söylediği ortaya çıktı.

Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Berkant Karakaya tarafından hazırlanan ve İzmir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edilen, ekleri ile birlikte 1300 sayfalık iddianamede, askeri darbenin önemli 3 ayağından biri olan İzmir'de, 801 şüpheli hakkında soruşturma yapıldığı yer aldı. Savcı Karakaya, tanık ve şüpheli ifadelerinin ardından, 267 kişi hakkında kamu davası açtı. 53 şüphelinin dosyaları ayrılırken, 481 kişi hakkında ise ek kovuşturmaya gerek olmadığına yer verildi. İddianamede Fethullah Gülen, 1 numaralı sanık ve "örgütün elebaşı" olarak yer alırken, sanıklara, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlamaları yöneltildi. Fethullah Gülen, Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen, Hava Teknik Okullar Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural ve "Çiğli Hava Üssü imamı" olduğu belirtilen astsubay Zekeriya Kuzu ile diğer sanıklar hakkında, 2'şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Sanıklardan Tümgeneral Ahmet Cural'ın, olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya'ya geçen 4 Ağustos'ta, tutuklandığı sırada verdiği ifadenin ayrıntıları da ortaya çıktı. Savcı Karakaya tarafından sorulan 18 soruya 8 sayfadan oluşan yanıtlar veren 2 çocuk babası Cural, darbeci olmadığını söyledi. Darbe nedeniyle tutuklanan rütbelilerden kimleri tandığı sorulan Ahmet Cural, şöyle dedi:

"İzmir'de 5 yıldır görev yapmaktayım. Görevim gereği resmi ve dini bayramlarda, törenlerde, valiliğin düzenlediği toplantılarda ve resepsiyonlarda bulundum. Hava Kuvvetleri dışında, Kara ve Deniz Kuvvetlerine mensup komutanlarla tanışma fırsatım oldu. Tutuklanan meslektaşlarımı faaliyetler sırasında tanıdım. Ne telefonla ne de yazılı herhangi bir mesajla benimle kimse temasa geçmedi. Darbe kalkışması ile ilgili herhangi bir görevlendirme tarafıma verilmemiştir. Fethullahçı Terör Örgütü olarak nitelenen yapıyla benim ne geçmişte, ne de günümüzde hiçbir bağım olmadı, hiçbir alakam yoktur. Bana herhangi bir kimse parola veya şifre olsun diye 1 dolar vermemiştir. Gözaltına alındığımda üzerimde bulunan bütün paraları polise ben kendim teslim ettim. Üzerimde 215 euro, 111 dolar ve 20 lira para vardı. Ben üç yıl boyunca daha önce ABD'de görev yaptım. Doğal olarak olarak orada Amerikan doları kullandım. Üzerimde, evimde ABD doları bulunması bu nedenle doğaldır. Ben bir eğitim kurumun komutanı olduğum için yıl içinde Avrupa'ya, ABD ve çeşitli ülkelere eğitim ve inceleme amacıyla görevim nedeniyle gittiğim oldu. Üzerimde euro ve doların bulunması da bu görev nedeniyle bende kalan paralardır. Ben adı geçen örgütün hiçbir toplantısına da katılmadım."

"ŞANVER'İN KIZININ DÜĞÜNÜNDEYDİM"

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz sabahı eşiyle birlikte Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının Moda Deniz Kulübü'nde yapılacak düğünü için bir askeri uçakla İstanbul'a gittiklerini söyleyen Ahmet Cural, şöyle devam etti: "Gittiğimizde nikah töreni bitmişti. Düğün devam ederken Korgeneral Ziya Kadıoğlu'nun elinde telefonla telaşlı bir şekilde dolaştığını gördüm, yanına gittim. Ne olduğunu sordum. O da bana "Ankara'da kriz var, havada uçaklar uçuyormuş, ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz" dedi. Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz, akrabalarına uğramak için düğünden ayrıldı. Ancak beni telefonla arayıp, köprüden geçemediklerini, köprünün kapatıldığını, bir hareketlilik olduğunu, bu nedenle düğüne geri döneceğini söyledi. Havuz başında tüm komutanlar bir araya gelip, aramızda konuşmaya başladık. Bir durum muhakemesi yaparken daha rahat toplantı yapabilmemiz için kapalı bir alana geçtik. Hava Kuvvetleri olarak bu darbe girişiminde bulunanlara karşı alınabilecek tedbirlere yönelik bir yazı hazırlamaya çalıştık. Bir süre sonra aniden kapılar açılıp, içeri silahlı askerler girdi. İçlerinden bir tanesi "Komutanım sizin güvenliğinizi sağlamaya geldik" dedi. Dışarıdan "Çabuk olun, daha yapacak başka görevlerimiz var" sesleri duyduk. Cep telefonumla İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya'ya "Silahlı bir grup tarafından enterne edildik" şeklinde bir SMS gönderdim. Silahlı grup hepimizin telefonlarını topladı. Ardından telefonlarımızı geri verdiler. Bir asker elindeki rütbelere göre listede bulunan komutanların adlarını okuyup dışarı çıkartıp, ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Hol kısmına götürüp bizleri yüzüstü yere yatırdılar. Daha sonra bizleri helikopterle Fenerbahçe Orduevi'ne bıraktılar. Serbest kaldıktan sonra kendi birliğimi telefonla arayıp durumu sordum. Sakin olduğunu öğrendim. Benim sorumluluğumda yaklaşık 4 binin üzerinde personel ve öğrenci bulunmaktadır. Ben öncelikle personelim ve öğrencilerimin güvenliğinin sağlanması için talimat verdim. Ben izinli olarak iki gün için İstanbul'a gelmiştim. Celal Uzunkaya ile birkaç kez telefonla görüştüm. Cumartesi sabahı da kendi arayıp, "Çiğli 2. Ana Jet Üssü'nde polis ile üs personelinin karşı karşıya geldiğini, üssün komutanı olan Ramazan albayı tanıyıp tanımadığımı sordu. Bana "Polis ile askerin çatışmaması için bu albayı ikna edecek bir yol ve yöntem bulabilir misin" diye sordu. Bende bu darbe girişimi ile ilgili olarak Hava Kuvvetleri'nin Eskişehir'deki Harekat Merkezi'nin darbecileri bastırabileceğini, oradaki bir yetkili ile görüşüp yardım isteyeceğimi, Eskişehir'den Çiğli'yi arayıp baskı uygulayabileceklerini söyledim. Görüştüğüm komutana durumu izah ettim. Bana daha sonra bu komutan geri dönüp, Çiğli'ye Hava Eğitim Kurmay Başkanı Tuğgeneral Veyis Savaş'ın geçici üs komutanı olarak atandığını, buradaki darbe kalkışmasını hemen bastıracağını söyledi. Ben de bu durumu Uzunkaya'ya telefonla bildirdim."

ENERJİ BAKANLIĞI MÜŞTEŞARI YAPMIŞLAR

İzmir'e geldiğini bildirmek için Celal Uzunkaya'yı cep telefonuyla aradığını söyleyen Ahmet Cural, kendisine hakkında bir soruşturma olduğu anlatırken, ifade vermek üzere savcılığa gitmesini istediğini anlattı. Cural, şöyle dedi:"Suçlamaları sordum. Darbe kalkışmasından uzaktan yakından ilgim olmadığını söyledim. Kendi makam arabamla Terörle Mücadele Şubesi'ne gittim. Burada benimle ilgili delilleri sordum. Bana, darbe sonrası görevlendirme yazısını gösterdi. Benim görevime devam, yanında açtıkları ayrı bir bölümde ise "Enerji Bakanlığı Müsteşarı" yazıyordu. Ben kesinlikle darbe kalkışmasına katılmadım, kalkışmadım. Bu darbe kalkışması sırasında harp okullarında ve askeri liselerde bazılarında karışıklıklar olduğu ortaya çıktı. Benim komutanlığını yaptığım okullarda herhangi bir karışıklık veya hareketlenme asla olmadı. Ayrıca insan gücü bakımından büyük bir birliğe sahibim. Eğer bu darbeciler askeri lise ve harp okullarında bir karışıklık yaratmışlarsa benden de bunu isteyebilirlerdi. Prsonel sayım, öğrenci sayım fazladır. Bana böyle bir görevlendirme bildirilmemiştir. Zaten bildirilse de bunu asla kabul etmezdim. Düğünde bulunduğum sırada darbe kalkışmasından haberim oldu. Darbe kalkışması olduğu sırada düğün ortamında benim zaten üstüm olan, amirim olan komutanlarla bir aradaydım. Dolayısı ile sözlü olarak onlarla durumu görüştüm. Astım olan ve birliğime vekaleten komutanlık yapan komutanı ve birliğimdeki nöbetçi amiri telefonla arayıp durumu bildirdim."

"ÖZTÜRK'Ü İZMİR'DE GÖREV YAPTIĞINDAN TANIYORUM"

Üzerinde çıkan euro ve dolarların hepsinin banknot olduğunu söyleyen Cural, "Bunun dışında ev ve arabasında da arama yapıldığını ifade ederken şöyle konuştu: "Avukatım bana gösterdiği tutanaklarda da dolar veya euro bulunduğu şeklinde bir bilgi yoktu. Üzerimde bulunan dolar ve euroları yurt dışına görev nedeniyle gidişlerimden kalan paralardır. Özel bir bulundurma amacım yoktur. Ayrıca cezaevindeki harcamalar için bu paraları da TL'ye çevirip kullanmaktayım. Harekat Merkezi olarak kullanıldığı söylenen Akıncı Üssü'nün komutanı olan Tuğgeneral Hakan Evrim ile Çiğli Hava Üssü Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk'u Hava Kuvvetleri generalleri olduğu için tanırım. Ayrıca Akın Öztürk'ü de bir yıl öncesinin Hava Kuvvetleri Komutanı olmasından ve ayrıca İzmir'de Hava Eğitim Komutanı olarak da görev yapmasından dolayı tanırım. Bu tanışmalarım mesleğim gereğidir. Darbe kalkışmasına yönelik bir tanışmamız asla yoktur."

Ahmet Cural, Celal Uzunkaya'nın tanık olarak dinlenmesini de istedi.

İDDİANAMEDEKİ BAZI SANIKLAR

İddianamede adları yer alan şüphelilerden bazıları şunlar: Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen (Darbe girişiminin sözde İzmir Sıkıyönetim Komutanı), NATO Kara Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Salih Sevil, Bornova 57'nci Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmed Nuri Başol, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız, Foça Batı Görev Grup Komutanı Tuğamiral Yaşar Çamur, Hava Teknik Okulları Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural, Ulaştırma Personel ve Eğitim Komutanı Tümgeneral Mustafa İlter, İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı Tuğgeneral Osman Nadir Saylan, Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka ve Amfibi Okullar Komutanı Tuğamiral Erdal Ergün, Ege Ordusu Kurmay Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Hakan Eser, Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğgeneral Veyis Savaş, Gaziemir Hava Sınıf Okulları Komutanı Tuğgeneral Ersal Ölmez, Hava Teknik Okulları Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural, Astsubay Zekeriya Kuzu.

============================================

Polis, istismarcıyı linçten kurtardı

ADANA'da yanında çalışan 16 yaşındaki 2 erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu öne sürülen fırıncı 47 yaşındaki Z.İ., mahalle sakinleri tarafından linç edilmek istendi. Dövülerek bayıltılan ve üzerine benzin dökülerek yakılmaya çalışılan Z.İ., polis tarafından ölümden kurtarıldı.

Merkez Seyhan İlçesi'ne bağlı Gülbahçesi Mahallesi'nde simit fırını çalıştıran Z.İ., iddiaya göre bir yıl önce yanında çalışmaya başlayan 16 yaşındaki 2 erkek çocuğuna cinsel istismarda bulundu. Z.İ., çocukların olayı kimseye anlatmaması için de önce para verip, ardından da tehditle susmalarını sağladı. Çarşamba günü öğle saatlerinde fırını kapatan Z.İ., işyerinin banyosunda çocukları bir kez daha istismar etmek istedi. Dükkanın kapatılıp dışarı kimsenin çıkmaması üzerine şüphelenen mahalle sakinleri daha sonra çocuklar ile konuştu. Çocukların yaşadıklarını anlattığı mahalle sakinleri, fırını basıp Z.İ.'yi döverek bayılttı. Yerde baygın yatan Z.İ.'nin üzerine benzin döken öfkeli kalabalık, yakmak istedi.

TUTUKLANDI

İhbar üzerine sevk edilen polisler, Z.İ.'yi yakmaya çalışan öfkeli kalabalığın arasından güçlükle çıkarttı. Polis aracıyla hastaneye götürülen Z.İ., tedavisinin ardından gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusunda "iftiraya uğradım" diyerek suçlamayı kabul etmeyen Z.İ., polislerin kolları arasında sağlık kontrolü için getirildiği Adli Tıp Birimi'ne girerken de, "İftiraya uğradım, ben bir şey yapmadım" dedi. Buna karşın Z.İ., sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Görüntü Dökümü

----------------------

- Başı sargılı şahsın sağlık kontrolüne getirilmesi

- Sorular soruları yanıtsız bırakması

- Polislerin arasında yürümesi

- Polis aracına binmesi

- Polis aracının gidişi

==================================================

12 Eylül mağdurlarına "kovuşturmaya yer yok" tebliğatı

ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Eylül darbesi döneminde işkence görüp mağdur olduklarını belirten 365 kişinin suç duyurusu üzerine Kenan Evren'in de aralarında bulunduğu dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyeleri hakkında yürüttüğü soruşturmada, "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı verdi.

Türkiye'nin dört yanından çok sayıda kişi, 15 Eylül 2010'da bulundukları kentlerdeki adliye binalarına gidip 12 Eylül darbesi döneminde işkence görüp mağdur olduklarını belirterek Kenan Evren'in de aralarında bulunduğu dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyeleri Osman Sedat Celasun, Nurettin Ersin, Nejat Tümer ve Ali Tahsin Şahinkaya hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'na yönlendirilen dilekçelerin ardından soruşturma başlatıldı.

"İTİRAZ EDECEĞİZ"

Bu süreçte suçlanan bazı kişilerin öldüğü, Ankara 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 12 Eylül Davası'nda ise Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında 18 Haziran 2014'te aynı suçlamalardan ömür boyu hapis cezası verildiği saptandı. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcılığı, suçlanan kişilerin ölmesi, daha önce verilen mahkeme kararı ile zaman aşımı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 12 Eylül sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunan kişilerden birisi olan Seyhan İlçe Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güven Boğa, 3 Kasım'da kendisi ve diğer kişilere tebliğ edilen karara karşı itiraz hakkını kullanacağını söyledi. 11 Eylül 1980'de Adana'da gözaltına alınıp işkence gördüğünü, mağdur edildiğini anlatan Boğa, "Mağduriyetimizin giderilmesini, tazminat taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz. Darbecilerle mutlaka hesaplaşacağız" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------

- Güven Boğa ile Röp.

===============================================

Yasin, 215 günden bu yana kayıp

KONYA'nın Akören İlçesi'nde evlerinin önünde oynarken kaybolan 7 yaşındaki Yasin Şahin'den 215 gündür haber alınamıyor. Mahalle Muhtarı Ercan Özkan, "Yasin'den halen bir haber yok. Okula giden bir çocuğum var. Okula yalnız gidemiyor. "Baba ya beni de kaçırırlarsa" diyor. Çocuklarımız ve bizler psikolojik olarak çok etkilendik. Biran önce bir sonuç alınmasını istiyoruz" dedi.

Akören İlçesi'ne bağlı, eskiden köy olan Belkuyu Mahallesi'nde oturan 4 çocuklu Ümmü- Yavuz Şahin çiftinin 4 çocuğundan, Belkuyu Anaokulu öğrencisi Yasin, geçen 4 Nisan günü okuldan geldikten sonra evlerinin önünde oynarken kayboldu. Aynı gün, Yasin'in bulunması için başlatılan arama çalışmaları jandarma, AFAD ve köylüler tarafından aralıksız devam etti. Çalışmalar kapsamında, başta evin çevresi olmak üzere, havadan askeri helikopter ve AFAD'ın insansız hava aracılığıyla, karadan arama ekipleri tarafından su kuyuları, foseptikler, sarnıçlar, mağaralar, ağaç ve çalılıkların dipleri tek tek kontrol edildi.

ARAMALAR 28 NİSAN'DA SONA ERDİ

Mahalle yakınındaki Çarşamba Çayı ve çayın aktığı Apa Gölü girişi Mersin'den gelen dalgıç polisler tarafından sonar cihazlarıyla arandı. Ancak, Yasin'in izine rastlanmadı. 80 kilometrelik alanda yapılan arama çalışmalarının sonuçsuz kalması üzerine Akören Kaymakamlığı tarafından geçen 28 Nisan günü arama çalışmaları sonlandırıldı.

"ÇOCUĞUM BİLE OKULA GİTMEYE KORKUYOR"

Yasin'den 215 gündür haber alınamadığını belirten Mahalle Muhtarı Ercan Özkan, şöyle konuştu: "Çocuktan 215 gündür haber yok. Yer yarıldı içine girdi sanki. Jandarmaya gidiyorum, bir ipucu yok diyorlar. Araştırıyoruz diyorlar. Ancak halen bir sonuca varılmış değil. Ölü mü, sağ mı bilmiyoruz. Mahalleli ve çocuklarımızın psikolojisi bu durumdan olumsuz etkilendi. Kendi çocuğum bile okul yakın olmasına rağmen tek başına gitmeye korkuyor. Ya beni de kaçırırlarsa diyor. BİMER'e yazı yazdık. Cevap geldi araştırılıyor diye. Şimde son çare olarak Cumhurbaşkanlığı'na yazı yazacam. Özel bir ekip kurulup bulunsun diye. Bir yerlere giderken gözümüz halen yol kenarlarında. Acaba çıkıp gelecek mi diye."

==================================================

El freni çekilmeden park edilen kamyon işyerine girdi

Kaza anı güvenlik kamerasında

BİTLİS'in Adilcevaz İlçesi'nde el freni çekilmeyen park halindeki kamyon, ticari bir taksiye çarptıktan sonra işyerine girdi.

Olay, dün akşam saatlerinde ilçeı merkezinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı girişinde bulunan Bülent Nacar'a ait iş yerinin önünde meydana geldi. Maşallah Bozkır'a ait el freni çekilmeden park edilen 13 FC 077 plakalı kamyon, önce Burak Sarı'ya ait park halindeki 13 T 1540 plakalı ticari taksiye çarptı. Daha sonra da Çağlayan Market isimli işyerine çarparak durabildi. Can kaybı ve yaralanmanın yaşanmadığı kazada araçlarda ve işyerinde maddi hasar meydana geldi. İşyerinin güvenlik kameralarına da yansıyan görüntülerde kaza sonrası çevredeki vatandaşların büyük bir panik yaşadığı görüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------------

-Kaza anının güvenlik kamerası görüntüleri

-İşyeri sahibi Bülent Nacar'ın röportajı

-Kaza anına şahit olan işyeri çalışanı Yusuf Akkuş'un röportajı

======================================================

Bu görüntüler sayesinde yakalandı

ADANA'da kepenklerini kesip girdiği işyerinden hırsızlık yapan şüpheli güvenlik kameraları ile görüntülenince yakalanarak tutuklandı.Melekgirmez Çarşısı'nda gıda toptancısı C.T. sabah işyerine geldiğinde kepengin kesilmiş olduğunu gördü. İşyerindeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis, şüphelinin hırsızlık suçundan çok sayıda kaydı bulunan Muhammet Erdoğan olduğunu belirledi. Görüntülerde şüphelinin kilidi kıramayınca kepengi kestiktleri, park halindeki bir minibüsün üzerine çıkıp işyerine girdikten sonra cep telefonunu ve kasadaki paraları alarak uzaklaştığı görüldü.

Evinde gözaltına alınan ve sorgusunda suçlamayı kabul etmeyen Muhammet Erdoğan, görüntüler izletilince suçunu itiraf etti. Adliyeye sevk edilen Erdoğan, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.

Görüntü Dökümü

------------------------

(Güvenlik Kamerası)

- Hırsızın gelişi

- Aracın içine binmesi

- Aracın üzerine çıkması

- İşyerine girmesi

- Masa üzerindeki cep telefonu ve bozuk paralı alması

- İşyerinden çıkışı

======================================================

Elektrik direğinde yangın korkuttu

ANTALYA'nın Kepez İlçesi'nde, arızadan dolayı elektrik direğinde meydana gelen patlamanın adından yanan kablolar korkuya neden oldu.

Göksu Mahallesi Suphi Türel Caddesi'nde bir apartmana enerji akışı sağlayan elektrik direğinde saat 23.30 sıralarında patlama meydana geldi. Patlamanın ardından elektrik direğindeki kablolar yanarak şelale yapmaya başladı. Direkten yükselen kıvılcımları fark edenler, durumu polise haber verdi. Polis ekipleri, güvenlik nedeniyle caddeyi araç ve yaya trafiğine kapattı, ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na haber verdi. İtfaiye ekipleri, kabloların ısınarak kısa devre yapması sonucu oluşan patlama ve sonrasında meydana gelen yangına enerji akışının devam etmesi nedeniyle müdahale edemedi. Bu arada, vatandaşlar direkteki yangını ve ortaya çıkan kıvılcımları büyük bir heyecanla izledi.

Zaman zaman elektrik kablolarının birbirleri ile temas etmesi sonucu havai fişek patlamasını anımsatan görüntüler oluştu. Olay yerine gelen Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş (AKEDAŞ) görevlileri, yakındaki trafodan akımı kestikten sonra mahalleli rahat bir nefes aldı. Arızanın giderilmesinin ardından yeniden bölgeye enerji verildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------

- Yanan elektrik direğinin görüntüsü

- Elektrik direğinden kıvılcımların yere düşmesi

- Polisin çevre güvenliği alması

- Vatandaşların yanan elektrik direğini izlemesi

- İtfaiye ve polis araçlarından görüntü

- Vatandaşlarla röp

- Elektrik direğinin yanışını apartmandan izleyen vatandaşlardan görüntü

- Elektrik kablolarında meydana gelen kıvılcımların görüntüsü

- AKEDAŞ görevlilerinin gelmesi

- Elektriğin kesilmesi ve ortalığın karanlığa gömülmesi

- İtfaiye ekiplerinin el feneri ile direği incelemesi

======================================================

Burdur'da kaçak sigara operasyonu

BURDUR'da jandarmanın durdurduğu otobüste yapılan aramada 194 karton kaçak sigara ele geçirildi.

Diyarbakır'dan Antalya'ya gidecek bir otobüsle kaçak sigara gönderileceği duyumunu alan Burdur İl Jandarma Komutanlığı ekipleri Organize Sanayi Bölgesi kavşağında otobüsü durdurdu. Yapılan aramada 194 karton kaçak sigara ele geçirildi.

Cumhuriyet savcılığının talimatıyla kaçak sigaralara el konulurken, olayla ilgili gözaltına alınan M.M. ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------

- Jandarma köpeğinin otobüste arama yapması

=====================================================

Marmaris'te güvenlik denetimleri artırıldı

MARMARİS'te genel asayiş denetimleri artırıldı. Çeşitli birimlerden 250 polis memurunun katılımıyla 2 bin kişinin kimlik kontrolü yapıldı. İlçedeki eğlence mekanları ile araçlar kontrol edildi. Hakkında zorla getirme ve yakalama kararı olduğu belirlenen 11 kişi gözaltına alındı.

Doğu ve Güneydoğu'daki terör olayları ardından Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü, asayiş denetimlerini artırdı. Asayiş, terör, trafik ve kaçakçılık bürosunda görevli 250 polis memurunun katılımıyla, dün saat 22.00'de, ilçe genelinde "Huzurlu ve güvenli Marmaris" adı altında denetimlere başlandı. İlçenin Muğla ve Datça girişleri tutularak terör ve trafik ekipleri eşliğinde araçlar kontrol edildi. Kent merkezinde otopark ve caddelere park edilmiş araçların plakaları sorgulandı. Halkın yoğun bulunduğu Uzunyalı Mevkii, Atatürk Caddesi ve Yat Limanı'nda işletmeler denetlenerek kimlik kontrolü yapıldı.

EĞLENCENİN KALBİ DENETLENDİ

Marmaris'te "Eğlencenin kalbi" olarak nitelendirilen, 300 metre uzunluğunda olan 112 diskotek ve barın yer aldığı Barlar Sokağı'nda da eğlenmeye gelen kişilerin kimlikleri kontrol edildi, üst araması yapıldı. Marmaris Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve Asayiş Büro Amirliği ekipleri ise eğlence merkezlerinde içki denetimi yaptı. Girilen diskotek ve barlarda alkollü içeceklerin bandrolleri kontrol edilerek incelenmek üzere numuneler de alındı.

7 GÜN 24 SAAT DENETİM

Denetimde 2 bin kişinin kimlik kontrolünün yapıldığı, 1700 aracın plaka sorgusunun gerçekleştirildiği öğrenildi, 120 işletmenin de kontrol edildiği belirtildi. Hakkında yakalama ve zorla getirme kararı bulunan 11 kişi gözaltına alınırken, üzerinde haciz bulunan 21 araç ise çekici yardımıyla polis otoparkına çekildi. Sabaha kadar süren denetimlerin bundan sonra da devam edeceği bildirildi. Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, şöyle denildi: "Turizm sezonunda başlattığımız periyodik uygulamalarımızı son günlerde yaşanan olaylar nedeniyle artırarak devam ettireceğiz. İlçemize giren ve çıkan tüm araçların plaka sorguları yapılmaktadır. Kimsenin huzur ve güveni bozmasına izin vermeyeceğiz. Huzurlu ve güvenli Marmaris adı altında artarak denetimlerimiz devam edecektir."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Cadde ve sokaklarda vatandaşların sicil ve üst aramasından görüntü

- Kent merkezinin giriş ve çıkışlarındaki denetimden görüntü

- Eğlence mekanlarında denetim görüntü

- Alkollü içkilerin bandrol kontrolü yapılması ve numune alınmasından görüntü

- Genel ve Detay görüntü

==================================================

Nizip'te huzur operasyonu

GAZİANTEP'in Nizip İlçesi'nde, 100 polisin katılımıyla huzur operasyonu düzenlendi.

Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Attar Ali Meydanı'nda huzur operasyonu düzenledi. Attar Ali Meydanı'nına çıkan yolları kapatan polisler, şüpheli araç ve kişileri durdurup aradı. İşyerlerinde de arama yapan ekipler, denetim yaptı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------

- Meydana gelen polisler

- Güvenlik önlemi

- İşyeri ve araçların aranması

- Genel ve detay görüntüler

====================================================

Adıyaman'da 250 polisle huzur operasyonu

ADIYAMAN ve ilçelerinde 250 polisin katılımıyla "Yaman 1" ismi verilen huzur operasyonunda 2 bin 320 şüpheli sorgulandı, 259 araç arandı, 171 işyerinde ise denetim yapıldı.

Adıyaman Emniyet Müdürlüğü tarafından merkez ve ilçelerinde 250 polisin katılımıyla dün gece "Yaman 1" ismi verilen huzur operasyonu düzenlendi. Oluşturulan kontrol noktalarında şüpheli kişi ve araçlar aranırken işyerlerinde de denetim yapıldı. 2 bin 320 kişinin kimlik sorgusunun yapıldığı operasyonda şüpheli görülen 259 araçta da arama yapıldı. 171 işyerinde denetim yapılan operasyonda; 7 araca 872 lira para ceza kesilirken, 1 araç trafikten men edildi. Yakalama kararı olan 4 şüphelinin gözaltına alındığı operasyonda; ruhsatsız olduğu belirlenen 1 işyeri mühürlendi, 8 işyerine de kapalı alanda sigara kullanılmasıyla nedeniyle işlem yapıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------

- Denetim noktaları

- Araçların aranması

- Şüphelilerin kimlik sorgulaması

- İşyerlerinin denetlenmesi

- Özel hareket polisleri ve zırhlı araçlar

- Kıraathanelerin denetlenmesi

- Genel ve detay görüntüler

==================================================

Varto'dan Avrupa'ya elişi hediye

MUŞ'un Varto ilçesinin Yurttutan köyüne bağlı Toklu mezrasındaki kadınlar, el emeği göz nuru dökerek yaptıkları başörtülerini Avrupa'da bulunan yakınlarına hediye olarak gönderiyorlar. Oyalı başörtülerin tamamen el emeği ile yapıldığına işaret eden kadınlardan Gülümser Özlü, "1966 Varto depreminden sonra devlet evleri yıkılanları isteğe bağlı olarak çalışmak için Avrupa ülkelerine gönderdi. Bu nedenle oralarda akrabalarımız var. Tatile gelenler aracılığı ile hazırladığımız başörtüleri akrabalarımıza hediye olarak gönderiyoruz. Avrupalılarda beğenmiş ama biz bu işin ticaretini yapmayı hiç düşünmedik" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Mezralı kadınların, genç kızların evde toplanarak başörtüsü yapması

-Mezralı kadınların yaptıkları başörtüler

-Kadınlarla röp

=============================================

Burdur'da denetlenen 280 motosikleten 176'sına ceza

BURDUR Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi tarafından denetlenen 280 motosiklet ve elektrikli bisikletten 176'sına eksik evrakları nedeniyle 71 bin lira ceza yazılırken, 26 motosiklet trafikten yasaklandı.

Motosiklet ve elektrikli bisikletlerin karıştığı kazalarda artış görülünce Burdur Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ekipleri denetimlerini artırdı. Kentin çeşitli bölgelerinde denetim yapan trafik ekipleri belgeleri eksik sürücülere cezai işlem uyguladı. 1- 31 Ekim tarihleri arasında 280 motosiklet ve elektrikli bisikleti denetledi. Tescil belgesi olmayan 26 motosiklet trafikten yasaklandı. Evrakları eksik olan 176 motosiklet ve elektrikli bisiklet sürücüsüne ise 71 bin 414 TL ceza yazıldı.

Öte yandan, Burdur'da 1- 31 Ekim tarihleri arasında motosiklet ve elektrikli bisikletlerin karıştığı 20 kazada, 1 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

- Polis denetiminden genel detaylar

============================================

Barodan milletvekillerine mektup

İZMİR Barosu yönetimi, kısa süre önce çıkarılan 675 ve 676 sayılı kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile savunmaya ve savunma hakkına kısıtlamalar getirildiğini belirterek, TBMM'de bulunan siyasi partilerin milletvekillinin tümüne birer mektup göndererek, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik her türlü girişimin karşısında olacaklarını bildirdi.

Baro Başkanı Av. Aydın Özcan imzasıyla milletvekillerine gönderilen mektupta, "İzmir Barosu olarak 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu günden bu yana, hukukun askıya alındığı her türlü kalkışmanın karşısında olduğumuzu defalarca açıkladık. Evrensel hukuk normlarının eksiksiz uygulanması gereğinin altını çiziyoruz. Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk gibi davaları hatırlatıyoruz. Hukuk, muhalifleri sindirme aracı haline getirilmemeli; kamu vicdanı zedelenmemelidir" denildi.

Tüm milletvekillerine gönderilen mektup şöyle: "15 Temmuz darbe girişimi, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk Milleti tarafından yırtıp atılan Sevr'in yüz yıl sonra yerli ve dış işbirlikçiler eliyle hayata geçirilme çabasıdır. İzmir Barosu olarak 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu günden bu yana, hukukun askıya alındığı her türlü kalkışmanın karşısında olduğumuzu defalarca açıkladık. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, ifade özgürlüğü, iletişim özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırılamayacağını, bu hakları bertaraf eden her türlü düzenlemenin de karşısında olduğumuzu tekrar ediyor; bir kez daha evrensel hukuk normlarının eksiksiz uygulanması gereğinin altını çiziyoruz. 675 ve 676 sayılı KHK lar ile getirilen düzenlemeler ile, kovuşturmada en çok üç avukat bulunabilecektir, yargılanan kişilerin savunma hakkı kısıtlanmaktadır, adil yargılanma hakkı ihlal edilmektedir. Mahkeme kararı olmadan avukatın bir takım davalarda görev yapması kısıtlanmaktadır. Şüphelilerin avukatları ile yaptıkları görüşmeler kayıt altına alınabilecek, görüşme sırasındaki belgelere el konulabilecektir. Adil yargılanma hakkının bir parçası olan "kendi aleyhine delil sunmama-susma hakkı" bertaraf edilerek şüpheli ile avukatı arasındaki görüşmeler izleme altında gerçekleştirilecektir. Tüm görüşmeler izleme altında olmasına rağmen, gözaltına alınanlar hiçbir sebep yokken 24 saat avukatıyla görüştürülmeden bekletilebilecektir. Savunmaya verilen tanık ve uzman kişi dinletme hakkı inisiyatif konusu haline getirilmektedir. Zorunlu müdafiilik gerektiren hallerde müdafi bulunmasa dahi yargılamaya devam edilebilecektir. Yargılanan çocuk veya kendisini savunamayacak derecede malul, sağır, dilsiz bile olsa hukuksal yardım almadan yargılanabilecektir. Bu değişiklikle müdafiin gelmediği hallerde hâkimin "derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapacağına" dair TCK" nun 151. maddesinin 1. fıkrası da kadük hale getirilmektedir. Şüphe üzerine başlatılan soruşturmalarda hiçbir yargı kararı olmaksızın bireylerin temel haklarından mahrum edilmesi, yargısız infazla mahkum edilmelerine eş değer teşkil edecektir. Ülkemizi gerek uluslararası kamuoyunda gerekse AİHM önünde mahkum konumuna düşürecektir."

OHAL kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile yargının iddia makamının gün geçtikçe yetkilerle donatılarak güçlendirildiği, savunma makamının ise aciz ve işe yaramaz hale getirildiği dile getirilen mektup şöyle devam etti:

"İddia ve savunma birbirini tamamlayan eşit unsurlardır. Biri olmadan diğerinin olması kabul edilemez. Savunmanın güçsüzleştirildiği, avukatlık mesleğinin itibarsızlaştırıldığı bir sistemde iddianın baştan kazanacağının belirlendiği gibi adil yargılanma hakkının da ağır bir şekilde ihlal edileceği bilinmelidir. Hukuk devletinde doğal hakim ilkesinin hayata geçirilmesi ve hakimin tarafsız bağımsız olması esas olmalıdır. Hatırlayınız ki, Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk gibi hukuka aykırı tüm yargılamalar, ülkemizi daha karanlık bir döneme sürüklemiştir. Hukuk, muhalifleri sindirme aracı haline getirilmemeli; kamu vicdanı zedelenmemelidir. Sonuç olarak; siyasi iktidarı ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki hangi siyasi partiye mensup olursa olsun tüm milletvekillerini demokrasiye, hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne, savunma hakkına, yargı bağımsızlığına; ifade, iletişim ve basın özgürlüğü ile ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz."

==========================================

DHA

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Tel : +49 (0) 615098 03 04 Faks : +49 (0) 615098 03 05