• BIST 107.041
  • Altın 143,619
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Berlin 16 °C
  • Frankfurt 15 °C
  • Paris 18 °C
  • Ankara 24 °C
  • İstanbul 31 °C
  • İzmir 28 °C
  • Stockholm 17 °C

Atatürk: Bugünden bir bakış

Atatürk: Bugünden bir bakış
ENGİN BERBER - Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 75 yıl önce bu ay yaşamını yitirdi.Onun kişiliği ve yaptıklarını...
ENGİN BERBER - Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 75 yıl önce bu ay yaşamını yitirdi. Onun kişiliği ve yaptıklarını konu edinen, değişik türde çok sayıda çalışma okudum. Kimin ne yazdığı, neden yazdığı ve neyi yazmadığını biliyorum ama uzun uzadıya anlatacak ne yerim, ne de zamanım var. Türkiye tarihinin son 200 yılını yıllardır konuşup yazan birisi olarak, Atatürk ve yaptıkları hakkındaki bazı düşüncelerimi paylaşmak isterim. Atatürk, emperyalizmin Düyun-u Umumiye ile Osmanlı Devleti’ne ekonomik pranga vurduğu yıl, orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Burada bir parantez açarak, Osmanlı orta sınıfının servet edinme biçimi, düşünsel donanım ve gündelik yaşam pratikleri bakımından, Batı’daki burjuva sınıfına tekabül etmediğini (karşılamadığını) belirtmek isterim. Tanınmış biyografi yazarlarımızdan Şevket Süreyya’nın (Aydemir) bir konuşmasında vurguladığı üzere, Atatürk’ü (ve yaptıklarını) içinden çıktığı sosyal sınıf, toplum ve dönemsel koşullardan bağımsız değerlendirmek mümkün değildir . Konuya böyle yaklaşıldığında Atatürk’ün neden anti-emperyalist olduğu tamamen; Bolşeviklerden siyasi, askeri ve ekonomik destek aldığı halde sosyalizmi neden benimsemediği ise, kısmen anlaşılır oluyor. “Kısmen” demem, Atatürk’ün sosyalizmi benimsemeyişinin, sadece içinden çıktığı sosyal sınıfla ilgili olmadığına işaret etmek içindir. Şöyle ki, ekonomiyi devlet denetimine sokmayı hedefleyen sosyalizm benimsenmiş olsaydı, özel mülk olan toprakların kamu mülkiyetine (ortaklaşacılık/kolektifleştirme) alınması gerekecekti. Oysa Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti’ne en önemli desteği (orta sınıftan) büyük toprak sahipleri (eşraf) vermişti. Bunların Anadolu köylüsünü, ayanlıktan miras itibarlı konumları ve de onlardan alacaklı olmaları nedeniyle iktidara karşı yönlendirmesi zor değildi. Hiç kuşkusuz Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlayan önder olmaktan kaynaklanan karizması ile ordu üzerinde kurduğu denetimin, iktidarını sürekli kılmaya yetmeyeceğini biliyordu . Bu sebeple büyük toprak sahiplerini karşısına alacak bir iktisadi modeli tercih edemezdi. Erken cumhuriyet döneminde devletin, muhtaç köylüsünü hazine arazilerini dağıtarak topraklandırması bundandır. Ne yazık ki, Türkiye solu bir dönem, “Burjuva Kemal” sloganını diline pelesenk etmişti . Yeri gelmişken, “Atatürk’ün sosyalizmi tercih etmeyişi, O’nu burjuva yapmaz” demek istiyorum. Osmanlı orta sınıfının, Batı’nın burjuvasına tekabül etmediğini yazmıştım. Kaldı ki, erken yaşta babasını (finans kaynağını) kaybeden Atatürk, başta özel okula gönderilme olmak üzere, dönemin orta sınıfına özgü pratikleri hakkıyla yaşamamış, parasız yatılı okuyarak eğitimini tamamlayabilmiştir. Tarihsel koşulları iyi değerlendirerek devlet mekanizmasını ele geçiren Atatürk, Tanzimat dönemindeki yönetsel değişimin mimarı ve de ürünü olan (asker) bir bürokrattır. Bulunduğu yeri aldığı eğitime borçlu olan bu insan, Batı’da yaşasaydı küçük burjuvazinin okumuş kanadına dahil olurdu . Cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine armağan edilmiş ev ve çiftlik gibi gayrimenkullerden hareketle burjuva olduğu söyleniyorsa, Atatürk’ün vasiyetinde bunların tümünü devlete bıraktığı anımsanmalıdır. Atatürk’ün öncelikle yapmak istediği, idari ve toplumsal zeminde çağdaşlaşmış bir Türkiye kurmaktı. Bu amaçla saltanat kaldırılarak babadan oğla geçen geleneksel yönetime son verildi; Cumhuriyet ilan edilerek hukuk yönetimin niteliği haline getirildi; hilafet kaldırılarak egemenliğin kaynağı gökyüzünden yeryüzüne (Tanrıdan halka) indirildi; Medeni Kanun ile erdemli yurttaşın tanımı yapıldı; demokrasinin temeli olan laikliği güçlendiren bir dizi adım (tekke ve zaviyelerin kapatılması, eğitimin birleştirilmesi, şapka giyilmesi, alfabenin değiştirilmesi vb.) atıldı. Bu radikal yeniliklerin, “Burjuva devrimi” olarak betimlenmesi yanlış değil. Ancak köhnemiş Osmanlı düzeni karşısında, Türkiye Cumhuriyeti ve kazanımlarının halkımız için tarihsel bir ilerleme olduğu gerçeğini unutmamak şartıyla. Lozan Konferansı’na verilen ara sırasında, İzmir’de toplanmış Türkiye İktisat Kongresi’nde Atatürk, egemen sınıflar (büyük toprak sahipleri+İstanbul’un büyük ticaret erbabı) ile bir burjuva iktisadi programı üzerinde anlaşmıştı. Bu işbirliği, 1929 iktisadi buhranından sonra uygulamaya konulan devletçiliğe rağmen, genel anlamda İkinci Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir. Bu süreçte Atatürk, devlet mekanizmasını egemen sınıfların hizmetine vermeme konusunda son derece kararlı davranmıştır. Bugün geldiğimiz noktada cumhuriyet ve siyasal kazanımları, siyasi ve iktisadi küresel güç odaklarının yönlendirdiği iktidar ve yandaşlarının ağır saldırısı altındadır. İktidarın öğrenci evlerine şaşı bakışı da, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Daha eşitlikçi, paylaşımcı, toplumcu, kamucu ve aydınlanmacı bir düzene varmak için, laik cumhuriyet ve siyasal kazanımlarına mutlaka sahip çıkılmalı. Kendisine “ilerici” ve “yurtsever” diyen herkes, ayrıntılara ve kendi mücadele geçmişine takılmadan bu pozisyonu almalıdır. Ölümünün 75. Yılı Anısına Saygıyla… *Prof. Dr. Engin Berber:Ege Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Siyasi Tarih ABD. 1-Abdi İpekçi, İnönü Atatürk’ü Anlatıyor, İstanbul: Dünya Kitapları, 2004, s. 134. 2-Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı yaptığı süreçte, Ankara Hükümeti’ni uğraştıran kitlesel silahlı kalkışmalar: Şeyh Sait ve Dersim ayaklanmalarının vurucu gücü, yerel toprak sahiplerince yönlendirilmiş köylülerdi. 3-Muhaliflerin, O’nun yeniden milletvekili seçilmesini engellemek için verdikleri yasa tasarısı; 1924 Anayasa taslağı mecliste görüşülürken cumhurbaşkanına verilmiş yetkilerinin törpülenmesi vb. örnekleri anımsatmak isterim. 4-Aynı dönemde Türkiye sağı da, çoğu yakın geçmişte yapılmış heykellerinden hareketle “Beton Mustafa” sloganı atıyordu. 5-Küçük burjuvazinin okumamış (muhafazakâr) kanadını esnaf oluşturur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Almanya ile kriz yok, 'iletişim hatası' var24 Temmuz 2017 Pazartesi 19:25
  • 'Hiçbir Alman şirketini soruşturmuyoruz'24 Temmuz 2017 Pazartesi 18:42
  • Adil Öksüz Almanya'da mı?24 Temmuz 2017 Pazartesi 16:52
  • 'Almanya krizi FETÖ'cüleri rahatlattı'24 Temmuz 2017 Pazartesi 15:01
  • Cumhuriyet gazetesi davası başladı24 Temmuz 2017 Pazartesi 11:17
  • Polise rüşvet operasyonu24 Temmuz 2017 Pazartesi 10:28
  • Siirt'te hain saldırı: 1 şehit, 2 yaralı24 Temmuz 2017 Pazartesi 09:57
  • Kapıkule'de kuyruk çilesi sürüyor23 Temmuz 2017 Pazar 21:20
  • Kuran Kursu’nda cinsel tacize 25 yıl hapis istemi23 Temmuz 2017 Pazar 21:04
  • Protokolde kavga çıktı, bakan arada kaldı23 Temmuz 2017 Pazar 19:15
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
    Tel : +49 (0) 615098 03 04 Faks : +49 (0) 615098 03 05